WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/1553 E.  ,  2023/4208 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/1553
Karar No : 2023/4208

DAVACI : …Akaryakıt Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
18/03/2021 tarih ve 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatının tespitine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 400.000,00-TL maddi zararın tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Kurul kararıyla, kamu ihale sözleşmelerinin uygulama koşullarını şirketleri aleyhine değiştirildiği, edimin ifasının imkânsızlaştırıldığı, belirlilik ilkesinin ihlâl edildiği, yüklenici olarak üstlenmiş oldukları kamu ihaleleri ile birçok kamu kurum ve kuruluşuna yüksek miktarda akaryakıt tedarik ettikleri, kamu ihale sözleşmelerinde, ihale tarihindeki EPDK satış fiyatı ile akaryakıtın teslim tarihindeki EPDK satış fiyatının değişimine göre fiyat farkı hesaplaması yapıldığı, dava konusu Kurul kararıyla getirilen tavan fiyat uygulamasının sadece bayi satışlarına yönelik olduğu, bayilerin dağıtıcı şirketlerden akaryakıt alımına yönelik bir sınırlama getirilmediği, dağıtıcı şirketlerden alınan akaryakıt fiyatları döviz kuruna bağlı olarak arttığı hâlde tavan fiyat uygulaması nedeniyle bu artışın, birim fiyat artışına yansıtılmadığı, maliyetlerdeki artış ya da azalışların, fiyat farklarının hesaplanmasında dikkate alınmadığı, bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan toptan satışlarda fiyat farkı uygulanmasına rağmen maliyetler bu hesaplamaya dâhil edilmediğinden satış fiyatlarındaki azalışın, bayiler açısından telafisi imkânsız zararlara neden olduğu, tavan fiyat uygulaması nedeniyle şirketin zarara uğradığı, bu uygulama ile serbest piyasanın işleyişine müdahale edildiği, davalı idarenin fiyat belirleme yetkisinin bulunmadığı, dava konusu Kurul kararı nedeniyle şirketlerinin 400.000,00-TL maddi zarara uğradığı, hukuka aykırı olan uygulama nedeniyle oluşan zararın tazmini gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Kurum'ca yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, 2015 yılına yönelik, … tarih ve …sayılı Kurul kararıyla belirlenen tavan fiyatların ve bunların TÜFE ile güncellenmiş hâlleri göz önüne alındığında, doğrudan tavan fiyat uygulamasına geçilmesi ve tespit edilecek tavan fiyatın, İstanbul Avrupa Yakası için Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) İzmit Rafinerisi motorin ve benzin satış fiyatlarına 70 kuruş/lt eklenmesiyle elde edilecek tutara, her bir il için ilave belirlenen fiyat farklarının da eklenmesiyle bulunan rakamı aşmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinin anlaşılması üzerine dava konusu Kurul kararının tesis edildiği, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle, tavan fiyat belirlenmesine ilişkin yetkinin -herhangi bir kurum veya kuruluşun tespitine gerek olmaksızın tamamıyla- Kurum'a verildiği, akaryakıt fiyatlarının takibine ilişkin hususların … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile belirlendiği, söz konusu Kurul kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının, bayilerine ilişkin Kurum'a bildirilen ilân panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalaması dikkate alınarak yurt içi dağıtıcı ve bayi marjının (toplam marjın) hesaplanmaya başlandığı, dolayısıyla, bu Kurul kararı ile birlikte Türkiye ağırlıklı ortalama toplam marjlarının izlendiği, 5015 sayılı Kanun ile … tarih ve … sayılı Kurul kararı çerçevesinde fiyat oluşumlarında "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak" kriterinin sağlanmadığının tespiti ve Kurum tarafından yapılan çalışmalarda fiyat uygulamalarının rekabetin bozulduğu, kısıtlandığı bir piyasada görülebilecek sonuçlarla benzerlik gösterdiği gerekçesiyle 2009, 2014 ve 2015 yıllarında ikişer aylık süreyle tavan fiyat kararlarının alındığı, bu uygulamaların iptali istemiyle açılan davaların reddine karar verilerek kesinleştiği, İstanbul Avrupa Yakası için 01/01/2016 tarihinden dava konusu Kurul kararının alındığı tarihe kadar, akaryakıt ürünlerindeki toplam marj tutarları incelendiğinde; toplam marjın 2016 yılı başında benzinde 43 kuruş/lt, motorinde ise 47 kuruş/lt civarında olduğu, Mayıs 2018'de şirketlerin kendi inisiyatifi ile toplam marj miktarında 5-6 kuruş civarında indirim yaptıkları, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, özellikle 2020 yılının ilk 5 aylık döneminde her bir üründe farklı olmakla birlikte 5 ilâ 7 kuruş arasında artışların (yaklaşık %10) olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, … tarih ve …sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanun'da öngörülen piyasa yapısı ve