WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/2491 E.  ,  2023/4096 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2491
Karar No:2023/4096

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Genel Müdürlüğü
(… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) … Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Maden Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Tuz Gölünde bulunan maden sahası için 03/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen ihaleyi kazanan davacı tarafından, maden sahasının işletmeye hazır hale getirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmasına rağmen ihalenin ve maden işletme ruhsatının idarenin kusuru sebebiyle iptal edilmesinden dolayı maden sahasının fiilen işletilmediğinden bahisle ER:... (S:...) sayılı III. Grup işletme sahasına ait ruhsatlarının idarece iptal edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen sabit yapı-makina ve teçhizatlardan doğan 26.000.000,00-TL, kâr kaybından doğan 190.000.000,00-TL, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ait yasal faiz karşılığından doğan 2.962.000,00-TL, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ilişkin kur farkından doğan 1.310.540,00-TL, işçilik giderleri ve ÇED belgesi için yapılan masraflardan doğan 700.000,00-TL olmak üzere toplam 220.972.540,00-TL (miktar arttırımı talebinde bulunulmak suretiyle) zararın dava tarihinden (ihale bedeli yönünden 12/09/2011 tarihinden) itibaren işletilecek faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından Tuz Gölü Havzasında arama ruhsatı verilmesine ilişkin olarak gerçekleştirilen ihale üzerinde kalan davacı tarafından, arama ruhsatına konu alanın, ihalenin yapıldığı tarihteki imar planında tuz üretim sahası olarak belirlenmediğinden bahisle ihalenin ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine arama ruhsatının … tarih ve … sayılı Olur ile iptal edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 220.972.540,00-TL (miktar arttırımı talebinde bulunulmak suretiyle) zararın dava tarihinden (ihale bedeli yönünden 12/09/2011 tarihinden) itibaren işletilecek faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,
Mahkemelerinin 02/07/2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 30/11/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren bilirkişi raporunda, kantar ve müştemilatı, tuzla bölgesinde havuzları çevreleyen yollar, seddelerin depolama yeri, tuzla bölgesinde seddeler üzerinde bulunan 2 adet konteyner bedelleri toplamının 24.802.033,96-TL olduğu, ÇED yatırım maliyet unsurunun 437.150,00-TL olduğu, 01/10/2011 ile 31/08/2015 tarihleri arasında 569.400,38-TL işçilik giderinin bulunduğu, ihale bedelinin davalı idareye ödendiği tarih ile idarece davacıya iade edildiği tarih arasında 2.710.232,88-TL değer kaybının bulunduğunun belirtildiği, söz konusu raporın hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, bu durumda, toplam 28.518.817,22-TL'nin dava açma tarihi olan 02/02/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulü ile 28.518.817,22-TL'nin davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler yönünden ise tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince;
Davacının mahrum kaldığını iddia ettiği karın, hukuka aykırılığı tespit edilen işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmesi muhtemel bir husus olduğu anlaşılmakla, bu kapsamda bahsi geçen zarar kalemi kesin bir niteliğe haiz olmadığından davacının bu yöndeki tazminat talebinin karşılanmasına imkan bulunmadığından davacının bu kısma yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmediği;
Tarafların sabit yapı-makine teçhizat zararı, ihale bedeline ilişkin kur farkından doğan zarara ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinden; davacı şirketin ruhsatının iptal edilmesine ilişkin işlemin dayanağı olan yargı kararlarının gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda, idarenin madencilik dâhil her türlü insan faaliyetinin yasaklandığı sahanın kullanım amacına aykırı olarak ve plan hükümlerini bertaraf edecek şekilde tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarmasında hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, ihaleyi kazanan davacı şirket tarafından bu ihale nedeniyle söz konusu işe özgü yapılan yatırım giderlerinin tazminat hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde davalı idarece tazmini gerektiği,
İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi raporu ve davacı şirket tarafından sunulan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarının içeriklerinde yer alan teknik bilgilerin "yol ve sedde yapımı maliyeti" ile "kantar ve konteyner maliyeti" kalemlerinden oluşan yatırım maliyetlerinin hesaplanması noktasında mahkemece değerlendirmeye esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından ve usûl ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmadığından, söz konusu raporlarda yer alan teknik bilgilerin dikkate alınarak yatırım maliyetlerine ilişkin zararın hesaplanması gerektiği,
