WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/4628 E.  ,  2023/4372 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4628
Karar No:2023/4372

TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) …Genel Müdürlüğü
(… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
2. (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce 18/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen Mersin ili sınırları içerisindeki ER:... sayılı II. Grup maden sahası ihalesine katılan ve ihalenin uhdesinde kalması üzerine arama ruhsatı verilen davacı tarafından, söz konusu arama ruhsatının 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, ruhsat süresi sonuna kadar ön arama faaliyet raporunun sunulmadığı gerekçesiyle davalı idarece iptal edilmesine ve ihale kapsamında yatırılan teminatın irat kaydedilmesine karar verilmesi üzerine davalı idarece maden sahasına yönelik gerekli araştırma yapılmadan ihaleye çıkılması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan maddi zararın tazmini ve irat kaydedilen teminatın iadesi edilmesi istemiyle davalı idareye yapılan 07/11/2012 tarihli başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile uğranılan maddi zararın tazminine ve irat kaydedilen teminatın idareye başvuru tarihinden (20/11/2012) itibaren işleyecek ticarî faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, dava konusu işlemin davacının maddi zararlarının ödenmesi istemine yönelik talebinin reddine ilişkin kısmı ile davacının maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede; Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce 18/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen Mersin ili sınırları içerisinde yer alan ER:... sayılı II. Grup maden sahası ihalesi uhdesinde kalan davacı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca söz konusu maden sahasına işletme ruhsatı verilmesinin uygun görülmediği, bu kapsamda davalı idarece maden sahasına yönelik gerekli araştırma yapılmadan ihaleye çıkıldığından idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, dolayısıyla ihale nedeniyle oluşan zararın karşılanması gerektiği ileri sürülmekte ise de, işletme izni verilebilmesi için 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, gerekli izinlerin alınmış olması gerektiği, ancak söz konusu izinler ile ilgili sorumluluğun hak sahibine (davacıya) ait olduğu, ruhsat sahalarına yönelik ihalelere katılanların, 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen izinler ile ilgili araştırmayı ihaleden önce yapmaları gerektiğinin açık olduğu, Mersin-Tarsus Karboğazı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi'nin, ihale tarihinden önce kültür, turizm koruma ve gelişim bölgesi olarak ilân edilmiş olduğu da dikkate alındığında, davacının söz konusu maden sahası ile ilgili araştırmayı ihaleden önce yapması gerekirken bu sorumluluğu gereği gibi yerine getirmediğinden zarara uğramasında kendi kusurunun bulunduğu;
Bu kapsamda, dava konusu işlemin davacının maddi zararlarının ödenmesi istemine yönelik talebinin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu itibarla davacının maddi tazminat talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlemin davacının irat kaydedilen teminatın iade edilmesine yönelik isteminin reddine ilişkin kısmı ile irat kaydedilen teminatın iadesine karar verilmesi istemi yönünden yapılan inceleme; 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen izinlerin, işletme ruhsatı döneminde işletme izni alınması için gerekli olduğu, davacının teminatının ise 1 (bir) yıllık ön arama süresinin sonu olan 30/09/2012 tarihine kadar 3213 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince ön arama faaliyet raporunun verilmemesi nedeniyle irat kaydedildiği anlaşılmakta ise de, sonuç olarak davacının Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca gerekli izinleri alamadığı ve bu aşamada işletme izni alamayacağını da öğrenmiş olduğu, bu aşamadan sonra davacının ön arama faaliyet raporu vermesi bir anlam ifade etmeyeceğinden söz konusu raporu süresinde vermemesi nedeniyle davacının teminatının irat kaydedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, irat kaydedilen teminat mektubu bedeli olan 10.770,00-TL'nin (Mahkeme kararında sehven 12.000,00-TL olarak yazılmıştır.) davalı idareye başvuru tarihinden (20/11/2012) itibaren (Mahkeme kararında sehven işlem tarihinden itibaren yazılmıştır.) işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin davacının irat kaydedilen teminatının iade edilmesi istemine yönelik başvurusunun reddine dair kısmının iptaline, davacının diğer zararlarının karşılanması talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile teminat mektubu bedeli olan 10.770,00-TL'nin (Mahkeme kararında sehven 12.000,00-TL olarak yazılmıştır.) davalı idareye başvuru tarihinden (20/11/2012) itibaren (Mahkeme kararında sehven işlem tarihinden itibaren yazılmıştır.) işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise reddine, kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.440,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.889,40-TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usûl ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının arama ruhsatının iptal edilmesinin nedeninin, süresinde ön arama faaliyet raporunun idarelerine sunulmaması olduğu, 3213 sayılı Kanun'un 17. maddesinde, arama ruhsatının iptal edilmesi durumunda yatırılan teminatın gelir olarak kaydedileceği kuralına yer verildiği, davacının teminatının da bu kapsamda gelir olarak kaydedildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınması gereken