Kurum'a verilen görevler göz önünde bulundurularak fiyat oluşumu ve marjların mevcut seviyesinin ve geleceğe dönük seyrinin acilen makul seviyelere çekilmesi gerektiği, aksi takdirde, 10. madde çerçevesinde gerekli işlemlerin ivedilikle başlatılacağı hususunda dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin tamamının uyarıldığı, söz konusu yazıyla yapılan uyarı neticesinde şirketler tarafından 12-13 kuruş/lt civarında indirim yapıldığı, ancak anılan tarihten günümüze kadar gelinen süreç içerisinde fiyatların düzenli bir şekilde arttırıldığı, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda özellikle en büyük işlem hacimli ilk 5 dağıtıcı firmanın ortalamasına bakıldığında toplam marjın benzinde 86 kuruş/lt, motorinde ise 87 kuruş/lt civarında olduğu, diğer taraftan, ilk 8 dağıtım şirketinin Türkiye ağırlıklı ortalama fiyatlarında İstanbul Avrupa Yakası fiyatlarına nazaran çok daha fazla artışlar olduğunun görüldüğü, ayrıca diğer illerdeki artışın, İstanbul Avrupa Yakası'ndaki artışların çok üzerinde olduğu, farklılaştırılmış ürünlere ait toplam marjın sürekli artış eğilimde olduğu, ancak son dönemlerde bu artışın çok daha fazla gerçekleştiği, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, … tarih ve … sayılı Kurul kararı uyarınca esas alınan 4 ülkedeki (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) toplam marj miktarlarında, geçici ve o ülkelere mahsus gelişmeler ışığında hem yukarı hem de aşağı yönlü dalgalanmaların yaşandığı, bilhassa 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgınının küresel petrol piyasalarına yansımaları ile söz konusu 4 ülkede, toplam marj miktarında 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir yükselişin yaşandığı, ancak daha sonra tekrar hızlı bir geri çekilme olduğu, ancak, sektör temsilcilerinin toplam marjda son dönemdeki artışa sebep olarak gösterdikleri Covid-19 salgınının ülkemiz petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği, bu kapsamda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin, salgın sebebiyle geçici olarak artan maliyetlerini toplam marj miktarına yansıttıkları, ancak salgının etkisinin hafiflemesiyle toplam marj miktarını salgın öncesi seviyeye döndürmek bir yana, kalıcı olarak artırma yoluna gittikleri, kaldı ki, şirketlerin salgın döneminin çok öncesinden bu yana toplam marj miktarlarını sistematik olarak arttırdıkları, ülkemizdeki toplam marj seviyesinin izlenmesinde sadece 4 ülkenin marjlarının kur ile çarpılması ile bulunan değer ile doğrudan kıyaslama yapılmadığı, … tarih ve … sayılı Kurul kararının 5. maddesi çerçevesinde ülkemizin piyasa şartlarının da dikkate alındığı, … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile benzin ve motorin için belirlenen marjların TÜFE ile güncellendikten sonra ortalamalarının alındığı ve bulunan bu değerin hem benzin hem de motorin için tek bir marj olarak belirlendiği, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu, idarelerine atfedilebilecek hizmet kusurunun bulunmadığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava, … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali ile söz konusu Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 400.000,00-TL maddi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden 'Piyasa Fiyatı' fiyat olarak kabul edilir."; 14. fıkrasında ise, "Ancak, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Madde gerekçesinde, petrol fiyatlarının en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı, fiyatların serbest piyasada oluşumu ile, ülkemizdeki petrol ürünlerinin fiyatlarının her aşamada dış pazarlardaki fiyat dengeleri paralelinde oluşumunun amaçlandığı, Kurum'un haklı gerekçelere (10. maddenin 14. fıkrasında belirtilen hâller) dayanması hâlinde fiyatlara müdahale edebileceği belirtilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında, Kanun'un 10. maddesinde yer alan, (b) olağanüstü hâllerde taban ve/veya tavan fiyat belirlemeye, (c) tarife veya tavan fiyat oluşturmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, piyasaya arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının serbestçe oluşacağı; 15. maddesinde, piyasada faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, Kurul kararıyla her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitinin yapılabileceği, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, Kurum'un akaryakıt piyasası ile ilgili olarak, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak üzere taban ve/veya tavan fiyat tespitinin yapabilmesi için, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin, piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması gerekmektedir.
