Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4266 E. , 2023/5161 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4266
Karar No : 2023/5161
DAVACI : ... Derneği (..)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :
01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/09/2019 tarih ve 8845 sayılı Petrol ve LPG Piyasalarında Uygulanan Promosyonlar Hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) Kararı'nın iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
İptali istenen Kurul kararı uyarınca, 01/10/2019 tarihinden itibaren 5015 sayılı Kanun kapsamında akaryakıt satışlarında ve 5307 sayılı Kanun kapsamında LPG satışlarında sadece hizmet ve finansal promosyonlara izin verildiği, hediye, eşantiyon gibi adlarla verilen aynî promosyonların yasaklandığı, söz konusu Kurul kararı ile yürürlükten kaldırılan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile ... tarih ve ... sayılı Kurul kararında da hizmet ve finansal promosyonlar hariç ayni promosyonların yasaklandığı ancak yeni Kurul kararı ile önceki Kurul kararlarının kapsamının genişletilerek dağıtıcı lisansı sahiplerinin düzenledikleri finansal promosyonların herhangi bir maliyetinin bayilere yansıtılamayacağının ve Kurul kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla içeriği Kurul kararına aykırı olan sözleşme ve kampanyaların 30/06/2020 tarihi itibarıyla geçersiz olacağının da kurala bağlandığı, 5015 sayılı Kanun kapsamında petrol piyasasında, 5307 sayılı Kanun kapsamında ise LPG piyasasında promosyon faaliyetinin serbest olduğu, promosyon faaliyetlerini yasaklayan bir düzenlemenin bulunmadığı, aksine bayilerin bilgilendirilmesi ve kampanyaya katılımın ihtiyarî olması zorunluluğu dışında hiçbir kısıtlayıcı kurala yer verilmediği, iptali istenen Kurul kararının ise serbest ve rekabetçi piyasa işleyişine müdahale ettiği, girişim özgürlüğünü engellediği, Kurul kararının kanunî dayanağının olmadığı, Rekabet Kurumu’nun isteği üzerine hazırlanan Akaryakıt Sektör Raporu’nda rekabetin dağıtıcılar tarafından düzenlenen kampanyalar üzerinden devam ettiği, doğrudan fiyat indirimi olarak kabul edilmese de verilen hediyelerin fiyata dahil olduğu ve fiyat rekabeti olarak kabul edileceği, Rekabet Kurulu tarafından daha önce verilen kararda promosyonların rekabetçi piyasanın bir unsuru olduğu, her teşebbüsün promosyon politikasını yürütmekte serbest olduğu belirtilerek teşebbüslerin kendi aralarında anlaşarak promosyon faaliyetinde bulunmama kararının rekabeti kısıtladığı sonucuna varıldığı, Kurul kararında yalnızca aynî promosyonların yasaklandığı, hizmet ve finansal promosyonlar serbest bırakılırken aynî promosyonların neden yasaklandığının anlaşılamadığı, mevcut durumda bankalar ve diğer finans kuruluşlarının müşterilerine tedarik ettikleri kartlar sayesinde istedikleri gibi promosyon yapmalarının önünde hiçbir engel yokken doğrudan piyasada faaliyet gösteren aktörlerin rekabetinin ve girişim özgürlüğünün engellendiği, Kurul kararında hukuka aykırı olarak sözleşme özgürlüğüne müdahale edildiği, Kurul kararı ile dağıtıcı lisansı sahiplerinin düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamayacağı kurala bağlanarak bayi ile dağıtıcı arasında özgür irade ile kurulacak sözleşmeye müdahale edildiği, basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olan sözleşme taraflarının gerekli özeni göstereceğinin kabulünün gerektiği, kararın Geçici 1. maddesinde ise kararın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla içeriği bu Karara aykırı sözleşmenin yapılamayacağı veya kampanyanın düzenlenemeyeceğinin, bu Kararın konusu olan sözleşme ve kampanyaların 30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla süresi sonuna kadar geçerliğini koruyacağının kurala bağlandığı, anılan kural ile Anayasa ve kanunlarla koruma altına alınmış sözleşme özgürlüğüne müdahale edildiği, gerek Anayasa Mahkemesi gerek ise Danıştay tarafından sözleşme koşullarını değiştirmeye yönelik kamusal müdahalelerin hukuka aykırı bulunduğu, davalı idarece kendisine kanunla verilen yetkinin aşıldığı, Kararın uygulanmasının tüketicinin menfaatine olmadığı, sonuç itibarıyla promosyonlardan yararlanan tüketicilerin bu haklarını kaybetmelerine yol açıldığı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usûle ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak ise Kurul’un 5015 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda düzenlemeler yaptığı, piyasanın sağlıklı ve düzenli işlemesi kapsamında piyasada etkin pazarlama yapabilmenin ve rekabet edebilmenin önemli unsurları arasında “bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar” olarak tanımlanabilecek promosyon uygulamalarının da yer aldığı, 2011 yılı öncesi dönemde özellikle akaryakıt alımlarında tüketicilere tabak, deterjan, oyuncak gibi aynî