Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/3247 E. , 2023/5806 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3247
Karar No : 2023/5806
DAVACI : … Bank A.Ş. (…Tekfen A.Ş.)
VEKİLİ : Av. Dr. …
DAVALILAR : 1- …(…) …
2- … Kurulu …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
3- … Birliği
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVANIN KONUSU :
1- 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin,
2- Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği’nin (Birlik) yetkilerinin Sermaye Piyasası Kanunu’nda açıkça belirlendiği, söz konusu yetkiler arasında asgari ücret tarifesi belirlemenin bulunmadığı, Birliğin, asgari ücret tarifesi belirleyerek kendisine kanunla verilen yetkinin sınırlarını aştığı, bankaların Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun … tarih ve …sayılı kararı gereğince, krediler için teminat olarak alınan gayrimenkullerin değerlemesini değerleme şirketlerine yaptırmakla yükümlü oldukları, kendi belirledikleri oranlarda değerleme şirketlerinden ucuza hizmet satın alan bankaların uyuşmazlık konusu karardan doğrudan etkilendiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun dâhi taraflar arasında karara bağlanacak ücrete müdahâle etmediği, ücret tarifesi belirlemenin, araştırma, eğitim ve sertifika verme faaliyetlerinden biri ve bir değerleme standardı olmadığı, uyuşmazlık konusu düzenlemelerin rekabet hukukuna da aykırı olduğu, piyasanın üzerinde asgari ücret tarifesi belirlendiği, bu durumdan bankalar kadar tüketicilerin de etkilendiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
Davalı … Kurulu'nun Savunmasının Özeti : Usul yönünden, davacının işbu davayı açmakta hukukî menfaatinin bulunmadığı; esasa ilişkin olarak ise, bankaların konut finansmanı sürecinde değerleme şirketlerinden hizmet aldıkları, söz konusu hizmet nedeniyle ödedikleri ücreti hatta daha fazlasını kredi müşterilerine yansıttıkları, uyuşmazlık konusu yapılan ücretin bankalar için bir maliyet kalemi oluşturmadığı, Birliğin statüsü ile ücret ve masraf tutarlarına ilişkin düzenlemenin hukuka uygun olduğu, davacının uyuşmazlık konusu düzenlemelerin rekabet hukukuna aykırı olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, Birliğin belirlediği asgari ücret tarifesinde yer alan asgari sınır tüketiciler tarafından da bilineceği için bankaların değerleme ücretleri üzerinde ayrıca bir kâr elde edemeyeceği, bu nedenle söz konusu düzenlemelerin tüketicilerin lehine olduğu, değerleme hizmeti sunan kişilerin hukukî sorumluluklarının da bulunduğu dikkate alındığında, verilen hizmetin karşılığı olan ücretin emek değerinin altında ve tek müşterisi olan banka tarafından belirlenmesinin değerleme sektörünü kalitesizleştireceği ve sona erdireceği, düşük değerleme raporu ücretlerinin, düşük kalitede değerleme faaliyetine sebebiyet vermesi nedeniyle bu durumun ülke ekonomisinde risk oluşturabileceği, meslek kuruluşlarının asgari ücret tarifesi belirlemesinin yaygın bir uygulama olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı …'nın (…) Savunmasının Özeti : Meslek kuruluşlarının kendi alanları ile ilgili olarak asgari ücret tarifesi belirleyebilecekleri, bir meslekî birliğin meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan hizmetlerin karşılığı olan ücret konusunda asgari bir tarife belirlemesinin onun varlık sebeplerinden biri olduğu, bu nedenle Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından asgari ücret belirlenmesinin Anayasaya ve Sermaye Piyasası Kanunu'na uygun olduğu, değerleme şirketlerinin gelirlerinin çoğunlukla bankaların müşterilerine kullandırdıkları konut kredileri kapsamında hazırlanan değerleme raporlarından elde edildiği, değerleme şirketlerinin bankalara karşı olan bu bağımlılığı neticesinde değerleme raporları ücretlerinin bankalar tarafından tek taraflı olarak belirlenmesinin söz konusu olduğu, bu durumun da mesleğin sürdürülemeyecek bir hizmet kalitesinde yapılmasına yol açtığı, bankaların güçlü durumda olduğu ve değerleme şirketlerine düşük değerleme ücretlerini dayattığı, Birliğin belirlediği asgari ücret tarifesinde yer alan asgari sınır tüketiciler tarafından da bilineceği için bankaların değerleme ücretleri üzerinden ayrıca bir kâr elde edemeyeceği, asgari ücretin aslında tüketicilerin lehine olduğu, ayrıca asgari bir ücret belirlenerek bankaların birbirinden farklı değerleme ücretleri almasının da önüne geçildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı …Birliği'nin Savunmasının Özeti : Birliğin asgari ücret tarifesi belirleme yetkisinin mevzuattan kaynaklandığı, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/C ve 40/D maddelerinin verdiği açık yetki uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından Birlik Statüsünün çıkarıldığı, Statünün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi gereğince Birliğe, üyelerinin verdikleri hizmetler karşılığında alacakları ücretin alt sınırını belirleme yetki ve görevi verildiği, bir meslek kuruluşunun asgari ücret tarifesi belirlemesinin meslek kuruluşunun en başta gelen faaliyetlerinden biri hatta varlık sebebi