Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4419 E. , 2023/6145 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/4419
Karar No : 2023/6145
DAVACI : ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Bakanlığı
(...Kurumu)
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :
Davacıya ait olan "..." ve "..." markalarının, daha önce başka firma veya şahıslar tarafından tescil edildiğinin tespit edildiğinden bahisle kullanılmasının yasaklanmasına ve 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ...tarih ve ...sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca yapılan düzenlemenin amacının alkollü içkilerin reklam ve tanıtımının bir başka ürün üzerinden yapılmasını engellemek olduğu, sadece iki marka isminin benzerliğinden hareketle yasaklama yapılamayacağı, ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun hiçbir inceleme, araştırma yapılmadan işlem tesis edildiği, Türk Patent Enstitüsü'nün internet sitesinden alınan kayıtlarda daha önce tescil edildiği belirtilen markaların alkolü içki ile benzerlik taşıyan hizmet alanlarına ilişkin olmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka tanıtıcı ve ayırt edici işaretinin alkollü içkilerde kullanılmasının yasaklandığı, bu hükmün uygulanmasına yönelik olarak Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesiyle gerekli düzenlemelerin yapıldığı, başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olan markaların sorgulaması yapılırken, durumu müddet olanlar iptal sayıldığından dikkate alınmadığı, birebir eşit markaların sorgulandığı, hizmet sınıflarının (nice sınıfı 35 ve üstü olanlar) dikkate alınmadığı, markaya ait oluşan listede firmanın tescil tarihinden başlayarak önceki tarihlerin dikkate alındığı, tescil tarihi olmayan markalarda koruma tarihinin esas alındığı, belirtilen ilkeler çerçevesinde dava konusu Kurul kararının alındığı, dava konusu kararın ilgili mevzuat çerçevesinde Kurumun piyasada düzenleme ve denetleme yetkisinin gereği olarak tesis edildiği, bu düzenlemeyle marka esnetme veya genişletme yöntemi ile alkollü içkilerin dolaylı reklam ve tanıtımının yapılmamasının amaçlandığı, 4733 ve 4250 sayılı Kanunlar uyarınca kamu yararı gözetilerek yapılan düzenlemenin ölçülü olduğu, kanunla verilen görevler çerçevesinde tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ :
Dava; davacı şirket tarafından, şirketlerine ait olan "..." ve "..." markalarının, daha önce başka firma veya şahıslar tarafından tescil edildiğinin tespit edildiğinden bahisle kullanılmaması ve 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan ...tarih ve ...sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Kurul Kararının davacı şirkete yönelik kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
4250 sayılı "İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu"nun 24/05/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 6. maddesi 1. fıkrasında; alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımının yapılamayacağı, bu ürünlerin kullanılmasını ve satışını özendiren veya teşvik eden kampanya, promosyon ve etkinlik yapılamayacağı, ancak, münhasıran alkollü içkilerin uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik ihtisas fuarları ile bilimsel yayın ve faaliyetler düzenlenebileceği, alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanların, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe ürünlerinin marka, amblem ya da işaretlerini kullanarak destek olamayacakları, açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabileceği, televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyeceği, hükmü yer almış, aynı maddenin 9. fıkrasında; alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin de alkollü içkilerde kullanılamayacağı, ancak, ihraç amaçlı üretilenlerde bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı, hükmü getirilmiştir.
Kanun'un 3. maddesi ile yeniden düzenlenen 7/1. maddesinin (ç) fıkrasında ise; 'bu Kanun'un 6'ncı maddesinin; (...) Sekiz, dokuz ve onuncu fıkralarındaki yükümlülük ve yasakları ihlal eden üretici ve ithalatçılara, yüz bin Türk Lirasından aşağı olmamak kaydıyla, bu yükümlülük ve yasaklara aykırı olarak piyasaya sürülen malların piyasa değeri kadar, (...) idari para cezası verileceği, yine aynı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen geçici 1. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında ise; '' (...) 6 ncı maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları ile ilgili ikincil düzenlemelerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yapılacağı, 6 ncı maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünlerin, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin, Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği, uygun olmayan ürünlerin, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyeceği,(...)'' hükümleri yer almıştır.