Buna göre, tazminat miktarının ("ihale bedelinin yasal faizi + yol ve sedde yapımı maliyeti + kantar ve konteyner maliyeti (hurda değerleri hariç) + ÇED raporu alınması için yapılan giderler + işçi giderleri - sahadan elde edilen gelir" formülüyle) belirlenmesi gerektiği, davacının defter ve belgelerinin incelenmesinden, davacı tarafından bu işle ilgili satış yapılmadığı, davalı idarece izin verilmediği bu nedenle bu işle ilgili bir gelir elde etmediği,
Bilirkişi incelemesi sonucunda 30/11/2020 tarihinde kayda giren bilirkişi raporununda ki hesaplamanın yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde yapıldığı anlaşıldığından tarafların bu kısma yönelik istinaf başvuruları yerinde görülmediği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, tarafların istinaf başvurularının belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar değerlendirilmeden ve keşif yapılmaksızın karar verildiği, ruhsat alındıktan sonra üretilen tuzun idarenin uhdesinde kaldığı, üretilen tuzun idarenin hizmet kusuruna dayalı işleminden dolayı satılmadığı, söz konusu tuzun satılamamasından ve ruhsat sürecinde elde edecekleri kâr kaybından kaynaklanan zararın tazmini gerektiği, makine ve teçhizatlardan doğan zarara ilişkin hesaplama yapılmadığı, kur farkından doğan zararın da tazmini gerektiği, ihale bedelinin enflasyon farkı dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucunda tazmini gerekirken yasal faiz oranı işletilerek tazmini yönünde karar verildiği, tazmin taleplerinin reddedilen kısımlarının da kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlar tekrar edilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının davanın kabulüne ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlar tekrar edilerek ve davacının kâr mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından davalı idarenin temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davacı ile davalı idarenin temyiz istemlerinin kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kâr kaybından doğan 190.000.000,00-TL tutarındaki talep yönünden davanın reddi, ihale bedeli üzerindeki tasarruf hakkından yoksun kalınan döneme ilişkin yasal faiz karşılığından doğan 2.710.232,88-TL tutarındaki zarar yönünden davanın kabulü, bu zarar kalemine ilişkin 251.762,12-TL tutarındaki zarar yönünden ise davanın reddi, ihale bedeli üzerindeki tasarruf hakkından yoksun kalınan döneme ilişkin kur farkından doğan 1.310.540,00-TL tutarındaki zararın tazmini istemi yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısımların onanması gerektiği; davacı ve davalı idarenin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile sabit yapı-makine teçhizat harcamaları ile işçilik giderleri ve ÇED belgesi için yapılan harcamalardan doğduğu ileri sürülen zararın tazmini istemi yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvursunun reddine ilişkin kısımların ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlığa konu ihaleyi gerçekleştiren Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı merkez birimlerinden Maden İşleri Genel Müdürlüğü yerine 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 763. ve devamı maddeleri uyarınca Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) kurulmuştur.
09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı (3. Mükerrer) Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 118. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'na eklenen Geçici 31. maddesinin 3. fıkrasında, "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğünden önce mülga Genel Müdürlükler adına yapılmış mevcut sözleşmeler ve protokoller MAPEG’e devredilmiş sayılır. Genel Müdürlükler tarafından yapılmış olan sözleşme ve protokoller ile ilgili dava ve icra takipleri dâhil olmak üzere mülga Genel Müdürlüklerin leh ve aleyhine açılmış davalar ve icra takiplerinde MAPEG kendiliğinden taraf sıfatı kazanır." kuralına yer verildiğinden, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün davalı sıfatıyla taraf olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Tuz Gölü havzasında bulunan ER:... (S:...) numaralı sahaya ilişkin olarak 03/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunda davacı şirkete 04/05/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere on yıl süreli işletme ruhsatı verilmiş, davacı şirket tarafından maden sahasının üretime hazır hale getirilmesi için çalışmalara başlanmıştır.
ER:... (S:...) numaralı sahaya ilişkin olarak 03/08/2011 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle dava açılmış, söz konusu davada ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu ihalenin iptaline karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu Dairemizce kesin olarak reddedilmiş ve anılan karar onanmıştır.
