WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3952 E.  ,  2023/5391 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3952
Karar No:2023/5391

TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

2. (DAVACI) … Yayınları ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, “Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği” ile "Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği"nin Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından iptal edildiğinden bahisle ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ödenmiş olan uydu yayını izin ücreti, lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesi istemiyle yapılan 09/12/2014 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; idare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağladığı, bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri de etkileyeceği, bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati veya hakkı ihlâl edilen kişinin, iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği, bu bağlamda, davacı şirketin 09/12/2014 tarihinde davalı idareye yapmış olduğu başvurunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği hukuksal gerçeğinden hareketle kararın sonuçlarından kendisinin de yararlanması gerektiği,
Uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından, 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ödenmiş olan uydu yayını izin ücreti, uydu lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve kablolu lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesine karar verilmesi istenildiğinden, Mahkeme'nin 13/10/2020, 31/12/2020 ve 26/02/2020 tarihli ara kararları ile davanın taraflarından, yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında 2003 yılından 2007 yılına kadar ödenen ücretlerinin bildirilmesinin istenildiği, ara kararına cevaben sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, kablolu televizyon yayını, uydu televizyon yayını ve uydu radyo yayını için 2003-2007 yılları için ödenen yayın izin ücretleri toplamının 149.971,72-TL olduğunun anlaşıldığı,
Bu durumda, Danıştay içtihatlarında "mülga 3984 sayılı Kanun'un sistematik yorumundan yayın lisans izninin bir bütün olduğu, bu nedenle yapay bir ayrıma gidilerek yayın izni ve lisans adı altında ayrı ayrı ücretler almanın, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu" gerekçesiyle ilgili yönetmeliklerin iptaline karar verildiği ve söz konusu iptal gerekçelerine uygun olarak yürürlükte olan yönetmeliklerde ise sadece lisans ücretinin düzenlendiği görülmekle, yayın izin ücreti adı altında 2003-2007 yılları arasında davacı şirket tarafından yapılan mükerrer ödemelerin davacı şirkete iadesi gerektiği anlaşıldığından, haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik dava konusu işlem kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, ancak lisansız faaliyet gösterilemeyeceğinden yürürlükteki mevzuat hükümleri de dikkate alındığında 2003-2007 yılları arasında ödenmiş olan lisans ücretlerinin iadesi isteminin reddine ilişkin dava konusu işlem kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Danıştay içtihatları ile hukuka aykırılığı saptanan yayın izin ücretlerinden, 2003-2007 yılları arasında davacı şirket tarafından ödenmiş olan toplam 149.971,72-TL'nin, davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin, yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmının iptaline, lisans ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmı yönünden davanın reddine; maddi tazminat isteminin yayın izin ücretlerinin iadesi istemi yönünden kısmen kabulüne, lisans ücretlerinin iadesi istemi yönünden davanın reddine, buna göre yayın izin ücretleri toplamı olan 149.971,72-TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı tarafın daha önce uydu yayın izin ücreti, lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve lisans ücretinin iadesi için yaptığı başvurunun Üst Kurul tarafından reddedilmesi üzerine açılan davada, ... İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 23/10/2013 tarih ve E:2011/4631, K:2013/2615 sayılı kararı ile onandığı, dolayısı ile işbu davanın konusu, tarafları ve müddeabihi ile tamamen aynı olan ve kesinleşmiş bir davanın mevcut olduğu, bu durumun Mahkemece dikkate alınmadığı, davanın 02/04/2015 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davanın açıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık süreyi aşan 2005 yılı ve öncesine ait iade talebinin alacak zamanaşımına uğradığı, ayrıca davacının Mahkeme'ye ibraz ettiği belgelerden davacının davaya konu ettiği alacak miktarının neden kaynaklandığı ve ödenip ödenmediği belli olmadığından iade talebinin bu yönüyle de hiçbir dayanağı bulunmadığı, işbu davada husumetin Maliye Bakanlığı’na yöneltilmesi gerektiği, lisans ve yayın izni ücreti ödemelerinin hepsinin Üst Kurul hesaplarına yapılmadığı, ilgili Defterdarlık (Mal Müdürlüğü) nezdinde Maliye Bakanlığı'na da ödemelerin yapıldığı gibi Üst Kurul hesabına yapılan ödemelerin de aslında Hazine (Maliye) bütçesine aktarımının yapıldığı, bu nedenle kabul edilmemekle birlikte, dava konusu ödemelerinden mütevellit olarak, davacının eğer halen herhangi bir alacak hakkı var ise bile, bu alacaklarının iadesini Maliye Bakanlığı'ndan talep etmesi gerektiği,
Davacı tarafından, temyiz taleplerinin lisans bedellerine tekabül eden reddedilen asıl alacak kısmı ve kabul edilen faiz oranı için olduğu, ayrıca faiz oranın ödeme tarihlerinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan gecikme faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte olması gerekirken yasal faiz kabul edilmesinin isabetsiz olduğu, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce davaya konu alacağın kaynağı olan gerek uydu gerekse kablolu yayın yönetmeliklerinin iptal edildiği, kısmi bir iptal yoluna gidilmediği, bu nedenle iptal kararının İdare Mahkemesi’nce bölünerek, yıllık izin ücretleri ile 5 yıllık lisans bedelleri yönünden bir ayrım yapılmasının bir dayanağının bulunmadığı, re'sen idarenin yerine geçerek yeni bir idari veya düzenleyici işlem tesis edermiş gibi lisans bedellerinin alınacağına hükmedebilmesinin hukuken mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin yerinde olmadığı, temyize konu ettiği itirazlarının daha önce Danıştay incelemesinden geçerek haklılıklarının sabit hale geldiği, temyiz nedenlerinin daha önce tartışılıp karara bağlandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
1) 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından, söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücret tahsil edilmiştir.
