WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/4996 E.  ,  2023/4574 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4996
Karar No : 2023/4574

DAVACI : …Enerji Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR :1- … Bakanlığı …
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …,
Hukuk Müşaviri …
2- … (…) Genel Müdürlüğü …
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri Av. …

DAVANIN KONUSU :
21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik), "Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Tip Anlaşma" (SKHA) başlıklı Ek-1 kısmında yer alan 41. maddesi ile Hizmet Bedelleri başlıklı Ek-2 kısmında yer alan “DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak EPDK'dan lisans alan şirket, yukarıda belirtilen hizmet bedellerini ve aşağıda kurulu güçleri belirtilen üretim tesisleri için yıllık toplam enerji üretim miktarının kWh başına 0,0009586-TL ile çarpılarak hesaplanacak Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'ni EK-5 Taahhütname çerçevesinde yıllık olarak DSİ'ye öder. Bu bedeller şirket tarafından, kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesislerinin işletmeye açılmasını müteakip lisans süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanır ve ödenir. Ödenecek bedeller aşağıda tabloda belirtilen üst sınır bedelini aşamaz” bölümü ve Taahhütname başlıklı Ek-5 kısmında yer verilen “(4) Yönetmelik kapsamında Ek-2’de yer alan ve aşağıda belirlenen bedelleri taahhüt ettiğimiz şekilde DSİ’ye ödeyeceğimizi,” ibaresi ile “(8) Tesis edilecek enerji üretim tesislerinin işletmeye alınmasını müteakip bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanan Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'ni üretim lisansı süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bildirilecek hesap numarasına yatıracağımızı kabul ettiğimizi,” ibaresinin iptali ve anılan düzenlemeler uyarınca davacıdan tahsil edilen toplam 100.769,70-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacı şirketin, ….Elektrik Üretim A.Ş., ... Elektrik Üretim A.Ş. ve ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’nin birleşmesinden meydana geldiği, havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedeli adı altında bir bedel talep ve tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğu, havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin Yönetmelik ve SKHA hükümlerinin 41. maddesine dayanılarak tahsil edildiği, SKHA’nın idare tarafından tek taraflı hazırlanan ve müzakere edilmeyen genel işlem şartı mahiyetinde iltihaki bir sözleşme olduğu, bu sözleşmenin imzalanmadan elektrik üretim faaliyetlerine başlanamayacağı, yeknesak tip işlemlerin birçok alanda olduğu gibi idare ile yapılan anlaşmalar bakımından da uygulanabilir nitelikte olduğu, kamu gücüne dayanılarak matbu hâle getirilmiş sözleşmelerin müdahale edilmeksizin imzalandığı, havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin hiçbir yasal dayanağı olmadığı hâlde tahsil edildiği, davalı idare tarafından hiçbir hizmet verilmediği hâlde bedelin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kendisi tarafından kurulan hidroelektrik santrallerinde davalı idarelerin hiçbir hizmetinin bulunmadığı, bahsi geçen havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin davacının talebi üzerine verilmediği, kamu kurumlarının hangi hizmetleri vereceklerinin kanunla belirlendiği, davalı idarelerin yasayla belirlenmiş görevini ifa etmesi için bedel/ücret talep etmesinin hukuken kabul edilemez olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI :
Usûle ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, husumetin DSİ'de bulunduğu, davacı şirket tarafından havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol bedeli olarak ödenen toplam 100.769,70-TL’nin tahsili için … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında dava açıldığı, her iki dava arasında derdestliğin bulunduğu; esasa ilişkin olarak ise, DSİ tarafından yapılan havza hidrolojik gözlemi, değerlendirmesi ve kontrolünden baraj, Hes ve regülatör gibi diğer su tesislerinin de faydalandığı, nitekim aynı mahiyette açılan davalarda Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin E:2013/717 ve E:2014/863 sayılı dosyalarında davanın reddine karar verildiği ve bu kararların onandığı, şimdiye kadar SKHA imzalanması hakkında yönetmeliklerde 3 kez değişiklik olmasına karşın, her 3 yönetmelikte de havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedeline yer verildiği, mülga Yönetmelikte hangi projelerden havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin alınmayacağının kurala bağlandığı, davacı şirketin projesinin bu projelerden olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI …GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASI :
Usûle ilişkin olarak, 15/06/2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile dava konusu yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, davacı şirket tarafından havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol bedeli olarak ödenen toplam 100.769,70-TL’nin tahsili için … İdare Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında dava açtığı, her iki dava arasında derdestlik bulunduğu; esasa ilişkin olarak ise, şimdiye kadar SKHA imzalanması hakkında yönetmeliklerde 3 kez değişiklik olmasına karşın, her 3 yönetmelikte de havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedeline yer verildiği, 6200 sayılı Kanun’un mülga 38. maddesinde havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin DSİ’nin gelirleri arasında sayıldığı, sonrasında ise 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 124. maddesinde aynı şekilde havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin DSİ’nin gelirleri arasında sayıldığı, mülga Yönetmelikte havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin alınmayacağı projelerin sayıldığı, davacı şirketin santrallerinin bu projelerden olmadığı, hizmet bedelinin esasını davacı şirket ile imzalanan SKHA’nın 4. maddesinde yer verilen “tahsis edilecek suların miktar ve zamanlamasını belirleyecek olan işletme planları DSİ tarafından yapılır.” kuralı ile 5. maddesinde yer alan, “Hidroelektrik enerji üretim tesisleri, DSİ tarafından belirlenecek memba ve mansap projelerindeki su kullanım paternine göre işletilecektir.” kuralı gereği verilen hizmetlerin karşılığı olduğu, 6200 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, “Tesislerin meydana getirilmesi için ihtiyar olunacak bilcümle masraflar 25' inci maddede yazılı esaslar dairesinde bu tesislerden istifade edebilecekler tarafından ödenir.” kuralı ile Kanun’un 26. maddesinde yer verilen, “Tesislerin işletmeleri için ihtiyar olunan bilcümle masraflar, (Taşkından ve sellerden koruma ile ıslah ve seyrüsefere elverişli hâle getirme tesisleri hariç) faydalananlar tarafından ödenir.” kuralı gereği DSİ tarafından verilen hizmetlerin faydalananlar tarafından ödeneceğini kurala bağlandığı, DSİ tarafından yapılan havza hidrolojik gözlemi, değerlendirmesi ve kontrolünden baraj, Hes ve regülatör gibi diğer su tesislerinin de faydalandığı, nitekim aynı mahiyette açılan davalarda Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin E:2013/717 ve E:2014/863 sayılı dosyalarında davanın reddine karar verildiği ve bu kararların onandığı, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ :
Dava; 21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in, "Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Tip Anlaşma" başlıklı Ek-1 kısmında yer alan 41. maddesi ile Hizmet Bedelleri başlıklı Ek-2 kısmında ödenmesi istenilen ve Taahhütname başlıklı Ek-5 kısmı uyarınca ödeneceği konusunda taahhüt alınan Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'nin iptali ve anılan düzenlemeler uyarınca davacıdan tahsil edilen toplam 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 16/02/2021 günlü, E:2019/2651, K:2021/506 sayılı kararı ile, 21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in, "Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Tip Anlaşma" başlıklı Ek-1 kısmında yer alan 41. maddesi ile Hizmet Bedelleri başlıklı Ek-2 kısmında ödenmesi istenilen ve Taahhütname başlıklı Ek-5 kısmı uyarınca ödeneceği konusunda taahhüt alınan Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli iptal edilmiş, hukuka aykırı tahsil edildiği belirtilen 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazmini istemi hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına hükmedilmiş, bu kararın, Karar Verilmesine Yer Olmadığına ilişkin kısmı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19/10/2022 günlü, E:2021/2310, K:2022/2951 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19/10/2022 günlü, E:2021/2310, K:2022/2951 sayılı kısmen bozma kararındaki gerekçe gözönünde tutularak işin gereği düşünüldü.
Olayda; Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından, davacıdan tahsil edilen 100.769,70-TL'nin dayanağı olan dava konusu düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildikten sonra dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verildiği, ve sonradan da Yönetmeliğin yetki maddesinde değişiklik yapılmasının onu hukuka uygun hâle getirmeyeceğinin yargı kararıyla da vurgulandığı anlaşıldığından; hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu düzenlemeler uyarınca davacıdan tahsil edilen toplam 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının buna yönelik talebinin kabulü ile, davacıdan tahsil edilen toplam 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2651, K:2021/506 sayılı kısmen dava konusu işlemin iptali, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kararına karşı, davacı ve davalı … Bakanlığı tarafından yapılan temyiz başvuruları sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19/10/2022 tarih ve E:2021/2310, K:2022/2951 sayılı kararıyla Dairemiz kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden bozulduğu, dava konusu düzenleyici işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden onandığı görülerek, dava bozulan kısımla sınırlı olarak incelenerek gereği yeniden görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket, … Elektrik Üretim A.Ş., Konur Elektrik Üretim A.Ş. ve …Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’nin birleşmesinden meydanda gelmiştir ve hidroelektrik santrallerinde elektrik üretimi yapmaktadır. 05/11/2008 tarihinde imzaladığı Su Kullanım Hakkı Anlaşması (SKHA) kapsamında Sebil regülatöründe, yine 05/11/2008 tarihinde imzaladığı bir başka SKHA uyarınca Kesme regülatöründe hidroelektrik santrali işletmektedir.