Aktarılan süreç sonrasında, anılan Mahkeme kararı gereğince ER:... (S:...) sayılı maden sahasına ilişkin 03/08/2011 tarihli ihalenin ve işletme ruhsatının Genel Müdürlük makamının … tarih ve … sayılı oluru ile iptal edilmesine karar verilmiş ve bu karar davacı şirkete bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı şirket tarafından bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiş; anılan maddenin gerekçesinde, bilirkişinin raporunu mahkemece belirlenen sınırlar dâhilinde tümüyle maddi vakıalara hasrederek kendisine yöneltilen somut soruları bilimsel dayanaklarını açık ve anlaşılır biçimde göstermek ve eksiksiz olarak cevaplandırmak suretiyle hazırlaması ve ayrıca raporunu kaleme alırken özel ve teknik bilgi bağlamında uzman kimliği bulunmayan hâkimin ve tarafların anlayabileceği kavramları ve terimleri kullanmaya özen göstermesi gerektiği vurgulanmış; 281. maddesinde, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise, hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının; kâr kaybından doğan 190.000.000,00-TL, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ait yasal faiz karşılığından doğan 2.962.000,00-TL, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ilişkin kur farkından doğan 1.310.540,00-TL tutarındaki zararın tazmini talebine ilişkin kısımları incelendiğinde;
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın söz konusu kısımları usul ve hukuka uygun olup davacı ve davalı idare tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının; sabit yapı-makine ve teçhizatlardan doğan 26.000.000,00-TL, işçilik giderleri ve ÇED belgesi için yapılan masraflardan doğan 700.000,00-TL tutarındaki zararın tazmini talebine ilişkin kısımları incelendiğinde;
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişi incelemesine ilişkin düzenlemelerine göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgi ile çözümlendirilecek konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunlu olup bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde, bilirkişilerce hazırlanan raporların, olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği; bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Bilirkişi heyeti, mahkeme tarafından kendisine yöneltilen sorulara cevap oluşturacak nitelikte ve görüşüne başvurulan hususu tam olarak açıklayıcı mahiyette bir rapor vermelidir. Somut duruma uygun olmayan ya da somut durum karşısında yetersiz kalan beyanlar, bilirkişi raporu olarak kabul edilmemelidir (ATALAY Oğuz, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1940-1941).
Dosyanın incelenmesinden, Tuz Gölü havzasında bulunan ER:... (S:...) numaralı sahaya ilişkin olarak 03/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunda davacı şirkete 04/05/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere on yıl süreli işletme ruhsatı verildiği, davacı şirket tarafından maden sahasının üretime hazır hale getirilmesi için çalışmalara başlandığı, 03/08/2011 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle açılan davada ihalenin iptaline karar verilmesi üzerine maden sahasına ilişkin işletme ruhsatının iptal edildiği, bunun üzerine davacı tarafından maden sahasına ilişkin ihalenin hazırlık aşamasını mevzuata uygun biçimde gerçekleştirmediği ve bu durumun hizmet kusuru niteliğinde olduğundan bahisle hizmet kusuruna dayalı işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı, dava dilekçesinde sabit yapı-makine ve ekipmanlarından doğan zarar karşılığında 100.000,00-TL, maden sahasının işletilmemesine bağlı olarak ortaya çıkan kâr mahrumiyeti karşılığında 100.000,00-TL, ihale bedeli olarak yatırılan tutarın geri ödendiği tarihe kadar geçen sürede kur farkından doğan zarar karşılığında 100.000,00-TL, ihale bedeli olarak yatırılan tutarın geri ödendiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi karşılığında 100.000,00-TL ve ruhsat ve izin süreçlerinde yapılan giderler ile işçilik masrafları karşılığında 100.000,00-TL olmak üzere toplam 500.000,00-TL zararın tazminin talep edildiği, İdare Mahkemesinin 02/07/2020 tarihli ara kararı ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun hazırlanarak dosyaya sunulduğu, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasını müteakiben davacı tarafından 16/12/2020 tarihli miktar artırımı dilekçesi ile sabit yapı-makine ve ekipmanlarından doğan zarar nedeniyle talep edilen miktarın 26.000.000,00-TL'ye, maden sahasının işletilmemesine bağlı olarak ortaya çıkan kâr mahrumiyetinden doğan zarar nedeniyle talep edilen miktarın 190.000.000,00-TL'ye, ihale bedeli olarak yatırılan tutarın geri ödendiği tarihe kadar geçen sürede kur farkından doğan zarar nedeniyle talep edilen miktarın 1.310.540,00-TL'ye, ihale bedeli olarak yatırılan tutarın geri ödendiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi karşılığında talep edilen miktarın 2.962.000,00-TL'ye, ruhsat ve izin süreçlerinde yapılan giderler ile işçilik masrafları karşılığında talep edilen miktarın 700.000,00-TL'ye ve talep edilen toplam miktarın 220.972.540,00-TL'ye artırıldığı, İdare Mahkemesi'nce bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar çerçevesinde sabit yapı- makine ve ekipmanlarından doğan zarar kapsamındaki talep yönündeen kantar ve müştemilatı, tuzla bölgesinde havuzları çevreleyen yollar, seddelerin depolama yeri, tuzla bölgesinde seddeler üzerinde bulunan 2 adet konteyner bedelleri nedeniyle 24.802.033,96-TL, ÇED belgesi için yapılan harcamalar nedeniyle 437.150,00-TL, işçilik giderleri kapsamında 569.400,38-TL, ihale bedeli olarak yatırılan tutarın geri ödendiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi karşılığında 2.710.232,88-TL olmak üzere toplam 28.518.817,22-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine geriye kalan talepler yönünden ise davanın reddine karar verildiği, tarafların karara karşı yapmış oldukları istinaf başvurusunun reddi üzerine, davalı ve davacı tarafından temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu maden sahasına ilişkin olarak 03/08/2011 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "ihalenin yapıldığı tarih itibarıyla, düzenleyici nitelikteki imar planında tuz üretim sahası olarak belirlenmeyen; Göl, Gölün Kış Seviyesi, Hassas A Zonu ve 1. Derece Doğal Sit alanı sınırları içerisinde kalan sahada, madencilik dâhil her türlü insan faaliyetinin yasaklanmasına karşın, sahanın kullanım amacına aykırı olarak ve plan hükümlerini bertaraf edecek şekilde tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ve bu karar Dairemizce onanarak kesinleşmiş, bunun üzerine davalı idare tarafından Mahkeme kararı gereğince ER:... (S:...) sayılı maden sahasına ilişkin işletme ruhsatının iptaline karar verilmiştir.
