WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/4213 E.  ,  2023/5719 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4213
Karar No : 2023/5719

DAVACI : ...Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU :
15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI :
İptali talep edilen Yönetmelik maddelerinde yetki aşımı bulunduğu, maddelerin hukukun genel ilkelerine ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, Yönetmeliğin 3. maddesinde dayanak mevzuat gösterilmiş olmasına karşın, dayanak olarak yer verilen mevzuat incelendiğinde iptali istenen Yönetmelik maddelerinin yürürlüğe konması için davalı idareye yetki verilmediğinin görüldüğü, Yönetmelik maddeleri ile, temel hak ve özgürlüklere ölçülülük ilkesine aykırı olacak şekilde sınırlama yapıldığı, Yönetmeliğin 21/2. maddesinde, DSİ’ye ödenmesi gereken ortak tesis bedelinden kaynaklanan ödemelerin vadesinde yapılmaması hâlinde vadesinde yapılmayan üçüncü ödemeyi müteakip herhangi bir bildirim yapılmaksızın sözleşmenin feshedileceği yönünde yapılan düzenlemenin idarî yaptırım niteliğinde olduğu, eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin bulunması gerektiği, zamanında ödeme yapılmasını amaçlayan Yönetmelik maddesinde, tahsili mümkün bir alacak için sözleşmenin feshedilmesine yönelik yapılan düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturduğu, Yönetmeliğin 13/4. maddesinde, lisansın sona ermesi, iptali ya da su kullanım hakkı anlaşmasının feshi hâllerinde işletme aşamasında bulunan tesislerin durumuna ilişkin hususların DSİ ve EPDK tarafından ayrıca belirleneceği kuralı ile Yönetmeliğin 21/3. maddesinde enerji üretim tesisinin çalışır vaziyette tüm taşınmazları ile birlikte DSİ’ye devredileceğine ilişkin kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu, Akçay HES’in kurulması için 31.250.000,00-TL harcama yapıldığı, lisans süresi sonuna kadar da yaklaşık 5 milyon ABD doları daha harcama yapılmasının beklendiği, Akçay HES’in tüm malzeme ve ekipmanları ile bugünkü değerinin takriben 28.031.329,00-TL olduğu, tesisin yap-işlet-devret modeli ile çalıştırılmadığı, serbest ticaret hükümleri çerçevesinde üretim yaptıkları, herhangi bir yıllık üretim ya da gelir garantisine sahip olmadıkları ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, DSİ Genel Müdürlüğü’nün de hasım mevkiine alınması gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, davacı şirketin imzalamış olduğu SKHA’nın 20. maddesinde, mevzuatta meydana gelecek değişikliklerin anlaşmaya aynen yansıtılacağının kabul edildiği, Yönetmeliğin 14/3. maddesinin son cümlesinde yer verilen kurala mülga Yönetmelik döneminde de yer verildiği, su kullanım hakkı anlaşmasının EPDK’nın verdiği lisansa göre imzalandığı, bu nedenle üretim lisansının sona ermesi ya da iptali gibi durumlarda SKHA’nın akıbetinin düzenlenmesi gerektiği, hidroelektrik santrallerinin her iki kurumu da ilgilendirdiği, bu konudaki belirsizliklerin söz konusu hidroelektrik santrallerinin uzun süre atıl vaziyette kalmasına neden olabileceği, Yönetmeliğin 21/2. maddesinde yer verilen kurala benzer bir kuralın Yönetmeliğin EK-1 35. maddesinde de yer verildiği, kamu adına yürütülen hizmet nedeniyle doğan alacağın tahsiline ilişkin olarak düzenleme yapılmasında kanuna aykırı bir durumun bulunmadığı, özellikle ortak tesis bedelinin, söz konusu tesisler için kamu kaynakları kullanılarak yapılan yatırımın geri ödenmesi olduğu dikkate alındığında bu bedelin ödenmemesinin şirketlerin keyfiyetine bırakılmayacak kadar önemli olduğu, tesis için Devlet tarafından yapılan harcamaların tesisin işletilmesiyle kâr eden şirket tarafından geciktirilmeksizin ödenmesi gerektiği, borçlarını vadesinde ödeyen şirketler ile ödemeyen şirketler arasında haksız rekabete yol açıldığı, öte yandan, sözleşmeye aykırı davranışın sözleşmenin feshini zaten gerektirdiği, Yönetmelikte bu durumun 3 taksitin ödenmemesi şeklinde kurala bağlandığı, Yönetmeliğin 21/3. maddesinin, DSİ tarafından inşa edilen ve enerji üretimi ile ilgili kısımlarının özel sektör tarafından yapılan tesisleri kapsadığı, üretim lisansının süreli lisans olduğu, sürenin sonunda lisansın