Davacı tarafından, "Dava konusu Kurul kararı ile kamu ihale sözleşmelerinin uygulanma koşullarının, yükleniciler aleyhine değişmesine neden olunduğu, bu durumun hukukî güvenlik ve idari istikrar ilkelerine aykırı olduğu, tavan fiyat sınırlamasının sadece bayi satışları için getirilip, bayilerin akaryakıt dağıtıcılarından alımları için herhangi bir fiyat sınırlaması getirilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, Kurul kararı ile uygulamaya konulan tavan fiyat uygulamasının Kanun'da belirtilen serbest piyasa kuralları ile uyuşmadığı, Kurul'un böyle bir yetkisinin olmadığı, Kurul kararı nedeniyle oluşan zararın tazmininin gerektiği" iddiaları ile dava açılırken; davalı idare tarafından da, "Kurul kararı ile akaryakıt bayi fiyatları hususunda tavan fiyat belirlenirken, vergiler hariç 70 krş/lt dağıtıcı ve bayi marjının da belirlendiği ve söz konusu marjın 8851 sayılı Kurul kararı kapsamında paylaştırılacağının belirtildiği, dolayısıyla akaryakıt bayi satış fiyatında marj paylaşımının tavanı da düzenlendiğinden, dağıtım şirketleri tarafından bayilere satılan akaryakıtın tavan fiyatının da belirlenmiş olduğu, 2016 yılı başında benzinde 43 krş, motorinde ise 47 krş seviyelerinde olan toplam marjın Mayıs/2018 tarihinde şirketlerin kendi insiyatifi ile 5-6 krş seviyesine indirildiği, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, bu nedenle, fiyat oluşumu ve marjların mevcut seviyesinin makul seviyelere çekilmesi gerektiği hususunda dağıtıcı şirketlerin uyarıldığı, bu uyarı üzerine şirketlerin 12-13 kuruş civarında indirim yapmış olmalarına karşın, fiyatların yine arttığı, artışa sebep olarak Covid-19 salgını gösterilmekle beraber, şirketlerin salgın döneminin öncesinden bu yana toplam marj miktarlarını sistematik olarak arttırdıkları, idarelerinin … tarih ve … sayılı yazısından sonra da, dağıtım şirketlerinin toplam marj miktarını, olması gereken toplam marj seviyesinin üzerinde belirlediklerinin anlaşıldığı, dava konusu Kurul kararı ile, en büyük işlem hacimli ilk sekiz şirket tarafından Kurum'a bildirilen ve 06/06/2020 tarihinde geçerli olan iller bazında tavan/tavsiye fiyat verilerinin baz alınarak iller arasındaki fiyat farklarının hesaplandığı, benzin ve motorin marjlarının çok yakın olması ve benzin ve motorin için tek marj belirlenmesinin uygun olacağı görüşünden hareketle, iller arası fiyat farkları tablosunun, her il için tek bir fark hesaplanarak oluşturulduğu, benzin ve motorin için ayrıma gidilmediği, tabloda iller arası fark hesaplanırken, satış hacminin göz önünde bulundurularak motorin fiyatlarındaki farkların dikkate alındığı, fiyat farklarının, illerin nakliye maliyet farklılıklarının yanısıra, rekabet koşullarındaki farklılıklarını da ihtiva ettiği, dava konusu Kurul kararı ile başlatılan tavan fiyat uygulamasında belirlenen iller arasındaki fiyat farklarının, sektörden gelen şikayetlerin dikkate alınması sonucu, … tarih ve … sayılı Kurul Kararı ile güncellendiği, petrol piyasasına ilişkin mevzuat ile, Kurum'a tavan fiyat belirleme yetkisinin verildiği ve bu yetkinin 2009, 2014, 2015 ve son olarak dava konusu 2021 yıllarında ikişer aylık süreyle kullanıldığı, tavan fiyat belirlenmesine ilişkin önceki bu kararların da dava konusu edildiği ve açılan davaların Danıştay tarafından reddine karar verildiği" hususları belirtilerek savunma verilmiştir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun fiyat oluşumunu düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden "Piyasa Fiyatı" fiyat olarak kabul edilir." kuralına yer verilerek, petrol alım satımında fiyatların "serbest piyasa koşullarına" göre oluşturulması benimsenmiş ve bunun için "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasası" referans olarak kabul edilmiştir.
Anılan 10. maddede, piyasa fiyatı belirlenirken nakliye giderlerinin, vergilerin, gravite farkının, sigorta primlerinin, döviz kurunun fiyatın oluşumuna ne şekilde etki edeceği düzenlenmiş ve piyasa fiyatlarına esas olan unsurların uygulanmasında ortaya çıkabilecek sorunları değerlendirme ve çözmeye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu yetkilendirilmiştir.
10. maddenin 11. fıkrasında ise, "Rafinerici ve dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlar, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlanan tavan fiyatlar olarak Kurum'a bildirilir." kuralı yer almıştır.
Bu çerçevede, rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildirilen "tavan fiyatlar"ın da, "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasası oluşumu" dikkate alınarak belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Kanun koyucu tarafından, "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu"nun nasıl belirleneceği konusunda herhangi bir düzenleme yapılmayarak, bu konuda lisans sahiplerine bir serbestiyet tanınmış olmakla birlikte, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun da "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu"nu "referans" olarak belirlemek ve lisans sahiplerine "önermek" hususunda yetkisi bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Diğer yandan, 10. maddenin 1. ve 11. fıkralarıyla "piyasa fiyatı"na göre fiyatların oluşumu esası benimsenmiş olmasına karşılık, aynı maddenin ondördüncü fıkrası ile belli koşulların varlığı hâlinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na taban ve/veya tavan fiyat tespiti, gerekli tedbirlerin alınması hususunda yetki verilmiştir.
Buna göre, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 10. maddenin 14. fıkrası uyarınca tavan fiyat uygulaması yapılabilmesi için iki şartın bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, "petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin" bulunması şartı; ikincisi de "bu eylem ve anlaşmaların piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması" şartıdır.