Davacı tarafından işletme ruhsatının iptaline ilişkin işleme karşı açılan dava ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Bu itibarla, davacı şirketin işletme ruhsatının iptal edilmesine ilişkin işlemin dayanağı olan yargı kararlarının gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda, idarenin madencilik dâhil her türlü insan faaliyetinin yasaklandığı sahanın kullanım amacına aykırı olarak ve plan hükümlerini bertaraf edecek şekilde tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarmasında hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, ihaleyi kazanan davacı şirket tarafından ihale konusu maden faaliyetine başlanması amacıyla yapılan giderlerin tazminat hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde davalı idarece tazmini gerekmektedir.
İdare Mahkemesi'nce 11/01/2018 tarihli ara kararı ile zararın tespitine ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması istenilmiş, davacı tarafından ara kararına cevaben sunulan dilekçede sabit yapı ve makine teçhizatlarından kaynaklanan zararlara ilişkin olarak … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda maden sahasında yapılan imalatlar ile kullanılan makine teçhizatları ile bunların değerinin tespit edildiği belirtilmiş, ayrıca davacı şirketin 01/01/2011-31/12/2015 tarihleri arası döneme ait detay mizan ve ayrıntılı bilançoları sunulmuştur.
İdare Mahkemesi'nin 02/07/2020 tarihli ara kararı ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile maden sahasında inşa edilen seddelerden oluşan sabit yapılar, işçilik giderleri ve ÇED belgesi giderlerine ilişkin olarak hesaplama yapılmış, davacı tarafından söz konusu raporda hesaplanan tutarlara istinaden miktar artırımı dilekçesi ile talep edilen miktar artırılmıştır.
Aktarılan süreç sonrasında İdare Mahkemesi'nce dosyaya sunulan bilirkişi raporunda yer alan tutarlar dikkate alınarak sabit yapı, işçilik giderleri ve ÇED belgesi giderlerine ilişkin olarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu, kabule ilişkin kısımlar yönünden istinaf başvurusunun reddedildiği, davalı idare tarafından kabul edilen kısımlar yönünden davacı tarafından ise makine teçhizat maliyetine ilişkin olarak reddedilen kısım yönünden temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakta olup, raporda yer alan tespitler ile dosya içeriğinde yer alan diğer hususlar dikkate alınarak talep konusunun oluşturan kalemler bakımından ayrı irdeleme yapılması gerekmektedir.
A) Sabit yapı-makine ve teçhizatlardan doğan 26.000.000,00-TL tutarındaki talep yönünden;
Davacı tarafından dosyaya sunulan 02/02/2016 ve 16/12/2020 tarihli dilekçelerden, tazmini talep edilen yatırım maliyetlerinin "sabit yapı-makine teçhizat maliyeti" ve "işçilik giderleri ile ÇED belgesi giderleri" kalemlerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Sabit yapı- makine teçhizat maliyetine ilişkin zarar kalemi yönünden davacı tarafından toplam 26.000.000,00-TL talep edilmiş olup söz konusu zarar kaleminin içeriği … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında alınan iki ayrı bilirkişi raporunda yer alan tespitlere dayanmaktadır. Bu raporlardan ilkinde tuz üretim sahalarının oluşturulması inşa edilen yollar, seddeler ile depolama yerinin ve bunların üzerindeki kantar, müştemilatı ile konteynırların maliyeti 24.772.033,96-TL olarak hesaplanmış, diğer raporda ise maden sahasındaki diğer makine ve teçihizatların bedeli 460.500,00-TL olarak hesaplanmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından sabit yapı-makine teçhizat maliyeti kalemi kapsamında talep edilen zarar tuz üretim sahalarının oluşturulması inşa edilen yollar, seddeler ile depolama yerinin ve bunların üzerindeki kantar, müştemilatı ile konteynırların maliyeti ile makine ve teçhizatların bedelinden oluşmaktadır.
