Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/64 E. , 2023/6463 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/64
Karar No : 2023/6463
DAVACI : … Bağcılık ve Şarapçılık Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Davacıya ait olan "..." markasının daha önce başka firma veya şahıslar tarafından tescil edildiğinin tespit edildiğinden bahisle kullanılmasının yasaklanmasına ve 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararının ve Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 9. fıkrasının alkollü içecek markalarının alkolsüz içeceklerde kullanılmamasına yönelik olduğu, anılan yasa maddesinde geçen vesair kavramının kapsamına alkollü içecek dışındaki tüm ürünlerin dahil edilmesinin kamu düzeni ve hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemde "..." markasının daha önce tescilli olduğu markaların sınıfları ve başvuru tarihlerinin bildirilmediği, işlemin gerekçe ve yeterli açıklama içermediği, alkollü içki markasının "kocabağ" ibaresi ile birlikte tescilli olduğu ve bu şekilde kullanıldığı, söz konusu marka ile tescilli ürünlerin piyasada bulundurulmaması yönündeki kararın uygulanmasının mümkün olmadığı, Kurul kararında markaların tescil tarihine öncelik verilmesinin hatalı olduğu, koruma ve önceliğin tescil başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiği, idarenin görev ve yetki alanını aşacak şekilde işlem tesis ettiği, dava konusu Yönetmelik kuralının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, markanın tescili üzerine daha önceki tarihlerdeki kullanımdan doğan kazanılmış haklarının olduğu, bu hakkı kısıtlayan düzenlemenin çalışma hürriyetini engelleyeceği ve kamu düzenini bozacağı, düzenlemenin Anayasa ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 9. fıkrasıyla alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka tanıtıcı ve ayırt edici işaretinin alkollü içkilerde kullanılmasının yasaklandığı, bu hükmün uygulanmasına yönelik olarak Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesiyle gerekli düzenlemelerin yapıldığı, davacıya ait "..." markasının başka ürünlerde kullanımının tespit edilmesi üzerine yaptırım uygulanmaması için mevzuata uygun davranılması yönünde bildirim yapıldığı, dava konusu kararın ilgili mevzuat çerçevesinde Kurumun piyasada düzenleme ve denetleme yetkisinin gereği olarak tesis edildiği, ilgili yasal düzenlemede geçiş süreci belirlenmekle birlikte kuralın geçmişe etki etmeyeceğine dair bir istisna getirilmediği, anılan düzenlemeyle marka esnetme veya genişletme yöntemi ile alkollü içkilerin dolaylı reklam ve tanıtımının yapılmamasının amaçlandığı, 4733 ve 4250 sayılı Kanunlar uyarınca kamu yararı gözetilerek yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararı ile, bu kararın bildirilmesine ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı işleminin, Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin iptali istemi ile açılmıştır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında; "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz." kuralına yer verilmiştir.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin birinci fıkrasında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarih ile yürürlükten kalktıkları tarih arasında meydana gelen olaylara uygulanır. Kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilke bu olmakla birlikte, Kanun koyucu bazı istisnaî durumlarda, haklı beklentiler ve kazanılmış hakları koruyarak, Kanun hükümlerinin geçmişe dönük uygulanmasına karar verebilir. Ancak bu durumun Kanunda açıkça düzenlenmesi gerekir.
Dava konusu Yönetmelik ve Kurul kararının dayanağı olan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, Kanunun yürürlük tarihinden önce tescil edilmiş olan markaları da kapsadığına ilişkin bir açıklık bulunmayıp, yorum yoluyla da aksinin kabulü, Anayasa'da yer bulan mülkiyet hakkı, mülkiyet hakkına saygı ve hukuk devleti ilkelerine de aykırılık oluşturur.
Dava konusu Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu kararına dayanak alınan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası, davalı idareye, geçmişe dönük düzenleme yapma yetkisi vermemesine rağmen, uyuşmazlık konusu Kurul kararıyla, 4250 sayılı Kanun'un öngörmediği bir yetki kullanılmak suretiyle, alkollü içki markalarının kullanımına yönelik geçmişe dönük düzenleme yapıldığı ve alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açacak şekilde karar alındığı açıktır.