Yasa'nın anılan 6. maddesinin 9. fıkrasında yer verilen "alkolsüz içki ve sair ürünler" ibaresinin yeterli açıklık taşımadığı, bu belirsizliğin ise fikri ve sınai mülkiyet hakkı kapsamında bulunan marka hakkına müdahale alanını genişletmek suretiyle, mülkiyet hakkının ihlaline varacak ölçüde uygulamalara yol açabileceği, bu nedenle maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
Bununla birlikte, Yasa'nın yukarıda yer verilen hükümleri ile ikincil düzenlemelere ilişkin yapılan atıf da dikkate alındığında, 6. maddenin 9. fıkrasında yer verilen belirsizliğin giderimi bakımından "Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 11/08/2013 tarih ve 28732 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ''Reklam ve Tanıtım'' başlıklı değişik 19. maddesi önem taşımaktadır.
Nitekim, belirtilen Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasında; Yasa hükmü ile paralel bir şekilde, alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin de alkollü içkilerde kullanılamayacağı, hükmüne yer verilirken, devamında Kurumca, bu fıkranın uygulanmasında esas alınacak kriterler bentler halinde sayma suretiyle belirlenerek; (a) bendinde; karşılaştırılacak iki unsurun, ambalaj veya içerik yönünden aynı şekil ve tasarıma sahip olup olmadığı veya iki unsur arasında marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği ögeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma olup olmadığı, (b) bendinde; karşılaştırılacak iki unsurun, doğrudan veya dolaylı olarak bir alkollü içkiyi tanıtmayı veya başka bir ürün veya firmaya ait unsurlar üzerinden alkollü içkileri dolaylı olarak tanıtmayı amaçlayıp amaçlamadığı ya da alkollü içki kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak teşvik edip etmediği veya özendirici etkisinin olup olmadığı, (c) bendinde ise; karşılaştırılacak unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı olup olmadığı, hususlarından birinin mevcudiyetinin aykırılık için yeterli kabul edileceği, üretim, ithalat, dağıtım ve perakende satış faaliyetinde bulunan firmaların, faaliyet sahalarına giren ürünler üzerinde eşdeğer sorumluluk taşıyacakları, Kurumun, alkollü içki tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yaparak bunların uygulanmasına yönelik kararları alacağı yönünde açık bir düzenleme yapılmıştır.
Aynı tarihte Yönetmeliğe eklenen geçici 8. maddede ise; bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin yedinci ve 19 uncu maddesinin birinci fıkralarında yer alan gereklilikleri taşımayan mevcut ürünlerin, bu maddenin Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği, uygun olmayan ürünlerin, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyeceği, kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, "Sade" ve "Sezar" markalarını, 2012 yılında, Türk Patent Enstitüsü'ne başvurarak tescil ettirmiş bulunan davacı şirketin, söz konusu markalar altında davalı idarenin verdiği ruhsat ve izin çerçevesinde şarap üreterek piyasaya arz etmekte olduğu, tescil işlemi gerçekleştirildikten sonra, 24/05/2013 tarihinde Yasa'da yapılan düzenlemeye istinaden yalnızca markalar yönünden, alkollü içki markasının alkolsüz içki ve sair ürünlerde, ya da aksi bir uygulamanın alkollü içkilerde bulunup bulunmadığı incelenmiş, 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 9. fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinde yer alan düzenlemeler gerekçe gösterilerek alınan 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile tescil tarihinden önce başka ürünler için tescil ettirilmiş olan alkollü içki markalarının kullanılmasının yasaklandığından bahisle davacı şirkete ait "Sade" ve "Sezar" isimli markaların da daha önce başka ürünler için tescil edildiği gerekçe gösterilerek kullanımlarının yasaklanması ve ürünlerin 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmaması aksi takdirde 4250 sayılı Yasa'nın 7/(ç) maddesi uyarınca para cezası uygulanacağı yönünde işlem tesisi üzerine iptalleri istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu edilen karar ve işlem incelendiğinde; Yönetmelikde yer verilen ölçütler çerçevesinde, marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği öğeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma bulunduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koyan bir değerlendirmeye yer verilmediği, sadece marka adının benzerliği ile yetinildiği görülmektedir.
