WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3248 E.  ,  2023/5812 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3248
Karar No : 2023/5812

DAVACI: …
VEKİLİ: Av. Dr. …

DAVALILAR :
1-… (…)
2-… Kurulu (E- Tebligat)
VEKİLİ: Av. …

3-… Birliği
VEKİLLERİ: Av. …, Av. …

DAVANIN KONUSU :
1- 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin,
2- Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davadan feragat edildiği anlaşıldığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ:
Dava; 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nin (2012 yılı tarifesi) iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun 08/11/2016 günlü, E:2012/2728, K:2016/3638 sayılı kararıyla; 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/C ve 40/D maddelerine dayalı olarak 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 75. ve 76. maddeleri uyarınca 05/02/2014 tarih ve 2014/5933 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 02/04/2014 tarih ve 28960 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü’nün 36. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırıldığından, dava konusu Statünün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığına,
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istemine ilişkin olarak ise; Anayasal koruma altındaki sözleşme özgürlüğünün ancak kanunla sınırlanabilmesi mümkün olduğundan, taraflar arasında serbestçe belirlenmesi gereken sözleşmenin bedel unsuruna, yasal dayanağı bulunmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından asgari ücret tarifesi ve alınacak ücret esaslarının belirlenmesi suretiyle müdahale edilemeyeceğinden bahisle, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından, üyelerinin müşterilerine verdikleri hizmetler karşılığında tahsil edecekleri ücret ve masrafların tutar ve sınırlarına ilişkin esasların belirlenerek asgari tarife uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle 17/12/2009 tarihli ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) İPTALİNE karar verildiği, davalıların Müşterek Kurul Kararının iptale ilişkin kısmının temyiz talebi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E: 2017/672, K:2019/4086 sayılı kararı ile; Anayasa'nın "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri olduklarının belirtildiği, Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği" başlıklı 40/D maddesinde; gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'ne üye olmak için başvurmak zorunda olduğu, lisans sahibinin, lisans almaya hak kazandığının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde gerekli başvuruyu yapmakla yükümlü olduğu, anılan yükümlülüğe uymayan kimselerin lisansının Kurulca iptal edileceği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin, gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere araştırmalar yapmak, eğitim ve sertifika vermek, Birlik üyelerinin dayanışma ve mesleğin gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik meslek kurallarını ve değerleme standartlarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, kendisine mevzuatla verilen veya Kurulca belirlenen konularda düzenlemeler yapmak, yürütmek, denetlemek, Birlik Statüsünde öngörülen disiplin cezalarını vermek, ilgili konularda üyeleri temsilen ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, mesleki gelişmeleri, idari ve yasal düzenlemeleri izleyerek bu konuda üyeleri aydınlatmakla görevli ve yetkili olduğunun kurala bağlandığı, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, gerek üyelerinin gerekse de mesleğin, onurunu ve disiplinini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu açık olduğu, Değerleme uzmanlığı mesleğinin belli bir standart ile meslek onuruna yakışacak asgari bir ücret karşılığı yapılmasını sağlamak için Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin asgari ücret tarifesi belirlenmesi ve buna ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi, Anayasa'da belirtilen yetkiler ile 2499 sayılı Kanun'da belirtilen amaçlar çerçevesinde, Birliğin görev alanı ile doğrudan ilgili olup, sözleşme özgürlüğünün ya da rekabet kurallarının ihlâline yol açıldığından söz etmeye de olanak bulunmadığından, dava konusu Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrası, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nde (2012 yılı tarifesi) hukuka aykırılık görülmediğinden bahisle temyiz istemine konu kararın iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle müşterek Kurul kararının BOZULDUĞU anlaşılmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise; Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile; Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmadığı açıktır.
Bu nedenle; Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nde (2012 yılı tarifesi) hukuka aykırılık görülmediğinden düzenlemenin iptali istemine ilişkin davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Dairemizin 08/11/2016 tarih ve E:2012/2728, K:2016/3638 sayılı kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair kararının iptale ilişkin kısmının Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 07/10/2019 tarih ve E:2017/672, K:2019/4086 sayılı kararıyla bozulması üzerine gereği yeniden görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı; 310. maddesinde, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı; 312. maddesinde ise, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile davadan feragat edildiği anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesine gerek bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
1. Açıklanan nedenlerle; Feragat nedeniyle DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince yatırılan … TL maktu karar harcının üçte ikisine tekabül eden …-TL karar harcının mahsubu sonucu kalan …-TL harcın istemi hâlinde davacıya iadesine; posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.