1-Sabit yapıların inşasına ilişkin yatırım maliyeti yönünden;
Sabit yapıların inşasına ilişkin yatırım maliyeti, davacının ruhsat kapsamında tuz üretimi yapacağı havuzların oluşturulması için inşa edilen ve sedde olarak adlandırılan imalatlardan ibarettir.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda, sabit yapılara ilişkin olarak … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında inşaat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda yer alan veriler esas alınarak zarar hesabı yapılmıştır. Anılan raporun sahada yapılan keşif sonucunda hazırlandığı, inşa edilen yapı türlerinin ve bunların imalatında kullanılan malzemelerin kalem kalem tespit edildiği, daha sonra kullanılan toplam malzeme miktarının her bir kalem için hesaplandığı, kullanılan malzemelerin oranı, miktarı ve bu malzemelerin kamu kurumlarınca yayınlanan 2016 yılına ait birim fiyat cetvellerindeki birim fiyatlarının çarpılması sonucu yapılan imalatların 2016 yılı itibarıyla bedelinin ne olduğunun tespit edilmesine dayanan bir hesaplama yöntemi benimsendiği, raporda tuz üretim sahalarının oluşturulması için inşa edilen yollar, seddeler ile depolama yerinin ve bunların üzerindeki kantar, müştemilatı ile konteynırlar için hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplama sırasında davacı şirketin defter-belgeleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi fiili olarak bir harcama yapılıp yapılmadığı veya bu harcamaları ispata yarar fatura vb. belgelerinin mevcut olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi incelemesine ilişkin yukarıda aktarılan kurallara göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde, bilirkişilerce hazırlanan raporların, olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği; bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Öte yandan, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi ve zararın varlığının kabulü için, tazmini istenilen bu zararın gerçekleştiğine ilişkin somut bir delil bulunması, başka bir anlatımla, zararın, gerçekleşmiş, kesin ve belirli yani gerçek bir zarar niteliğinde olması, gerçek zararın ise ancak belgelendirilebilen harcamalar olarak kabul edilmesi gerekmekte olup maddi zararı kanıtlayıcı herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı ve maddi zararın ispat edilemediği hallerde talep edilen zararların tazminine karar verilmesi hukuken mümkün değildir.
İdare Mahkemesi'nce hükme esas alınan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda sabit yapılara ilişkin olarak yapılan değerlendirme ve tespitler yukarıda aktarılan hususlar çerçevesinde ele alındığında; sabit yapı imalatlarının bedelinin tespiti hususunda davacı şirketin mali kayıtları ile defter ve belgeleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmaksızın … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında yer alan hesaplamanın doğrudan dikkate alındığı, söz konusu raporun ise davacı şirket tarafından İdare Mahkemesi'nde bakılan işbu tam yargı davası açıldıktan sonraki tarihlerde Sulh Hukuk Mahkemesinde hasımsız olarak açıldığı, fiili olarak bir harcama yapılıp yapılmadığı, harcamanın hangi yılda yapıldığı ve bu harcamaları ispatlar nitelikte herhangi bir belgenin mevcut olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılmaksızın, tespit tarihi olan 2016 yılı fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya dayalı olarak düzenlendiği, bu bakımdan tespit davası kapsamında düzenlenen ve yatırım maliyetlerine ilişkin hesaplamalar bakımından tereddüde yer vermeyecek şekilde bilimsel esaslara dayalı gerekçe içermeyen delil tespiti raporu esas alınarak hazırlanan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun sabit yapılara ilişkin kısmının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer yandan davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan CD içeriğinin incelenmesinden; dava dışı … Taahhüt Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. unvanlı şirket tarafından davalı idareye sunulan 16/12/2015 tarihli