DSİ tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile Kesme regülatörü için “Yönetmelik hükümlerine göre her yılın Ocak ayının sonuna kadar tahsil edilen” havza hidrolojik gözlem, değerlendirme ve kontrol hizmet bedeli olan 14.608,11-TL tutar; … tarih ve …sayılı yazı ile Sebil regülatörü için 86.161,59-TL tutarın ödenmesi gerektiğinin, aksi hâlde sözleşmedeki hükümlere göre tahsilatın yapılacağının bildirilmesi üzerine davacı şirketçe toplam 100.769,70-TL ödeme yapılarak 03/04/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle dava açılmıştır.
Ancak, Dairemiz tarafından 08/05/2019 tarih ve E:2019/1288, K:2019/1617 sayılı karar ile dilekçenin reddine karar verilmesi üzerine 18/07/2019 tarihinde kayıtlara giren yenileme dilekçesi ile bakılan dava açılmıştır.
Dairemizin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2651, K:2021/506 sayılı kararıyla; kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, Dairemizin anılan kararı davacı ve davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca, davacının temyiz isteminin kabulü, davalı ... Bakanlığı'nın temyiz isteminin ise kısmen kabulü, kısmen reddi ile Dairemiz kararının dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2651, K:2021/506 sayılı kararına karşı yapılan temyiz başvuruları sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19/10/2022 tarih ve E:2021/2310, K:2022/2951 sayılı kararı ile;

"HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Düzenleyici işlem yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının düzenleyici işlemin iptaline ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Hukuka aykırı olarak tahsil edildiği iddia edilen 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi kısmı yönünden;
Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri gereğince, idareler, maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını 'aynen' ve 'gecikmeksizin' uygulamak zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta, Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından, davacıdan tahsil edilen 100.769,70-TL'nin dayanağı olan dava konusu düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildikten sonra dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda, davacıdan tahsil edildiği belirtilen bedelin dayanağı olan düzenlemelerin iptaline karar verildiği ve sonradan da Yönetmeliğin yetki maddesinde değişiklik yapılmasının onu hukuka uygun hâle getirmeyeceğinin yargı kararıyla da vurgulandığı anlaşıldığından, açıkça hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu ibareler ve bu düzenlemeler esas alınarak tahsil edildiği iddia edilen 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemi yönünden, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, Dairece davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle Dairemiz kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Düzenleyici işlemlerin iptaline ilişkin yargı kararlarının etki ve sonuçlarının sınırlandırılması yönünden yapılan incelemede;
İdari yargı yerlerince verilen iptal kararları, Danıştay'ın istikrar kazanmış ve ilke hâline gelmiş içtihadına göre, idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldıran, objektif, geriye yürüyen ve genellik ifade eden kararlardır. Buna bağlı olarak, iptal edilen işleme dayanılarak tesis edilmiş olan işlemler de hukuki dayanaktan yoksun kaldıklarından, kural olarak, iptal kararından etkilenirler. Bu kararların geçmişe yürütülmesi, yine idari yargı içtihatlarıyla geliştirilen ve birtakım istisnalar dışında genel kabul gören bir ilkedir. Bu ilke ile, idari işlemin hukuka uygunluk denetimi sonrasında verilen iptal kararlarının gerekçeleri doğrultusunda objektif hukuk düzeninin etkin bir biçimde korunması amaçlanmaktadır.
Bu yaklaşım, Danıştay Dava Daireleri Umumi Heyeti'nin 25/01/1938 tarih ve E:1937/202, K:1938/14 sayılı kararında, "...iptal hükümlerinin, davanın tevcih edildiği idari muamele ve kararın ittihaz edildiği tarihe kadar tesirde bulunması, hukuku idarenin maruf bir kaidesidir." şeklinde ifade edilmiş olup, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 03/07/1966 tarih ve E:1965/21, K:1966/7 sayılı kararında da aynı yönde değerlendirmelere yer verilmiştir. Yine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 30/09/1994 tarih ve E:1993/247, K:1994/559 sayılı kararında, "... sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum doğar. Bu durumun giderilebilmesi için iptal kararı hukuken sakat idari işlemi geriye yürür biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmasından önceki duruma dönülür." tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bireysel işlemler bakımından mezkûr ilke doğrultusunda uygulanmasında tereddüt bulunmayan iptal kararlarının, düzenleyici işlemler bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Nitekim, iptaline karar verilen düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerin otomatik olarak hukuka aykırı hâle geldiğinin kabulü, istenmeyen sonuçlara yol açabildiği gibi, kamu yararı ve kamu düzenine uygun olmayabilir. Bunun yanında, bir düzenleyici işlemin iptali durumunda, onun ilga ettiği düzenleyici işlem varsa bunun yeniden yürürlük gücü kazanıp kazanmayacağı ve ihale sürecindeki işlemlerin hukuka aykırılığı nedeniyle verilen iptal kararlarının ihale sözleşmelerine olan etkisi hukuken tartışmalı konulardandır.