promosyonların yapılıyor olması ve bu promosyonların hem tüketicinin faydasını maksimum düzeyde oluşturmaması hem de yarattığı ilave maliyetler nedeniyle 15/12/2010 tarihli Kurul kararıyla yasaklandığı, aynı uygulamanın LPG piyasası için de 06/01/2011 tarihli Kurul kararı ile getirildiği, her iki karara karşı açılan davaların ret ile sonuçlanarak kesinleştiği, bu kararlarda Danıştay tarafından Kurumun bu konuda düzenleme yetkisinin olduğu kabul edilerek bayilerin akaryakıt fiyatları üzerinden rekabet etmelerinin esas olduğunun vurgulandığı, iptali istenen Kurul kararı ile önceki kısıtlamanın devam ettiği, son dönemde gelen taleplerle birlikte sektör temsilcileri ile gerçekleştirilen toplantılar neticesinde bu konuda düzenleme yapılması gerektiği sonucuna varılarak konuya ilişkin belirsizliklerin kaldırılması, promosyon türlerinin netleştirilmesi ve düzenlenecek promosyonların belirlenmesi amacıyla Kurul kararının tesis edildiği, piyasa düzeninin ve Kanun’un amacının gerçekleştirilmesinde son halka olan bayilerin akaryakıtın güvenli olarak sunulabilmesi için piyasada varlıklarının sağlanması gerektiği, bu sebeple bayilerin piyasada zorlanmasına sebep olabilecek fazladan külfetlere maruz kalmamasının önemli olduğu, 5015 sayılı Kanun’da ve 5307 sayılı Kanun’da akaryakıt ve LPG piyasaları kapsamında faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin olarak özel şartların belirlenmesi ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin açıkça verildiği, 5015 sayılı Kanun da ülkemizde petrol piyasasının serbestleşmesi öngörülürken tüketicinin bu piyasadan elde edeceği refahın maksimize edilmesinin amaçlandığı, burada ana unsurun tüketicinin piyasa şartlarında korunması ve mal ve/veya hizmete ödemek zorunda olduğu bedelin rekabetçi ortamda ve piyasa şartlarında optimum olarak belirlenmesi olduğu, sektörde akaryakıt ve otogaz fiyatları üzerinden rekabet edilmesi beklenirken, rekabetin promosyon segmentinde yapılmak istendiği, bu nedenle akaryakıt ve otogaz satışlarında uygulanan aynî promosyonların maliyetlerde gereksiz artışlara sebep olmasının önüne geçmek ve olması gerektiği gibi rekabetin fiyatlar üzerinde yoğunlaşmasını sağlamak için Kurul kararının tesis edildiği, hiçbir basiretli tacirin zararına satış yapmayacağı düşünüldüğünde promosyon ürünlerinin bayiye faturasının nihai tüketiciden bir şekilde çıkarılacağının açık olduğu, bu noktada yaşanan sıkıntının ise promosyon ürününün bayiye maliyeti ve bu maliyetin tüketiciye yansıtılması noktasında Kurum’un herhangi bir bilgiye sahip olmaması olduğu, bu bilgi asimetrisinin bayilerin lehine tüketicilerin aleyhine kullanılmasının ise pek tabii olduğu, Kurum’un sadece şekli anlamda kalan bir sözleşme serbestisi kavramı ile yetinmeden sosyal hukuk devleti kavramından hareketle ve bir sözleşme adaleti sağlamak üzere sosyo-ekonomik açıdan ve yapısal olarak güçsüz durumda olanları korumak ve akaryakıt fiyatlarında rekabetin temin edilmesi ile tüketici faydasının oluşturulması için Kurul kararını aldığı, davacının Kurul kararının tüketici aleyhine olduğu iddiasının ise geçerli olmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan dava konusu Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz." kuralı ile Kurul kararının Geçici 1. maddesinde yer alan "30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla" ibaresi yönünden de davanın reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ :
... Derneği (...) vekili tarafından açılan davada, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Petrol ve LPG Piyasalarında Uygulanan Promosyonlar Hakkında 26/09/2019 tarih ve 8845 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/05/2021 tarih ve E:2019/4195, K:2021/1852 sayılı kararıyla; davaya konu Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz." ibaresi ile Geçici 1. maddesinde yer alan, "... 30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla ..." ibaresinin iptaline, Kurul kararının diğer maddeleri yönünden davanın reddine hükmedildiği, davalı idare vekilince bu kararın iptale ilişkin kısmının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen 26/05/2022 tarih ve E:2021/2935, K:2022/1895 sayılı kararla, anılan Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulduğu anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, Danıştay idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Yasa'nın 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde, bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı, hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda verilen kararların, temyiz incelemesi sonucunda ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek sebeplerden biri nedeniyle bozulması durumunda, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesinin bu tür bozma kararlarına uyması yasa gereğidir.