18/03/2021 tarih ve 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve iki ay süreyle akaryakıt tavan fiyatı tespitine ilişkin bulunan dava konusu Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı incelendiğinde, belirtilen iki şartın bir arada gerçekleştiğine dair herhangi bir tespit ya da değerlendirmeye yer verilmediği gibi, konu ile ilgili geçerli bir analiz de yapılmadığı, belirtilen iki şartın bir arada gerçekleştiğine dair Rekabet Kurulu'nca yapılmış bir tespite ve alınmış bir karara da atıf yapılmadığı görüldüğünden, tavan fiyat tespiti yapılabilmesi için kanunen zorunlu olan şartların gerçekleştiğine dair somut tespit ve analizler ortaya konulmadan, salt akaryakıt fiyatlarının yüksek olduğu öngörüsüyle bayi kâr marjını sabitlemek suretiyle alınan tavan fiyat kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 14. fıkrasında; Kurum'un taban ve/veya tavan fiyat tespiti yapabilmesi, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte anlaşma ve eylemlerin bulunması ve bunların piyasa düzenini bozucu etkiler doğurması hâlinde mümkün iken, başka bir deyişle Kurul'un belirli koşulların oluşması hâlinde bu yola başvurabileceği açık iken, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve …sayılı ve son olarak ta, dava konusu … tarih ve …sayılı kararları ile akaryakıt fiyatlarının yüksek olduğundan bahisle sıklıkla bu yola başvurulduğu görülmektedir.
Buna göre, Kurul'un tavan fiyat belirlemesine ilişkin olarak müteaddit kereler almış olduğu kararlara bakıldığında, davalı idarenin, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile Kurul'a verilen yetkiyi, maddede belirtilen koşulların oluşması hâlinde değil, akaryakıt fiyatlarının yükselmesi durumunda başvurulacak bir yol olarak benimsediği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, dava konusu … tarih ve …sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile, rafinerici ve dağıtıcıların, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatlarını dikkate alarak fiyatlarını serbestçe belirleyebileceği yönündeki yasal düzenlemeye aykırı olarak, daha önce tavan fiyat belirlenmesine ilişkin Kurul kararları sürekli şekilde uygulanır hâle getirilerek, dağıtıcı ve bayi üst sınır marjının, dolayısıyla petrol fiyatlarının Kurum tarafından belirlendiği, iki aylık dönem için tavan fiyat tespiti yapılabilmesi için, kanunen zorunlu olan şartların gerçekleştiğine dair somut tespit ve analizler ortaya konulmadan salt akaryakıt fiyatlarının yüksek olduğu öngörüsüyle dağıtıcı ve bayi kâr marjını sabitlemek suretiyle alınan ve mevcut piyasa koşullarını dışlayarak sürekli hâle getiren tavan fiyat kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının dava konusu Kurul kararı sebebiyle uğramış olduğu zararın tazmini talebine gelince, dava konusu Kurul kararının iptaline karar verilmesi hâlinde, davacının tazmin talebi hakkında, Dairesince yaptırılacak bilirkişi incelemesinin sonucuna göre, uğranılan zararın tazminine karar verileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu Kurul Kararının iptali ile davacının uğradığı zararın tazmini hakkında, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatının tespitine ilişkin 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Kurul kararının, 18/03/2021 tarih ve 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine davacı tarafından söz konusu Kurul kararının iptali ile bu Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 400.000,00-TL maddi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden 'Piyasa Fiyatı' fiyat olarak kabul edilir."; on dördüncü fıkrasında ise, "Ancak, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum yetkilidir." kurallarına yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kanun'un 10. maddesinde yer alan, olağanüstü hâllerde taban ve/veya tavan fiyat belirlemeye, tarife veya tavan fiyat oluşturmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, piyasaya arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının serbestçe oluşacağı; 15. maddesinde, piyasada faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, Kurul kararıyla her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitinin yapılabileceği, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin gerekçesinde, petrol fiyatlarının en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı, fiyatların serbest piyasada oluşumu ile ülkemizdeki petrol ürünlerinin fiyatlarının her aşamada dış pazarlardaki fiyat dengeleri paralelinde oluşumunun amaçlandığı, Kurum'un haklı gerekçelere dayanması hâlinde fiyatlara müdahale edebileceği belirtilmiştir.
Madde metni ile gerekçesinin birlikte değerlendirilmesinden, petrol alım satımında fiyatların kanun koyucu tarafından en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşmasının öngörülmüş olması itibarıyla, sözü edilen piyasalarda oluşan fiyatların dışında fiyatların oluşması durumunda, Kurum'un haklı gerekçelere dayanmak suretiyle fiyatlara müdahale ederek her seferinde iki ayı aşmamak üzere taban ve/veya tavan fiyatı tespit edebileceği ve gerekli tedbirleri alabileceği açıktır.
