Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/385 E. , 2023/3683 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/385
Karar No:2023/3683
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü (TCDD)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: TCDD 1. Bölge Müdürlüğü'nce gerçekleştirilen, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2.340,00 m² kapalı alan, 22.710.00 m² açık alan olmak üzere toplam 25.050,00 m²'lik kısmı ile Fatih ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2.420,00 m² kapalı alan, 1.750,00 m² açık alan olmak üzere toplam 4.170,00 m²'lik kısmının kültür ve sanat etkinliklerinde kullanılmak üzere 15 yıl süreyle kiralanmasına yönelik gerçekleştirilen ihalenin dava dışı bir şirket üzerinde bırakılmasına ilişkin 18/10/2019 tarihli ihale işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; iptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin somut, güncel ve meşru bir menfaat olması ve iptali istenen işlem ile davacı arasında makul ve ciddi bir alakanın bulunması gerektiği, mevzuat kurallarının incelenmesinden ise, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kuruluş ancak kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu, bu kuruluşların amaçları dışında ise faaliyette bulunamayacaklarının belirtildiği, uyuşmazlıkta ise, davacı oda tarafından, genel düzenleyici işlem niteliğinde bulunmayan Kadıköy İlçesi ... Mahallesi ... Sahası ... pafta ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 2.340,00 m² kapalı alan, 22.710.00 m² açık alan olmak üzere toplam 25.050,00 m² 'lik kısmı ile, Fatih ilçesi ... mahallesi ... Sahası ... pafta ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 2.420,00 m² kapalı alan, 1.750,00 m² açık alan olmak üzere toplam 4.170.00 m²lik kısmının özel bir şirket üzerinde bırakılmasına ilişkin 18/10/2019 tarihli ihale işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Bu itibarla, dava konusu ihale ile davacı Oda arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat alakasının olmadığı, ihale konusu işin Odanın kuruluş amaçları ile de doğrudan bir ilgisinin olmadığı anlaşıldığından davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mimarlar Odası'nın Anayasa'nın 135. maddesi ile 6235 ve 3458 sayılı Kanunlara göre kurulan TMMOB'ye bağlı, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olduğu, İstanbul'un en önemli kentsel alanları ve Türkiye'de demiryolu taşımacılığına ilişkin en önemli iki alan (Haydarpaşa ve Sirkeci) ile ilgili şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırı ihalenin iptali istemi ile dava açma ehliyetinin bulunduğu, Odanın ilgili bakanlık, kamu kurumları, belediyeler ve diğer kuruluş ve makamlarla ilişki içerisinde ülkemizin sağlıklı ve düzenli kentleşmesi, kent planlarının şehircilik esaslarına ve meslek ilkelerine uygun yapılması için yazışma, görüşme girişimleriyle düzeltilmesini başaramadığı hatalı plan, karar ve uygulamaları yargıya götürdüğü, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 15/11/2018 tarih ve E:2013/3324, K:2016/3214 sayılı kararının emsal nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu edilen işlem arasında makul ve ciddi bir alâkanın, yani menfaat ilgisinin bulunması gerektiği, idare hukuku ilkelerine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ilgili mevzuatlarında belirtilen amaç ve faaliyet alanları ile ilgili konularda dava açabileceği, ancak somut olayda ihale konusu işin davacının mevzuatta belirlenen çerçeve içerisinde kuruluş amacı ve doğrudan ilgisinin olmaması nedeniyle dava açma ehliyetinin olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
TCDD 1. Bölge Müdürlüğü'nce, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne Ait Taşınmaz Kira Yönetmeliği uyarınca kapalı zarf teklif usulüyle, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2.340,00 m² kapalı alan, 22.710.00 m² açık alan olmak üzere toplam 25.050,00 m²'lik kısmı ile Fatih ilçesi, ... Mahallesi, ... Sahası, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 2.420,00 m² kapalı alan, 1.750,00 m² açık alan olmak üzere toplam 4.170,00 m²'lik kısmının 04/10/2019 tarihinde kapalı teklif usulü ile gerçekleştirilecek 15 yıl süreyle kiraya verilmesine ilişkin ihale ilanı 22/09/2019 tarih ve 30896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
04/10/2019 tarihinde ihalenin 1. oturumu, TCDD 1. Bölge Müdürlüğü binasında yapılmış, TCDD 1. Bölge Taşınmaz İhale Komisyonu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne Ait Taşınmaz Kira Yönetmeliği'nin 40. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 11. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, tekliflerin ayrıntılı incelenmesinden sonra verilecek karara göre pazarlık görüşmelerinin bilahare açıklanacak bir başka güne bırakılmış, tekliflerin ayrıntılı incelenmesinden sonra ihaleye teklif veren isteklilerden sadece ... Danışmanlık Ltd. Şti'nin teklifi yeterli görülerek pazarlık görüşmeleri için 18/10/2019 tarih ve saat 14:30'da ihaleye davet edilmiş ve pazarlık görüşmeleri sonucunda ihalenin 18/10/2019 tarihli işlemle anılan şirketin üzerinde bırakılması üzerine davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 135. maddesinde, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir. (...)
Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar. (...)" kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından; tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 1. maddesinde, Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını icraya kanunen yetkili olup da meslekî faaliyette bulunan yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarları teşkilatı içinde toplayan tüzel kişiliğe sahip Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) kurulduğu; 2. maddesinde, TMMOB'nin kuruluş amacının, "a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek, bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak, merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak, b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak, c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla iş birliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek" olduğu, Birlik ve organlarının kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları belirtilmiştir.
TMMOB Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, Mimarlar Odasının amaçları, "a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmek" olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı Oda, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca kurulmuş olan kamu tüzel kişiliğidir. Odaların görev ve yetkileri Anayasa'nın 135. maddesi ile 6235 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, "meslek mensuplarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve bu kişilerin menfaatlerini korumak, meslek mensuplarının faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak ve meslek disiplinini ve ahlakını korumak" olarak belirtilmiştir.
Dava ehliyeti, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinde ilk inceleme aşamasında göz önüne alınacak hususlar arasında sayılmış ve davacının dava açma ehliyeti bulunmaması hâlinde anılan Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. İdarî yargılamada ehliyet, subjektif ehliyet ve objektif ehliyet olarak ikiye ayrılmaktadır. Objektif ehliyet, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti olarak medenî kanundaki hak ehliyeti ile fiil ehliyetine tekabül etmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet şartı olan "menfaat ihlâli" kavramı doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşrû, güncel bir menfaat alâkası olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat alâkasının varlığı ve sınırları her davada yargı yerince ihtilâfın niteliğine göre belirlenmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının subjektif ehliyetinin varlığı, idarî işlemin doğrudan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşuna yönelik olarak tesisine veya mensuplarının hak ve menfaatlerini ilgilendirmesine bağlıdır.
6235 sayılı Kanun'un kabulünden sonra 18-21 Ekim 1954 tarihleri arasında yapılan 1. Genel Kurulda TMMOB Tüzüğü kabul edilmiş ve Elektrik Mühendisleri, Gemi Mühendisleri, Harita ve Kadastro Mühendisleri, İnşaat Mühendisleri, Kimya Mühendisleri, Maden Mühendisleri, Makine Mühendisleri, Mimarlar, Orman Mühendisleri ve Ziraat Mühendisleri Odalarının kurulması kararlaştırılmıştır. 1968 yılında kurulan Şehir Plancıları Odası ise, bu Genel Kuruldan sonra kurulan Odalar arasında yer almaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin resmî internet sitelerinde yer alan bilgilere göre, Osmanlı Devleti döneminde kurulan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (1776), Topçu ve Mimar Mektebi olarak da anılan Mühendishane-i Berri-i Hümayun (1795) ile Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi (1883) Türkiye'de modern anlamda mimarlık eğitiminin öncü okulları olarak kabul edilmektedir. Sanayi-i Nefise Mektebi, Cumhuriyet döneminde 1928 yılında Güzel Sanatlar Akademisi, 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, son olarak ise 2004 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi adını alarak varlığını sürdürmüştür.
Türkiye‘de lisans düzeyinde eğitim veren ilk şehir ve bölge planlama bölümü, 1961 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi bünyesinde kurulmuştur. Şehir planlama mesleğinin konusu, en genel anlamda, ülke düzeyinden yerel ölçeğe kadar her türlü yerleşmede fiziksel/mekansal gelişmelerin bir plan/düzen çerçevesinde biçimlenmesine katkıda bulunmak; şehir plancısı ise, planlı gelişmenin sağlanması için, yerleşmelerin değişiminde etkili olabilecek mekansal, sosyal, demografik, ekonomik ve teknik verilerle estetik, kültürel (tarihi-arkeolojik), doğal/ekolojik etmenleri birlikte değerlendirerek geleceğe yönelik amaç ve hedefleri koyan, uygulama araçlarını ve süreçlerini tanımlayan, karar vericilere alternatif öneriler oluşturan ve bunların uygulanmasında rol alan uzman olarak tanımlanmıştır.
