WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/512 E.  ,  2024/107 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/512
Karar No : 2024/107

DAVACI : … Enerji A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurumu
VEKİLİ: Av. …

DAVANIN KONUSU :
31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Üretim şirketlerinin zorunlu olarak çift terimli tarife sınıfına tâbi tutulduğu, tek terimli tarife sınıfı tercih hakkı ortadan kaldırılarak ve tarife metodolojisinde değişikliğe gidilerek dağıtım bedeline ilaveten güç bedeli ödendiği, güç bedeli ve güç aşım bedelinin üreticilere ek mali yükümlülük getirdiği, dolayısıyla şirketin kazanılmış hakkının ihlâl edildiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Dağıtım şirketlerinin lisanslarında belirlenen bölgedeki müşteri mülkiyetinde olan ya da olmayan tüm hatların işletimi, bu işletim için gerekli emre amade kapasiteyi bulundurma zorunluluğu ve bakım-onarım yükümlülüğü gibi sorumluluklarının bulunduğu, 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli elektrik fiyatlarının tüm abone gruplarında ağırlıklı ortalamada vergi ve fonlar hariç %6,8 artırıldığı, bu fiyat artışının tüm abone gruplarında ve bağlantı tiplerinde aynı oranda gerçekleşmediği, zira 2, 3 ve 4 nolu bağlantılar yerine OG-AG bağlantı seviyelerine göre fiyatlandırmaya geçildiği, 6181 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararıyla sektör temsilcilerinin talebi doğrultusunda çift terimli tarife sınıfına tâbi olma zorunluluğunun kaldırıldığı, 2016 yılının ilk çeyreği için dağıtım bedellerinin, 2016 yılının ilk 3 ayında oluşan artışı da telâfi edecek şekilde üreticiler lehine aşağı yönlü olarak revize edildiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan dava konusu Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeline ilişkin kısmının iptaline, davacının tazmin istemi hakkında ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; 31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na karşı açılan davanın reddi yolunda, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce verilen 19/11/2019 tarih ve E:2016/1450, K:2019/3666 sayılı kararın, davacı tarafından temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı karar ile, Daire kararının, "sayaç okuma bedeli"ne ilişkin kısmının bozulmasına, diğer kısmı bakımından ise onanmasına karar verildiği görülerek, bozma kararı doğrultusunda dosya yeniden incelendi:
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararda da belirtildiği üzere, "sayaç okuma bedeli" ile ilgili daha önce verilmiş yargı kararlarında, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, perakende satış hizmet bedeli adı altında tahsil edilen sayaç okuma hizmetlerine ilişkin giderler nedeniyle ortaya çıkan bedelin serbest tüketicilerden abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesinin gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceğinin açık bir şekilde vurgulandığı, bu itibarla, davalı idarece yasal bir dayanağı olmaksızın, bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmamasının ve kararların gerekçesinin yapılacak düzenlemelerde göz önünde bulundurulmasının gerektiği, uyuşmazlıkta, davacının iptalini istediği düzenlemeye ve 2016-2020 yılları arasında uygulanması öngörülen tarife tablolarına bakıldığında, sayaç okumadan kaynaklı hizmet maliyeti ve buna ilişkin bedelin önceki uygulama dönemlerinden farklı olarak dağıtım tarifesi kapsamında değerlendirilmeye başlanıldığı ve serbest tüketicilerden diğer bedellerle birlikte dağıtım bedeli adı altında tahsili yoluna gidildiği görülmekle ve dağıtım bedelinin ne kadarlık kısmının sayaç okumaya ilişkin hizmet maliyetleri ile dağıtıma ilişkin diğer bedellerden oluştuğu ve bunların hangi miktar ve değer üzerinden hesaplandığı anlaşılamamakla birlikte, sayaç okuma bedelinin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyet niteliğinde olmadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği yönündeki yargı kararlarına aykırı olarak nispi bir bedel olarak öngörüldüğü, her ne kadar konuyla ilgili tarife metodolojisi değişmiş ve sayaç okuma bedelinin nispi usûlle belirlenemeyeceğine ilişkin yargı kararları önceki uygulama dönemlerine ilişkin olarak verilmiş olsa da yargı kararıyla ortaya konulan hususun, "sayaç okuma bedeli"nin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek bir maliyet niteliğini taşımadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği" olduğu, bu bağlamda, davalı idarece, yasal bir dayanağı olmaksızın ve yargı kararlarının gerekçeleri göz önünde bulundurulmadan, bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı, sayaç okuma bedelinin