Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3782 E. , 2023/5000 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/3782
Karar No:2023/5000
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1. … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2. … Bakanlığı (E- Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'nce 02/12/2010 tarihinde açık ihale usûlüyle gerçekleştirilen "Bağlı Hastaneler İçin Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmeti Alım İşi" ihalesine yönelik itirazen şikâyet başvurusu üzerine düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı uyarınca sözleşme imzalanan davacı şirket tarafından, anılan Kurul kararının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanması amacıyla sözleşmeleri feshedilmiş ise de söz konusu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulduğu, davanın kesin olarak reddine karar verildiğinden bahisle bu süreçte uğranıldığı iddia edilen toplam 12.882.789,71-TL zararın 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle davalı idarelere ayrı ayrı yapılan başvuruların cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemlerin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda;
Uyuşmazlığın Adalet Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmesinden;
Davacı şirketin, düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz talebi hakkında Danıştay tarafından, temyiz tarihinden itibaren 7 yıl sonra karar verildiği, yargılamanın çok uzun sürdüğü, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği, yargılamanın uzamasından Adalet Bakanlığı'nın sorumlu olduğu ve idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödemesi gerektiği yönündeki iddialarının hukukî temelinin olmadığı, zira Danıştay Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında yargılama faaliyeti ve süreci ile igili olarak herhangi bir ilişki bulunmadığı dikkate alındığında, davanın bu kısım yönünden incelenmeksizin reddine;
Uyuşmazlığın Sağlık Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmesinden:
Olayda, idarenin işlemlerinin öncelikle hukuka uygunluk karinesinden yararlandığı, sonrasında dava konusu edilebileceği, bu noktadan hareketle, uyuşmazlığa konu ihalenin dava dışı üçüncü bir şirket üzerinde bırakıldığı, davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu üzerine Kurul tarafından söz konusu şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiği, Kurul kararlarının idarelerce uygulanması zorunlu olduğundan ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılarak davacıyla sözleşme imzalandığı, söz konusu Kurul kararının İdare Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine yargı kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin sözleşmesinin feshedildiği, davalı idarenin İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararını uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığa konu sözleşmenin feshi konusunda idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığı, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinin, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya koyulabilmesi gerektiği, işbu davaya konu edilen kâr kaybına yönelik zararın ise gerçekleşmemiş, ihtimallere dayalı ve muhtemel zararlar kapsamında kaldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda maddi tazminat koşulları oluşmadığından, davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın Adalet Bakanlığı'na yönelik kısmının incelenmeksizin reddine, Sağlık Bakanlığı'na yönelik kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce; her ne kadar İdare Mahkemesi'nce, Danıştay Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında yargılama faaliyeti ve süreci ile igili olarak herhangi bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu kısım yönünden incelenmeksizin reddine karar verilmiş ise de, yine bu gerekçelerle Adalet Bakanlığı'na kusur atfedilemeyeceğinden davanın Adalet Bakanlığı yönünden de esastan reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu ihaleye yönelik itirazen şikâyet başvurusu üzerine, ihale üzerinde bırakılan dava dışı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararı alındığı, anılan Kurul kararı uyarınca şirketlerinin %90 ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalandığı, söz konusu Kurul kararının İdare Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine anılan kararın uygulanması kapsamında sözleşmenin feshedildiği, ancak düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki Mahkeme kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce bozulduğu ve kesin olarak davanın reddine karar verildiği, ihalenin üzerinde bırakılmaması gerektiği anlaşılan dava dışı şirket tarafından bu süreçte