Bu noktada idari işlemlerin yasallığı ilkesi ile hukuki istikrar ve güvenlik ilkelerinin yarıştığı bir durum ortaya çıkmaktadır. Somut olay bakımından değerlendirme yapılması ve bu ilkelerden ağır basana öncelik verilerek karar verilmesi, kendilerinden adaleti sağlaması beklenen mahkemelerce gözetilmesi gereken bir yaklaşımdır. Çünkü hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan bazı düzenleyici işlemlerin iptali ile bunlara dayanılarak tesis edilmiş tüm işlemlerin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, kimi zaman fiilen imkânsız olabildiği gibi bazen de haksız sonuçlara ve hukuki belirsizliklere neden olabilmektedir.
Çalışma Bakanlığı'nın işsizlik sigortası aidat ve ödemelerine ilişkin kararlarına karşı açılan davada, Fransız Danıştayının iptal yönündeki "Association AC! et autres" kararında bu hususa değinilerek, iptal kararının geriye yürür şekilde uygulanmasının sosyal güvenlik sistemini felç edeceği, sayısız yeni uyuşmazlık doğmasına ve hatta davacıların aleyhine sonuçlara yol açacağı dikkate alınarak, iptal kararının yalnızca karar tarihinden sonrası için hüküm ifade edeceğine ve bazı yönlerden kararın tebliğ tarihinden sonra işlerlik kazanacağına karar verilmiştir. (Conseil d'Etat, Asambleé, 11/05/2004, No:255886, Erişim: https://www.conseil-etat.fr/arianewebtraduite/#/view-document/148)
İptal kararlarının etki ve sonuçlarına ilişkin aktarılan ilkeden ayrılan bu yaklaşım, iptal kararlarının uygulanabilirliğini sağlamayı, sonuçlanmış hukuki ilişkilerin yıkıma uğramasına engel olmayı ve kamu yararı ile adaletin etkinliği ilkelerini bağdaştırmayı amaçlamaktadır. İptaline karar verilen işleme dayanarak veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkan işlemler muhafaza edilerek, karar nedeniyle oluşabilecek hukuki boşluğun önüne geçilmektedir. Bu sayede iptal kararları mekanik olmaktan kurtarılarak somut olgularla ve hukuki durumlarla uyumlu hâle getirilmektedir. Hukuki istikrar ve güvenlik prensibini korumayı sağlayan bu tür kararlar öğretide "rasyonelleştirilmiş iptal kararları" olarak adlandırılmaktadır. (KAPLAN, G., İptal Kararlarının Etki ve Sonuçlarının Zaman Yönünden Yargıç Tarafından Sınırlandırılması, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S. 2, Ekim 2013, s. 33)
Hukuka aykırılığı yargı kararı ile ortaya konulan ve iptal edilen genel düzenleyici işlemlerin iptali ile bunlara dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerin de bütün hukuksal sonuçları ile ortadan kalkıp kalkmayacağının; iptal kararı gerekçesinin esasa ilişkin olup olmadığına, tespit edilen hukuka aykırılığın ağırlığına, düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerin uzun süredir uygulanmasına ve sonradan getirilen düzenleyici işlem ile aynı şekilde uygulanmaya devam edilmesi durumlarına bakılarak ve idari istikrar ilkesi gözetilerek somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
İptal kararlarının düzenleyici işlemler bakımından geçmişe yürümesi ve düzenleyici işlemlere bağlı tesis edilen bireysel işlemleri de hukuka aykırı hâle getirmesi içtihadi bir ilke olduğundan, bu ilkenin, yüksek mahkemece yeniden yorumlanarak ve anlamlandırılarak, iptal kararının gerekçesi dikkate alınmak suretiyle somut olay adaletinin sağlanması bakımından esnetilmesine engel olan herhangi bir Anayasa veya Kanun kuralı bulunmamaktadır.
