WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/74 E.  ,  2023/4778 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/74
Karar No:2023/4778

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Partisi (…) Genel Merkezi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu (…) Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı siyasi parti tarafından, 07/06/2015 tarihinde yapılacak olan 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri sebebiyle hazırlanmış olan "Milletçe Alkışlıyoruz" adlı biri kırk beş, diğeri elli dokuz saniye olan reklam filmlerinin yayınlanması istemiyle yapılan başvurunun rakip siyasi partinin suç işlemekle itham edilmek suretiyle kötülendiği gerekçesiyle 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (i) bentlerine istinaden reddine ilişkin 10/04/2015 tarihli davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce Mahkemece verilen davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın Dairemizin 06/02/2019 tarih ve E:2019/290 K:2019/270 sayılı kararıyla bozulması üzerine işin esasına girilerek verilen kararda; siyasi parti olan davacının milletvekili genel seçimlerine yönelik siyasi propaganda amacıyla televizyonda yayınlanmasını istediği "Milletçe Alkışlıyoruz" adlı reklam filminin içeriğinde "Hukuka ve ekonomiye; özgürlüğe, barışa ve adalete; laikliğe, demokrasiye ve Cumhuriyete zulmetmek" ifadesinin kullanıldığı, bu ifadenin seçimlere katılan ve rakip niteliğinde olan bir veya birden fazla siyasi partiye yönelik olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, konu bu çerçevede değerlendirildiğinde; reklam filminde siyasi propaganda amacıyla kullanılan söz konusu ifade ile milletvekili seçiminde rakip olunan bir veya birden fazla siyasi partinin, herhangi bir yargı merciinin veya idari mercinin kararı gibi resmi nitelikte ve/veya kamuoyu araştırması ya da anket gibi sivil nitelikte olan somut dayanaklar gösterilmeksizin, esasen sadece yargı kararı ile sübut bulabilecek olan suçlar ile itham edilmek suretiyle kötülenmiş olduğu,
Siyasi partilerin siyasi programlarını açıklamak ve propagandalarını yapmak üzere görsel yayın kuruluşlarında reklam filmi yayınlatmaya hakları olmakla birlikte, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 55/B maddesi ile 6112 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi hükümleri gereği, kendileri lehine ve rakip siyasi parti aleyhine kullanılacak ifadelerde adaletin ve yayının gerçekliği/doğruluğu üzerinden yayıncı kuruluşun tarafsızlığının sağlanabilmesi bakımından, söz konusu ifadelerin somut nitelikte maddi/hukuki gerekçelere dayandırılabilmesi, soyut nitelikte itham/kötüleme içeren ifadelere ise yer verilmemesi gerektiği,
Nitekim, 298 sayılı Kanun'un 55/B maddesi ile 6112 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında görsel basın üzerinden yapılacak siyasi propagandaların ve yayınların ilke ve esaslarını belirleme hususunda yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 04/03/2015 tarih ve 2015/290 sayılı kararında, davalı idarenin ve diğer televizyon kuruluşlarının yayınlarında 6112 sayılı Kanun'un 8/1 maddesinde belirtilen yayın hizmet ilkelerine uymaları ve adalet ile tarafsızlığa uygun davranmaları gerektiği belirtilmiş olup, söz konusu kararda getirilen sınırlamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde başkalarının şöhret ve haklarının korunması maksadıyla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlama ile uyumlu olduğu gibi, Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'nin 11'inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen "bütün reklâmların adil ve dürüst olacağı" ilkesi ile de uyumlu olduğunun görüldüğü,
Bu bağlamda, davacının ifade özgürlüğü kapsamında konu değerlendirildiğinde; bu özgürlüğün sınırsız olmadığı, Devletlerin başkalarının şöhret ve haklarının somut dayanağı bulunmayan suç ithamlarından korunması maksadıyla siyasi propagandalara kamu yararı gereği kanun ile bazı sınırlamalar getirebilecekleri, somut olayda da davalı idare tarafından tesis edilen işlemin, siyasi eleştirinin haricinde suç ithamını içeren ifadenin görsel olarak kamuoyu huzurunda yayınlanmaması maksadına yönelik olduğu görüldüğünden, tesis edilen işlemin söz konusu amacı itibariyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde ifade özgürlüğüne getirilen sınırlama ölçülerine de uygun bulunduğu,
Bu durumda, rakip siyasi parti veya partilere somut dayanağı olmaksızın suç ithamına ilişkin olan içeriği itibariyle 6112 sayılı Kanun'un 8/1 maddesinde tanımlanan "kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içermeme" ve "suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimseyi suçlu ilân etmeme veya suçluymuş gibi göstermeme" hususundaki yayın ilkelerine uygun olmadığı anlaşılan reklam filminin yayınlanmaması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu siyasi reklam içeriğinde mevzuata aykırılık bulunmadığı, işlemin amaç unsuru yönünden sakat olduğu, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun özünü oluşturduğu ve siyasi partilerin bu anlamda daha geniş haklara sahip olduğu, çok partili rejimlerde siyasi partilerin topluma hizmet için birbirleri ile yarışmalarında, aksayan, yanlış ya da yetersiz gördükleri eylem ve işlemleri eleştirmelerinin esasen görevleri olduğu, davalı idarenin bu kararı alırken, reklam metninin bütününü değil, kendi yargılarını destekleyecek bir bölümünü ele aldığı ve bu sözcükler üzerinden soyut bir yoruma gittiği, reklamda bir “kötüleme” değil, eleştiri olduğu, ayrıca anılan reklamın “ticari” bir reklam olmadığından bu kapsamda hukuksal değerlendirmeye gidilmesinin olanaksız olduğu, AİHM'in ifade özgürlüğü ve başkalarının şöhreti ve haklarını koruma alanında başta basın ve siyasetçilerin ifade özgürlüğüne yüksek düzeyde koruma getiren geniş çaplı bir içtihat geliştirdiği, idarenin özgürlükçü bir tutum almak yerine, iktidarı koruyarak yanlı bir tutum sergilediği, bu yanıyla işlemde kamu yararı da bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemin bir inisiyatif kullanma değil, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 31. maddesi ve buna bağlı olarak yayınlanan, TRT Programlarının Denetimi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılan ve yalnızca reklamlar için değil haberler ile canlı yayınlar ve spor yayınları hariç TRT kanallarında yayınlanan tüm yayın materyali için, yasa gereği olarak yayın öncesi yapılan bir denetim olduğu, CHP'nin “Milletçe Alkışlıyoruz” adlı reklam filminin de TRT kanallarında yayınlanan tüm program ve reklamlar gibi, 2954 sayılı Kanun'un 31. maddesi ve buna dayalı olarak yayınlanan TRT Programlarının Denetimi Hakkında Yönetmelik gereği ve yasal bir zorunluluk olarak yayından önce denetlendiği, bu denetim yapılırken ilgili reklam filminin içeriğinin 291 sayılı YSK kararı, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (i) bentlerine, ayrıca Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliği'nin 5-j ve Ticari Reklamlar ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 10. maddelerindeki hükümlere de aykırı olduğunun tespit edildiği ve bu gerekçe ile yayınlamadığı, bu denetim yapılırken hem kendi mevzuatına bağlı kalındığı hem de ilgili Kanun hükümlerini ve YSK kararlarının esas alındığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.