Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1170 E. , 2024/170 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1170
Karar No:2024/170
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petrolcülük Sanayi A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisi olarak faaliyet gösteren ... Akaryakıt İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, otomasyon sisteminin doğru ve tutarlı veriler içermediği, bayide tespit edilen aykırılıkların Kurum'a bildirilmediğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.066.327,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının ile bu kararın bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde yer alan "5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi hâlinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi hâlde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bayilik lisansı sahibi ... Akaryakıt İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında düzenlenen Vergi Tekniği Raporu'nda 01/05/2017-31/12/2017 tarihleri arasında 69,041,4846 litre akaryakıtın otomasyon sisteminden silindiğinin tespit edildiği, davacı şirketin, söz konusu bayinin 01/05/2017-10/08/2017 tarihleri arasında dağıtıcı firması olduğu, anılan tarihler arasındaki düzeltilmiş istasyon otomasyon sistemi verilerini içeren otomasyon verileri üzerinden yapılan incelemede; 01/05/2017 tarihinde motorin bazında dönem başı stok miktarının 11.513,20 lt olduğu, 10/08/2017 tarihine kadar toplam dolumunun 68.657,64 lt ve satışının 82.677,48 lt olduğu 10/08/2017 tarihinde dönem sonu stok miktarının 4,973,24 lt olduğu, A-1b, A-1a tablosunda yer alan veriler üzerinden 01/05/2017-10/08/2017 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaplamada, motorin ürünü için yaklaşık 7.479,88 lt miktarında veriler arasında tutarsızlık bulunduğunun tespit edildiği, bu durumda, davacı şirketin bayisinin otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermediği, davacı şirketin bayisine ait istasyondaki akaryakıt alım satım hareketlerini otomasyon sistemi aracılığıyla etkin biçimde izlemediği, otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı çalışmasını sağlayacak gerekli tedbirleri almadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin 3 numaralı bendinde yer alan "5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi hâlinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi hâlde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinin iptali yönünden incelenmesinden; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, anılan Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmayacağı hüküm altına alındığından tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dağıtıcı lisans sahiplerinin dava konusu işlemin dayanağı mevzuata aykırılıktan sorumlu tutulabilmesi için otomasyon sisteminin çalışmasını engelleyen ve aykırılık teşkil eden hususların dağıtıcı lisans sahipleri tarafından bilindiğinin ya da bilinmesi gerektiğinin ortaya konulması gerektiği, denetimde tespit edilen aykırılıkların şirketleri tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği tespit edilemediğinden kendilerine bu fiil nedeniyle idari para cezası verilemeyeceği, ülke genelinde, uluslararası bağlantısı olduğu iddia edilen bir casus yazılım aracılığıyla otomasyon verilerine müdahale edildiği iddiasıyla ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı ve bu davaya davalı Kurum'un da müdahil olduğu, soruşturma raporunun maddi gerçeği yansıtıp yansıtmadığının anılan dava dosyasında devam eden kovuşturma sonrası belirlenebileceği, bu nedenle yargılama sonucunun beklenmesi gerektiği, tamamen siber suç kavramı kapsamında, bayinin otomasyon sistemine müdahale edilmesi hâlinde dağıtıcının bunu görmesi, anlaması ve tespit etmesinin mümkün olmadığı, bayinin ödeme kaydedici cihazları ve mali kayıtları üzerinde dağıtıcı şirketin herhangi bir denetleme yetkisinin bulunmadığı, bu bilgilerin bayi tarafından dağıtıcıyla paylaşılmasının da söz konusu olmadığı, öte yandan, dava konusu Kurul kararının bildirimine ilişkin yazıda tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağının belirtildiği, Kurum'un 5015 sayılı Kanun'un değişiklikten önceki 19. maddesine göre idari para cezası uygulanmasına karar verip uygulama açısından anılan maddede 2019 yılında yapılan değişiklik gereğince tahsilat işlemlerine başlanacağını bildirdiği, fiil tarihi itibarıyla lehe olan hükümlerin değişiklikten önceki madde olduğunun tespitini yapan davalı idarenin tahsilat işlemleri açısından anılan değişikliği dikkate almasının çelişkili ve hukuka aykırı olduğu, idarenin yasayı uygularken, karma uygulaması yapmasının, kısmen lehe olan eski yasayı, kısmen aleyhe olan yeni yasayı uygulamasının Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin bayisine ait otomasyon verileri ile bayisine satmış olduğu akaryakıt miktarının karşılaştırılmış olması hâlinde dahi aykırılıkların rahatlıkla tespit edebileceği, Kurum kayıtları üzerinden yapılan hesaplamada motorin ürünü için yaklaşık 7.479,88 lt miktarında veriler arasında tutarsızlık bulunduğu, dağıtım şirketinin yalnızca bu verilerden dahi yola çıkarak aradaki veri farklarının neden kaynaklandığını tespit etmeye yönelik çaba göstermesi gerektiği, ilgili mevzuat uyarınca otomasyon sistemi hakkında dağıtıcı lisansı sahibine yüklenmiş çeşitli yükümlülükler bulunduğu, davacı şirketin söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediği, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisi ... Akaryakıt İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ait akaryakıt istasyonunun otomasyon sistemine casus yazılım kullanılarak dışarıdan müdahale edildiği, istasyonlardaki pompalardan satışı yapılan akaryakıta düzenlenen fişlerin mali hafızaya kaydedilmeden silindiği hususlarının, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Görüş ve Öneri Raporu'yla davalı Kuruma bildirilmesi üzerine, ... tarih ve ... sayılı Başkanlık Olur'u ile davacı şirket hakkında doğrudan soruşturma açılmasına