WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/2044 E.  ,  2024/25 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2044
Karar No:2024/25

TEMYİZ EDENLER:
1. (DAVACI) …
VEKİLİ: Av. …

2. (DAVALI) … Fonu (Fon)
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … T.A.Ş. hissedarı olan davacı tarafından, maddi zararının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararının, mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarını ihlâl ettiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla tespit edildiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak; maddî tazminat isteminin AİHM kararıyla karşılanmış olması dolayısıyla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderlerinin ve nispî vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak kendisine ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin 07/04/2022 tarih ve E:2022/1608, K:2022/1502 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde öngörülen yargılamanın yenilenmesinin uyuşmazlığın esasını oluşturan temel hak ve özgürlük açısından ihlâlin sonuçlarının tam olarak giderilemediği hâllerde uygulanabileceği, davacının temel şikâyeti olan hisselerinden yoksun kalması nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamında uğradığı zararın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından âdil tazmin yoluyla tamamen giderildiği, manevi zarar bakımından mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlâllerine ilişkin tespitin ise tek başına yeterli düzeyde âdil tazmin teşkil ettiği değerlendirmesine yer verildiği, davacı ve diğer başvurucuların AİHM nezdinde ve işbu yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan yerel mahkemeler önünde yaptıkları masraflar ve vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin taleplerin de AİHM tarafından değerlendirildiği ve nihayetinde tüm başvuranlar bakımından yaptıkları masraf ve giderlere karşılık olarak toplam 25.000,00-Avro ödenmesinin uygun görüldüğü, âdil tazmine ilişkin taleplerin geri kalan kısmının ise reddine karar verildiği, böylece davacının talebine konu hususların AİHM kararında karşılanarak ihlâlin sonuçlarının yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden yeniden yargılama yoluyla giderilebilecek ihlâl hükmünün varlığından ve dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğundan söz edilmesi imkânı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, AİHM'nin başvuranlara 25.000,00-Avro'nun ödenmesi yönündeki kararının iç hukukta yapılan giderleri kapsadığına dair gerekçenin maddi hataya dayalı olduğu ve usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, AİHM'nin ihlâl kararı vermesi sonrasında iç hukukta verilen aleyhe kararların sonuçlarının da ortadan kaldırılması ve başvuranların durumlarının ihlâl öncesi hâle getirilmesi gerektiği, AİHM tarafından tazminat kararı verilmesinin yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyeceği, bu durumun AİHM kararlarında da defaatle ifade edildiği, AİHM kararında hükmedilen toplam 25.000,00-Avro'nun sadece AİHM nezdindeki yargılama giderlerine ilişkin olduğu, AİHM kararında yer alan 841 başvuran tarafından yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulduğu, bu davalardan temyiz sınırının altında kalanlar hakkında verilen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin kararların kesinleştiği, temyiz sınırını aşan dosyalarda ise tam aksine bir karar verildiği ve bir eşitsizlik oluştuğu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ödenmesine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu, ancak davada haklı olduklarından Fon lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir hüküm tesis edilmediği, bu nedenle kararın Fon lehine vekâlet ücretine hükmedilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, Danıştay'ın bozma kararına uyulmak suretiyle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiğinden Fon lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, yargılamanın yenilenmesini gerektiren şartların söz konusu olmadığı ve İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, AİHM'nin tazmin kararının yerine getirildiği, davacının yargılamanın yenilenmesini gerektirecek bir zararının söz konusu olmadığı, davacı tarafın hem iç hukuk sürecine ait hem de AİHM yargılamasına ilişkin olarak yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebinde bulunduğu, AİHM kararında ise iç hukuk ve AİHM süreci diye bir ayrım yapılmaksızın masraf ve giderlere karşılık 25.000,00-Avro ödenmesine karar verildiği, Danıştay incelemesinden geçmeden kesinleşen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin görevsiz Mahkemelerce verilen kararların huzurdaki davaya emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığı, mezkur kararlardaki davacılar lehine hükmedilen vekâlet ücretleri ve yargılama giderlerinin Kurum tarafından ödendiği ancak Kurum lehine hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin ise ödenmediği, bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, vekâlet ücretinin asile değil vekile ait olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasında, yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği hâller tahdidî olarak sayılmış; "Yargılamanın Yenilenmesi Usûlü" başlıklı 55. maddesinde, "(...) 2. Karşı tarafın savunması alındıktan sonra istekler incelenir ve kanunda yazılı sebepler varsa davaya yeniden bakılarak karar verilir.; 3. Yargılamanın yenilenmesi istemleri, kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise, istemin reddine karar verilir. (...)" kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, "Yargılama giderleri şunlardır: ... ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.(...)"; 326. maddesinde, "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir; (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(...)" kuralı yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, "Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücreti yönünden incelenmesi:
İdari Yargılama Usulü Kanunu ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kurallarına göre avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği ve avukatın yargılamadaki hukukî yardımının karşılıksız bırakılamayacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, Kanunda yargılamanın yenilenmesi istemlerinin reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesini sınırlandıran veya yasaklayan bir kural bulunmamaktadır. Keza Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nde de, yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği hususunda bir kurala yer verilmemiştir.
Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolları arasında düzenlenmekte ise de, esasen kanun yolu olarak niteliği tartışmalıdır ve diğer kanun yollarından ayrılır. Şöyle ki, nihâî bir kararın denetlenmesini sağladığından kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, diğerlerinden farklı olarak kesinleşen bir kararın yeniden ele alınmasını sağlamakta ve dava şeklinde görülen bir hukukî çare olarak karşımıza çıkmaktadır (ÖZEKES, Muhammed, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2324).
Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığı olduğu ifade edildiğinden, Mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin hüküm kesinleşinceye kadar avukatça yapılan hukukî yardımın karşılığı olduğu, hüküm kesinleştikten sonra yapılan hukukî yardımları kapsamadığı açıktır. Yargılamanın yenilenmesi istemi kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan, yeni bir dava gibi tekemmül sürecine tâbi olan ve istemin reddi veya kabulü yönünde verilen kararın olağan kanun yolu incelemesine tâbi kılındığı bir hak arama yolu olduğundan, hükmün kesinleşmesinden sonra vâki olan yargılamanın yenilenmesi talebinin incelendiği safhada yapılan hukukî yardım Tarifenin anılan hükmüne göre yeni bir vekâlet ücretini gerektirmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yargılamanın yenilenmesi istekleri karşı tarafın savunması alındıktan sonra incelendiğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin niteliği, Kanun'da belirlenen bu özel usûl ve tarifedeki ifade ile birlikte değerlendirilmelidir. Kesin hüküm elde edildikten sonra başvurulan ve yeni bir dava gibi görülen bu istem üzerine karşı tarafın avukat aracılığı ile savunma verdiği durumlarda yeni bir avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.
Aksi yaklaşım, kesinleşmiş bir mahkeme kararının sınırlı sayıda sebeple yeniden tartışmaya açılmasına neden olan yargılamanın yenilenmesi isteminin olağanüstü ve istisnaî niteliği nazara alındığında da isabetli olmayacaktır. Zira, yargılamanın yenilenmesi talep edildiğinde kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle karşı tarafın hukukî durumunda beklenmedik ve istenmeyen bir değişimin ortaya çıkması ihtimali söz konusu olacağından, karşı taraf bu hususa karşı savunma yapılması için bir avukatın hukukî yardımına başvurabilecektir.
Nitekim, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 24/02/2020 tarih ve E:2020/48, K:2020/62 sayılı "Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında Kararı"nda, "... Mahkemece yargılama sonucunda, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olsa da, bu süreçte ilgili dava dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra süresi içinde vekili aracılığıyla savunma veren tarafça yapılan hukukî yardımın karşılıksız bırakılamayacağı, dolayısıyla, söz konusu taraf lehine, uyuşmazlığın çözümünde göstermiş olduğu emek ve çabaların karşılığı olarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği..." belirtilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay uygulamasının da yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığından bahisle reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğu görülmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2022 tarih ve E:2022/3628, K:2022/4647 sayılı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2022 tarih ve E:2022/3501, K:2022/5304 sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/05/2022 tarih ve E:2021/1353, K:2022/2900 sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2022 tarih ve E:2021/4358, K:2022/3680 sayılı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2022 tarih ve E:2022/5746, K:2022/6449 sayılı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2022 tarih ve E:2022/2419, K:2022/7879 sayılı kararları).
Temyize konu karar incelendiğinde, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığından bahisle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ancak davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiğinden, bu süreçte vekili aracılığıyla savunma veren davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle bu kısmın düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasına "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Davacının adlî yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemece müzekkere yazılmasına,
4. Davalının temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve Kanun'da yazılı sebeplerin varlığı hâlinde kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve "davaya yeniden bakılmasına", uyuşmazlık ile ilgili olarak "yeni bir karar verilmesine" imkân tanıyan bir kanun yoludur.
Anılan Kanun'da bu müessese, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman davanın yeniden incelenmesine imkân tanıyan "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir.
Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "İadei muhakeme" başlıklı 10. maddesinde de, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaların, yeni davalar gibi harca tabî olduğu kurala bağlanmıştır.
Kanun koyucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaları, "yeni bir dava" gibi nitelendirmiş ve bu noktada kesinleşmiş yargı kararının ortadan kaldırılarak davaya yeniden bakılmasını, yargılamaya yeniden başlanılmasını öngörmüştür.
Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi durumunda ise, davaya yeniden bakılmasından ya da yeni bir yargılamadan ve yeni bir davanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Çünkü yeniden yargılama yapılmasını gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğundan, "kesinleşmiş yargı kararı" varlığını sürdürmektedir. Bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğindedir.
Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekâlet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekâlet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, olağan ya da olağanüstü kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması üzerine karşı tarafın savunması alınmakla birlikte, istem kabul edilmedikçe davaya yeniden bakılamayacağından ortada görülüp karara bağlanmış yeni bir dava varmış gibi kabul edilerek vekâlet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olması, olağanüstü bir kanun yoluna başvurulup bir sonuç alınamaması anlamına geldiğinden karşı tarafın vekil aracılığıyla yaptığı savunma, taraf lehine olan kesinleşmiş yargı kararının varlığını sürdürmesine hukukî yardımda bulunulmasını ifade etmektedir.
Olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle kanun yolu başvurusunun reddi üzerine vekâlet ücretine hükmedilmiyorsa, olağanüstü kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle istemin reddi üzerine de vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Zira olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma için vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında idari yargı yerleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bu itibarla, olağan kanun yolu ile olağanüstü kanun yolu aşamasında yapılan savunma nedeniyle istemin reddi durumunda vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında bir farklılık olmaması gerekir. Savunma ile yapılan hukuki yardımın birisi kesin hüküm elde edilmesine, diğeri de kesin hükmün korunmasına yönelik olup sağladığı hukuki fayda aynı niteliktedir. Aksine bir yorum, aynı kesin hüküm için bir yerine iki kez vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bu kapsamda, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, Mahkeme kararının davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına bu yönden katılmıyorum.