Uyuşmazlık konusu Kurul kararıyla, bir mülkiyet hakkı olan marka hakkına sınırlama getirilmektedir. Alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların tescil tarihinden önce, aynı markaların alkollü içki dışındaki ürünler için başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olması hâlinde, bu markaların kullanımının yasaklanması veya alkollü içki markalarının, tescil tarihinden sonra başka ürünler içinde tescil edilmiş olması hâlinde ise, söz konusu markaların kullanımının engellenmesi, markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır. Markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve ortadan kaldırılmasına yol açacak bir düzenleme hakkın özüne dokunduğu için ölçülü kabul edilemez.
Netice olarak, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararı ile, bu kararın bildirilmesine ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı işleminde hukuka uyarlık; Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin iptali isteminin reddi; 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın 13/11/2015 tarih ve 30892 sayılı işleminin iptali gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 81. maddesinde, "Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kapatılmıştır. Kurum'un taraf olduğu davalar ve icra takiplerinde devir durumuna göre ilgili idare kendiliğinden taraf sıfatını kazanır." kuralı ile 78. maddesinde "Bu Kanun hükümleri çerçevesinde aşağıda belirtilen görevler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülür." kuralına yer verildiğinden, kapatılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın davalı sıfatıyla bakılan davada taraf olduğu, ancak 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, Tarım ve Orman Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırıldığı anlaşıldığından, mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerine Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hasım mevkiinde olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararı ile, "1. Başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olan Alkollü İçki Dağıtım Yetki Belgesini haiz üretici/üretici ve ithalatçı firmaların ekli listede yer alan markalarının tescil tarihinden önce başka ürünler için tescil edilmiş olması hâlinde; 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesi gereğince kullanılmasının yasaklanması, söz konusu markalı ürünlerin 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmaması hususunun ilgili firma ve/veya marka sahiplerine bildirilmesi,
2. Alkollü içki dışındaki ürün markaları yönünden ise tescil tarihleri dikkate alınarak alkollü içki markalarının tescili tarihinden sonra başka ürünler için tescil edilmiş olması hâlinde; 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesi gereğince gerekli işlemlerin yapılarak söz konusu markaların kullanımının engellenmesinin sağlanmasına" karar verilmiştir.
Anılan karar ekinde yer alan listede davacı şirkete ait "..." markasının başka firma veya şahıslar adına tescilli olduğuna ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
Anılan Kurul kararı uyarınca davacı şirkete ait olup, davacı şirketin tescil tarihinden önce başka firma veya şahıslar tarafından alkollü içki dışındaki ürünler için tescil edilen söz konusu markanın kullanılması ve 31/12/2015 tarihinden sonra ürünlerin piyasada bulunması hâlinde davacı şirkete idari para cezası uygulanacağı yönünde Alkollü İçkiler Piyasası Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 3. maddesinde, Kurulun görev ve yetkileri "a) Bu Kanun gereğince Kurum tarafından yürütülecek görevler ile ilgili düzenlemeleri yapmak ... e) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili sektörel düzenlemeler yapmak ... l) Görev alanı ile ilgili konularda gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasasında mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinden istemek, m) Kanunlarla verilen diğer görevleri yürütmek ..." olarak belirlenmiştir.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz."; Geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, "6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez." kuralına yer verilmiştir.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasında, "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz. Kurumca bu fıkranın uygulanmasında;
