Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4474 E. , 2025/705 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4474
Karar No:2025/705
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı
(... Vergi Dairesi Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Petrolcülük A.Ş. (... A.Ş.) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 313.790,00-TL idari para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 12/10/2010 tarih ve 7667 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde davacının 3 yıl süreyle ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin ilan edildiği, 17/03/2014 tarih ve 8529 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde de davacının yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçildiğinin ilan edildiği, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi ile, anılan maddede sayılan kişi ve teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından tahsil edilebilmesine imkan tanındığı, bu suretle kamu alacağının güvence altına alınmasının amaçlandığı, kanuni temsilcilerin tüzel kişilere ait borçlardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle borcun tüzel kişiliğin mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi gerektiği, bu yolda yapılacak takibatın sonuçsuz kalması halinde kanuni temsilcilerin mal varlığına başvurulabileceği, söz konusu amme alacağının öncelikle asıl borçlu ... A.Ş.'nin mal varlığından tahsili yoluna gidildiği, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan bahse konu kamu alacağının 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak sorumluluğu bulunan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; asıl borçlu tüzel kişilikten amme alacağının tahsil edilemeyeceği ortaya konulduktan sonra takip edilebilecek temsilcinin, şirket yönetim kurulunda yer alan ve kendisine imza yetkisi verilmek suretiyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış üyeler veya yönetim kurulu üyesi olmamasına rağmen yönetim kurulu kararı ile bu yetki kendisine tanınmış şahıslar olduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyelerine şirketi temsile yönelik olarak herhangi bir yetki verilmemesi halinde, söz konusu üyelerin şirketin vadesinde ödenmeyen cezalardan sorumlu tutulamayacağı, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının 2006 yılı ve öncesi dönemde lisanssız depolama faaliyetine ilişkin olarak verilen idari para cezasından kaynaklandığı ancak, borcun doğduğu tarihte davacının anonim şirket borçlarından sorumlu tutulabilmesi için aranılan temsil ve ilzam yetkisinin olmadığı gibi borcun doğumundan sonra şirket yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevlerinde bulunduğu dikkate alındığında, davacının dava konusu ödeme emrine dayanak alınan borcun doğduğu tarihte anılan borçtan sorumlu tutulabilmesine olanak sağlayan hukuki bir sıfatının bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu borcun ödenmesi noktasında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumluluğuna gidilemeyeceği, öte yandan Dairelerinin 15/04/2021 tarihli ara kararı ile; asıl borçlu ... A.Ş. adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin eksiksiz olarak istenilmesine karar verildiği, ancak davalı idare tarafından ara kararına cevap verilmediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; yasal dayanağı olmayan dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinde borcun vadesinin 24/08/2013 olarak belirtildiği, 12/10/2010 tarih ve 7667 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde davacının, üç yıl süreyle asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin ilan edildiği, yine 17/03/2014 tarih ve 8529 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde de davacının şirket yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçildiğinin ilan edildiği, bahse konu amme alacağının vadesinin rastladığı dönemde asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevi bulunan davacının kamu alacağının ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu olduğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Ankara Defterdarlığının hasım olarak tespit edilmek suretiyle dosyanın incelenmesine geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... A.Ş.'ye ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 313.790,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Dairemizce davanın reddi yönünde verilen 29/12/2008 tarih ve E:2006/5337, K:2008/8371 sayılı kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş, anılan karara yönelik kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmaması sonucunda bu karar kesinleşmiştir.
Ardından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla "bahse konu idari yaptırım kararının kesinleşmiş olması nedeniyle" idari para cezasına konu kamu alacağının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Ankara Vergi Dairesi Başkanlığından istenilmiştir.
Bunun üzerine ... A.Ş. adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir.
Anılan şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu alacağın 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
"; 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur."; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir." düzenlemeleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilmemiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, ... A.Ş. adına ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen 313.790,00-TL idari para cezasının 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmüştür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında her ne kadar "davacının dava konusu ödeme emrine dayanak alınan borcun doğduğu tarihte anılan borçtan sorumlu tutulabilmesine olanak sağlayan hukuki bir sıfatının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de; vadesi 24/08/2013 tarihine rastlayan söz konusu amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına 11/02/2015 tarihinde ödeme emrinin düzenlendiği, 07/05/2013 tarih ve 8314 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, 02/05/2013 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 29/04/2013 tarihli Genel Kurul kararıyla, davacının, "şirket ünvanı altına atacağı münferit imza ile şirketi her hususta başka bir yetki tanımlamasına gerek kalmaksızın sınırsız olarak temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verildiği" hususunun ilan edildiği, bu yetkinin 06/12/2021 tarihine kadar devam ettiğinin aynı tarih ve 10466 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, asıl borçludan tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde asıl borçlu şirkette kanuni temsilci olarak görev yapan davacının söz konusu borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan temyize konu kararda "15/04/2021 tarihli ara kararı ile; asıl borçlu ... A.Ş. adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin eksiksiz olarak istenilmesine karar verildiği, ancak davalı idare tarafından ara kararına cevap verilmediği" belirtilmişse de 16/08/2021 tarihli temyiz dilekçesi ekinde davalı idare tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinden; asıl borçlu ... A.Ş. adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin usulüne uygun olarak Yönetim Kurulu Başkanı A.B.'ye 28/04/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!