hükümsüz hâle geldiği, bu durumda davacının tesis üzerinde herhangi bir hakkının kalmayacağı, lisansın sona ermesinden sonraki dönemi düzenleyen maddeye davacının itiraz etmesinin yersiz olduğu, aksi hâlde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki suların süresiz olarak şirketlerin hizmetlerine bırakılması anlamına geleceği, dava konusu edilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozulan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava, 15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2983, K:2021/508 sayılı kararıyla; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Hidrolik kaynaklara başvuruların değerlendirilmesi" başlıklı 29. maddesine yer verilerek; bu maddede hidrolik kaynaklara başvuruların değerlendirilmesine ilişkin kuralların düzenlendiği, anılan maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, DSİ'nin bağlı olduğu bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı uyarınca, Tarım ve Orman Bakanlığının 6446 sayılı Kanun ile kendisine tanınan bu yetki kapsamında, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'i yürürlüğe koyduğu,
Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasında, "Su kullanım hakkı anlaşması, EPDK tarafından verilen önlisansın/lisansın yürürlükte olduğu sürece geçerli olur. Lisans alınamaması veya alınan önlisansın/lisansın sona ermesi veya iptali halinde Su Kullanım Hakkı Anlaşması hükümsüz kalır. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında ÇED gerekli değildir veya ÇED olumlu kararının herhangi bir şekilde iptal edilmesi durumunda Su Kullanım Hakkı Anlaşması hükümsüz kalır. Lisansın sona ermesi, iptali veya Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının feshi hâllerinde inşa/işletme aşamasındaki tesislerin durumuna ilişkin hususlar DSİ ve EPDK tarafından ayrıca belirlenir." kuralına yer verildiği,
Davacı şirket tarafından anılan fıkranın son cümlesinin iptalinin istenildiği,
İptali istenen kuralda lisansın sona ermesi ya da iptali ile Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının feshi hâllerine sonuç bağlandığı ancak hukukî sonuca ilişkin muğlak ifadelere yer verilerek açık bir düzenleme yapılmadığı; Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde yer verilen "tesislerin durumuna ilişkin hususlar" ifadesinden tesislerin hangi durumuna ilişkin hangi hususların belirleneceğinin açık olmadığı,
6446 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, lisansların sona ermesine ilişkin usul ve esasların EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği; 29. maddesine göre ise hidrolik kaynaklar için üretim lisansı almak maksadı ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması (SKHA) imzalamak üzere yapılan başvurulara ilişkin usul ve esasların DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmışken, iptali istenen yönetmelik maddesinde, hukuken belirli ve öngörülebilir durumlara ilişkin açık bir kurala yer verilmesi yerine muğlak birtakım ifadeler ile belirleme yapma yetkisinin DSİ ve EPDK'nın müşterek kararına bırakılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı,
Davalı idare tarafından, üretim lisansının sona ermesi ya da iptali gibi durumlarda SKHA’nın akıbetinin düzenlenmesi gerektiği, hidroelektrik santrallerinin her iki kurumu da ilgilendirdiği, bu konudaki belirsizliklerin söz konusu hidroelektrik santrallerinin uzun süre atıl vaziyette kalmasına neden olabileceği şeklindeki savunmanın, madde içeriğinde açık, belirli ve somut bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden geçerli görülmediği,
Yönetmeliğin "Şirketin yükümlülükleri ile ilgili esaslar" başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasında, "Şirketin, DSİ’ye ödenmesi gereken Havza Hidrolojik Gözlem Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli, Hidroelektrik Kaynak Katkı Payı Bedeli veya Ortak Tesis Bedelinden kaynaklanan ödemelerini vadesinde yapmaması hâlinde vadesinde yapılmayan üçüncü ödemeyi müteakip herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın su kullanım hakkı anlaşması idarece feshedilir. Su kullanım hakkı anlaşmasının İdarece feshedildiği ilgililerine ve EPDK’ya ayrıca bildirilir." kuralına yer verildiği,