ihaleye konu işin bitirildiği, şirketleriyle sözleşme imzalanması üzerine, ihaleye konu işte kullanılacak makinelerin ve sarf malzemelerinin temin edildiği, tüm alt yapının hazırlandığı, çok ciddi yatırım yapıldığı, ihale ve personel harcamaları yapıldığı, söz konusu masrafların şirketleri tarafından yapıldığı ve sözleşme feshedildiğinden iş ortaklığının diğer ortağı olan dava dışı şirketle söz konusu masrafların paylaşılamadığı, tüm zarar ve masrafın şirketleri üzerinde kaldığı, kâr kaybına uğradığı, tüm bu masrafları, düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin Kurul kararı üzerine şirketleriyle sözleşme imzalanması nedeniyle yaptığı, söz konusu iş şirketleri tarafından yerine getirilseydi kâr elde edeceği, uğradığı zarar ile idarenin işlemi arasında nedensellik bağı bulunduğu, yoksun kaldığı kârın bilirkişi marifetiyle hesaplanabileceği, mahkemelerce yeterli inceleme yapılmadığı, işin ihale üzerinde bırakılmaması gereken dava dışı şirket tarafından gerçekleştirilmesinin kamu hizmetinin kötü işlemesi olarak değerlendirilmesi ve idarenin hizmet kusuru bulunduğunun kabulü gerektiği, şirketlerinin ihaleye katılım aşamasındaki masrafları, sözleşme imzalandıktan sonra yapılan masraflar ile sözleşmenin feshinden kaynaklanan zarar ve kâr kaybının tazminine karar verilmesi gerektiği, düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğunun gözetilmediği, temyiz talepleri hakkında temyiz tarihinden itibaren 7 yıl sonra karar verildiği, ihale üzerinde bırakılmaması gereken dava dışı şirket bu süreçte ihaleye konu işi bitirdiğinden dava konusu zararların meydana geldiği ve Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğunun doğduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Adalet Bakanlığı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usûle uygun olduğu, temyiz aşamasında ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın bozulmasını gerektirmediği; Sağlık Bakanlığı tarafından, yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluk kapsamında idarelerince yargı kararlarının gereklerinin yerine getirildiği, dolayısıyla uyuşmazlıkta yargı kararlarını icra etmekten başka bir dahli olmayan idarelerinin davacı şirketin iddia ve talep ettiği zararlarla illiyet bağının bulunmadığı, söz konusu zararların muhatabının idareleri olmadığı, ayrıca talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle hem menfi hem müspet zararın istenemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'nce 02/12/2010 tarihinde açık ihale usûlüyle "Bağlı Hastaneler İçin Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmeti Alım İşi" ihalesi gerçekleştirilmiş, ihale, ... Tıbbi Tek. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.-... Medikal Optik Temizlik Turizm Gıda Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (... Medikal) iş ortaklığı üzerinde bırakılmıştır.
Bunun üzerine, uyuşmazlığa konu ihaleye dava dışı üçüncü bir şirket ile oluşturduğu iş ortaklığı üzerinden teklif veren davacı şirket tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. Anılan başvuru neticesinde … tarih ve … sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı ile, … Medikal'in teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmiştir.
Düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararı üzerine davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile 18/03/2011 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.
... Medikal tarafından, düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmış, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, anılan Kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
İhaleyi gerçekleştiren idare, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile imzalanan sözleşmeyi feshetmiş, ... Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalamıştır.
Düzeltici işlem belirlenmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararı, temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulmuş, davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Bu süreçte, ... Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı tarafından ihaleye konu iş bitirilmiştir.
… tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın ret ile sonuçlanması ve bu süreçte ihaleye konu işin bitmiş olması nedeniyle davacı şirket, ihale, sözleşme, mal alımı, işçilik giderleri ile sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların toplamı olan 8.931.933,66-TL ile meydana gelen 3.950.836,05-TL kâr kaybı olmak üzere toplam 12.882.789,71-TL alacağın, 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davalı idarelere ayrı ayrı başvurmuş, söz konusu başvurular cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddedilmiştir.