Akaryakıt piyasasına söz konusu müdahalede bulunulabilmesi için her ne kadar Kanun'un lafzında, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması gerektiği belirtilmiş ise de, Kurum'un anılan hususun tespitine yönelik başka bir idareden görüş alma, inceleme/soruşturma yapılmasını isteme gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Zira, Kurum'a haklı gerekçeler bulunması hâlinde taban ve/veya tavan fiyat tespit edebileceğine yönelik yetki verilmiş olup bu yetkinin objektif nedenlere dayalı olarak ölçülü kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi önem arz etmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Kurum tarafından, İstanbul Avrupa Yakası için 01/01/2016-12/03/2021 tarihleri arasında akaryakıt ürünlerindeki toplam marj tutarları incelendiğinde, önemli artışların olduğu ve özellikle 2020 yılı başından itibaren artışların çok daha fazla olduğu, 2016 yılı başında benzinde 43 kuruş/lt, motorinde ise 47 kuruş/lt civarında olduğu, Mayıs 2018'de şirketlerin kendi inisiyatifi ile toplam marj miktarında 5-6 kuruş/lt civarında indirim yaptıkları, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, özellikle 2020 yılının ilk 5 aylık döneminde her bir üründe farklı olmakla birlikte 5 ilâ 7 kuruş/lt arasında artışların (yaklaşık %10) olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, … tarih ve … sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanun'da öngörülen piyasa yapısı ve Kurum'a verilen görevler göz önünde bulundurularak fiyat oluşumu ve marjların mevcut seviyesinin ve geleceğe dönük seyrinin acilen makûl seviyelere çekilmesi gerektiği, aksi takdirde, 10. madde çerçevesinde gerekli işlemlerin ivedilikle başlatılacağı hususunda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin tamamının uyarıldığı, söz konusu yazı ile yapılan uyarı neticesinde şirketler tarafından 12-13 kuruş/lt civarında indirim yapıldığı, ancak gelinen süreçte, fiyatların düzenli bir şekilde arttırıldığı, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda özellikle en büyük işlem hacimli ilk 5 dağıtıcı firmanın ortalamasına bakıldığında toplam marjın benzinde 86 kuruş/lt, motorinde ise 87 kuruş/lt civarında olduğu, diğer taraftan, ilk 8 dağıtım şirketinin Türkiye ağırlıklı ortalama fiyatlarında İstanbul Avrupa Yakası fiyatlarına nazaran çok daha fazla artışlar olduğunun görüldüğü, ayrıca diğer illerdeki artışın, İstanbul Avrupa Yakası'ndaki artışların çok üzerinde olduğu, farklılaştırılmış ürünlere ait toplam marjın sürekli artış eğilimde olduğu, ancak son dönemlerde bu artışın çok daha fazla gerçekleştiği, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, … tarih ve … sayılı Kurul kararı uyarınca takip edilen 4 ülkedeki (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) toplam marj miktarlarında, geçici ve o ülkelere mahsus gelişmeler ışığında hem yukarı hem de aşağı yönlü dalgalanmaların yaşandığı, bilhassa 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgınının küresel petrol piyasalarına yansımaları ile söz konusu 4 ülkede, toplam marj miktarında 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir yükselişin yaşandığı, ancak daha sonra tekrar hızlı bir geri çekilme olduğu, öte yandan, sektör temsilcilerinin toplam marjda son dönemdeki artışa sebep olarak gösterdikleri Covid-19 salgınının ülkemiz petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği, bu kapsamda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin, salgın sebebiyle geçici olarak artan maliyetlerini toplam marj miktarına yansıttıkları, ancak salgının etkisinin hafiflemesiyle toplam marj miktarını salgın öncesi seviyeye döndürmek bir yana, kalıcı olarak arttırma yoluna gittikleri, kaldı ki, şirketlerin salgın döneminin çok öncesinden bu yana toplam marj miktarını sistematik olarak arttırdıklarının anlaşıldığından bahisle dava konusu Kurul kararıyla iki ay süreyle tavan fiyat uygulamasına geçildiği anlaşılmıştır.
Türkiye'deki akaryakıt piyasasının oligopolistik karakteristiğini ve rekabetçi olmayan yapısını yansıtan çeşitli Rekabet Kurulu kararları bulunmaktadır. Nitekim, Rekabet Kurulu'nun … tarih ve …sayılı kararında, pazarda yer alan yüksek orandaki şeffaflık nedeniyle zaman içinde akaryakıt dağıtım şirketlerince uygulanan fiyat belirleme modellerinin oluştuğunun tespit edildiği, dağıtım seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında TÜPRAŞ tarafından yapılan fiyat değişikliklerini izleme yönünde belirgin bir paralel fiyatlama eğilimi bulunduğu, siyah ve beyaz akaryakıt ürünleri dağıtımı pazarlarının, veri bir bilgi değişim anlaşmasının rekabete aykırı bir etki doğurmasına müsait birer piyasa yapısı sergiledikleri, akaryakıt dağıtım şirketleri arasında … Derneği (…) aracılığıyla gerçekleştirilen bilgi değişiminin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etki doğurabileceğinin anlaşıldığı; yine Rekabet Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararında, akaryakıt ürünleri dağıtım pazarındaki bilgi değişiminin rekabete aykırı etki gösterme ihtimalinin yüksek olduğu, oligopol piyasalarının temel özelliklerini taşıdığı, ilgili pazarın görece yoğunlaşmış ve durağan pazar yapısı sergilediği, ürünlerin homojen nitelik taşıdığı, nispeten yüksek pazar payına sahip teşebbüslerin uzun süredir pazarda yer almaları nedeniyle aralarında tekrarlanan etkileşimde bulundukları, söz konusu bilgi değişiminin mevcut hâliyle sürdürülmesinin ilgili pazarlarda rekabet karşıtı etkiler doğurabileceğine yönelik kuşkuların oluştuğu ifade edilmiştir.