2) Anılan Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla ''... 3984 sayılı Kanun'un 8/g maddesinde münhasıran 'yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek' yetkisi Üst Kurula tanınmış olmakla birlikte, 33. maddesinin sondan 3. ve 4. fıkralarında yer alan '4. maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması hâlinde uyarı yapılmayacağı ve yayın kuruluşunun yayınının bir ay durdurulacağı, ihlâlin tekrarı hâlinde yayının süresiz olarak durdurulacağı ve yayın lisans izninin iptal edileceği, yayın izninin verilmesi için gerekli şartlardan birini kaybeden veya şartların uygunluğunu hile ile elde eden kuruluşların yayın lisans izninin iptal edileceği' hükmünden, yayın lisans izninin bir bütün olduğu, lisansın Fransızca kökenli 'licence' sözcüğü olduğu, bunun da Türkçe karşılığının 'izin' anlamına gelmesi itibarıyla, Kanunun bazı maddelerinde yer alan 'yayın izni ve lisans' ifadelerinin bu çerçevede bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, yapay bir ayrım yaparak 'yayın izni' ve 'lisansa' ayrı ayrı ücretler almanın, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu, bunun da idarenin kamu hizmetini yürütürken, hizmetten yararlananlara getirilen adil olmayan bir yükümlülük niteliği taşıması nedeniyle hukuksal dayanağının bulunmadığı...'' gerekçesiyle yönetmeliğin tümünün iptaline karar verilmiştir.
3) Davacı şirket tarafından, bahsi geçen yönetmelikler uyarınca yürütülen tek hizmete karşılık yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararlarıyla ortaya çıktığı ve haksız yere tahsil edildiğinden bahisle 2003-2007 yılları arasında ödenmiş olan uydu yayını izin ücreti, uydu lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve kablolu lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesi istemiyle 09/12/2014 tarihinde davalı idareye başvuru yapılmıştır.
4) Başvurunun Üst Kurul kararı ile reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir. Bu madde hükümlerine göre Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara icra daireleri yetkilidir.'' kuralına yer verilmiştir.
Mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un ''Görev ve Yetkiler'' başlıklı 8. maddesinde, ''... g) Kanal ve frekans bandı tahsisinde gerekli şartları ve tahsis hakkı alanların yayına geçme süresini ve radyo ve televizyon istasyonu kuranların ödeyecekleri yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek...'' Üst Kurulun görevleri arasında sayılmış; ''Mali Kaynaklar ve Bütçe'' başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında, özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretlerinin Hazineye gelir kaydedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan hâliyle 10. maddesinde, ''İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.'' kuralı yer almıştır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde, ''Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.''; ''Müruru zaman'' başlıklı 66. maddesinde, ''Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her hâlde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. ...'' kuralına yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde, "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
"; ''Zamanaşımı'' başlıklı 82. maddesinde, "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı şirket tarafından, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemiz tarafından iptal edildiğinden bahisle ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ödenmiş olan uydu yayını izin ücreti, lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Üst Kurul kararının iptali ile söz konusu yıllara ilişkin ücretler için ödenmiş olan toplam 263.471,72-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan gecikme faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece dava konusu işlemin, Dairemizce "mülga 3984 sayılı Kanunun sistematik yorumundan yayın lisans izninin bir bütün olduğu, bu nedenle yapay bir ayrıma gidilerek yayın izni ve lisans adı altında ayrı ayrı ücretler almanın, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu" gerekçesiyle ilgili yönetmeliklerin iptaline karar verildiği ve söz konusu iptal gerekçelerine uygun olarak yürürlükte olan yönetmeliklerde ise sadece lisans ücretinin düzenlendiği görülmekle, yayın izin ücreti adı altında 2003-2007 yılları arasında davacı şirket tarafından yapılan mükerrer ödemelerin davacı şirkete iadesi gerektiği anlaşıldığından, haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, ancak lisansız faaliyet gösterilemeyeceğinden yürürlükteki mevzuat hükümleri de dikkate alındığında 2003-2007 yılları arasında ödenmiş olan lisans ücretlerinin iadesi isteminin reddine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin, yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmının iptaline, lisans ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Maddi tazminat istemi yönünden ise yayın izin ücretlerinin iadesi isteminin kısmen kabulüne, lisans ücretlerinin iadesi isteminin reddine, yayın izin ücretleri (uydu yayını izin ücreti ve kablolu yayın izin ücreti) toplamı olan 149.971,72-TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemiz iptal kararlarının özü itibariyle tek hizmete mükerrer ücret ödemesi yapılmasının hukuka aykırı olmasından kaynaklandığı ve verilen kararalar çerçevesinde ilgililerce yapılan mükerrer ödemelerin iadesinin esas olduğu dikkate alındığında temyize konu kararın dava konusu işlemin yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik işlem kısmının iptaline, lisans ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik işlem kısmı yönünden davanın reddine; maddi tazminat isteminin lisans ücretlerinin iadesi istemi yönünden reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin yayın izin ücretlerinin iadesi istemi yönünden kısmen kabulüne ilişkin kısmının incelenmesinden;
İdare hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağlar. Genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati veya hakkı ihlâl edilen kişinin, iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.
Davacı şirketin 09/12/2014 tarihinde davalı idareye yapmış olduğu başvurunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceğinden hukuksal gerçeğinden hareketle kararın sonuçlarından kendisinin de yararlanması, geçmiş yıllarda mükerrer ödenen ücretlerin tarafına iadesi istemiyle yapıldığı, dolayısıyla başvurunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında olduğunun kabulü gereklidir.
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümü için bir düzenleyici işlemin yargı kararıyla iptal edilmesinin öncesinde düzenleyici işleme karşı dava açmamış olan, fakat iptal kararından yararlanmak üzere daha sonra 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye başvuran kişiler yönünden iptal kararının geçmişe yönelik bir hak doğurup doğurmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
6112 sayılı Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinde yayın lisans ücreti, ticari iletişim gelirleri veya Kurum tarafından verilen idari para cezaları gibi muhtelif ücretlerin süresinde ödenmemesi hâlinde bu Üst Kurul gelirlerinin genel hükümler uyarınca tahsil edileceği ve Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara İcra Daireleri'nin yetkili olduğu yönünde düzenlemelerin yer alması nedeniyle Üst Kurul tarafından anılan gelirlerin tahsili amacıyla genel Kanun niteliği taşıyan Borçlar Kanunu uyarınca yetkili mahkemelerde dava açılabildiği ve İcra İflas Kanunu uyarınca icra takibi yapılabildiği gözetilerek taraflar arasındaki usulî eşitliğin sağlanmasını teminen Üst Kurul tarafından haksız yere tahsil edildiği yargı kararıyla ortaya çıkan ücretlerin iadesi ve iadenin kapsamına ilişkin uyuşmazlığın çözümünde aynı hükümlerin kıyasen uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/04/2014 tarih ve E:2013/13-1018, K:2014/508 sayılı kararında, ''Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu (818 Sayılı B.K.'nun konuya dair 61 vd.) maddelerindeki (Benzer hüküm 6098 Sayılı TBK.'nun m.77 vd. yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Birinci şart, taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.
Üçüncü şart, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Dördüncü şart, vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkân varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738 )
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.” açıklamaları yer almaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile Kurul tarafından "yayın izni ücreti" ve "lisans ücreti" adı altında tahsil edilen ücretlerin mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle iptal edildiği, mükerrer olarak tahsil edilen yayın izin ücretleri yönünden bir tarafın malvarlığında azalma, diğer tarafın malvarlığında ise artmanın söz konusu olduğu, yayıncı kuruluşun malvarlığındaki azalmanın ise Üst Kurul'un malvarlığındaki artıştan kaynaklandığı görüldüğünden, uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir.