Hidroelektrik Enerji Üretim Tesislerinden Üretime Bağlı Olarak Alınan Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli yönünden genel olarak yapılan incelemede;
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 25. maddesinin (d) bendinde, "Enerji tesislerinde kilovat saat başına tesbit edilecek amortisman bedeli, mecmu masrafın, istihsal olunan enerji miktariyle ödeme müddeti olan sene adedine taksimiyle elde olunur."; 26. maddesinde, “Tesislerin işletmeleri için ihtiyar olunan bilcümle masraflar, (Taşkından ve sellerden koruma ile ıslah ve seyrüsefere elverişli hâle getirme tesisleri hariç) faydalananlar tarafından ödenir.”; 11/10/2011 tarihli ve 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 55. maddesi ile değişik 38. maddesinde, “DSİ’nin gelirleri şunlardır: ... f) Özel sektör tarafından gerçekleştirilecek enerji projelerinden sağlanan; fizibilite raporu kontrol ücreti, hidroelektrik kaynak katkı payı, havza hidrolojik gözlem, değerlendirme ve kontrol bedeli, hidrolojik veri, rapor inceleme, DSİ tarafından hazırlanan projeler için alınan hizmet bedeli karşılığı gelirler. ...” kuralları yer almıştır.
21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve ilgili maddeleri dava konusu edilen Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesiyle yürürlükten kaldırılan, konuya ilişkin aynı ismi taşıyan ilk Yönetmelik 26/06/2003 tarih ve 25150 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan ilk Yönetmeliğin "Müracaatların İlanı ve Taahhütname Alınması" başlıklı 7. maddesinde, "Su Kullanım hakkı Anlaşması yapılmak üzere DSİ'ye müracaat eden şirket veya şirketler, Ek-2'de belirtilen ve DSİ ve/veya EİE'ye ödenmesi gereken hizmet bedellerinin ödendiğine ilişkin belgeleri, Ek-5'de yer alan taahhütname ile birlikte DSİ'ye ibraz eder. ..."; "Hizmet Bedelleri" başlıklı Ek-2 kısmında, “... DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak EPDK’dan lisans alan şirket, yukarıda belirtilen hizmet bedellerini ve aşağıda kurulu güçleri belirtilen üretim tesisleri için yıllık toplam enerji üretim miktarının kWh başına 350 TL (üçyüzelli TL) ile çarpılarak hesaplanacak ''Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'ni EK-5 Taahhütname çerçevesinde yıllık olarak DSİ’ye öder. Bu bedeller şirket tarafından, kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesislerinin işletmeye açılmasını müteakip lisans süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanır ve ödenir. Ödenecek bedeller aşağıda tabloda belirtilen üst sınır bedelini aşamaz. ... Yukarıdaki hizmet bedelleri ve 'Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedelleri' DSİ tarafından her yıl Ocak ayı başında güncelleştirilerek internet sayfasında yayımlanır. Bu bedellerin tamamında veya bir kısmında arttırım olması hâlinde, arttırım miktarı TEFE’ye göre hesap edilerek uygulanır. 'Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli' üretim tesisinin işletmeye alınmasını takip eden ilk beş yıl için %50 indirimli uygulanır.” kuralları yer almıştır.
04/07/2012 tarih ve 28343 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile değişik 7. maddesinde, su kullanım hakkı anlaşması yapılmak üzere DSİ’ye müracaat eden şirket veya şirketlerin Yönetmeliğin 2 numaralı ekinde belirtilen ve DSİ’ye ödenmesi gereken hizmet bedellerinin ödendiğine ilişkin belgeleri, 5 numaralı ekinde yer alan taahhütname ile birlikte DSİ’ye ibraz etmesi gerektiği belirtilmiş; 2 numaralı ekinde, “DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak EPDK'dan lisans alan şirket, yukarıda belirtilen hizmet bedellerini ve aşağıda kurulu güçleri belirtilen üretim tesisleri için yıllık toplam enerji üretim miktarının kWh başına 0,07933 Kuruş ile çarpılarak hesaplanacak 'Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'ni EK-5 Taahhütname çerçevesinde yıllık olarak DSİ'ye öder. Bu bedeller şirket tarafından, kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesislerinin işletmeye açılmasını müteakip lisans süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanır ve ödenir. Ödenecek bedeller aşağıda tabloda belirtilen üst sınır bedelini aşamaz.” kuralına yer verilmiş ve ödenecek bedeller ayrıntılı olarak belirtilerek, 2012 yılı için hesaplanan söz konusu bedellerin tamamının, DSİ tarafından her yıl ocak ayı başında bir önceki yılda gerçekleşen ÜFE'nin yıllık değişim oranı çerçevesinde güncellenip internet sayfasında yayımlanacağı, bu bedellerin tamamında veya bir kısmında artış olması hâlinde, artış miktarının ÜFE'ye göre hesap edilerek uygulanacağı, dava konusu bedelin üretim tesisinin işletmeye alınmasını takip eden ilk beş yıl için %50 indirim uygulanacağı belirtilmiş; 5 numaralı ekinin altı numaralı bendinde “Tesis edilecek enerji üretim tesislerinin işletmeye alınmasını müteakip bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanan "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli"ni lisans süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bildirilecek hesap numarasına yatıracağımızı, ödenmemesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51'inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı uygulanmasını kabul ettiğimizi” ...” kabul ve taahhüt ederiz.” kuralı yer almıştır.
Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'ne dair düzenlemeler, dava konusu Yönetmelik ile de korunmuş, "Müracaatların ilanı ve taahhütname alınması" başlıklı 7. maddede, "(1) Su kullanım hakkı anlaşması yapılmak üzere DSİ’ye müracaat eden şirket veya şirketler, Ek-2’de belirtilen ve DSİ’ye ödenmesi gereken hizmet bedellerinin ödendiğine ilişkin belgeleri, Ek-5’de yer alan taahhütname ile birlikte DSİ’ye ibraz eder. ..." kuralına yer verilmiş, üretim tesisi sahipleri lehine olacak şekilde, "Hizmet Bedelleri" başlıklı Ek-2'de mezkûr bedel hesaplanırken üretim miktarının kWh başına çarpılacağı değer düşürülerek 0,0009586-TL olarak belirlenmiştir.
Hâlihazırda uygulanmakta olan ve 15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik'te, önceki yönetmeliklerde yer alan 7. madde aynı şekilde düzenlenmekle birlikte, "Hizmet bedelleri" başlıklı 18. maddesinde, "(1) DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak EPDK’dan lisans alan şirket, Ek-2’de belirtilen hizmet bedellerini ve tesis edilecek enerji üretim tesislerinin işletmeye alınmasını müteakip bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanan Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedelini Ek-5’te yer alan Taahhütname çerçevesinde yıllık olarak DSİ’ye öder. Bu bedeller şirket tarafından, kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesislerinin işletmeye açılmasına müteakip lisans süresince her yılın Ocak ayı sonuna kadar bir önceki yılda gerçekleşen üretim miktarına göre hesaplanır ve ödenir. Ödenecek bedeller Ek-2’de yer alan tabloda belirtilen üst sınır bedelini aşamaz. ..." kuralı getirilerek, Ek-2'de yer alan düzenleme Yönetmeliğin içerisine de alınmıştır. Bedele ilişkin diğer düzenlemeler önceki Yönetmeliklere uygun şekilde korunmuş ve bazı yeni kurallar getirilmiştir. Uyuşmazlık konusu bedelin hesaplanmasına dair kuralın yer aldığı Ek-2'de ise, mezkûr bedel hesaplanırken üretim miktarının kWh başına çarpılacağı değer 0,0017191-TL olarak belirlenmiştir.
Bu durumda, Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'nin 6200 sayılı Kanun uyarınca DSİ'nin gelirleri arasında olduğu, 26/06/2003 tarihli ilk Yönetmelikten bu yana mezkûr bedelin hesaplama yönteminin düzenlendiği, bu yönetmelikte 04/07/2012 tarihinde yapılan değişiklikle ayrıntılı düzenlemeler getirildiği, dava konusu yönetmelikle, bedele dair düzenlemelerin korunduğu ve üretim şirketleri lehine olacak şekilde kWh başına ödenecek bedelin düşürüldüğü, 15/06/2019 tarihinde yayımlanan ve hâlen yürürlükte olan yönetmelik ile de aynı sistemin sürdürüldüğü, kWh başına ödenecek bedelin ise, dava konusu Yönetmelik uyarınca belirlenen bedelin yıllar içinde gerçekleşen ÜFE'nin yıllık değişim oranında artırılması suretiyle belirlendiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli ödenmesi talebini içeren işlem ile bu işleme dayanak olan ilk Yönetmeliğin bu bedele ilişkin düzenlemelerinin dava konusu edildiği davalarda, Dairemizin 27/02/2018 tarih ve E:2013/717, K:2018/730 ile E:2014/863, K:2018/731 sayılı kararlarında, "6200 sayılı Kanun’da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün gelirleri arasında sayılan bedelin Yönetmelik hükmüyle muaf tutulan projeler haricindeki DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) lisans alan üretim tesislerine yıllık toplam enerji üretim miktarı üzerinden kWh başına uygulanmak üzere belirlendiği, Oymapınar HES projesinin söz konusu bedelden muaf tutulan projeler arasında olmadığı, davacı şirketin ihaleyi kazandığı tarihte yürürlükte olan söz konusu Yönetmelik hükümlerine uymak zorunda olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, her ne kadar davacı vekili davalı idare ile imzalanan su kullanım hakkı anlaşması ile özelleştirme ihalesine ilişkin ihale dokümanlarında 'havza hidrolojik gözlem, değerlendirme ve kontrol hizmet bedeli' ödeneceğine dair bir hükmün yer almaması nedeniyle böyle bir bedeli ödeme zorunluluğunun bulunmadığı iddia