Bu durumda, 2577 sayılı Yasa'nın anılan maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması hâlinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında yer alan gerekçelerle, söz konusu Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz."
ibaresi ile Geçici 1. maddesinde yer alan, "... 30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla ..." ibaresi yönünden de davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 25/05/2021 tarih ve E:2019/4195, K:2021/1852 sayılı dava konusu Kurul kararının kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolundaki kararının davalı idare vekilince iptale ilişkin kısmının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/05/2022 tarih ve E:2021/2935, K:2022/1895 sayılı kararıyla temyiz edilen kısım yönünden bozulması üzerine, bozulan kısımla ilgili olarak gereği yeniden görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin 25/05/2021 tarih ve E:2019/4195, K:2021/1852 sayılı dava konusu Kurul kararının kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolundaki kararının davalı idare vekilince iptale ilişkin kısmının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/05/2022 tarih ve E:2021/2935, K:2022/1895 sayılı kararı ile;
"Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasında yer alan 'Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz.' kuralı yönünden;
5015 ve 5307 sayılı Kanunların 1. maddeleri bir arada değerlendirildiğinde; petrolün (doğrudan veya işlenerek) ve sıvılaştırılmış petrol gazlarının güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesinin amaçlandığı görülmektedir.
Bu bağlamda, petrol piyasası ve LPG piyasası faaliyetlerinin güven ve istikrar içerisinde geliştirilerek sürdürülmesi amacıyla, tüketicinin ve piyasa taraflarının çıkar ve beklentileri ile kamu politikalarının ilkelerini ortak paydada buluşturacak, şeffaf, eşitlikçi ve verimli bir işleyişi sağlayacak, rekabet kurallarına uygun, güvenli ve istikrarlı bir yapının kurulmasının hedeflendiği açıktır.
5015 sayılı Kanun'un 9. maddesinin son fıkrasında, bayilerin promosyon uygulamasına katılmaya zorlanamayacağı kurala bağlanmakla birlikte ticari hayatın olağan akışı içerisinde bayilerin dağıtıcılara göre kâr marjlarının daha düşük olması ve olası zararlar karşısında ekonomik büyüklük açısından dağıtıcılara göre dezavantajlı konumda olmaları nedeniyle promosyon uygulamalarına katılım noktasında fiilen tam bir iradi serbestlik içerisinde hareket edemedikleri anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, uyuşmazlığa konu kuralın, dağıtıcılar tarafından düzenlenen promosyonların temel olarak dağıtıcının tüketici ağını genişletmeye yönelik olarak temelde dağıtıcı ile kullanıcılar arasında yapıldığı, akaryakıt fiyatları ürün ve diğer maliyetlerden oluşurken dağıtıcının yaptığı finansal promosyonlarda oluşan maliyetlerin bayilere daha sonradan yansıtıldığı, bu durumda piyasadaki fiyat ve kâr sürdürülebilirliğinin bayiye yüklenen maliyet oranında sekteye uğradığı, bu durumu engellemek ve fiyatın şeffaflığını sağlamak için ürün fiyatının oluştuğu andaki maliyetlere finansal promosyon maliyetlerinin eklenmesi gerektiği gerekçesiyle tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazı piyasası faaliyetlerine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmak ve yürütülmesini sağlamak ile görevli ve yetkili Kurulun, söz konusu ürünlerin güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi amacıyla, dağıtıcı lisansı sahiplerinin düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamayacağına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığından Daire kararının anılan düzenlemenin iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Kurul kararının Geçici 1. maddesinde yer alan, 'Bu Kararın konusu olan sözleşmeler ve kampanyalar 30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla süresi sonuna kadar geçerliliğini korur.' kuralı yönünden;
Kanunların zaman bakımından uygulanmasında aksine bir düzenleme bulunmadıkça 'derhal uygulanma' prensibi kabul edilmektedir. Bu prensibe göre kanun, yönetmelik gibi düzenleyici hukuk kuralları, aksine bir düzenleme olmadıkça yürürlüğe girdiği tarihte ilgili oldukları tüm olay ve işlemlere uygulanmaktadır.