Bunun üzerine, söz konusu zımnî ret işlemlerinin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün, bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi olduğu belirtilmiş; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir." kuralına yer verilmiş; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçesinin, görev yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, görev hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, adli yargının görevli olduğu konuda açılan davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemiştir. Bu bakımdan, idare hukukunun birçok alanında olduğu gibi, idarenin sorumluluğuna ilişkin ilkelerin de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiği dikkate alınarak, 21/06/2023 tarihinde Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan heyette "imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında" görev hususu yeniden ele alınmıştır.
Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.
Uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı merciini belirten herhangi bir özel kural bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın idarî bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adlî-idarî yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idarî yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652).
Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tâbi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlığı altında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu; idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara kanunda yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle, idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idari işlemi gerçekleştiren kurumun hukuki statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idari işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok kararlar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı; “kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler” şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkeme’nin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re’sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup, bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekmemektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idari eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017).
Türk idare hukukunda ve içtihatlarda genel kabul gören görüş, "kamu ihale sözleşmesinin imzalanması" aşamasına kadar olan iş ve işlemler bakımından idari yargının; kamu ihale sözleşmesi imzalandıktan sonra (sözleşmenin uygulanması aşamasında, idarenin sözleşmenin tarafı olarak hareket ederek yaptığı iş ve işlemler bakımından) adli yargının görevli olduğu yönündedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E:2019/3203 ve K:2020/2270 sayılı kararıyla, “Kural olarak Devlet ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece resen nazara alınabilecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2001 tarih ve 2001/257-285 sayılı kararı, Dairemizin yerleşik uygulama ve içtihatları ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 03/02/1997 tarih ve 4/3 sayılı kararlarına göre kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilâflarda idari yargı görevlidir.” değerlendirmelerine yer vermek suretiyle sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir.
Bu doğrultuda; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E:2014/41356 sayılı kararıyla, kamu ihale sözleşmesinin imzalanmasından sonra idare mahkemesi kararıyla sözleşmenin feshedilmesi üzerine açılan tazminat davasını görev alanı içinde değerlendirmiş, davacının talebi doğrultusunda ana sözleşme ve ek sözleşme için 17.055,45-TL kamu ihale kurum payı, 162.151,83-TL noter harcı ve damga vergisi, 72.962,14-TL karar pulu bedeli olmak üzere toplam 252.169,42-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönündeki kararı onamıştır.
Aktarılan mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar üzerine ihaleye ilişkin sözleşme imzalanması gerekmekle birlikte, hukuki ve fiili imkânsızlık nedeniyle sözleşme imzalanamamış olmasından kaynaklı tam yargı davalarında idari yargının; imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında ise adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu ihalenin ortaklarından biri ... Medikal olan iş ortaklığı üzerinde bırakıldığı, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusu neticesinde, … tarih ve .. sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı ile, ... Medikal'in teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiği, bunun üzerine ihalenin davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı üzerinde bırakıldığı ve 18/03/2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, ... Medikal tarafından Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu İdare Mahkemesi kararının uygulanması amacıyla davacı şirketin ortağı olduğu iş ortaklığı ile imzalanan sözleşme feshedilerek ... Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı ile sözleşme imzalandığı, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E:2012/46, K:2018/3007 sayılı kararı ile bozulduğu, davanın kesin olarak reddine karar verildiği, bu süreçte, ... Medikal'in ortağı olduğu iş ortaklığı tarafından ihaleye konu işin bitirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, düzeltici işlem belirlenmesine dair Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın ret ile sonuçlanması ve bu süreçte ihaleye konu işin bitmiş olması nedeniyle davacı şirket tarafından, ihale, sözleşme, mal alımı, işçilik giderleri ile sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların toplamı olan 8.931.933,66-TL ile meydana gelen 3.950.836,05-TL kâr kaybı olmak üzere toplam 12.882.789,71-TL alacağın, 31/01/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davalı idarelere yapılan başvuruların zımnen reddedilmesine ilişkin işlemlerin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00-TL müspet zarar ve kâr kaybı ile 1.000.000,00-TL menfi zarar olmak üzere toplam 2.000.000,00-TL'nin 31/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davasında adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!