edilmekte ise de, dava konusu bedele ilişkin temel şartların Yönetmeliğin 2 numaralı ekinde düzenlendiği, DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak EPDK’dan lisans alan şirketlerin 'havza hidrolojik gözlem, değerlendirme ve kontrol hizmet bedeli'ni yıllık olarak davalı idareye ödemesinin öngörüldüğü, anılan ekin Yönetmeliğin bir parçası olduğu ve imzalanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 'Hizmet Bedelleri' başlıklı Ek-2 nolu formu ile 'Taahhütname' başlıklı Ek-5 nolu formunun dava konusu havza hidrolojik gözlem, değerlendirme ve kontrol hizmet bedelinin ödenmesine ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır." tespitlerine yer verilerek davalar reddedilmiştir. Bu kararlar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/05/2019 tarih ve E:2018/2337, K:2019/2438 ile E:2018/2339, K:2019/2437 sayılı kararları ile oybirliğiyle onanarak kesinleşmiştir.
Davacı şirket tarafından hukuka aykırı olarak tahsil edildiği iddia edilen 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin incelenmesinden;
Olayda, DSİ tarafından Yönetmelik hükümlerine göre her yılın Ocak ayının sonuna kadar tahsil edilen "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli" olarak 18/01/2019 tarih ve 48466 sayılı yazı ile Kesme regülatörü için 14.608,11-TL; 21/01/2019 tarih ve 52420 sayılı yazı ile Sebil regülatörü için 86.161,59-TL'nin ödenmesi gerektiğinin, aksi hâlde sözleşmedeki hükümlere göre tahsilatın yapılacağının bildirilmesi üzerine davacı şirketçe toplam 100.769,70-TL ödeme yapılmıştır.
Davacı şirket tarafından, Sebil regülatörü için tahsil edilen 86.161,59-TL'nin fazla olduğu, 145.728,00 TL'nin yarısı olan 72.864,00-TL tahsil edilmesi gerekirken 86.161,59-TL tahsil edildiği iddia edilerek fazla tahsil edilen 13.297,59-TL'nin ödeme tarihi olan 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına iadesine karar verilmesi istemiyle ayrıca açılan davada, …İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla, "...davacı şirketin işlettiği tesisin 20 MW-25 MW arası kurulu güce sahip olduğunun ve 2015 yılında işletmeye alındığının sabit olduğu, ... mevzuat hükümleri uyarınca yıllık toplam enerji üretim miktarının kWh başına 0,0017191-TL ile çarpılması sonrası hesaplanacak 'Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli'nin' davalı idareye ödenmesi gerektiği ve davacı şirketin 2015 yılında işletmeye başladığı göz önünde bulundurulduğunda %50 indirim hakkından yararlanacağı ve ortaya çıkan rakamın mevzuatta üst sınır olarak belirlenen rakam olan 145.728,00-TL'den fazla olamayacağı, fazla olduğu taktirde bu fiyatın uygulanacağının görüldüğü, bu durumda, davacı şirketin Sebil regülatörü ve Hes tesisinde 2018 yılında 100.240.344,80 kWh elektrik üretiminde bulunduğu, bu tutarın 0,0017191-TL ile çarpımı sonucunda 172.323,18-TL'nin hesaplandığı, bu miktarın da %50 indirimli hâlinin 86.161,59-TL olduğu, söz konusu miktarın üst sınır olarak belirlenen 145.728,00-TL'nin altında olduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından fazla olarak yapılmış bir ödeme söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddedildiği, bu kararın davacı şirket tarafından istinaf başvurusuna konu edilmesi üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Tazminat istemine konu "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli" talebine ilişkin mezkûr yazılara bakıldığında, üretim çarpanı olarak (15/06/2019 tarihli yürürlükteki yönetmelikte belirlenen tutarla aynı şekilde) 0,17191-kr'un gösterildiği, 2018 yılı hizmet bedeline ilişkin hesaplamanın buna göre yapıldığı, UYAP üzerinden … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin E:… sayılı dosyasının incelenmesinden, güncellenen tutarlara ilişkin DSİ internet sitesinde yayınlanan ekran görüntüsünün dava dilekçesine eklendiği, Sebil regülatörü için hesaplanan tutara dair itirazın yönetmelik uyarınca getirilen %50 indirim uygulamasına yönelik olduğu, fazla tahsil edildiği