Diğer yandan, hukuk sistemlerinde, düzenlemeler yapılırken, eski hükümlerin yürürlükten kaldırılıp yeni hükümlerin yürürlüğe girmesi aşamasında, sistemde aksaklık oluşmasına engel olunabilmesi, uyumlu bir geçiş dönemi sağlanabilmesi, geçiş sürecinde hukuki boşlukların önüne geçilebilmesi ve kişilerin kazanılmış haklarının ve mevcut statülerinin korunabilmesi amacıyla 'geçici madde' kurumuna yer verilmektedir.
Geçici madde kavramı, yeni bir düzenleme yapılması durumunda, eski sistemle yeni getirilen sistem arasındaki uyumun sağlanması amacıyla düzenlemelere eklenen ve uygulanması belli sürelerle sınırlanan maddeler olarak açıklanabilir. Geçici maddeler bu açıdan değerlendirildiğinde, bu hükümlerin amacının kişilerin kazanılmış haklarını korumak olduğu görülmektedir. Önceki düzenlemeler ile belirli haklara sahip olan kişilerin bu haklarını; ortadan kaldıran, kapsamını daraltan veya değişikliğe uğratan yeni düzenleme sonrasında da devam ettirip ettiremeyecekleri hususunda kazanılmış haklar gündeme geldiğinden, '
Geçici madde' kurumu kazanılmış haklarla yakın ilişki içindedir. Bu yönüyle de, düzenlemelerde yapılan değişiklikler sonucu, muhtemel hak kayıplarının engellenebilmesi amaçlanmaktadır.
Dava konusu Kurul kararının 6. maddesinde, Kurul kararının yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla, düzenleyici işlem niteliğindeki Kurul kararı ile promosyonlara yönelik kuralların yürürlük tarihi itibarıyla derhal uygulanması gerekmekte iken Kurul kararının uyuşmazlık konusu Geçiçi 1. maddesinde 'derhal uygulama' ilkesi gereği sona erdirilmesi gereken kampanyaların 30/06/2020 tarihine kadar devamına imkân veren bir düzenleme yapılmış olduğundan, iptali istenen kural ile sözleşmeye müdahale söz konusu olmadığı gibi belirlenen promosyon uygulamalarına ilişkin kullanıcıların mevcut kazanımlarının zarar görmemesi, promosyon uygulamalarının yeni oluşacak duruma uyum sağlayana kadar devam ettirilebilmesi adına 30/06/2020 tarihine kadar bir geçiş dönemi öngörüldüğü görülmektedir.
Petrol ve LPG piyasası ile ilgili olarak yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak görevi ve yetkisi olan davalı idarenin, söz konusu düzenlemeyle hem piyasada düzenleme ve denetleme görevini yerine getirdiği, hem de bir geçiş dönemi öngörerek hukukî güvenlik ve istikrar ilkelerinin zedelenmesini engellediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Kurul kararının Geçici 1. maddesinde yer verilen, 'Bu Kararın konusu olan sözleşmeler ve kampanyalar 30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla süresi sonuna kadar geçerliliğini korur' kuralındaki '30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla' ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığından Daire kararının anılan düzenlemenin iptali yolundaki kısmında da hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle Dairemiz kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz." kuralı ile Kurul kararının Geçici 1. maddesinde yer alan "30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla" ibaresi yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Kurul kararının 4. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Dağıtıcı lisansı sahipleri düzenleyecekleri finansal promosyonlara ilişkin herhangi bir maliyeti bayilerine yansıtamaz." kuralı ile Geçici 1. maddesinde yer alan "30/06/2020 tarihini geçmemek kaydıyla" ibaresi yönünden de DAVANIN REDDİNE,
2. Dava ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı lehine önceki kararda vekâlet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere 30/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!