olduğu, dava konusu düzenlemelerin Anayasa'ya ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a aykırı bir yönünün de bulunmadığı, Birlik tarafından belirlenen ücretin, fiilen bankaların ekspertiz ücreti olarak müşterilerinden talep ettikleri ücretin altında bir değer olduğu, konut değerleme hizmetlerinin tamamına yakınının bankalara verildiği, bankalara karşı olan bu bağımlılığın fiyatların bankalar tarafından tek taraflı belirlenmesine yol açtığı, dolayısıyla mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla, değerleme hizmetinin önemi, özelliği ve niteliği açısından yürürlüğe konulan asgari ücret tarifesinin hukuka uygun olduğu, asgari ücret belirlemenin sözleşme özgürlüğüne engel olmadığı, tüm meslek kuruluşlarının asgari ücret tarifesi belirlediği, Birliğin de kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu ve mevzuatla verilen yetkiler uyarınca asgari ücret tarifesi belirlediği ifade edilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ :
Dava; 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nin (2012 yılı tarifesi) iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunun 08/11/2016 günlü, E:2012/2727, K:2016/3639 sayılı kararıyla; 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/C ve 40/D maddelerine dayalı olarak 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 75. ve 76. maddeleri uyarınca 05/02/2014 tarih ve 2014/5933 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 02/04/2014 tarih ve 28960 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü’nün 36. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırıldığından, dava konusu Statünün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığına,
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istemine ilişkin olarak ise; Anayasal koruma altındaki sözleşme özgürlüğünün ancak kanunla sınırlanabilmesi mümkün olduğundan, taraflar arasında serbestçe belirlenmesi gereken sözleşmenin bedel unsuruna, yasal dayanağı bulunmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından asgari ücret tarifesi ve alınacak ücret esaslarının belirlenmesi suretiyle müdahale edilemeyeceğinden bahisle, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından, üyelerinin müşterilerine verdikleri hizmetler karşılığında tahsil edecekleri ücret ve masrafların tutar ve sınırlarına ilişkin esasların belirlenerek asgari tarife uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle 17/12/2009 tarihli ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) İPTALİNE karar verildiği, davalıların Müşterek Kurul Kararının iptale ilişkin kısmının temyiz talebi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E:2017/733, K:2019/4092 sayılı kararı ile; Anayasa'nın "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri olduklarının belirtildiği, Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği" başlıklı 40/D maddesinde; gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'ne üye olmak için başvurmak zorunda olduğu, lisans sahibinin, lisans almaya hak kazandığının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde gerekli başvuruyu yapmakla yükümlü olduğu, anılan yükümlülüğe uymayan kimselerin lisansının Kurulca iptal edileceği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin, gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere araştırmalar yapmak, eğitim ve sertifika vermek, Birlik üyelerinin dayanışma ve mesleğin gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik meslek kurallarını ve değerleme standartlarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, kendisine mevzuatla verilen veya Kurulca belirlenen konularda düzenlemeler yapmak, yürütmek, denetlemek, Birlik Statüsünde öngörülen disiplin cezalarını vermek, ilgili konularda üyeleri temsilen ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, mesleki gelişmeleri, idari ve yasal düzenlemeleri izleyerek bu konuda üyeleri aydınlatmakla görevli ve yetkili olduğunun kurala bağlandığı, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, gerek üyelerinin gerekse de mesleğin, onurunu ve disiplinini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu açık olduğu, Değerleme uzmanlığı mesleğinin belli bir standart ile meslek onuruna yakışacak asgari bir ücret karşılığı yapılmasını sağlamak için Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin asgari ücret tarifesi belirlenmesi ve buna ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi, Anayasa'da belirtilen yetkiler ile 2499 sayılı Kanun'da belirtilen amaçlar çerçevesinde, Birliğin görev alanı ile doğrudan ilgili olup, sözleşme özgürlüğünün ya da rekabet kurallarının ihlâline yol açıldığından söz etmeye de olanak bulunmadığından, dava konusu Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrası, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nde (2012 yılı tarifesi) hukuka aykırılık görülmediğinden bahisle temyiz istemine konu kararın iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle müşterek Kurul kararının BOZULDUĞU anlaşılmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise; Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür.