Oysa ki, "Sezar" markası ile üretilen diğer mamullerin tırnak cilası ve mobilya ve türevi olduğu, "..." markasının ise elektrik panosu, inşaat malzemeleri ve gereçleri için kullanıldığı, markaların yazım şeklinin, fontlarının farklı olduğu (...gibi), üreticilerinin birbiri ile herhangi bir bağı bulunmadığı gibi, kulanıldıkları ürünün ambalaj ve şekli itibariyle de benzerlik taşımadığı, bu şekliyle alkol kullanımına yöneltici, alkollü içecekleri çağrıştırıcı bir yönlerinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, Yönetmelik'in 19. maddesinde ayrıntısıyla yer verilen kriterler dikkate alınmaksızın, sadece davacı tarafından kullanılan markaların, adına tescil edildiği tarihten önce marka olarak farklı alanda tescil ettirilmiş olmasından yola çıkılarak, dava konusu işlemlerin tesis edilmesinde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlem ile bu işlemin dayanağı olan Kurul kararının davacıya yönelik kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 81. maddesinde, "Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kapatılmıştır. Kurum'un taraf olduğu davalar ve icra takiplerinde devir durumuna göre ilgili idare kendiliğinden taraf sıfatını kazanır." kuralı ile 78. maddesinde "Bu Kanun hükümleri çerçevesinde aşağıda belirtilen görevler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülür." kuralına yer verildiğinden, kapatılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın davalı sıfatıyla bakılan davada taraf olduğu, ancak 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, Tarım ve Orman Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırıldığı anlaşıldığından, mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerine Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hasım mevkiinde olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ...tarih ve ...sayılı kararı ile, "1. Başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olan Alkollü İçki Dağıtım Yetki Belgesini haiz üretici/üretici ve ithalatçı firmaların ekli listede yer alan markalarının tescil tarihinden önce başka ürünler için tescil edilmiş olması hâlinde; 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesi gereğince kullanılmasının yasaklanması, söz konusu markalı ürünlerin 31/12/2015 tarihinden sonra piyasada bulundurulmaması hususunun ilgili firma ve/veya marka sahiplerine bildirilmesi,
2. Alkollü içki dışındaki ürün markaları yönünden ise tescil tarihleri dikkate alınarak alkollü içki markalarının tescili tarihinden sonra başka ürünler için tescil edilmiş olması hâlinde; 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesi gereğince gerekli işlemlerin yapılarak söz konusu markaların kullanımının engellenmesinin sağlanmasına" karar verilmiştir.