… tarih ve …sayılı Kurul kararının 3. maddesi uyarınca yapılan izlemelerde, dağıtıcı ve bayi marjları emsal alınan 4 ülkedeki marjlara göre zaman zaman yüksek veya düşük olabilmekte ayrıca, anılan Kurul kararının 5. maddesi uyarınca, kıstas alınan ülkelerdeki fiyat oluşumuna ilaveten ülkemizdeki enflasyon, kur, SAGP, faiz oranları, iş gücü ve yatırım maliyetlerdeki değişim gibi piyasa şartlarındaki farklılıkların etkisi, belirlenecek marjlara yansıtılabilmektedir.
01/01/2016-08/03/2021 tarihleri arasında "Euro Bazında Benzin İçin AB Marjları" ile "Euro Bazında Motorin İçin AB Marjları" grafiklerinde, emsal alınan 4 ülke için Avrupa Komisyonu'na ait resmî internet sitesinde haftalık olarak yayımlanan fiyat bülteninden alınan vergisiz pompa satış fiyatlarından, rafineri fiyatı olarak ilgili güne ait Platts European Market Scan'de CIF MED (Genova/Lavera) başlığı altında ABD Doları/ton cinsinden yayımlanan günlük fiyatlar düşülerek hesaplanan marjların seyri, benzin ve motorin için ayrı ayrı gösterilmektedir. Öte yandan, Birleşik Krallık'ın 01/02/2020 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği'nden ayrılması nedeniyle bu ülkeye ilişkin fiyat verileri, söz konusu internet sitesinde yayımlanan bültende yer almasa da Kurum tarafından, bu ülkenin resmî sitesinden takip edilmektedir.
Konuyla ilgili olarak, söz konusu grafikler incelendiğinde, benzin ve motorin marjları dalgalı bir seyir izlemekle birlikte 13 Euro cent seviyesinde olduğu, ancak bazı dönemlerde hızlıca yükseldiği ve sonrasında tekrar hızlıca düştüğü, ayrıca, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, bu ülkelerdeki toplam marj miktarlarında, hem yukarı hem de aşağı yönlü gelişmelerin yaşandığı görülmektedir. Özellikle, 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgını nedeniyle emsal alınan 4 ülkede, toplam marj miktarının 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir şekilde yükseldiği, ancak daha sonra toplam marj miktarının tekrar hızlıca düşüşe geçtiği anlaşılmaktadır. Ancak, Covid-19 salgının ülkemizdeki petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği görülmüştür.
Diğer taraftan, emsal alınan ülkelere ait toplam marjların izlenmesinde ve bu ülkeler ile ülkemizdeki fiyatların kıyaslanması sonucunda, hem dağıtım hem de bayi faaliyetleri kapsamında yer alan maliyetlerin çok düşük bir kısmının döviz kurunda yaşanan değişikliklerden etkilendiği, ancak ülkemizde 2018-2020 yılları arasında döviz kurunda yaşanan artışlar gerekçe gösterilmek suretiyle toplam marj miktarında artış yaşanmışsa da döviz kurunda yaşanan düşüşlerde toplam marj miktarında bir değişim olmadığı, dolayısıyla, ülkemizdeki toplam marj seviyesinin izlenmesinde sadece emsal alınan 4 ülkenin toplam marjlarının, kur ile çarpılması ile bulunan değer ile doğrudan kıyaslanması suretiyle yapılmadığı, ülkemizdeki piyasa şartlarının da dikkate alındığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, davalı idarece, en büyük hacimli ilk 8 dağıtıcı şirkete hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, özellikle eşel mobil sisteminin uygulandığı dönemde pompa satış fiyatlarında, hem benzin hem de motorinde 5 ilâ 7 kuruş/lt arasında artışlar olduğu, 2020 yılı Haziran ayı ortalarında, İstanbul Avrupa Yakası'nda, benzinde ortalama 67 kuruş/lt, motorinde ise ortalama 72 kuruş/lt olan dağıtıcı-bayi toplam marjının, aradan geçen 8 aylık sürede benzinde 85 kuruş/lt, motorinde ise 86 kuruş/lt seviyelerine yükseldiği belirtilerek, son günlerde gerçekleştirilen fiyat artışlarının gerekçesi hakkında ivedilikle detaylı bilgi verilmesi istenmiş olup, konuya ilişkin ilgili şirketlerden gelen cevabî yazılar sonrasında, İstanbul Avrupa Yakası'nda gerçekleşen tavan/tavsiye edilen satış fiyatları incelendiğinde, dağıtım şirketlerinin toplam marj miktarını makûl olarak değerlendirilen ve olması gereken toplam marj seviyesinin üzerinde belirlendiği anlaşılmıştır. Örneğin, İstanbul Avrupa Yakası'nda 12/03/2021 tarihi için Kurum'a bildirilen il tavan/tavsiye edilen satış fiyatlarından hareketle hesaplanan toplam marj miktarının, benzin için 84 kuruş/lt, motorin için 85 kuruş/lt olduğu görülmüştür.
