WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/1221 E.  ,  2025/131 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1221
Karar No:2025/131

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ... A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirkete 250.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve...sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararı ile iptal edilmesi sonucunda, davacı şirket tarafından ödemesi yapılan idari para cezası bedelinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan başvuruya ilişkin olarak anaparanın iade edilerek faize ilişkin ödeme yapılmaması üzerine faiz ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi dolayısıyla zarara uğranıldığı gerekçesiyle 245.650,35-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararda; mülga 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesine göre davacıya 2007 yılı itibariyle verilebilecek para cezasının alt sınırının 336.153,00-TL olduğu ve nitekim davacıya bu tutar üzerinden idari para cezası verildiği, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 469. maddesiyle 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesinde yapılan değişikliğe göre anılan para cezasının alt sınırının ikiyüzellibin Türk Lirası olarak belirlendiği, davacı tarafından para cezasının 07/05/2008 tarihinde ödendiği dikkate alındığında bu değişiklik nedeniyle davacıya ödenecek herhangi bir faiz tutarının bulunmadığı; 03/03/2011 tarih ve 27863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 32. maddesiyle davacı hakkında uygulanacak para cezasının alt sınırının "ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde biri" şeklinde değiştirildiği, nihai olarak idare tarafından da davacı hakkında 2007 yılı Temmuz ayına ait iletişim geliri üzerinden hesaplanan 23.744,00-TL idari para cezası verildiği, bu durumda Kanun'da yapılan söz konusu değişikliğin yürürlük tarihi olan 03/03/2011 tarihinden ana paranın davacı şirkete ödendiği 21/06/2018 tarihine kadar davacı şirketin 250.000,00-TL'den mahrum kaldığı sonucuna varıldığı;
Davacı şirkete ödenecek yasal faiz miktarının hesabına gelince;
Mahkemenin 29/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacı şirket tarafından söz konusu cezanın (250.000,00-TL'lik kısmı için) ödendiği 07/05/2008 tarihi ile Mahkeme kararı gereği ceza aslının iadesinin yapıldığı 21/06/2018 tarihleri arasında işleyen yasal faize ilişkin hesaplama yapılmasının ve hesaplama tablosunun onaylı ve okunaklı bir örneğinin gönderilmesinin istenildiği; davalı idarece ara kararında belirtilen tarihler arasında faiz hesaplaması yapılarak hesaplama tablosunun gönderildiği, Mahkemece davalı idareden 07/05/2008 tarihinden itibaren hesaplama yapılması istenilmiş ise de nihai olarak 03/03/2011 tarihi ile 21/06/2018 tarihleri arasında yoksun kalınan tutara ilişkin faiz ödenmesi gerektiğine karar verildiğinden davalı idare tarafından gönderilen hesaplama tablosunda yer alan 07/05/2008 tarihi ile 01/07/2009 tarihi arasındaki tutar, 01/07/2009 tarihi ile 01/01/2010 tarihi arasındaki tutar 01/01/2010 tarihi ile 01/01/2011 tarihi arasındaki tutar ve son olarak 01/01/2011 tarihi ile 03/03/2011 tarihine kadar olan tutara ilişkin hesaplamanın mahsup edilmesi sonucunda davacı şirkete ödenmesi gereken tutarın 134.703,47-TL olduğu anlaşıldığından, davacı şirketin 134.703,47-TL'lik faiz talebinin kabulü; kalan 110.946,88-TL'lik faiz talebinin ise reddi gerektiği;
Davacı şirketin hesaplanacak faiz miktarına yasal faiz uygulanması talebine gelince;
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında; "Kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez." düzenlemesinin yer aldığı, bu yasa kuralı ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde yasal faiz olarak hesap edilecek miktara ayrıca faiz işletilmesi olanaklı olmadığından davacı şirketin işbu talebinin kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine; davacının 134.703,47-TL'lik faiz ödenmesi talebinin kabulüne ve söz konusu tutarın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı tarafından, husumet itirazlarının gözardı edildiği, Üst Kurulca Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü hesaplarına yatırılan paranın kullanılmasından Vergi Dairesinin sorumlu tutularak Üst Kurulun davalı konumundan çıkarılması gerektiği, idari para cezalarının Üst Kurulun gelirleri arasında yer almadığı, Maliye Bakanlığının 442 sayılı Tahsilat Genel Tebliği gereğince tahsil edilen idari para cezalarının süresi içerisinde Ankara Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine aktarıldığı, Vergi Dairesinin Üst Kurulca yatırılan ana parayı