Anılan karar ekinde yer alan listede davacı şirkete ait "Sade" ve "Sezar" markalarının başka firma veya şahıslar adına tescilli olduğuna ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
Anılan Kurul kararı uyarınca davacı şirkete ait olup, davacı şirketin tescil tarihinden önce başka firma veya şahıslar tarafından alkollü içki dışındaki ürünler için tescil edilen söz konusu markanın kullanılması ve 31/12/2015 tarihinden sonra ürünlerin piyasada bulunması hâlinde davacı şirkete idari para cezası uygulanacağı yönünde Alkollü İçkiler Piyasası Dairesi Başkanlığı'nın ...tarih ve ...sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 3. maddesinde, Kurulun görev ve yetkileri "a) Bu Kanun gereğince Kurum tarafından yürütülecek görevler ile ilgili düzenlemeleri yapmak ... e) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili sektörel düzenlemeler yapmak ... l) Görev alanı ile ilgili konularda gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasasında mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinden istemek, m) Kanunlarla verilen diğer görevleri yürütmek ..." olarak belirlenmiştir.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz."; Geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, "6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez." kuralına yer verilmiştir.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasında, "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz. Kurumca bu fıkranın uygulanmasında;
a) Karşılaştırılacak iki unsurun, ambalaj veya içerik yönünden aynı şekil ve tasarıma sahip olup olmadığı veya iki unsur arasında marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği ögeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma olup olmadığı,
b) Karşılaştırılacak iki unsurun, doğrudan veya dolaylı olarak bir alkollü içkiyi tanıtmayı veya başka bir ürün veya firmaya ait unsurlar üzerinden alkollü içkileri dolaylı olarak tanıtmayı amaçlayıp amaçlamadığı ya da alkollü içki kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak teşvik edip etmediği veya özendirici etkisinin olup olmadığı,
c) Karşılaştırılacak unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı olup olmadığı hususlarından birinin mevcudiyeti aykırılık için yeterli kabul edilir." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisi kullanılarak tesis edilen işlemlerin kanunda gösterilen usûle uygun olarak yürürlüğe konulması ve üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
4733 sayılı Kanun ile 4250 sayılı Kanun'un aktarılan düzenlemelerinden, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkollü içkilerde kullanılmamasını sağlamaya yönelik olarak ikincil düzenlemeler yapmaya, bu düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde alkollü içki piyasasında kullanılan markaların kanun hükümlerine uygun hâle getirilmesini ve uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilmemesini sağlamaya yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ...tarih ve ...sayılı kararının incelenmesi:
4733 sayılı Kanun uyarınca piyasaya ilişkin faaliyetleri düzenlemeye ve denetlemeye yetkili bulunan davalı idare tarafından, çerçevesi kanunla çizilmiş alanda düzenleme yapılabileceği; davalı idarenin tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ya da tıbbî nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yapmak, bunlarla ilgili kararları almak konusunda yetkili olduğu; 4250 sayılı Kanun ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin aktarılan hükümleri uyarınca, gereklilikleri taşımayan mevcut ürünlerin, bu maddenin Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği kuralı dikkate alındığında, dava konusu Kurul kararı ile kullanılması yasaklanan alkollü içki markalarına ait ürünlerin 31/12/2015 (16/12/2015 tarihli karar ile uygulama tarihi 30/06/2016 olarak değiştirilmiştir) tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacıya ait "..." ve "..." isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı Alkollü İçkiler Piyasası Dairesi Başkanlığı işleminin incelenmesi:
09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı Kurul kararında, alkollü içki markalarının incelenmesinde, 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başka firma ve şahıslar tarafından da tescil edilmiş markaların Türk Patent Enstitüsü'nün www.tpe.gov.tr internet adresinden sorgulanacağı, sorgulamada, durumu "müddet" şeklinde ifade edilenlerin koruma kapsamında olmadığından dikkate alınmayacağı, birebir aynı adı taşıyan markaların sorgulanacağı, markaların hizmet sınıflarının dikkate alınmayacağı, tescil tarihi diğerinden önce olana üstünlük tanınacağı, tescil tarihi belirtilmeyen markalarda koruma tarihinin dikkate alınacağına yönelik ilke ve esaslar belirlenmiştir.