nispi bir bedel olarak faturalara yansıtılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu düzenleyici işlemin "sayaç okuma bedeli" yönünden iptalinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradıkları zararın tazmini Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca zorunlu olduğundan, davacının "sayaç okuma bedeli" yönünden iptal edilmesi gereken düzenleyici işlem nedeniyle fazla ödediği tutarın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı dava dairelerine ısrar etme olanağı tanınmadığı da dikkate alındığında, bozma kararında yer alan gerekçe doğrultusunda dava konusu düzenleyici işlemin "sayaç okuma bedeli" yönünden iptali ile bu işlem nedeniyle uğranılan zararın yasal faizi ile tazmini isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 19/11/2019 tarih ve E:2016/1450, K:2019/3666 sayılı davanın reddi yolundaki kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararıyla Dairemiz kararının sayaç okuma bedeli ile davacının tazmin istemine ilişkin kısımları yönünden bozulması, diğer kısımları yönünden onanması üzerine, bozulan kısımlarla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
Dairemizin 19/11/2019 tarih ve E:2016/1450, K:2019/3666 sayılı davanın reddi yolundaki kararının, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararı ile;
"31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce genel olarak elektrik dağıtım faaliyetlerine ilişkin ayrı bir başlık altında bilgi verildikten sonra 'dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp', 'sayaç okuma bedeli', 'dağıtım bedeli', 'çift terimli tarife sınıfı' başlıkları altında hukukî irdeleme yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, 'dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp', 'dağıtım bedeli', 'çift terimli tarife sınıfı'na ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının 'Sayaç okuma bedeli'ne ilişkin kısmına gelince;
Anayasa'nın 138. maddesinde belirtilen yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunu, kararların hiç uygulanmamasının önüne geçilmesinden ziyade, tam olarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik bir düzenleme olarak değerlendirmek gerekmektedir. Nitekim, Anayasa hükmünde yer alan kararların 'değiştirilemeyeceği' ifadesi, kararın şeklen değil, içeriğine uygun olarak yerine getirilmesini belirtme amacını taşımaktadır.
Bu bağlamda, hukuk devletinde idarenin, yargı kararlarının maksadına uygun şekilde işlem tesis etmesi zorunlu olup, idare, yargı kararlarının gereklerinin, kararın gerekçesine uygun şekilde yerine getirilmesi noktasında 'bağlı yetki' içerisindedir.
4628 sayılı Kanun'un tarifelere ilişkin maddelerinin yürürlükte olduğu dönemde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 875 sayılı kararı ile onaylanan ve 2006-2010 yılları arasını kapsayan 1. Uygulama Dönemi'nde perakende satış hizmeti bedelini kWh bazında belirleyen 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümün (B) bendinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 06/04/2011 tarih ve E:2008/2695, K:2011/1368 sayılı kararıyla, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; kararın davalı idarece temyizi üzerine, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/05/2012 tarih ve E:2011/1901, K:2012/798 sayılı kararıyla, davacı şirketin serbest tüketicilere elektrik satan bir şirket olduğu dikkate alınarak Daire kararının 'serbest tüketiciler' ile sınırlı olarak uygulanmasının gerektiği belirtilerek onanmış; yine 2011-2015 yılları arasını kapsayan 2. Uygulama Dönemi'ne ilişkin olarak alınan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 28/12/2010 tarih ve 2977, 2978, 2979, 2980, 2981, 2982, 2983, 2984, 2985, 2986, 2987, 2988, 2989, 2990, 2991, 2992, 2993, 2994, 2995, 2996, 2997, 2998, 2999 sayılı ve 29/12/2010 tarih ve 3002 sayılı kararları ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1., 3., 4. ve 11. maddelerinin ve Elektrik Dağıtım Bölgelerinde Uygulanacak Fiyat Eşitleme Mekanizması Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 7. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 31/03/2015 tarih ve E:2011/690, K:2015/1261 sayılı kararıyla, yukarıda belirtilen karara ve gerekçeye atıf yapılmak suretiyle Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin perakende satış hizmeti fiyatının 2011-2015 döneminde kWh üzerinden uygulanmaya devam edileceğini düzenleyen 11. maddesinin ve dava konusu kararların bu Yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş; bu kararın taraflarca temyizi üzerine karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07/06/2017 tarih ve E:2015/3403, K:2017/2449 sayılı kararıyla onanmıştır.