6446 sayılı Kanun ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği uyarınca hidrolik kaynaklar için üretim lisansı alınması için SKHA'nın imzalanmış olması ve lisans süresince de geçerliliğini koruması gerektiği; diğer bir deyişle, SKHA'nın feshedilmesi şirketlerin elektrik üretim lisanslarını da kaybetmelerine yol açabileceği,
İptali istenen maddede yer verilen kural ile, DSİ'ye yapılması gereken havza hidrolojik gözlem değerlendirme ve kontrol hizmet bedeli, hidroelektrik kaynak katkı payı bedeli veya ortak tesis bedelinden kaynaklanan ödemelerin zamanında yapılmasının amaçlandığının açık olduğu ancak, idarenin sayılan bedellerden kaynaklanan ödemelerin tahsili için geçerli başka hukukî yolları bulunduğu ve şirketlerin elektrik üretim lisanslarını kaybetmelerine ve üretim faaliyetlerinin bütünüyle sona erdirilmesine yol açabilecek olması göz önüne alındığında, herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın doğrudan sözleşmenin feshi yoluna gidilmesinin ölçülü olduğunun söylenemeyeceği; bu nedenle, iptali istenen kural ile maddenin amacı arasında makûl bir denge bulunmadığından, anılan kuralda hukuka uygunluk görülmediği,
Yönetmeliğin "Şirketin yükümlülükleri ile ilgili esaslar" başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, "DSİ tarafından inşa edilmekte olan/edilmiş projeler kapsamında, HES kısmı şirket tarafından yapılan hidroelektrik enerji üretim tesislerinde, lisans süresi sonunda şirket herhangi bir hak talep etmeden hidroelektrik enerji üretim tesisini enerji üretir vaziyette, tesise ait tüm taşınmazlar ile birlikte DSİ’ye devreder." kuralına yer verildiği,
Davalı idare tarafından, Yönetmeliğin 21/3 maddesinin DSİ tarafından inşa edilen ve enerji üretimi ile ilgili kısımlarının özel sektör tarafından gerçekleştirildiği tesisleri kapsadığı, üretim lisansının süreli lisans olduğu, sürenin sonunda lisansın hükümsüz hâle geldiği, bu durumda davacının tesis üzerinde herhangi bir hakkının kalmayacağı, lisansın sona ermesinden sonraki dönemi düzenleyen maddeye davacının itiraz etmesinin yersiz olduğu, aksi hâlde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki suların süresiz olarak şirketlerin hizmetlerine bırakılması anlamına geleceği ileri sürülmekte ise de, üretim lisansının, piyasada faaliyet gösterebilmek için 6446 sayılı Kanun uyarınca verilen izin olduğu, lisansın sona ermesinin, piyasada elektrik üretimi yapılamamasına ilişkin birtakım sonuçları doğurduğu, üretim tesisinin mülkiyetine ilişkin ise doğrudan bir sonuç doğurmadığının açık olduğu,
İptali istenen kuralın konusunun, enerji üretim kısmı özel sektör tarafından yapılan tesisler olduğu; bu tesislerde yer alan taşınır ya da taşınmaz malların mülkiyetine ve kullanımına ilişkin özel hukuktan ve kamu hukukundan doğan haklar ve işlemler saklı olmak üzere, salt üretim lisansının sona ermesinin taşınır ya da taşınmaz malların mülkiyeti üzerinde doğrudan bir etkisi olmayacağı; tesislerin çalışır bir şekilde ve hiçbir hak talep etmeden lisans süresinin sonunda DSİ'ye devredilmesi kuralının mülkiyet hakkına doğrudan ağır bir müdahale teşkil ettiği; kanuni bir dayanağı olmayan ve mülkiyet hakkına ağır müdahale sonucunu doğuran dava konusu kuralda hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2021/1749, K.2022/2348 sayılı kararıyla; Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 16/02/2021 tarih ve E:2019/2983, K:2021/508 sayılı kararının 15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 21. maddesinin 2.fıkrasının iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA,anılan kararın Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 3. fıkrasının iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesine ilişkin kısmı yönünden (Lisansın sona ermesi, iptali veya Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının feshi hâllerinde inşa/işletme aşamasındaki tesislerin durumuna ilişkin hususlar DSİ ve EPDK tarafından ayrıca belirlenir.);