Bu doğrultuda, 2015 yılından dava konusu Kurul kararının alındığı tarihe kadar, satın alma gücü paritesi, iş gücü maliyetleri, asgari ücret artışı, enerji gideri gibi belirleyici parametrelerde toplam marj miktarını, anılan miktarların günümüze güncellenmiş hâlinden daha fazla artmasını gerektirecek bir durumun olmadığı, en son belirlenen tavan fiyat kararındaki toplam marj miktarlarının (… tarih ve …sayılı Kurul kararıyla, toplam marj benzin için 34 kuruş/lt, motorin için 37 kuruş/lt belirlenmiştir.), enflasyon rakamları ile güncellenmesi neticesinde ortaya çıkan değerlerden daha fazla bir miktarda toplam marj miktarının belirlenmesinin gerçekçi olamayacağı, bununla birlikte 2020 yılı Haziran ayında İstanbul Avrupa Yakası'ndaki toplam marjların 70-72 kuruş/lt seviyelerine kadar düştüğü dikkate alındığında, bu kadar kısa sürede marjların artışını haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı, bu kapsamda, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda geçerli olan benzin ve motorin toplam marj miktarlarının birbirine çok yakın olması ve kayda değer bir fark olmaması nedeniyle, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile benzin ve motorin için belirlenen toplam marj miktarlarının TÜFE ile güncellenmesi sonrası ortalamaları alınmak suretiyle bulunan 70 kuruş/lt toplam marj miktarının hem benzin hem de motorin için tek marj olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu Kurul kararı kapsamında, illerin nakliye maliyet farklılıklarının yanı sıra piyasa ve rekabet koşullarındaki farklılıklar da dikkate alınmak suretiyle İstanbul Avrupa Yakası dışında kalan her bir ilde benzin ve motorin türleri için bayi tavan fiyatlarına en fazla Kurul kararının ekinde yer alan tabloda belirlenen fiyat farkının uygulanacağı öngörülmüş; dava konusu Kurul kararı yürürlüğe girdikten sonra ise sektörden gelen talepler dikkate alınmak suretiyle … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla iller arasındaki fiyat farkları güncellenmiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Kurul kararıyla, dağıtıcı şirketler tarafından farklılaştırılmış ürünlerin kullanıldığı ve bu ürünlerin hem geliştirilmesi hem de pazarlaması için belli maliyetlere katlanıldığı göz önünde bulundurularak farklılaştırılmış ürünler için diğer tavan fiyat uygulamalarından farklı olarak ilave bir marj öngörülmüştür.
Dağıtım şirketlerince, farklılaştırılmış ürünlerle ilgili marjlar, maliyetlerden bağımsız olarak piyasa koşulları ve rekabet gücü çerçevesinde belirlendiğinden, bu kapsamda, hâlihazırda farklılaştırılmış ürünler için en fazla 4 kuruş/lt fark uygulayan şirketlerin yanında herhangi bir fiyat farkı uygulanmadan katkılı ürün satışı yapan şirketlerin de olduğu dikkate alınmak suretiyle farklılaştırılmış ürün için en fazla 2 kuruş/lt ilave fark uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin on dördüncü fıkrasında, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum'un yetkili olduğunun belirtildiği, piyasa faaliyetinin ise rafineri, dağıtım, bayi şeklinde zincirleme bir halka oluşturduğu, her bir halkanın kendi içerisinde ayrı bir faaliyet olarak kabul edildiği, zira rafinaj, dağıtım ve bayilik faaliyetinde bulunabilmek için ayrı ayrı lisans alınmasının zorunlu olduğu, tavan fiyat uygulamasında benzin ve motorin türleri için 70 kuruş/lt olarak üst sınır marjın belirlenmesinin ise Kanun'un davalı idareye verdiği bir yetki olduğu, söz konusu marjın gerek dağıtıcıların gerekse bayilerin aynı zamanda maliyet ve kârını da kapsadığı, kâr marjı hesaplanmadan tavan fiyat uygulamasının olamayacağı dikkate alındığında, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatının tespitine ilişkin dava konusu … tarih ve …sayılı Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının maddi tazminat isteminin incelenmesi:
Dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, bu Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 400.000,00-TL maddi zararın tazminine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istemi hâlinde …-TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 18/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun fiyat oluşumunu düzenleyen 10. maddesinin birinci fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden 'Piyasa Fiyatı' fiyat olarak kabul edilir." kuralına yer verilerek, petrol alım satımında fiyatların "serbest piyasa koşullarına" göre oluşturulması benimsenmiş ve bunun için "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasası" referans olarak kabul edilmiştir.