Davacıya ait "..." ve "..." isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına yönelik dava konusu işlemin, Anayasa, kanun ve ilgili yönetmelik düzenlemelerine uygun bulunan ...tarih ve ...sayılı düzenleyici Kurul kararında belirlenen ilke ve esaslara uygunluğunun irdelenmesi amacıyla Dairemizin 15/11/2023 tarihli ara kararıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan, "..." ve "..." adıyla başvurusu yapılmış, tescil edilmiş, koruma süresi devam eden veya süresi sona ermiş bütün marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlere ilişkin başvuru, tescil ve sona ermeye yönelik tüm bilgi ve belgeler istenilmiş; davalı idareden ise, davacı adına tescil edilmiş "..." ve "..." markaları ile diğer firma veya şahıslar tarafından daha önce tescil/koruma altına alındığı belirtilen aynı isimli markalar arasında hangi unsurlar yönünden ilişki kurulduğunun sorularak, bu hususa ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yer aldığı bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar istenilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davalı idare ve Türk Patent ve Marka Kurumu'nun ara kararına cevap yazılarının birlikte incelenmesinden, alkollü içki markaları ile diğer markalara ilişkin araştırmanın Türk Patent ve Marka Kurumu'nun veri tabanındaki kayıtlar kullanılarak yapıldığı, alkollü içki markalarının ilk tescilinin alkollü içki adına olması gerektiği, aksi hâlde kullanımına izin verilmediği, davacı adına "..." markasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı tescil talebi reddedildiği için başvurunun geçersiz olduğu, "..." markasına ilişkin tescil kayıtları arasında davacı adına geçerli bir tescil kaydına rastlanmadığı; "..." markası yönünden ise, bu markanın 02/10/2012 tarihinde davacı adına tescil ettirilerek 11/10/2013 tarihinde sicile kaydedildiği, bu tarihten önce ise ...Ticaret A.Ş. tarafından aynı markaya yönelik 27/07/2009 tarihinde başvuru yapıldığı ve 01/07/2011 tarihinde tescilinin gerçekleştirildiği, bu durumda, "..." isimli markanın davacı adına tescil edildiği tarihte aynı isimle başka firma adına tescilli ve koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacıya ait "..." ve "..." alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlem ile dayanağı Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; davalı idare tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ...tarih ve ...sayılı kararı ile; alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların tescil tarihinden önce, aynı markaların alkollü içki dışındaki ürünler için başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olması hâlinde, bu markaların kullanımının yasaklandığı; alkollü içki markalarının, tescil tarihinden sonra başka ürünler içinde tescil edilmiş olması hâlinde ise, söz konusu markaların kullanımının engellenmesinin sağlanması yönünde karar alındığı, anılan Kurul kararı ile; davacıya ait "…" ve "…" markalarının, tescil edildikleri tarihten önce, başka firma ve şahıslar tarafından da alkollü içki dışındaki ürünler için tescil edildiği gerekçesiyle kullanılmasının yasaklandığı, yasaklama işleminin temel ilkelerini belirleyen … tarih ve … sayılı düzenleyici Kurul kararı ile, davacıya ait markaların yasaklanmasına ilişkin kararın bildirilmesine ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında; "Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz."; Geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, "6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez." kuralına yer verilmiştir.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin birinci fıkrasında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri hukukî belirlilik ilkesidir. Buna göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler, hem de idare yönünden herhangi bir duraksama ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuk devletinin bir diğer unsuru olan hukukî güvenlik ilkesiyle de yakından ilgilidir. Hukukî güvenlik, kişilerin kamu otoriteleriyle ilişkilerinde bugün ve geleceğe dönük olarak güven duygusu içinde olmaları demektir. Hukukî güvenlik ilkesi gereğince, her birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve buna göre davranışlarını belirler. Hukukî güvenlik ilkesinin amaçlarından biri de hukuk normlarının öngörülebilir olmasıdır. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Düzenleyici nitelikteki kurallar, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makûl bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir. Hukukî öngörülebilirlik ilkesi olarak kabul edilen bu ilke sayesinde kişilerin geleceği öngörebilmeleri ve her türlü faaliyetlerini buna göre planlayıp yürütmeleri sağlanır.
Markaların korunmasına ilişkin usul ve esaslar, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiştir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretin, marka olabileceği kabul edilmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkı sadece taşınır ya da taşınmazları değil, marka ve patent hakları, fikri mülkiyet hakları, alacak hakları gibi maddi bir varlığı olmayan hakları da kapsamaktadır. Bir başka ifade ile mülkiyet hakkının kapsamına iktisadi bir değer arz eden bütün unsurlar girmektedir.