15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesinde, SKHA'yı imzalamaya hak kazanan şirketin DSİ tarafından EPDK'ya bildirileceği ve süresi içerisinde EPDK'dan önlisans alınması ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Ayrıca, anılan Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasında da, SKHA'nın önlisans ya da lisansın geçerli olduğu sürece geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulmasının Kanun'un amaçlarından biri olduğu kurala bağlanmış, Kanun'un 2. maddesinde; üretim faaliyeti gösterebilecek tüzel kişiler arasında özel sektör şirketlerine yer verilmiş, 3. maddesinde, "Üretim Lisansı"; mevcut ve kurulacak olan üretim tesisleri için üretim şirketlerinin elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin satışına yönelik olarak, her bir üretim tesisi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan almak zorunda oldukları lisans şeklinde tanımlanmıştır. Üretim lisansının alınma usul ve esasları ise, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde gösterilmiş ve Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, lisans başvurularının öncelikle ilgili mevzuatta öngörülen amaçlara uygunluk açısından incelenip değerlendirileceği kuralına yer verilmiştir. Bunun yanısıra, anılan Yönetmelik'te lisans tadili, süre uzatımı konularında da hidroelektrik kaynaklar için DSİ'nin de uygun görüşü aranmaktadır.
Bu itibarla, SKHA'nın EPDK’nın verdiği lisansa göre imzalandığı ve lisansın geçerli olduğu sürece SKHA'nın da geçerli olduğu açık olduğundan, hidroelektrik santrallerinin her iki kurumu da ilgilendirdiği ve hidroelektrik kaynaklar açısından iki kurumun içiçe ve koordinasyonlu olarak çalıştığı görülmektedir.
SHKA, EPDK'nın verdiği üretim lisansına bağlı olarak imzalanmaktadır. Üretim lisansının sona ermesi veya iptali gibi durumların, SHKA'ya olan etkilerinin düzenlenmesi gerekmekte olup aksi durum hidroelektrik üretim tesislerinin uzun süre atıl kalması suretiyle, kamu zararına yol açacaktır.
Bu durumda, hidroelektrik santralinin kurulması, işletilmesi, SKHA'nın imzalanması gibi süreçlerde beraber çalışan iki kurum olan EPDK ve DSİ'nin lisansın sona ermesi, iptali veya SKHA'nın feshi hâllerinde de koordinasyonlu şekilde, birlikte çalışarak inşa/işletme aşamasındaki tesislerin durumuna ilişkin hususları belirlemelerini öngören Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, bu hükmün dava konusu Yönetmelik'ten önce yürürlükte bulunan 21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasında da aynı şekilde yer aldığı anlaşılmıştır.
Yönetmeliğin 21. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin kısmı yönünden;
Anayasa'nın 168. maddesine göre, tabii servetler ve kaynaklar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Hidroelektrik santraller, suyun potansiyel enerjisini kinetik enerjiye çevirerek, elektrik enerjisi elde edilmesini sağlayan santrallerdir. Anılan santraller, Devletin hüküm ve tasarrufu üzerindeki su ve arazisi üzerinde tesis edilmektedir.
EPDK tarafından, şirketlere verilen üretim lisansları süreli olup; lisans süresi sonunda geçersiz hale gelmektedir. Lisansın geçersiz hale gelmesi ile SKHA da hükmünü kaybetmektedir. Davacı taraf olan şirkete ait üretim lisansı da 49 yıl sonunda süresi uzatılmazsa geçersiz hale gelecek ve SKHA da hükümsüz kalacaktır. Üretim lisansları geçersiz hale gelen veya iptal edilen şirketlerin su kullanım hakkı olmadan santrali işletmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı şirket ile DSİ arasında imzalan SKHA incelendiğinde, 3096 sayılı Kanuna atıf yapıldığı, Aydın ili sınırları içerisinde Bozdağan-Akçay sulaması sol sahil kanalından istifade edilerek HES'in kurulacağı ve aynı alan içerisinde DSİ'nin de "Bozdağan-Akçay" projesi olduğunun anlaşma içerisinde belirtildiği ve anılan Sözleşmenin 12. maddesinde de yalnızca enerji üretmek için şirkete tahsis edilen suyun herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara devredilemeyeceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir. Bu durumda, sözleşmede de suyun Devlet tarafından davacı şirkete tahsis edildiği belirtilmiş olup, suyun ve arazinin mülkiyeti Devlettedir. Davacı şirket, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan suyu kullanarak enerji elde etmekte ve bu enerjiyi de kendisi için kullanmaktadır.