iznin, işletme ruhsatı alındıktan sonra işletme izni verilebilmesi için gerekli olduğu, davacının ise henüz arama ruhsatı aşamasında olduğu, arama ruhsatı verilen davacının gerekli şartları yerine getirmesi üzerine kendisine işletme ruhsatı verilmesinin önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, bu kapsamda dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacının tazminat isteminin reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davacı tarafından, maden sahasına yönelik ihale kararı alınmadan önce davalı idarece, alana yönelik araştırma yapılması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın ihaleye çıkıldığından davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu kapsamda, uğramış olduğu maddi zararın tazmini gerektiği, taraflarına atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, İdare Mahkemesi'nce bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle taraflarının uğradığı zararın tespit edilmesi gerekirken doğrudan tazminat talebinin reddedilmesinde hukukî isabet bulunmadığı, lehe ve aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığı ileri sürülmüştür.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenen kısmının usûl ve hukuka uygun olduğu belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usûl ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık konusu ihaleyi gerçekleştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez birimlerinden Maden İşleri Genel Müdürlüğü yerine 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı 3. Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 118. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'na eklenen Ek 16, Ek 17 ve Ek 18. maddelerle anılan Genel Müdürlüğün görev, yetki ve sorumluluklarını haiz Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) kurulmuş, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 763. ve devamı maddelerinde de MAPEG'in teşkilat, görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir.
Anılan KHK'nın Geçici 31. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğünden önce mülga Genel Müdürlükler adına yapılmış mevcut sözleşmeler ve protokoller MAPEG'e devredilmiş sayılır. Genel Müdürlükler tarafından yapılmış olan sözleşme ve protokoller ile ilgili dava ve icra takipleri dâhil olmak üzere mülga Genel Müdürlüklerin leh ve aleyhine açılmış davalar ve icra takiplerinde MAPEG kendiliğinden taraf sıfatı kazanır." kuralına yer verildiğinden Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün davalı sıfatıyla taraf olduğu görülerek temyiz başvuruları incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nce 18/08/2011 tarihinde gerçekleştirilen Mersin ili sınırlı içerisindeki ER:... sayılı II. Grup maden sahası ihalesinin davacının uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Söz konusu ihale sonrasında arama ruhsatı verilen davacı tarafından, işletme ruhsatı ve işletme izni alabilmek için ilgili kurumlara izin başvurularında bulunulmuştur.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemiyle, maden sahasına yönelik işletme ruhsatı verilmesine yönelik talebin, maden sahasının bir kısmının Mersin-Tarsus Karboğazı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları içerisinde kaldığından bahisle bu talebin 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca uygun görülmediği belirtilmiştir.
Sonrasında davalı idarece, davacıya verilen arama ruhsatı, 3213 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca, ruhsat süresi sonuna kadar ön arama faaliyet raporu sunulmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi ve ihale kapsamında yatırılan teminatın irat kaydedilmesine karar verilmesi üzerine, davacı tarafından, davalı idarece maden sahasına yönelik gerekli araştırma yapılmadan ihaleye çıkılması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan maddi zararın tazmini ve irat kaydedilen teminatın iade edilmesi istemiyle davalı idareye 07/11/2012 tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulmuştur.
Bu başvurunun, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin iptali ile uğranılan maddi zararın tazminine ve irat kaydedilen teminatın idareye başvuru tarihinden (20/11/2012) itibaren işleyecek ticarî faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adîl yargılanma hakkına sahip olduğu; 90. maddesinin son fıkrasında ise, usûlüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kuralları yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (a) bendinde, "Celse, karar ve ilam harçları"; (b) bendinde, "Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri"; (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin birinci fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinin birinci fıkrasında ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
1. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin davacının irat kaydedilen teminatının iade edilmesi istemine yönelik başvurusunun reddine dair kısmının iptali, davacının diğer zararlarının karşılanması talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile teminat mektubu bedeli olan 10.770,00-TL'nin (Mahkeme kararında sehven 12.000,00-TL olarak yazılmıştır.) davalı idareye başvuru tarihinden (20/11/2012) itibaren (Mahkeme kararında sehven işlem tarihinden itibaren yazılmıştır.) işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının usûl ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
2. Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede;
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.
Takdir olunacak vekâlet ücretinin tutarı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir.