Bahse konu yargı kararlarında, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, perakende satış hizmet bedeli adı altında tahsil edilen sayaç okuma hizmetlerine ilişkin giderler nedeniyle ortaya çıkan bedelin serbest tüketicilerden abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği açık bir şekilde vurgulanmıştır. Bu itibarla, davalı idarece yasal bir dayanağı olmaksızın, bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmaması ve kararların gerekçesinin yapılacak düzenlemelerde göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacının iptalini istediği düzenlemelere ve 2016-2020 yılları arasında uygulanması öngörülen tarife tablolarına bakıldığında; sayaç okumadan kaynaklı hizmet maliyeti ve buna ilişkin bedelin önceki uygulama dönemlerinden farklı olarak dağıtım tarifesi kapsamında değerlendirilmeye başlanıldığı ve serbest tüketicilerden diğer bedellerle birlikte dağıtım bedeli adı altında tahsili yoluna gidildiği görülmekle ve dağıtım bedelinin ne kadarlık kısmının sayaç okumaya ilişkin hizmet maliyetleri ile dağıtıma ilişkin diğer bedellerden oluştuğu ve bunların hangi miktar ve değer üzerinden hesaplandığı anlaşılamamakla birlikte; sayaç okuma bedelinin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyet niteliğinde olmadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği yönündeki yargı kararlarına aykırı olarak nispi bir bedel olarak öngörüldüğü ve Dairece, sayaç okuma bedelinin nispi bir bedel olarak faturalara yansıtılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar konuyla ilgili tarife metodolojisi değişmiş ve sayaç okuma bedelinin nispi usûlle belirlenemeyeceğine ilişkin yargı kararları önceki uygulama dönemlerine ilişkin olarak verilmiş olsa da yargı kararıyla ortaya konulan husus, 'sayaç okuma bedeli'nin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek bir maliyet niteliğini taşımadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceğidir.
Bu bağlamda, davalı idarece, yasal bir dayanağı olmaksızın, söz konusu yargı kararlarının gerekçeleri göz önünde bulundurulmadan ve bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddine yönelik Daire kararının 'sayaç okuma bedeli'ne yönelik kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.
Dairece 'sayaç okuma bedeli'nin sabit bir bedel olarak öngörülmesi gerekliliğine ilişkin yargı kararları göz önünde bulundurulmak suretiyle dava konusu düzenlemeler ve davacının tazmin istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle Dairemiz kararının sayaç okuma bedeli ile davacının tazmin istemine ilişkin kısımları yönünden bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeline ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararıyla Dairemizin anılan kararının davacının tazmin istemine ilişkin kısmının da bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi üzerine Dairemizin 16/05/2023 tarihli ara kararıyla, "dava dilekçesinde, 31/01/2016 tarih ve 200684 sayılı fatura tutarının güç aşım bedeli hariç 20.795,83-TL+KDV olduğu, mülga Usul ve Esaslar yürürlükte olsa idi aynı dönem için söz konusu fatura tutarının 3.309,43-TL+KDV olacağı, dolayısıyla dava konusu işlem nedeniyle sadece 2016 yılı Ocak ayı için 17.486,40-TL+KDV fazla ödeme yapıldığı ileri sürüldüğü; bu kapsamda, davacıdan, fazla ödeme yapıldığı belirtilen fatura tutarı içerisinde sayaç okuma bedeli olup olmadığının açıklanmasının istenilmesine; davalı idareden de, dava dilekçesinin ekinde yer alan 31/01/2016 tarih ve 200684 sayılı fatura örneğinde sayaç okuma bedelinin nispi veya maktu alınmasına göre ne kadar olacağına ilişkin yapılacak hesaplamaya ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine" karar verilmiştir.