Davaya konu edilen, Yönetmeliğin 21. maddesinin 3. fıkrasında tesisin DSİ'ye geçmesi için iki şart öngörülmüştür. Anılan şartlardan birisi, DSİ tarafından inşa edilmekte olan/edilmiş projeler kapsamında bir HES'in mevcudiyeti, diğeri ise, lisans süresinin sona ermesi yani geçerli bir lisanstan söz edilemeyecek olmasıdır. Anılan dava konusu düzenleme, bu iki şartın olması durumunda, artık kullanılamayacak ve atıl hale gelen ama Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan milli servetin üzerinde kurulmuş olan tesisin durumunu düzenlemektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ve mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, lisansın sona ermesi ile SKHA da hükümsüz hale gelecek olup, bu haliyle tesis kullanılamayacağından ve Devletin kendi hüküm ve tasarrufu altında olan milli servetleri özel şirketlere devretmesi de söz konusu olamayacağından, hidroelektrik üretim tesislerinin atıl kalmaması ve kamu zararı oluşmaması için gerek 3096 sayılı Kanun gerek 6446 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, tesisin çalışır vaziyette DSİ'ye devredilmesine yönelik Yönetmeliğin dava konusu 21.maddesinin 3.fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 3. fıkrasının iptaline ilişkin kısmı yönünden reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2983, K:2021/508 sayılı dava konusu düzenleyici işlemlerin iptali yolundaki kararına karşı davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/06/2022 tarih ve E:2021/1749, K:2022/2348 sayılı kararıyla, Dairemiz kararının, dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 3. fıkrasının iptaline ilişkin kısmı yönünden bozulduğu, kalan kısmı yönünden onandığı görülerek, bozulan kısımla sınırlı olarak incelenerek gereği yeniden görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin 16/02/2021 tarih ve E:2019/2983, K:2021/508 sayılı kararıyla dava konusu düzenlemelerin iptali yolundaki kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla davalının temyiz istemi kısmen kabul edilerek, Dairemiz kararının dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi yönünden;
"15/06/2019 tarih ve 30802 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesinde, SKHA'yı imzalamaya hak kazanan şirketin DSİ tarafından EPDK'ya bildirileceği ve süresi içerisinde EPDK'dan önlisans alınması ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Ayrıca, anılan Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasında da, SKHA'nın önlisans ya da lisansın geçerli olduğu sürece geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulmasının Kanun'un amaçlarından biri olduğu kurala bağlanmış, Kanun'un 2. maddesinde; üretim faaliyeti gösterebilecek tüzel kişiler arasında özel sektör şirketlerine yer verilmiş, 3. maddesinde, "Üretim Lisansı"; mevcut ve kurulacak olan üretim tesisleri için üretim şirketlerinin elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin satışına yönelik olarak, her bir üretim tesisi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan almak zorunda oldukları lisans şeklinde tanımlanmıştır. Üretim lisansının alınma usul ve esasları ise, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde gösterilmiş ve Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, lisans başvurularının öncelikle ilgili mevzuatta öngörülen amaçlara uygunluk açısından incelenip değerlendirileceği kuralına yer verilmiştir. Bunun yanısıra, anılan Yönetmelik'te lisans tadili, süre uzatımı konularında da hidroelektrik kaynaklar için DSİ'nin de uygun görüşü aranmaktadır.
Bu itibarla, SKHA'nın EPDK’nın verdiği lisansa göre imzalandığı ve lisansın geçerli olduğu sürece SKHA'nın da geçerli olduğu açık olduğundan, hidroelektrik santrallerinin her iki kurumu da ilgilendirdiği ve hidroelektrik kaynaklar açısından iki kurumun içiçe ve koordinasyonlu olarak çalıştığı görülmektedir.