Öte yandan, 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ödenmiş olan uydu yayını izin ücreti ve kablolu yayın izin ücretinin iadesi istemiyle 09/12/2014 tarihinde davalı idareye başvurulduğu dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme kapsamında zamanaşımı yönünden de bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca, iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bu süre 1 yıl) ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra sebepsiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. İki yıllık süre, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeye yol açan eylem ve işlemin haksız olduğuna kesin olarak kânî bulunduğu ve malvarlığındaki eksilmenin miktarıyla haksız edinenin şahsını tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 10 yıllık süre ise iade borcunun doğduğu andan itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu süre geçtikten sonra alacak iddiasında bulunulduğu takdirde borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerek borcunu ifa etmekten kaçınabilecektir.
Olayda, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla 24/01/2006 tarihinde iptal edildiği dikkate alındığında, yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin iadesi istemiyle idareye başvurduğu 09/12/2014 tarihinden geriye doğru 10 yıldan daha önceki döneme isabet eden ödemelerin zamanaşımına uğradığı, başka bir anlatımla, 09/12/2014 ile 09/12/2004 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin, tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 09/12/2004 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararın maddi tazminat isteminin mükerrer ödeme kapsamında olan yayın izin ücretlerinin iadesi istemi yönünden kısmen kabulü ile yayın izin ücretleri toplamı olan 149.971,72-TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış olup İdare Mahkemesince aktarılan değerlendirmeler dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine;
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararının, dava konusu işlemin yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmının iptaline, lisans ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik kısmı yönünden davanın reddine; maddi tazminat isteminin lisans ücretlerinin iadesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;
3. Maddi tazminat isteminin yayın izin ücretlerinin iadesi istemi yönünden kısmen kabulü ile yayın izin ücretleri toplamı olan …-TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA;
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava, “Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği” ile "Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği"nin Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından iptal edildiğinden bahisle ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ödenmiş olan uydu yayın izin ücreti, lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesi istemiyle yapılan 09/12/2014 tarihli başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesinde, ''Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.'' hükmüne; ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' başlıklı 13. maddesinde, ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.'' hükmüne; ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 29/03/2001 tarih ve 24357 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ve 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayıncı kuruluştan söz konusu yönetmeliklerin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücretin tahsil edildiği, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla tümünün iptal edildiği, Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin, Dairemizin 26/05/2009 tarih ve E:2007/1033, K:2009/5772 sayılı kararıyla iptal edildiği, davacı yayın kuruluşu tarafından yürütülen tek hizmete karşılık bahsi geçen yönetmelikler uyarınca yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararlarıyla ortaya çıktığından bahisle haksız yere tahsil edildiği belirtilerek 09/12/2014 tarihinde kayda giren dilekçe ile 2003-2007 yılları arasında ödenmiş olan uydu yayın izin ücreti, uydu lisans ücreti, kablolu yayın izin ücreti ve kablolu lisans ücreti olmak üzere toplam 263.471,72-TL’nin iadesi istemiyle Kurul'a başvurulduğu, bu başvurunun … tarih ve … sayılı Üst Kurul kararı ile reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alınmış olan "mülkiyet hakkı", kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebilir.
Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir “alacak” iddiasını elde etmeye yönelik meşru bir beklenti, Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olup bu sözleşme gereğince imzalanan ek protokolleri de imzalayarak bu protokollerdeki hakları da güvence altına alacağını taahhüt etmiştir. Ek 1 Nolu protokolde mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemeler getirilmiş olup AİHM'in yerleşik içtihatlarında da "alacak hakkı" mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmektedir (Luca/İtalya, 24/09/2013 tarihli karar).
Bu durumda, yargı kararıyla iptaline karar verilen Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ve Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edilen ücretler nedeniyle davacı yayın kuruluşu lehine bir alacak hakkının doğduğu, Anayasa'nın anılan hükümleri gereği alacak hakkının bir mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi ve mülkiyet hakkının sınırlanabilmesi için öncelikle bu hususa ilişkin düzenlemelerin Kanunlarda yer alması gerektiği, özünde mülkiyet hakkını sınırlayan zamanaşımı müessesesine ilişkin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün Kanunla getirilmiş bir düzenlemenin hukuk sistemimizde bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir süreye bağlı olmaksızın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edildiği anlaşılan mükerrer ödeme kapsamında olan yayın izin ücretlerinin idareye başvuru tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiği, öte yandan özel hukuktan kaynaklanan borç ilişkilerini genel olarak düzenleyen Borçlar Kanunu'nun, zamanaşımına ilişkin hükümlerinin ise, kamu kurum ve kuruluşları ile kişiler arasındaki ilişkilerden doğan ihtilaflarda kıyas yoluyla uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.