a) Karşılaştırılacak iki unsurun, ambalaj veya içerik yönünden aynı şekil ve tasarıma sahip olup olmadığı veya iki unsur arasında marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği ögeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma olup olmadığı,
b) Karşılaştırılacak iki unsurun, doğrudan veya dolaylı olarak bir alkollü içkiyi tanıtmayı veya başka bir ürün veya firmaya ait unsurlar üzerinden alkollü içkileri dolaylı olarak tanıtmayı amaçlayıp amaçlamadığı ya da alkollü içki kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak teşvik edip etmediği veya özendirici etkisinin olup olmadığı,
c) Karşılaştırılacak unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı olup olmadığı hususlarından birinin mevcudiyeti aykırılık için yeterli kabul edilir." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisi kullanılarak tesis edilen işlemlerin kanunda gösterilen usûle uygun olarak yürürlüğe konulması ve üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin iptali isteminin incelenmesi:
4733 sayılı Kanun ile 4250 sayılı Kanun'un aktarılan düzenlemelerinden, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkollü içkilerde kullanılmamasını sağlamaya yönelik olarak ikincil düzenlemeler yapmaya, bu düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde alkollü içki piyasasında kullanılan markaların kanun hükümlerine uygun hâle getirilmesini ve uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilmemesini sağlamaya yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan dava konusu düzenlemenin ilk cümlesinin "alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz." şeklinde olduğu ve birebir kanun maddesi ile aynı olduğu, aynı fıkranın devamında yer alan (a), (b) ve (c) bentlerinin ise düzenlemeyle ilgili uygulamanın nasıl olacağına dair somut bir çerçeve çizmeye yönelik düzenlemeler içerdiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, kanun maddesi ile aynı düzenlemeyi içeren ve kanun maddesi ile ortaya konulan hükmün uygulanması ile ilgili somut kıstaslar ortaya koyan, kanun maddesi ile çizilen çerçeve dahilinde uygulamanın somut ve belirli bir şekilde yürütülmesine yönelik olarak düzenleme içeren dava konusu Yönetmelik maddesinde üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmamaktadır.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararının incelenmesi:
4733 sayılı Kanun uyarınca piyasaya ilişkin faaliyetleri düzenlemeye ve denetlemeye yetkili bulunan davalı idare tarafından, çerçevesi kanunla çizilmiş alanda düzenleme yapılabileceği; davalı idarenin tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ya da tıbbî nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yapmak, bunlarla ilgili kararları almak konusunda yetkili olduğu; 4250 sayılı Kanun ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin aktarılan hükümleri uyarınca, gereklilikleri taşımayan mevcut ürünlerin, bu maddenin Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği kuralı dikkate alındığında, dava konusu Kurul kararı ile kullanılması yasaklanan alkollü içki markalarına ait ürünlerin 31/12/2015 (16/12/2015 tarihli karar ile uygulama tarihi 30/06/2016 olarak değiştirilmiştir) tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacıya ait "..." isimli alkollü içki markasının kullanımının yasaklanmasına ilişkin ... tarih ve ...sayılı Alkollü İçkiler Piyasası Dairesi Başkanlığı işleminin incelenmesi:
09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı Kurul kararında, alkollü içki markalarının incelenmesinde, 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başka firma ve şahıslar tarafından da tescil edilmiş markaların Türk Patent Enstitüsü'nün www.tpe.gov.tr internet adresinden sorgulanacağı, sorgulamada, durumu "müddet" şeklinde ifade edilenlerin koruma kapsamında olmadığından dikkate alınmayacağı, birebir aynı adı taşıyan markaların sorgulanacağı, markaların hizmet sınıflarının dikkate alınmayacağı, tescil tarihi diğerinden önce olana üstünlük tanınacağı, tescil tarihi belirtilmeyen markalarda koruma tarihinin dikkate alınacağına yönelik ilke ve esaslar belirlenmiştir.