dilekçede dava konusu maden sahasında yapılacak tuz üretimi için su toplama havuzlarının ve nakliye yolunun inşa edilmesi amacıyla davacı şirket ile 25/03/2014 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşme kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen davacı şirketten bakiye alacaklarının bulunduğunun belirtildiği, dilekçe ekinde yer alan 25/03/2014 tarihli eser sözleşmesinin dava konusu maden sahasında su toplama havuzlarının seddelerinin ve nakliye yolunun yapımına ilişkin olduğu, işin bedelinin ve yapım süresinin belirlendiği, davacı şirketin 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin muhasebe kayıtlarında da ... Yapı unvanlı şirkete ilişkin olarak "Satıcılar" hesabı altında kayıtların bulunduğu, bu durumun davacının dava konusu maden sahasındaki inşai faaliyetlerin bir kısmını veya tamamını bedel karşılığında adı geçen şirkete yaptırdığı ve maddi tazminat talebine konu yapım maliyetlerinin bir kısmının veya tamamının aslında eser sözleşmesi kapsamında adı geçen şirkete ödenen tutarlardan ibaret olduğu hususunda karine teşkil ettiği, ancak İdare Mahkemesince tazminata hükmedilirken bu hususta da herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bozma kararı üzerine yeniden karar verilmek üzere yapılacak incelemede, davacının sabit yapı/yol ve sedde yapımına ilişkin yatırım maliyetinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik olarak öncelikle ... Yapı unvanlı şirket ile imzalanan eser sözleşmesi uyarınca yapılan işlerin neler olduğunun ve davacı tarafından adı geçen firmaya sözleşme kapsamında ödenen tutarların tespit edilmesi, bu sözleşme kapsamında yapılan işlerin davacının iş bu davada sabit yapıya ilişkin olarak talep ettiği zarar miktarına konu işlerin tamamını kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, tazmin istemine konu işlerin tamamının bu sözleşme kapsamında yapılmış olması halinde eser sözleşmesi kapsamında yapılan harcamaların (belgelendirilmesi koşuluyla) dikkate alınması, aksi halde sözleşme kapsamında yapılan işlerin ayrıştırılarak kalan işlere ilişkin olarak öncelikle davacının zararını ispatlayan ve yapılan işler ile harcamaları karşılıklı olarak teyit eden bilgi ve belgelerin (fatura, ödeme belgesi, hakediş vb.) temin edilmesi, ardından davacının katlandığı sabit yapı yatırım maliyetlerinden kaynaklanan zararı olup olmadığına yönelik olarak gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yapılacak inceleme neticesinde bu kalem yönünden maddi tazminat talebine ilişkin karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, sabit yapı maliyetlerinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik eksik incelemeye dayalı olarak ve yalnızca delil tespiti kapsamında alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmeler esas alınarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2- Makine ve teçhizat giderlerine ilişkin yatırım maliyeti yönünden;
Davacı şirket tarafından idarenin kusuru sebebiyle sona eren madencilik faaliyeti kapsamında kullanılan makine ve ekipmanın iki sınıfa ayrılması mümkündür. İlk sınıf, tuz madenciliği haricinde başka alanlarda kullanılması mümkün olan (traktör, römork, greyder, asfalt kazıma makinesi, ekskavatör vb.) genel nitelikli araç, ekipman ve makinelerden oluşmaktadır. Söz konusu araçlar, ruhsat hukukunun iptal edilmesiyle birlikte davacı şirketin mülkiyetinde kalmaya devam edeceğinden davacı şirketin mal varlığında genel nitelikli bu makine ve ekipman yönünden bir azalmanın söz konusu olmadığı, başka bir anlatımla maddi bir zararının bulunmadığı, davacının mülkiyetinde bulunan araçların bedelinin ödenmesinin mükerrer ve haksız ödemeye yol açacağı anlaşıldığından, bu araçların maliyeti bakımından tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İkinci sınıfta yer alan makine ve ekipman ise, tuz üretiminde kullanılmak üzere özel imalat olarak üretilen, bu nedenle başka bir alanda tekrar kullanım imkânı bulunmayan, davacı açısından sadece hurda değeri olan bir kısım araçlardır.