Bir markanın sahibine sağladığı haklar, “marka hakkı” olarak adlandırılmakta ve fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle marka hakkı üzerinde yapılacak sınırlandırmalarda, Anayasanın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinin esas alınması gerekmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesiyle Devlete, bireylerin mülkiyet hakkına saygı gösterme ve haksız müdahalede bulunmama biçimindeki negatif yükümlülüğün yanında, üçüncü kişilerden gelebilecek müdahaleleri önleme şeklindeki pozitif bir yükümlülük de yüklenmektedir. Mülkiyet hakkı, genel olarak, bir kimsenin başkasına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla bir şey üzerinde dilediği biçimde yararlanma, tasarruf etme, başkasına devretme, kullanım biçimini değiştirme, harcama ve tüketme, hatta yok etme yetkilerini kapsamaktadır. Bu bağlamda, malikin bu yetkilerini kullanmasını engelleyen düzenlemeler, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.
Mülkiyet hakkına ilişkin olarak idareye herhangi bir konuda yetki tanınması durumunda, idarenin yetkisinin sınırlarının ve genel çerçevesinin kanunla düzenlenmesi ve bireylere getirilen yükümlülüklerin kamu yararı ile çelişmemesi gerekmektedir. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle güdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur.
Bu çerçevede, hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamalar, hakkın özüne dokunmaktadır. Mülkiyet hakkı bağlamında da, bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır.
Kural olarak Kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarih ile yürürlükten kalktıkları tarih arasında meydana gelen olaylara uygulanır. Kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilke bu olmakla birlikte, Kanun koyucu bazı istisnaî durumlarda, haklı beklentiler ve kazanılmış hakları koruyarak, Kanun hükümlerinin geçmişe dönük uygulanmasına karar verebilir.
Dava konusu Yönetmelik ve Kurul kararının dayanağı olan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamayacağı; geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 6. maddenin dokuzuncu fıkrası kapsamına giren ürünlerin, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkradaki hükümlere uygun hâle getirileceği, uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyeceği kuralına yer verilmekle birlikte Kanunun yürürlük tarihinden önce tescil edilmiş olan markaları da kapsadığına ilişkin bir açıklık bulunmamakta olup yorum yoluyla aksinin kabulü yukarıda belirtilen Anayasa hükümlerine aykırılık oluşturur.
Uyuşmazlık konusu Kurul kararıyla, bir mülkiyet hakkı olan marka hakkına sınırlama getirilmektedir. Alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların tescil tarihinden önce, aynı markaların alkollü içki dışındaki ürünler için başka firma veya şahıslar tarafından da tescil edilmiş olması hâlinde, bu markaların kullanımının yasaklanması veya alkollü içki markalarının, tescil tarihinden sonra başka ürünler içinde tescil edilmiş olması hâlinde ise, söz konusu markaların kullanımının engellenmesi, markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır. Markanın kullanılamaz hâle getirilmesine ve ortadan kaldırılmasına yol açacak bir düzenleme hakkın özüne dokunduğu için ölçülü kabul edilemez.
Açıklandığı üzere, dava konusu Kurul kararına dayanak alınan 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrası, davalı idareye, geçmişe dönük düzenleme yapma yetkisi vermemesine rağmen, uyuşmazlık konusu Kurul kararıyla, 4250 sayılı Kanun'un öngörmediği bir yetki kullanılmak suretiyle, alkollü içki markalarının kullanımına yönelik geçmişe dönük düzenleme yapıldığı ve alkollü içki üreticisi ve ithalatçısı firmaların kullandıkları markaların kullanılamaz hâle getirilmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yol açacak şekilde karar alındığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ve geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında Anayasa'ya aykırılık görülmemekle birlikte, dayanağı olan Kanun ve Yönetmelikte öngörülmediği hâlde Kanun'un geriye yürütülmesi suretiyle, Kanun'un yürürlük tarihinden önce tescil edilmiş markaları da kapsayacak şekilde tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, anılan Kurul kararının ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!