SHKA, EPDK'nın verdiği üretim lisansına bağlı olarak imzalanmaktadır. Üretim lisansının sona ermesi veya iptali gibi durumların, SHKA'ya olan etkilerinin düzenlenmesi gerekmekte olup aksi durum hidroelektrik üretim tesislerinin uzun süre atıl kalması suretiyle, kamu zararına yol açacaktır.
Bu durumda, hidroelektrik santralinin kurulması, işletilmesi, SKHA'nın imzalanması gibi süreçlerde beraber çalışan iki kurum olan EPDK ve DSİ'nin lisansın sona ermesi, iptali veya SKHA'nın feshi hâllerinde de koordinasyonlu şekilde, birlikte çalışarak inşa/işletme aşamasındaki tesislerin durumuna ilişkin hususları belirlemelerini öngören Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, bu hükmün dava konusu Yönetmelik'ten önce yürürlükte bulunan 21/02/2015 tarih ve 29274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasında da aynı şekilde yer aldığı anlaşılmıştır."
Yönetmeliğin 21. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin kısmı yönünden ise:
"Anayasa'nın 168. maddesine göre, tabii servetler ve kaynaklar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Hidroelektrik santraller, suyun potansiyel enerjisini kinetik enerjiye çevirerek, elektrik enerjisi elde edilmesini sağlayan santrallerdir. Anılan santraller, Devletin hüküm ve tasarrufu üzerindeki su ve arazisi üzerinde tesis edilmektedir.
EPDK tarafından, şirketlere verilen üretim lisansları süreli olup; lisans süresi sonunda geçersiz hale gelmektedir. Lisansın geçersiz hale gelmesi ile SKHA da hükmünü kaybetmektedir. Davacı taraf olan şirkete ait üretim lisansı da 49 yıl sonunda süresi uzatılmazsa geçersiz hale gelecek ve SKHA da hükümsüz kalacaktır. Üretim lisansları geçersiz hale gelen veya iptal edilen şirketlerin su kullanım hakkı olmadan santrali işletmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı şirket ile DSİ arasında imzalan SKHA incelendiğinde, 3096 sayılı Kanuna atıf yapıldığı, Aydın ili sınırları içerisinde Bozdağan-Akçay sulaması sol sahil kanalından istifade edilerek HES'in kurulacağı ve aynı alan içerisinde DSİ'nin de "Bozdağan-Akçay" projesi olduğunun anlaşma içerisinde belirtildiği ve anılan Sözleşmenin 12. maddesinde de yalnızca enerji üretmek için şirkete tahsis edilen suyun herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara devredilemeyeceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir. Bu durumda, sözleşmede de suyun Devlet tarafından davacı şirkete tahsis edildiği belirtilmiş olup, suyun ve arazinin mülkiyeti Devlettedir. Davacı şirket, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan suyu kullanarak enerji elde etmekte ve bu enerjiyi de kendisi için kullanmaktadır.
Davaya konu edilen, Yönetmeliğin 21. maddesinin 3. fıkrasında tesisin DSİ'ye geçmesi için iki şart öngörülmüştür. Anılan şartlardan birisi, DSİ tarafından inşa edilmekte olan/edilmiş projeler kapsamında bir HES'in mevcudiyeti, diğeri ise, lisans süresinin sona ermesi yani geçerli bir lisanstan söz edilemeyecek olmasıdır. Anılan dava konusu düzenleme, bu iki şartın olması durumunda, artık kullanılamayacak ve atıl hale gelen ama Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan milli servetin üzerinde kurulmuş olan tesisin durumunu düzenlemektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ve mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, lisansın sona ermesi ile SKHA da hükümsüz hale gelecek olup, bu haliyle tesis kullanılamayacağından ve Devletin kendi hüküm ve tasarrufu altında olan milli servetleri özel şirketlere devretmesi de söz konusu olamayacağından, hidroelektrik üretim tesislerinin atıl kalmaması ve kamu zararı oluşmaması için gerek 3096 sayılı Kanun gerek 6446 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, tesisin çalışır vaziyette DSİ'ye devredilmesine yönelik Yönetmeliğin dava konusu 21.maddesinin 3.fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçeleriyle davalının temyiz istemi kısmen kabul edilerek, Dairemiz kararının anılan kısımları yönünden bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 3. fıkrası yönünden davanın reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ile 21. maddesinin 3. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava sonuç olarak kısmen iptal kısmen ret kararıyla sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL ilk derece yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL temyiz yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.