Davacıya ait "..." isimli alkollü içki markasının kullanımının yasaklanmasına yönelik dava konusu işlemin, Anayasa, kanun ve ilgili yönetmelik düzenlemelerine uygun bulunan 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı düzenleyici Kurul kararında belirlenen ilke ve esaslara uygunluğunun irdelenmesi amacıyla Dairemizin 16/10/2023 tarihli ara kararıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan, "..." adıyla başvurusu yapılmış, tescil edilmiş, koruma süresi devam eden veya süresi sona ermiş bütün marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlere ilişkin başvuru, tescil ve sona ermeye yönelik tüm bilgi ve belgeler istenilmiş; davalı idareden ise, davacı adına tescil edilmiş "..." markası ile diğer firma veya şahıslar tarafından daha önce tescil/koruma altına alındığı belirtilen aynı isimli markalar arasında hangi unsurlar yönünden ilişki kurulduğu sorularak, bu hususa ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yer aldığı bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar istenilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davalı idare ve Türk Patent ve Marka Kurumu'nun ara kararına cevap yazılarının birlikte incelenmesinden, alkollü içki markaları ile diğer markalara ilişkin araştırmanın Türk Patent ve Marka Kurumu'nun veri tabanındaki kayıtlar kullanılarak yapıldığı, alkollü içki markalarının ilk tescilinin alkollü içki adına olması gerektiği, aksi hâlde kullanımına izin verilmediği, marka adının aynı olmasının aykırılık için yeterli kabul edildiği, davacı adına "..." markasının 10/06/2008 tarihinde tescil edildiği, aynı markanın alkollü içki dışındaki başka bir ürün markası olarak M.E. adına 01/04/2005 tarihinde tescil edildiği için bu markanın kullanılmasının yasaklandığı, ara kararına cevaben gelen belgelerde, anılan iki tescil başvurusunun da daha sonra geçersiz hâle geldiğinin görüldüğü, mevcut durumda bu markaya ilişkin davacı adına ...numarasıyla 07/08/2015 tarihinde yapılmış geçerli bir tescilin olduğu, buna karşın aynı isimli markanın başka firmalarca alkollü içki dışındaki başka bir ürün markası olarak 26/09/2000,18/09/2006, 02/02/2007 ve 22/02/2012 tarihlerinde yapılmış tescillerin bulunduğu, bu durumda, "..." isimli markanın, davacı adına tescil edildiği tarihte aynı isimle başka firmalar adına tescilli ve koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacıya ait "..." alkollü içki markasının kullanımının yasaklanmasına ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlem ile dayanağı Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 28/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararı ile, alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların tescil tarihinden önce alkollü içki dışındaki ürünler için de tescil edilmiş olması hâlinde, bu markaların kullanımının yasaklandığı; alkollü içki markalarının, tescil tarihinden sonra başka ürünler içinde tescil edilmiş olması hâlinde ise, söz konusu markaların kullanımının engellenmesinin sağlanması yönünde karar alındığı, anılan Kurul kararı ile, davacıya ait alkollü içki markalarının, tescil edildikleri tarihten önce başka firma ve şahıslar tarafından alkollü içki dışındaki ürünler için tescil edildiği gerekçesiyle kullanılmasının yasaklandığı, yasaklama işleminin temel ilkelerini belirleyen 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı düzenleyici Kurul kararı ile, davacıya ait markaların yasaklanmasına ilişkin kararın bildirilmesine ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında; "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz."; Geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, "6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez." kuralına yer verilmiştir.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin birinci fıkrasında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri hukukî belirlilik ilkesidir. Buna göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler, hem de idare yönünden herhangi bir duraksama ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuk devletinin bir diğer unsuru olan hukukî güvenlik ilkesiyle de yakından ilgilidir. Hukukî güvenlik, kişilerin kamu otoriteleriyle ilişkilerinde bugün ve geleceğe dönük olarak güven duygusu içinde olmaları demektir. Hukukî güvenlik ilkesi gereğince, her birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve buna göre davranışlarını belirler. Hukukî güvenlik ilkesinin amaçlarından biri de hukuk normlarının öngörülebilir olmasıdır. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Düzenleyici nitelikteki kurallar, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makûl bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir. Hukukî öngörülebilirlik ilkesi olarak kabul edilen bu ilke sayesinde kişilerin geleceği öngörebilmeleri ve her türlü faaliyetlerini buna göre planlayıp yürütmeleri sağlanır.
Markaların korunmasına ilişkin usul ve esaslar, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiştir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretin, marka olabileceği kabul edilmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkı sadece taşınır ya da taşınmazları değil, marka ve patent hakları, fikri mülkiyet hakları, alacak hakları gibi maddi bir varlığı olmayan hakları da kapsamaktadır. Bir başka ifade ile mülkiyet hakkının kapsamına iktisadi bir değer arz eden bütün unsurlar girmektedir.