Davacının 02/02/2016 ve 16/12/2020 tarihli dilekçelerinden, makine ve teçhizat giderlerine ilişkin tazminat talebine "sabit yapı-makine teçhizat ve ekipmanlardan doğan zarar" kalemi altında yer verildiği, ıslah dilekçesinde bu kaleme ilişkin toplam 26.000.000,00-TL'lik talebin 460.500,00-TL'sinin makine, teçhizat ve ekipman giderlerine ilişkin olduğu, söz konusu tutarın … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda tespit edilen tutar olduğu, anılan raporun sahada bulunan malzeme ve teçhizatların türü ile 2014 yılı itibarıyla piyasa değerinin tespiti suretiyle yapıldığı, malzeme ve ekipmanların bir kısmının yer üstünde bulunan jeneratör, kantar, inventör, pompa gibi malzemeler bir kısmının ise seddeler arası geçişi sağlayan borular olduğu, raporda malzeme türünün 2014 yılı piyasa değerinin belirlenmesine dayanan bir hesaplama yöntemi benimsendiği, yapılan hesaplama sırasında davacı şirketin defter-belgeleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi fiili olarak bir harcama yapılıp yapılmadığı veya bu harcamaları ispata yarar fatura vb. belgelerinin mevcut olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, gerek İdare Mahkemesi gerek Bölge İdare Mahkemesi kararında makine ve teçhizat maliyeti yönünden tazminat talebi karara bağlanırken, herhangi bir hukukî değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, bozma kararı üzerine yeniden karar verilmek üzere yapılacak incelemede, davacının makine ve teçhizatlara ilişkin yatırım maliyetinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik olarak öncelikle makine mühendisi bilirkişi tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D. İş: … sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 17/05/2016 tarihli raporda tespit edilen makine ve teçhizatlar arasında ... Yapı unvanlı şirket ile imzalanan eser sözleşmesinin uyarınca yapılan veya sağlanan malzeme veya ekipman ( seddeler arası geçişi sağlayan borular vb.) bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, eser sözleşmesi kapsamında sağlanan malzeme ve ekipman var ise bunların belirlenerek bu sözleşme kapsamında yapılan harcamaların (belgelendirilmesi koşuluyla) dikkate alınması, diğer malzeme ve ekipmanlara ilişkin olarak ise yukarıda yapılan değerlendirme çerçevesinde davacının ikinci sınıfta yer alan malzeme ve ekipmanları var ise öncelikle davacının bu kaleme ilişkin zararını ispatlayan bilgi ve belgelerin (fatura, ödeme belgesi vb.) temin edilmesi, ardından davacının katlandığı makine ve teçhizat yatırımı maliyetlerinden kaynaklanan zararı olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle tespit edilmesi, belirtilen kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirme neticesinde zararın tespiti halinde hurda değerleri düşülmek suretiyle maddi tazminat talebine ilişkin karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, makine ve teçhizat maliyeterinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik eksik incelemeye dayalı olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B) İşçilik ve ÇED belgesi giderlerine ilişkin yatırım maliyeti yönünden;
1-İşçilik giderleri ilişkin yatırım maliyeti yönünden;
Davacı tarafından işçilik giderlerine ilişkin olarak maden sahasındaki inşaat aşamasında 10 işçinin 3 yıl süreyle istihdam edildiği iddia edilerek söz konusu işçilerin maaliyetleri nedeniyle maddi zararın oluştuğu belirtilmiş, İdare Mahkemesi'nin maddi zararın dayanağı bilgi ve belgelerin talep edilmesine ilişkin ara kararına cevaben sunulan bilgi ve belgeler arasında 10 adet işçinin 01/10/2011-30/11/2015 tarihleri arasındaki ücret maliyetine ilişkin olarak serbest muhasebeci mali müşavir tarafından hazırlanan tabloya yer verilmiş ve işçilerin dava konusu maden sahası için çalıştığı beyan edilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce hükme esas alınan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda işçilik giderlerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, davacı şirketin beyanı işçi sayısı ve istihdam edilen süreye ilişkin beyanı doğrultusunda 01/10/2011-31/08/2015 tarihleri arasındaki işçilik maliyeti 569.400,38-TL olarak hesaplandığı ve İdare Mahkemesi'nce söz konusu tutar üzerinden maddi tazminata hükmedildiği, hesaplamaya esas alınan tablonun işçilerin gerçekten istihdam edildiğini ispata yarar herhangi bir veri (iş sözleşmesi, SGK kayıtları, ücret ödeme kayıtları vb.) içermediği, işçilerin adı ve soyadının dahi yer almadığı, yapılan hesaplama sırasında davacı şirketin defter-belgeleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi fiili olarak işçi istihdam edilip edilmediğinin araştırılmadığı, işçilerin istihdam edildiğini ispata yarar belgelerinin mevcut olup olmadığı hususunda da bir inceleme yapılmadığı, yalnızca davacı şirketin bu konudaki beyanının esas alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bozma kararı üzerine yeniden karar verilmek üzere yapılacak incelemede, davacının işçilik maliyetine ilişkin yatırım maliyetinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik olarak, öncelikle davacı şirketin 10 adet işçiyi dava konusu maden sahasında yapılan işler kapsamında istihdam edip etmediğinin (inşa faaliyetinin ... Yapı unvanlı şirket ile imzalanan eser sözleşmesinin uyarınca yapılmış olma duruma yönelik olarak yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alınarak) araştırılması, dava konusu maden sahasında yapılan işler kapsamında istihdam sağlanmış ise bu durumu ispata yarar bilgilerin mevcut olup olmadığının da somut olarak ortaya konulması ve zararın ispatlanması suretiyle bu kalem yönünden maddi tazminat talebine ilişkin karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu maden sahasında yapılan işler kapsamındaki işçilik maliyetlerinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik eksik incelemeye dayalı olarak ve zarar ispata yarar herhangi bir belge mevcut olmadan verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2- ÇED belgesi giderleri ilişkin yatırım maliyeti yönünden;
Davacı tarafından maden sahasına ilişkin ÇED belgesi için masraf yapılmak zorunda kalındığı iddia olunmuş, İdare Mahkemesi'nin maddi zararın dayanağı bilgi ve belgelerin talep edilmesine ilişkin ara kararına cevaben sunulan 19/02/2018 tarihli dilekçede ÇED sürecinde 3 ayrı firmaya ödeme yapıldığı belirtilerek bu firmalara ödeme yapıldığına ilişkin olarak muavin defter kayıtları sunulmuştur.