karar verilmiş, yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan ... tarih ve ... sayılı Soruşturma Raporu'nda, davacı şirketin, anılan bayinin 01/05/2017 - 10/08/2017 tarihleri arasında dağıtıcı firması olduğu, anılan tarihler arasındaki düzeltilmiş istasyon otomasyon sistemi verilerini içeren otomasyon verileri üzerinden yapılan incelemede; 01/05/2017 tarihinde motorin bazında dönem başı stok miktarının 11.513,20 lt olduğu, 10/08/2017 tarihine kadar toplam dolumunun 68.657,64 lt ve satışının 82.677,48 lt olduğu 10/08/2017 tarihinde dönem sonu stok miktarının 4.973,24 lt olduğu, A-1b, A-1a tablosunda yer alan veriler üzerinden 01/05/2017-10/08/2017 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaplamada, motorin ürünü için yaklaşık 7.479,88 lt miktarında veriler arasında tutarsızlık bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu tespitler üzerine, davacı şirketin bayisinin otomasyon sisteminin doğru ve tutarlı veriler içermediği ve bayide tespit edilen aykırılıklar Kuruma bildirilmediğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.066.327,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınmıştır.
Davacı şirket tarafından, idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile bu kararın bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemdeki, "5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi halde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun idari para cezasına konu fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrasında, "Bu Kanunun kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması tahsil işlemlerini durdurmaz." kuralı yer almış; anılan kural, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesiyle, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurumca yapılacak düzenlemeler ile belirlenir." şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Dava konusu Kurul kararının bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemdeki "5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi hâlinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi hâlde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresine ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısma gelince;
Suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin bir yansıması olarak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda zaman bakımından uygulama ile ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı vurgulanmış, ayrıca Kabahatler Kanunu'nun genel kanun niteliği belirtilerek, kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
5326 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” kuralına yer verilerek, kanun değişikliği neticesinde fail lehine bir durum ortaya çıkıyorsa; yeni kanunun geriye yürüyeceği ve fiilin işlendiği zaman yürürlükte olmasa dahi olayda uygulama alanı bulacağı kurala bağlanmıştır. Ancak, burada bahsedilen geriye yürüme maddi ceza hukuku normları açısından benimsenmiş bir kural olup şekli ceza normları bakımından uygulama alanı bulmaz. Maddi ceza hukuku kurallarındaki değişikliklerde, failin lehine olduğu tespit edilen kanunun, yürürlük tarihi öncesindeki olaylara uygulanmasına imkân tanınmıştır. Şekli ceza hukuku kurallarındaki değişiklikler ise, failin lehine olup olmadığı tahlil edilmeksizin, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlar (Koca, Mahmut/ Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015 s. 66, 67).
Bu kapsamda, usûl kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça "hemen ve derhal uygulanma" ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Dolayısıyla ceza yargılaması sırasında, kanunlarda değişiklik yapılması veyahut dayanılan bir usul kuralına ilişkin kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi hâlinde, yeni kanun veya iptal sonucu ortaya çıkan usul prosedürü, devam etmekte olan işlemlere uygulanmalıdır.(Yargıtay CGK, 21/12/2021 tarih E:2021/135, K:2021/655)
Bu çerçevede, adli cezaları vermekle görevli yargı makamlarını bağlayan muhakeme kuralları bakımından hâkim olan derhal uygulanma ilkesinin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesi gereğince idari cezaları vermekle görevli idari makamları bağlayan usûl kuralları bakımından da uygulanması gerektiği açıktır.
Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, idari para cezası verilmesine ilişkin süreçte uygulanan kanun hükümlerinde değişiklik olması durumunda, öncelikle söz konusu değişikliğin maddi hukuka mı yoksa usûl hukukuna mı yönelik olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarından kaçakçılık kapsamı dışında olanlara karşı dava açılmasının tahsil işlemlerini durduracağı; 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle yapılan değişiklikle, bu madde uyarınca verilen idari para cezalarına karşı dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla, söz konusu değişikliğin, idari para cezasına konu fiilin niteliğinde ve cezalandırılması yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, fiil için öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari para cezasının tahsilinde takip edilecek usûle ilişkin olduğu ve maddî hukuka etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, usûl hukuku kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, usûl hukukuna hâkim olan derhal uygulanırlık ilkesi gereği, usûl hukukuna ilişkin hükümlerin tamamlanmış olan işlemler hariç olmak üzere yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal uygulanacağı dikkate alındığında, dava konusu idari para cezasının tahsilinde işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümleri uygulanacağından, idari para cezasının bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemdeki "5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi hâlinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi hâlde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinde hukuka aykırılık, belirtilen kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 16/01/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!