Anılan 10. maddede, piyasa fiyatı belirlenirken nakliye giderlerinin, vergilerin, gravite farkının, sigorta primlerinin, döviz kurunun fiyatın oluşumuna ne şekilde etki edeceği düzenlenmiş ve piyasa fiyatlarına esas olan unsurların uygulanmasında ortaya çıkabilecek sorunları değerlendirme ve çözmeye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu yetkilendirilmiştir.
10. maddenin onbirinci fıkrasında ise, "Rafinerici ve dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlar, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlanan tavan fiyatlar olarak Kuruma bildirilir." kuralı yer almıştır.
Bu çerçevede, rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildirilen "tavan fiyatlar"ın da, "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasası oluşumu" dikkate alınarak belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Kanun koyucu tarafından, "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu"nun nasıl belirleneceği konusunda herhangi bir düzenleme yapılmayarak, bu konuda lisans sahiplerine bir serbestiyet tanınmış olmakla birlikte, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun da "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu"nu "referans" olarak belirlemek ve lisans sahiplerine "önermek" hususunda yetkisi bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Diğer yandan, 10. maddenin birinci ve onbirinci fıkralarıyla "piyasa fiyatı"na göre fiyatların oluşumu esası benimsenmiş olmasına karşılık, aynı maddenin ondördüncü fıkrası ile belli koşulların varlığı hâlinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na taban ve/veya tavan fiyat tespiti, gerekli tedbirlerin alınması hususunda yetki verilmiştir.
Buna göre, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 10. maddenin ondördüncü fıkrası uyarınca, tavan fiyat uygulaması yapılabilmesi için iki şartın bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, "petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin" bulunması şartı; ikincisi de "bu eylem ve anlaşmaların piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması" şartıdır.
18/03/2021 tarih ve 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve iki ay süreyle akaryakıt tavan fiyatı tespitine ilişkin bulunan dava konusu Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı kararı incelendiğinde; rafinerici ve dağıtıcıların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatlarını dikkate alarak fiyatlarını serbestçe belirleyebileceği yönündeki yasal düzenlemeye aykırı olarak, daha önce tavan fiyat belirlenmesine ilişkin Kurul kararları sürekli şekilde uygulanır hâle getirilerek dağıtıcı ve bayi üst sınır marjının, dolayısıyla petrol fiyatlarının Kurum tarafından belirlendiği, iki aylık dönem için tavan fiyat tespiti yapılabilmesi için kanunen zorunlu olan şartların gerçekleştiğine dair somut tespit ve analizler ortaya konulmadan salt akaryakıt fiyatlarının yüksek olduğu öngörüsüyle dağıtıcı ve bayi kâr marjını sabitlemek suretiyle alınan ve mevcut piyasa koşullarını dışlayarak sürekli hâle getiren tavan fiyat kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, akaryakıt piyasa fiyatı belirlenirken, "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu" açısından, Akdeniz'de yer alan Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan'da uygulanan fiyatlar baz alınmış iken, İspanya ve Yunanistan çıkarılarak Birleşik Krallık ve Almanya bu oluşuma dâhil edilmiş ise de; bu değişikliğin, bu ülkelerdeki akaryakıt piyasasının serbest piyasa özelliklerini ortaya koyan ve ülkemiz akaryakıt piyasası ile karşılaştırması yapılan bir piyasa analizine ve değerlendirmeye dayanmadığı, ülkemize en yakın coğrafyadaki Akdeniz ülkelerinden uzaklaşılmasının ve özellikle Birleşik Krallık ile Almanya'nın "en yakın erişilebilir serbest piyasa" olarak kabul edilmesinin nasıl ve ne şekilde, hangi serbest piyasa kurallarına göre belirlendiğinin ortaya konulmadığı, nitekim davacı tarafından Birleşik Krallık'ta akaryakıt piyasasında bayilerin büyük oranda dağıtıcıların bayisi olduğu ve bu nedenle kâr marjının düşük olduğu iddia edilmesine rağmen bu ülkedeki dağıtıcı-bayi ilişkisini açıklayan, ülkemiz akaryakıt piyasası ile benzerliklerini ortaya koyan bir rapor ya da analize yer verilmediği, Almanya'daki akaryakıt piyasasının ise OECD raporlarına göre oligopol piyasası özelliklerini taşıdığının belirtildiği, Almanya'nın oluşuma dâhil edilmesinin sebeplerinin de ortaya konulmadığı anlaşıldığından, özellikle kâr marjı düşük ülkeler olan Birleşik Krallık ve Almanya'nın serbest piyasa oluşumuna dâhil edilmek suretiyle ülkemizdeki dağıtıcı-bayi kâr marjını düşürmeyi hedefleyen dava konusu tavan fiyat uygulamasında bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararının iptaline ile davacının uğradığı zararın tazmini hakkında yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.