2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile; Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmadığı açıktır.
Bu nedenle; Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Eki'nde (2012 yılı tarifesi) hukuka aykırılık görülmediğinden düzenlemenin iptali istemine ilişkin davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Dairemizin 08/11/2016 tarih ve E:2012/2727, K:2016/3639 sayılı kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair kararının iptale ilişkin kısmının Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 07/10/2019 tarih ve E:2017/733, K:2019/4092 sayılı kararıyla bozulması üzerine, her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmamış ise de, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun süreklilik arz eden ve içtihat hâline gelen güncel kararlarının (İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 20/10/2022 tarih ve E:2022/636, K:2022/3024 sayılı; 20/10/2022 tarih ve E:2022/1398, K:2022/3023 sayılı; 20/10/2022 tarih ve E:2022/1158, K:2022/3022 sayılı; 25/05/2023 tarih ve E:2022/3610, K:2023/1125 sayılı vs) usul ekonomisi ilkesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle dikkate alınması gerektiği sonucuna varılarak gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri oldukları belirtilmiştir.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği" başlıklı 40/D maddesinde, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'ne üye olmak için başvurmak zorunda olduğu, lisans sahibinin, lisans almaya hak kazandığının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde gerekli başvuruyu yapmakla yükümlü olduğu, anılan yükümlülüğe uymayan kimselerin lisansının Sermaye Piyasası Kurulunca (Kurul) iptal edileceği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin, gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere araştırmalar yapmak, eğitim ve sertifika vermek, Birlik üyelerinin dayanışma ve mesleğin gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik meslek kurallarını ve değerleme standartlarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, kendisine mevzuatla verilen veya Kurulca belirlenen konularda düzenlemeler yapmak, yürütmek, denetlemek, Birlik Statüsünde öngörülen disiplin cezalarını vermek, ilgili konularda üyeleri temsilen ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, mesleki gelişmeleri, idari ve yasal düzenlemeleri izleyerek bu konuda üyeleri aydınlatmakla görevli ve yetkili olduğu, Birliğin, bölgesel ve ülke genelinde gayrimenkul değerleri konusunda istatistikler oluşturacağı ve yayınlayacağı, konut finansmanı kapsamında yapılan değerlemelere ilişkin bilgilerin, Birlik tarafından belirlenecek usûl ve esaslara göre Birliğe iletilmesinin zorunlu olduğu, Birliğin, alacağı kararlarda ve yapacağı düzenlemelerde, bu Kanuna, Kurul yönetmelik, tebliğ ve kararlarına ve ilgili diğer mevzuata uymakla yükümlü olduğu, üyelerin Birlik Statüsüne ve Birlikçe alınacak kararlara uymak zorunda oldukları, Birliğin 40/C maddesindeki hükümlere tâbi olduğu düzenlenmiş; Kanun'un 40/C maddesinin 4. fıkrasında ise, Birliğin organları, gelirleri, giderleri ve çalışma esaslarının, üyeliğe kabul, üyelikten geçici ve sürekli çıkarma esaslarının, Kurulun önerisi ve ilgili Bakanlığın uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Statüsünde düzenleneceği, Birliğin, Statünün yürürlüğe girmesiyle tüzel kişilik kazanacağı; 5. fıkrasında, üyelerin, Birlik Statüsüne ve Birlikçe alınacak kararlara uymak zorunda oldukları; 6. fıkrasında da, Birliğin her türlü işlem ve hesaplarının Kurul tarafından denetleneceği öngörülmüştür.