İdare Mahkemesi'nce hükme esas alınan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda ÇED belgesi giderlerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, muavin defter kayıtları incelenerek ve davacının beyanı ile farklılık arz eden hatalı tutarlar hesaplamaya dahil edilmeyerek 3 ayrı firmaya KDV hariç 437.150,00-TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, İdare Mahkemesi'nce söz konusu tutar üzerinden maddi tazminata hükmedildiği, davacı tarafından sunulan ve hesaplamaya esas alınan muavin defter kayıtlarının incelenmesinden 3 ayrı firmaya yapılan ödemelerin 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarında yapıldığı, dava konusu maden sahasına ilişkin ÇED olumlu belgesinin ise 20/08/2013 tarihinde düzenlendiği, ÇED olumlu belgesi alındıktan çok sonraki tarihlerde 3 ayrı firmaya ödeme yapılmış olmasına rağmen söz konusu firmalara yapılan ödemelerin dava konusu maden sahası için alınan ÇED olumlu belgesi kapsamında yapıldığını destekler nitelikte başka bir bilgi ve belge (sözleşme, ilgili şirketlerin bu konudaki beyanı vb.) mevcut olmadığı, davacının faaliyet konusunun madencilik olduğu ve başka maden sahalarına ilişkin ÇED belgesi için harcama yapabileceği gözetilerek herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bozma kararı üzerine yeniden karar verilmek üzere yapılacak incelemede, davacının ÇED belgesi maliyetine ilişkin yatırım maliyetinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik olarak ÇED olumlu belgesi alındıktan çok sonraki tarihlerde dahil olmak üzere 3 ayrı firmaya ödeme yapılmış olması hususunun davacının faaliyet konusunun madencilik olduğu gözetilerek araştırılması, muavin defter kayıtlarında yer alan ödemelerin dava konusu maden sahası için alınan ÇED olumlu belgesi kapsamında yapıldığını ispatlayıcı nitelikte başka bilgi ve belgelerin sunulması istenilerek söz konusu ödemelerden hangisi ya da hangilerinin dava konusu maden sahası için alınan ÇED olumlu belgesi kapsamında yapıldığının somut olarak ortaya konulması suretiyle bu kalem yönünden maddi tazminat talebine ilişkin karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, ÇED belgesi maliyetlerinden kaynaklanan maddi tazminat talebine yönelik eksik incelemeye dayalı olarak ve zararı ispata yarar destekleyici bilgi ve belgeler mevcut olmadan verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan işçilik ve ÇED belgesi giderlerine ilişkin olarak 16/12/2020 tarihli miktar artırımı dilekçesinde toplam 700.000,00-TL talep edilmiş olmasına rağmen, İdare Mahkemesi'nce söz konusu iki kalem için taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak biçimde toplam 1.006.550,38-TL (437.150,00-TL+569.400,38-TL) tazminata hükmedilmiş olup, bozma kararı üzerine mahkemelerce yeniden karar verilmek üzere yapılacak incelemede tazminata hükmedilmesine karar verilmesi halinde bu hususun göz önünde bulundurulması ve davacının talebini aşmayacak biçimde hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla, sabit yapı-makine ve teçhizatlar ile işçilik giderleri ve ÇED belgesi için yapılan masraflardan doğan zarar var ise buna ilişkin tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmesi gerekirken; bu kısımlar yönünden eksik inceleme ve araştırma dayalı olarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda İdare Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen kısımlarında hukukî isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin kısmen reddine;
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, kâr kaybı, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ait yasal faiz karşılığı ve ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki döneme ilişkin kur farkından doğan zararların tazmini istemi yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA;
3. Tarafların temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. Anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının sabit yapı-makine ve teçhizatlar, işçilik giderleri ve ÇED belgesi için yapılan yatırım maliyetlerinden doğan zararın tazmini istemi yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
5. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 17/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.