iddia edilen 13.297,59-TL'nin iadesinin talep edildiği, Sebil regülatörü için hesaplanarak talep edilen tutar (86.161,59-TL) yönünden hukuka aykırılık bulunmayarak, davanın ret yönünde anılan gerekçeyle kesinleştiği, Kesme regülatörü için de aynı yöntemle hesaplanan 14.608,11-TL yönünden aynı hususların geçerli olduğu, hesaplamanın, önceki yönetmeliğe nazaran davacı şirketin lehine olduğu anlaşılan dava konusu Yönetmelik uyarınca yapıldığı, 15/06/2019 tarihli yeni yönetmelikte de aynı hesaplama yönteminin ve üretim çarpanının korunduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli"nin hidroelektrik enerji üretim tesislerinden 26/06/2003 tarihli ilk Yönetmelik'ten bu yana tahsil edildiği ve hâlihazırda yürürlükteki Yönetmelik uyarınca da tahsil edilmekte olduğu, dava konusu yönetmelikte öncekine nazaran üretim şirketleri lehine değişiklik yapıldığı ve bedelin daha düşük tutarlarda hesaplandığı, sonradan çıkarılan ve hâlen yürürlükte olan Yönetmelik'te de aynı hesaplama ve tahsil yönteminin sürdürüldüğü görülmektedir.
Dairemizce ilk yönetmelik dönemine ilişkin olarak mezkûr bedelle ilgili esasa dair yapılan incelemede, bedelin 6200 sayılı Kanun'da DSİ'nin gelirleri arasında sayıldığı, her ne kadar Su Kullanım Hakkı Anlaşması'nda bedele dair bir düzenleme olmasa da, bedele ilişkin şartların yönetmelikte düzenlendiği, burada belirlenen usul uyarınca bedelin tahsil edilebileceği tespit edilmiş olup, anılan kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla hidroelektrik enerji üretim tesislerinden davalı DSİ tarafından yıllık olarak tahsil edilen bu hizmet bedelinin alınması gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin bedele ilişkin maddeleri Dairemizce yetki yönünden hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu yönetmelik bakımından mezkûr bedelin esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak önceki yönetmeliğin 04/07/2012 tarihinde değiştirilen maddelerinin dava konusu Yönetmelikte de aynen korunduğu, hatta tesis sahibi şirketler lehine değişiklikler yapıldığı, yürürlükteki yönetmeliğin de aynı yönde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, hesaplama ve tahsil yöntemi değiştirilmeyen "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli"nin alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, düzenleyici işlem hakkında yetki yönünden verilen iptal kararının, Kanun'da DSİ'nin gelirleri arasında sayılan ve ilk yönetmelikten bu yana aynı usulde tahsil edilmekte olan bedele ilişkin tahsilatları hukuka aykırı hâle getirmeyeceği, aksi yaklaşımın 2016-2019 yılları arasında tahsil edilen tüm bedelleri tartışmalı hâle getirerek çok sayıda dava açılmasına neden olabileceği, açılacak davalarda verilebilecek iptal kararlarının, zaten alınması gereken bedellere ilişkin aynı içerikte yeni işlemler tesis edilerek aynı bedellerin yeniden istenmesi ile sonuçlanacağı, bu hususun usul ekonomisine, hukuki istikrar ve güvenlik ilkeleri ile kamu yararına aykırı olacağı, nitekim talep edilen tutarın Sebil regülatöründeki elektrik üretimi için ödenen 86.161,59-TL'sinin başka bir yargılama sürecinde hukuka uygun bulunduğu, Kesme regülatöründeki elektrik üretimi için ödenen 14.608,11-TL'nin de aynı usule bağlı olarak tahsil edildiği anlaşıldığından, davacı şirket tarafından ödenmiş olan 100.769,70-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Sonuç olarak dava kısmen ret, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin üzerinde bırakılmasına, geri kalan ….-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davalı … Bakanlığı tarafından temyiz aşamasında yapılan toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin üzerinde bırakılmasına, geri kalan …-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (yapılan duruşmaya davalı … Bakanlığı vekilinin geldiği görüldüğünden) …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Davacı lehine önceki kararda vekâlet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.