aktifi içinde tutarak bu paradan bir kazanım elde ettiği, dolayısıyla, bunun iadesinde de diğer kamu alacaklarının iadesindeki işlemlerin uygulanması gerektiği, Üst Kurulun herhangi bir kusuru bulunmadığından faiz talebinden sorumluluğunun da bulunmadığı, davacı kuruluşun yayın ilkesi ihlalini oluşturan eylemi için yargı kararları doğrultusunda üç kez Üst Kurul kararı alındığı, yargı yerince verilen iptal kararının işlemin hukuka aykırılığı sebebiyle değil, lehe kanun uygulanması ilkesinden hareketle idari para cezasının alt sınırının değişmesi, bu sebeple lehe değişen yeni oranda idari para cezası uygulanması gerektiği gerekçesi ile verildiği, buna dayanılarak tahsil olunan cezanın geri verilmesi sırasında faiz hesaplanmasının olanaklı olmadığı, zira idari para cezası ve işlemin hukuka uygun olduğu, Üst Kurulun idari para cezalarının takip ve tahsile yetkili merci olmaması karşısında, davacı şirketin iade aldığı idari para cezasına ilişkin gecikme zammı talebini de Vergi Dairesinden yapılması gerektiği,
Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararı gerekçesiz olduğundan adil yargılanma hakkını zedelediği, faiz tutarının, idari para cezasının davalı idareye ödendiği 07/05/2008 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğinden Mahkeme kararındaki hesaplamanın öncelikle bu yönüyle hatalı olduğu, şirketin davalı idareye ilk olarak 07/08/2008 tarihinde 389.379,47-TL tutarında bir ödeme gerçekleştirdiği, daha sonrasında davalı idarece bu tutardan 250.000,00-TL mahsup edilerek kalan 139.379,47-TL'nin şirkete iade edildiği, dolayısıyla şirketin söz konusu tutardan mahrum kalması durumunun ilk ödeme tarihinden itibaren başladığı, Mahkemenin hangi gerekçe ile şirketin mahrumiyetini 03/03/2011 tarihinden itibaren başlamış olarak varsaydığının anlaşılamadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkeme kararında yer alan faiz aralığının isabetli olduğunun kabulünde dahi, tutarın eksik hesaplandığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, taraflarının temyiz dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi gerektiği,
Davacı tarafından, davalı idarenin idari para cezasına karar veren ve uygulayan, idari para cezasının farklı gerekçelerle iki kez iptali üzerine önce mahsup sonra iade işlemine karar veren, iade kararında faiz ödenmesine yer vermeyen, faize ilişkin itirazı reddeden idare sıfatlarını haiz olması nedeniyle husumet itirazının yerinde olmadığı, kendi tesis ettiği idari işlem nedeniyle şirketin zarara uğramasına sebep olan davalı idarenin zararın tazmininden de kendisinin sorumlu olduğu, davalı idarenin temyiz başvuru dilekçesindeki iddiasının aksine, Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği üzere, şirketin davalı idarenin tesis ettiği işlem nedeniyle zarara uğradığının dolayısıyla işbu idari işlem ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun açık olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
1) Davacı şirkete ait "...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde yayınlanan "..." adlı programda, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 4. maddesinin (s) bendinde yer verilen, ... Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması" şeklindeki yayın ilkesinin tekraren ihlal edildiğinden bahisle... tarih ve... sayılı Üst Kurul kararı ile 336.153,00-TL idari para cezası verilmiş, söz konusu idari para cezası davacı şirket tarafından 07/05/2008 tarihinde gecikme faiziyle 389.379,47-TL olarak ödenmiş,
2)... tarih ve... sayılı Üst Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş,
3) Davanın reddi kararının Dairemizin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile idari para cezasının alt sınırında lehe değişiklik yapıldığı ve idari para cezasının 250.000,00-TL olarak uygulanması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş,
4)... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararının iptali üzerine bu kez...tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararı ile 250.000,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiş,
5) Üst Kurulca yargı kararının uygulanması kapsamında 25/01/2011 tarihli işlemle daha önce davacı şirket tarafından yatırılan 389.379,47-TL'den 250.000,00-TL mahsup edilmek suretiyle kalan 139.379,47-TL davacı şirkete iade edilmiş,
6) ... tarih ve... sayılı Üst Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesince... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile yargı kararının uygulanmasını teminen tesis edildiği açık olan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş,
7) ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı davanın reddi kararının Dairemizin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile idari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması halinde, uyuşmazlığın ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alınarak sonuçlandırılacağı tabii olduğundan, İdare Mahkemesi tarafından yeni yasal düzenlemenin davacı lehine olup olmadığı araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş,
8)... İdare Mahkemesince mezkur bozma kararına uyularak verilen ... tarihli E...., K.... sayılı karar ile "...davacının Temmuz 2007 brüt ticari iletişim gelirinin 2.374.445,98 TL olduğu, ve idari para cezasının ancak bu tutarın %1'inden %3'üne kadar verilebileceği dava konusu işlemle davacıya verilen idari para cezasının sözü geçen düzenlemeye aykırı olarak uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda değinilen yasal hükümler karşısında, idarî para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması halinde, uyuşmazlığın ortaya çıkan yeni hukukî durum dikkate alınarak sonuçlandırılacağının tabii olması, dava konusu işlemden sonra yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrasının davacı lehine hüküm içermesi, sübuta eren fiili nedeniyle davacıya alt sınırdan idari para cezası verilmesi sebebiyle, yeni yasal düzenlemeler gözetilerek işlem tesis edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir." gerekçesiyle ... tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararının iptaline karar verilmiş, söz konusu iptal kararı Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi de... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş,
9) Söz konusu yargı kararlarının uygulanması kapsamında ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararı ile davacı şirkete 23.744,00-TL idari para cezası verilmiş, söz konusu idari para cezası davacı şirket tarafından 16/04/2018 tarihinde 17.808,34-TL olarak ödenmiş,
10) Davacı şirket tarafından 08/05/2018 tarihinde 250.000,00-TL idari para cezasına ilişkin yapılan ödemenin yasal faiziyle birlikte taraflarına iade edilmesi istemiyle idareye başvurulmuş, davalı idare tarafından 21/06/2018 tarihinde 250.000,00-TL davacıya iade edilmiş,
11) Davacı şirket tarafından 22/06/2018 tarihinde faiziyle ödeme yapılmadığı gerekçesiyle idareye başvurulmuş, söz konusu başvuru davalı idarece ...tarihinde davacıya tebliğ edilen E:... sayılı işlem ile reddedilmiş,
12) Bunun üzerine... tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararı ile iptal edilmesi sonucunda, davacı şirket tarafından ödemesi yapılan idari para cezasının 250.000,00-TL yönünden yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan başvuruya ilişkin olarak anaparanın iade edilerek yasal faize ilişkin ödeme yapılmaması üzerine faiz ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi dolayısıyla zarara uğranıldığı gerekçesiyle 245.650,35-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmış,
13) ...İdare Mahkemesi'nce 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin (1/b) bendi uyarınca davanın süre aşımı yönünden reddi yönünde verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı Dairemizin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararı ile bozulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozma kararına uyularak dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine Mahkemesince yeniden esasa alınan dosyada temyize konu karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrasında ise, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı şirkete ödenecek yasal faiz miktarına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki kısmı incelendiğinde;
İdare Mahkemesince 6112 sayılı Kanun'da yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 03/03/2011 tarihinden ana paranın davacı şirkete ödendiği 21/06/2018 tarihine kadar davacı şirketin 250.000,00-TL'den mahrum kaldığı sonucuna varıldığı yönündeki değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı şirkete ödenecek yasal faiz miktarının hesabına ilişkin olarak ise; Mahkemenin 29/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacı şirket tarafından söz konusu cezanın (250.000,00-TL'lik kısmı için) ödendiği 07/05/2008 tarihi ile Mahkeme kararı gereği ceza aslının iadesinin yapıldığı 21/06/2018 tarihleri arasında işleyen yasal faize ilişkin hesaplama yapılması ve hesaplama tablosunun gönderilmesi istenmiş, Mahkemece nihai olarak 03/03/2011 tarihi ile 21/06/2018 tarihleri arasında yoksun kalınan tutara ilişkin faiz ödenmesi gerektiğine karar verildiğinden davalı idare tarafından gönderilen hesaplama tablosunda yer alan 07/05/2008 tarihi ile 01/07/2009 tarihi arasındaki tutar, 01/07/2009 tarihi ile 