Aktarılan bilgiler doğrultusunda, mimarlık ile bu disiplinden doğmakla beraber zaman içinde ayrılarak bağımsız bir disiplin niteliği kazanan şehir plancılığının birbirinden ayrı meslek disiplinleri olduğu, mimarlığın genel olarak yapıların belirli ölçü ve kurallara uygun olarak yapılması için proje hazırlanıp bunların gerçekleşmesini sağlamaya, şehir plancılığının ise özellikle şehirlerin planlı ve düzenli gelişmesinin sağlanması için plan ve projeler oluşturularak bunların uygulamaya geçirilmesini sağlamaya yönelik faaliyetleri konu aldığı, meslek mensuplarının farklı ihtisas kolları olma esasına dayalı olarak TMMOB bünyesinde farklı Odalar bünyesinde teşkilatlandıkları ve Odaların amaçlarının da kendi ana yönetmeliklerinde her iki meslek disiplininin kendine özgü karakterine uygun düşecek şekilde ayrı ayrı düzenlendiği görülmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı Oda tarafından özetle, "İstanbul'un en önemli kentsel alanları ve Türkiye'de demiryolu taşımacılığına ilişkin en önemli iki alan (Haydarpaşa ve Sirkeci) ile ilgili şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırı olarak yapılan ihalenin iptali istemi ile açılan davada, dava açma ehliyetinin bulunduğu, Haydarpaşa ve Sirkeci Garları ve geri sahalarının demiryolu taşımacılığına ilişkin asli fonksiyonlarına, bu bağlamdaki kamusal yarar ve kullanıma aykırı bir biçimde bölünmesi, parçalanması ve bu bölünme-parçalanma sureti ile kullanılmasının şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu, Sirkeci Garı ve Haydarpaşa Garı ve bunlarla ilişkili liman, iskele ve geri sahalarının beklenen İstanbul depremi ve olası diğer afet anında özellikle deniz ile entegre ulaşım bağlantısı açısından lojistiği, gereksinimlerinin sağlanması ve tahliye konusunda taşıdığı yaşamsal önemi bir kere daha ortaya çıktığı, tam kapasiteyle derhal hizmete sokulması gereken bu alanların, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olan ihaleler ile bölünerek-parçalanarak özelleştirilmesine ilişkin tasarruf ve işlemin hukuka aykırı olduğu, kamu idaresi iştiraklerinin hukuka aykırı olarak ihale dışı bırakılması ve tek bir özel bir şirketin katılımı sonucunda anılan ihalenin söz konusu şirket üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğu" iddialarıyla 18/10/2019 tarihli ihale işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Aktarılan kuralların ve dosyadaki bilgilerin birlikte incelenmesinden, şehir planları ve uygulamalarına, planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine aykırılık iddialarının Şehir Plancıları Odası'nca ileri sürülebileceği, bu iddialara dayalı olarak 18/10/2019 tarihli ihale işleminin iptalini istemenin Mimarlar Odası'nın kuruluş amaçları ve faaliyet sahası ile ilgili olmadığı, keza dava konusu ihalenin işleminin hangi sebeplerle iptali gerektiğinin ve davacı Oda'nın menfaatini ne şekilde etkilediğinin ortaya konulamadığı ve davacı Oda'nın mesleki amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı da dikkate alındığında, Mimarlar Odası'nın bakılan davayı açmakta menfaat alâkasının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 21/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve mâkûl, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde, birliğin kuruluş amaçları arasında "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak" ve "Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek" sayılmıştır.
Diğer yandan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinde, bu kanun kapsamındaki mimarlık, mühendislik ve planlama hizmetine ilişkin harita, plan, etüt, proje ve eklerinin düzenlemesi ve bunların yerine getirilmesinin; uygulamada bulunulacak alanın, yerleşme merkezinin ve yapının sınıfına, özelliğine ve büyüklük derecesine göre, uzmanlık alanlarına uygun olarak 38. maddede belirtilen meslek mensuplarına yaptırılmasının mecburu olduğu, müelliflerin ve uygulamada bulunan meslek mensuplarının, işlerini bu Kanuna ve ilgili diğer mevzuata uygun olarak gerçekleştirmekten sorumlu olduğu kurala bağlanmış; anılan 38. maddesinde de, halihazır harita ve imar planlarının hazırlanması ve bunların uygulanmasının fenni mesuliyetini; uzmanlık, çalışma konuları ve ilgili kanunlarına göre, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları deruhte eder, kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı Oda tarafından, "İstanbul'un en önemli kentsel alanları ve Türkiye'de demiryolu taşımacılığına ilişkin en önemli iki alan (Haydarpaşa ve Sirkeci) ile ilgili şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırı olarak yapılan ihalenin iptali istemi ile açılan davada, dava açma ehliyetinin bulunduğu, Haydarpaşa ve Sirkeci Garları ve geri sahalarının demiryolu taşımacılığına ilişkin asli fonksiyonlarına, bu bağlamdaki kamusal yarar ve kullanıma aykırı bir biçimde bölünmesi, parçalanması ve bu bölünme-parçalanma sureti ile kullanılmasının şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu, Sirkeci Garı ve Haydarpaşa Garı ve bunlarla ilişkili liman, iskele ve geri sahalarının beklenen İstanbul depremi ve olası diğer afet anında özellikle deniz ile entegre ulaşım bağlantısı açısından lojistiği, gereksinimlerinin sağlanması ve tahliye konusunda taşıdığı yaşamsal önemi bir kere daha ortaya çıktığı, tam kapasiteyle derhal hizmete sokulması gereken bu alanların, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olan ihaleler ile bölünerek-parçalanarak özelleştirilmesine ilişkin tasarruf ve işlemin hukuka aykırı olduğu, kamu idaresi iştiraklerinin hukuka aykırı olarak ihale dışı bırakılması ve tek bir özel bir şirketin katılımı sonucunda anılan ihalenin söz konusu şirket üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğu" beyanlarıyla ihalenin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından ileri sürülen iddialar ve uyuşmazlığa konu taşınmazın şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından imar mevzuatındaki yeri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın konusunun Oda'nın meslekî faaliyet alanına ilişkin olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemle mâkûl menfaat ilgisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Belirtilen gerekçelerle, temyiz isteminin kabulüyle davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!