Bir markanın sahibine sağladığı haklar, “marka hakkı” olarak adlandırılmakta ve fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle marka hakkı üzerinde yapılacak sınırlandırmalarda, Anayasanın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinin esas alınması gerekmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesiyle Devlete, bireylerin mülkiyet hakkına saygı gösterme ve haksız müdahalede bulunmama biçimindeki negatif yükümlülüğün yanında, üçüncü kişilerden gelebilecek müdahaleleri önleme şeklindeki pozitif bir yükümlülük de yüklenmektedir. Mülkiyet hakkı, genel olarak, bir kimsenin başkasına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla bir şey üzerinde dilediği biçimde yararlanma, tasarruf etme, başkasına devretme, kullanım biçimini değiştirme, harcama ve tüketme, hatta yok etme yetkilerini kapsamaktadır. Bu bağlamda, malikin bu yetkilerini kullanmasını engelleyen düzenlemeler, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.
Mülkiyet hakkına ilişkin olarak idareye herhangi bir konuda yetki tanınması durumunda, idarenin yetkisinin sınırlarının ve genel çerçevesinin kanunla düzenlenmesi ve bireylere getirilen yükümlülüklerin kamu yararı ile çelişmemesi gerekmektedir. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle güdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur.
Bu çerçevede, hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamalar, hakkın özüne dokunmaktadır. Mülkiyet hakkı bağlamında da, bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır.
Kural olarak Kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarih ile yürürlükten kalktıkları tarih arasında meydana gelen olaylara uygulanır. Kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilke bu olmakla birlikte, Kanun koyucu bazı istisnaî durumlarda, haklı beklentiler ve kazanılmış hakları koruyarak, Kanun hükümlerinin geçmişe dönük uygulanmasına karar verebilir.
Dava konusu Yönetmelik ve Kurul kararının dayanağı olan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin de alkollü içkilerde kullanılamayacağı; geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 6. maddenin dokuzuncu fıkrası kapsamına giren ürünlerin, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkradaki hükümlere uygun hâle getirileceği, uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyeceği kuralına yer verilmekle birlikte Kanunun yürürlük tarihinden önce tescil edilmiş olan markaları da kapsadığına ilişkin bir açıklık bulunmamakta olup yorum yoluyla aksinin kabulü Anayasa hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır.
Dava konusu Kurul kararıyla, bir mülkiyet hakkı olan marka hakkına sınırlama getirilmektedir. Alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların tescil tarihinden önce, aynı markaların alkollü içki dışındaki ürünler için başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olması hâlinde, bu markaların kullanımının yasaklanması veya alkollü içki markalarının, tescil tarihinden sonra başka ürünler içinde tescil edilmiş olması hâlinde ise, söz konusu markaların kullanımının engellenmesi, markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır. Markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve ortadan kaldırılmasına yol açacak bir düzenleme hakkın özüne dokunduğu için ölçülü kabul edilemez.
Uyuşmazlıkla, dava konusu Kurul kararına dayanak alınan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrası, davalı idareye, geçmişe dönük düzenleme yapma yetkisi vermemesine rağmen, uyuşmazlık konusu Kurul kararıyla, 4250 sayılı Kanun'un öngörmediği bir yetki kullanılmak suretiyle, alkollü içki markalarının kullanımına yönelik geçmişe dönük düzenleme yapıldığı ve alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açacak şekilde karar alındığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ve geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında Anayasa'ya aykırılık görülmemekle birlikte, dayanağı olan Kanun ve Yönetmelikte öngörülmediği hâlde Kanun'un geriye yürütülmesi suretiyle, Kanun'un yürürlük tarihinden önce tescil edilmiş markaları da kapsayacak şekilde tesis edilen dava konusu düzenleyici Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı düzenleyici Kurul kararı ile Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla bu kısımlar yönünden davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!