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını yargı mercileri önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayan ve adîl yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilen haktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adîl yargılanma hakkının temini için tarafların mahkemeye erişim hakkının sağlanması hususunun önem arz ettiğini, yargı yolunun bulunmaması ve yasal yollarla doğrudan engellenmesi hususlarının hak ihlâli olarak kabul edilmesi gerektiğini, usûl kurallarının katı yorumlanarak dolaylı bir şekilde mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasının da adîl yargılanma hakkının ihlâli olduğunu kararlarında belirtmektedir.
Bu kapsamda, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmış olmasının davacının davayı açtığı konumdan daha geriye götürülmesi sonucunu doğuran hâllerde, mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.

Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Buna karşılık bir hukukî uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimalî veya olgusu, belirli dava şartları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel şartları çerçevesinde masrafların makûl ve orantılı olması mahkemeye erişim hakkının asgarî sınırını teşkil etmektedir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan ve 21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukukî yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise Tarife'nin üçüncü kısmına göre, yani nispî avukatlık ücretine hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci kısma göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı, ancak, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği kuralı yer almıştır.
Tarife'deki düzenleme, maddî tazminat talebiyle açılan davalarda, kısmen kabul edilen tazminat miktarının reddedilen tazminat tutarı üzerinden önemli kısmının vekâlet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurduğundan, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hâle getirmektedir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, 07/11/2013 tarih ve Başvuru No:2012/791 sayılı kararında, hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekâlet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlâli olarak değerlendirmiştir.
Bu kapsamda, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddî tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlâl etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarife'nin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmâli gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/02/2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu itibarla, reddedilen maddî tazminat yönünden davalı idare lehine nispî vekâlet ücretine hükmedilmesinin başvuruyu anlamsız/etkisiz kılma sonucunu doğurduğu açık olduğundan, davalı idare lehine nispî vekâlet ücretine değil, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen 1.000,00-TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dosyanın incelenmesinden, davacının arama ruhsatının iptal edilmesi üzerine Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün 05/10/2012 tarihli işlemiyle ihale kapsamında yatırılan 10.770,00-TL tutarındaki teminatın irat kaydedilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak, İdare Mahkemesi'nce sehven irat olarak kaydedilen tutar 12.000,00-TL olarak dikkate alınarak davacı lehine 1.440,00-TL nisbî vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de, 10.770,00-TL dikkate alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine 1.292,40-TL nisbî vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca, İdare Mahkemesi'nce, davanın kabul edilen kısmına yönelik nisbî karar harcı hesaplanırken 12.000,00-TL dikkate alınarak 819,72-TL tutarındaki harcın davacıya iadesine karar verilmiş ise de, nisbî karar harcının hesabında 10.770,00-TL'nin dikkate alınması gerekmektedir.
Bu kapsamda, İdare Mahkemesi kararında belirtilen eksikliklerin Bölge İdare Mahkemesi'nce düzeltilmemiş olması yeniden yargılamayı gerektirmemektedir.
Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "819,72-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.440,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin, "735,69-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.292,40-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresiyle; "aynı Tarife uyarınca nispî olarak hesaplanan 10.889,40-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin, "aynı Tarife uyarınca 1.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi" ibaresiyle ve "peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 12.000,00-TL üzerinden hesaplanan 819,72-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.087,43-TL'nin istemi hâlinde" ibaresinin, "peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 10.770,00-TL üzerinden hesaplanan 735,69-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.281,71-TL'nin istemi hâlinde" ibaresiyle değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının hüküm fıkrasının "istinaf başvurularının reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan '819,72-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.440,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresinin, '735,69-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.292,40-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresiyle; 'aynı Tarife uyarınca nispî olarak hesaplanan 10.889,40-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin, 'aynı Tarife uyarınca 1.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi' ibaresiyle ve 'peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 12.000,00-TL üzerinden hesaplanan 819,72-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.087,43-TL'nin istemi hâlinde' ibaresinin, 'peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 10.770,00-TL üzerinden hesaplanan 735,69-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.281,71-TL'nin istemi hâlinde' ibaresiyle değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptali, davanın kısmen reddi, davacının tazminat isteminin ise kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasının "istinaf başvurularının reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan '819,72-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.440,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresinin, '735,69-TL nispî karar harcı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispî olarak hesaplanan 1.292,40-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresiyle; 'aynı Tarife uyarınca nispî olarak hesaplanan 10.889,40-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin, 'aynı Tarife uyarınca 1.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi' ibaresiyle ve 'peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 12.000,00-TL üzerinden hesaplanan 819,72-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.087,43-TL'nin istemi hâlinde' ibaresinin, 'peşin alınan 2.017,40-TL karar harcından hüküm altına alınan 10.770,00-TL üzerinden hesaplanan 735,69-TL nispî karar harcının mahsubu ile kalan 1.281,71-TL'nin istemi hâlinde' ibaresiyle değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarların taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu düzelterek onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.