Anılan ara kararına istinaden davacı tarafından verilen 22/06/2023 tarihli cevabî yazıda, söz konusu döneme ilişkin faturada sayaç okuma bedelinin bulunmadığı; davalı idare tarafından verilen 22/06/2023 tarihli cevabî yazı ve eklerinde ise, 3. Uygulama Dönemi'ne ilişkin olarak dağıtım şirketlerinin tüm işletme gideri unsurlarından sayaç okumaya ilişkin her bir kısmın ayrıştırmasının işbu ara kararına cevap verme süresi içinde yapılamadığı, uygulama dönemi bazında dağıtım şirketleri için onaylanacak gelir gereksinimi hesaplanırken bu şirketlerin işletme giderlerinin analizi/maliyet hesaplamaların yaklaşık bir 1 yılda tamamlanabildiği, sayaç okuma bedelinin 01/01/2012-31/12/2015 tarihleri arasında maktu olarak onaylandığı, sayaç okuma bedeline özgü ayrı bir gelir tavanının onaylandığı dönemde bu bedele ilişkin ayrı bir hesaplama yapılabildiği, 01/01/2016 tarihi ve sonrasında arıza, bakım, onarım, çağrı merkezi, teknik ve teknik olmayan kayıplar, ödeme bildirimi bırakma, ihbar bırakma, yatırım kapsamında olan hat, trafo gibi dağıtım şebekesi unsurlarının tesis edilmesi, sayaç okuma gibi dağıtım faaliyeti ile ilgili işlemlerin tamamının bir bütün olarak dağıtım maliyetini ve neticede dağıtım gelir tavanını oluşturduğu, dağıtılacak enerjinin de etkisi ile dağıtım birim bedellerinin hesaplandığı, bu kapsamda 2016 yılının ilk çeyreği için orta gerilim seviyesinden bağlı üreticilere uygulanması gereken dağıtım bedelinin 1,2922 kr/kWh olarak onaylandığı, öte yandan davacının sayaç okuma bedeli kaynaklı tazmin talebinin bulunmadığı beyan edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava konusu Usul ve Esaslar'ın yürürlüğe girmesiyle dağıtım sistemi bedellerinde artış yapıldığı, mülga Usul ve Esaslar yürürlükte olsa idi aynı dönem için daha az ödeme yapılacağı, bu kapsamda dava konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararıyla, Dairemizin davanın reddi yolundaki anılan kararının dava konusu Usul ve Esaslar'ın "dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp", "dağıtım bedeli" ile "çift terimli tarife sınıfı"na ilişkin kısmı onanarak kesinleştiği, her ne kadar Dairemizce dava konusu Usul ve Esaslar'ın "sayaç okuma bedeli"ne ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Dairemizin 16/05/2023 tarihli ara kararına istinaden davacı tarafından verilen cevapta, fazla ödeme yapıldığı belirtilen döneme ilişkin faturada sayaç okuma bedelinin bulunmadığının beyan edildiği, bu itibarla, davacının sayaç okuma bedelinden kaynaklı herhangi bir zararının bulunmadığı, fazla yapıldığı iddia edilen ödemelerin ise Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeli dışında hukuka uygun bulunan diğer kısımları uyarınca yapıldığı ve davalı idarenin kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davacının tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeli yönünden İPTALİNE,
2. Söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen ...-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin REDDİNE,
3. Dava kısmen ret, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin ...-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan …-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Davalı idare lehine önceki kararda vekâlet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 12/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.