01/01/2010 tarihi arasındaki tutar 01/01/2010 tarihi ile 01/01/2011 tarihi arasındaki tutar ve son olarak 01/01/2011 tarihi ile 03/03/2011 tarihine kadar olan tutara ilişkin hesaplamanın mahsup edilmesi sonucunda davacı şirkete ödenmesi gereken tutarın 134.703,47-TL olduğu anlaşıldığından, davacı şirketin 134.703,47-TL'lik faiz talebinin kabulü, kalan 110.946,88-TL'lik faiz talebinin ise reddi gerektiği yönünde karar verilmiştir. Ne var ki, gerek davalı idare tarafından gönderilen tablo gerekse yasal faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde 03/03/2011 tarihi ile 21/06/2018 tarihleri arasında davacı şirketin mahrum kaldığı 250.000,00-TL için ödenmesi gereken yasal faiz toplamının 164.404,11-TL olması gerektiği tespit edilmiş olup Mahkeme bu tutarın 134.703,47-TL olarak hesaplanarak karar verildiği anlaşıldığından İdare Mahkemesi kararının davacı şirketin 134.703,47-TL'lik faiz talebinin kabulü, kalan 110.946,88-TL'lik faiz talebinin ise reddi yönündeki kararında hukuka uygunluk, kararın bu kısmına ilişkin ilişkin istinaf başvurularının reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2. Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı şirketin hesaplanacak faiz miktarına yasal faiz uygulanması talebinin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine yolundaki kısmı, hükmedilen tazminat tutarına faiz yürütülüp yürütülemeyeceği yönünden incelendiğinde;
Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar.
Faizle para borçları arasında sıkı bir ilişki olup, faiz, hukuki niteliği itibarıyla asıl alacağı genişleten fer'i bir hak olan, alacaklının alacak olarak talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle, mahrum kaldığı zaman içinde meydana gelen zararına karşılık kendisine ödenmesi gereken ve asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olarak tanımlanmaktadır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgilinin, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması da kural olarak aranmaz.
Hukuka aykırı bir işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekmektedir. Buna göre, kişilerin mal varlıklarının idarenin uhdesinde kalması nedeniyle, mal varlığı değerinin idareye ödendiği veya geçtiği tarih ile idarenin söz konusu değeri iade ettiği tarih arasındaki dönemde, anılan değerin kullanılamamasından kaynaklanan bir zarar söz konusudur. Bu kapsamda hesaplanan yasal faiz tutarındaki tazminatın, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle para veya benzeri bir mal varlığı değerinin kullanılamamasından kaynaklanan zararın karşılığı niteliğinde olduğu, zararın hesaplanması bakımından yasal faiz oranının ölçüt olarak kullanılmasının, hesaplanan bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, dolayısıyla, yasal faiz oranı kullanılarak hesaplanan ancak artık anapara olarak kabul edilen tazminat miktarı üzerinden 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesinin, faize faiz yürütülemeyeceği yönündeki genel kurala aykırılık teşkil etmediği açıktır.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin faiz konusundaki kararlarına bakıldığında da, konunun genel olarak mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alındığı görülmektedir.
Davacı şirketin zararının, davacı şirketten tahsil edilen ve akabinde iptal edilen idari para cezası tutarının, yeni ceza tutarının belirlenmesine dayanak teşkil eden 6112 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/03/2011 tarihi ile ceza aslının iadesinin yapıldığı 21/06/2018 tarihi arasında kullanılamamasından kaynaklandığı, bulunan tazminat miktarının faiz niteliğinde olmayıp davacı şirket açısından idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de engel bir durum bulunmadığı, dolayısıyla bu zarar üzerinden faiz hesaplanmasının, faize faiz yürütülemeyeceği yönündeki genel ilke ile belirtilen şekildeki kabule aykırılık teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, 03/03/2011 ile 21/06/2018 tarihleri arası için ödenmesine karar verilmesi gereken tutarın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce hesaplanan tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yasal faiz olarak hesap edilecek miktara ayrıca faiz işletilmesi olanaklı olmadığından davacı şirketin işbu talebinin kabulüne olanak bulunmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararının bu kısmına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın kısmen kabul, kısmen reddi, davacının 134.703,47-TL'lik faiz ödenmesi talebinin kabulü ve söz konusu tutarın davalı idarece davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
3. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.