2499 sayılı Kanun'un 40/C ve 40/D maddelerine dayalı olarak 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün iptali istenen 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, Birliğin amacı ile görev ve yetkileri arasında "üyelerin, müşterilerine verdikleri hizmetler karşılığında tahsil edecekleri ücret ve masrafların tutarlarına ve sınırlarına ilişkin esasları belirlemek ve SPK'ya bildirmek" de sayılmış, anılan maddeye dayanılarak Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar" kabul edilmiştir.
Söz konusu Esaslar'ın iptali istenen 4. maddesinin 3. fıkrasında, "Toplu hizmet alımı veya benzer yöntemlerle ücret indirimi uygulanamayacak olup, hazırlanacak her bir değerleme raporu için işbu esaslarda belirlenen ilgili değerleme raporu asgari birim ücretinin altında olmamak üzere bir ücret belirlenmelidir. Ancak aynı değerleme raporuna konu, aynı tarihte değerleme çalışması yapılan aynı parselde birden fazla bağımsız bölüm varsa; birinci bağımsız bölüm için bir değerleme raporu asgari birim ücreti ödenir, ayrıca ilave her bir yeni bağımsız bölüm için bu ücretin en az % 10'u ödenecektir."; 5. maddesinde, "İşbu esasların ekinde yer alan ücret ve masraf tutarları asgari nitelikte olup taraflarca işin özelliğine göre daha yüksek bir tutar belirlenebilir. Belirlenen asgari ücret ve masraf tutarları sadece verilecek değerleme hizmetine ilişkin olup, hizmetin verilmesi için gereken ulaşım masrafları ile bilgi ve belgelerin temininde resmi kurumlara yapılan harç ve benzeri ödemeler ile KDV ve diğer vergiler, tahsil edilecek ücretlere ayrıca eklenir."; 6. maddesinde, "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Yönetim Kurulu, işbu esasların ekinde yer alan ücret ve masraf tutarlarını değiştirmeye ve farklı hizmet türleri için farklı ücret ve masraf tutarları belirlemeye yetkilidir.
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Yönetim Kurulu, işbu esasların uygulanması, ücret ve masraf tutarlarının gözden geçirilerek yeniden belirlenmesi gibi hususlara dair gerekli düzenlemeleri yapar ve ilgililere duyurur. Ancak, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Yönetim Kurulu, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Genel Kurulu tarafından onaylanan asgari birim ücretin altında bir asgari birim ücret belirleyemez. Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Yönetim Kurulu tarafından başka bir karar alınmadığı sürece, işbu esasların ekindeki değerleme raporu asgari birim ücretleri her yıl başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Aralık ayında açıklanan yıllık bazda fiyat endeksi (TÜFE) artış oranında artırılır ve en yakın 10 TL'nin katına yuvarlanır ve oluşan yeni değerleme raporu asgari birim ücretleri Ocak ayından itibaren yürürlüğe girer." kuralı yer almış; Esaslar'ın Ek'inde ise, 2012 yılı tarifesi olarak Değerleme Raporu Asgari Birim Ücretlerine yer verilmiş, bu ücretler "Konutlar: 300 TL (KDV Hariç), Diğer Varlıklar: 300 TL (KDV Hariç)'den az olmamak üzere taraflarca işin özelliğine göre belirlenir." şeklinde belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/C ve 40/D maddelerine dayalı olarak 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 75. ve 76. maddeleri uyarınca 05/02/2014 tarih ve 2014/5933 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 02/04/2014 tarih ve 28960 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü’nün 36. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırıldığından, Dairemiz kararının anılan Statünün dava konusu 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin iptali istemi hakkında verilen "karar verilmesine yer olmadığına" dair kısmı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istemine gelince;
Aktarılan düzenlemeler ile değerleme uzmanlığının serbest bir meslek olarak gelişmesinin sağlanması, değerleme uzmanlarının bağımsızlığının korunması, üyelerin ücret konusunda farklı uygulamalara gitmesinin önüne geçilerek mesleğin saygınlığının korunması ve hizmetin gereği gibi ifasının sağlanması amaçlarına ulaşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, söz konusu düzenlemelerin, sözleşme özgürlüğüne, Sermaye Piyasası Kanunu'na ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygunluğunun irdelenmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın "Temel Hak ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmının "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 48. maddesinde, çalışma ve sözleşme hürriyeti düzenlenmiştir. Buna göre, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu, özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu, Devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı belirtilmiş; Anayasa'nın 13. maddesinde de, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile, bankalar tarafından konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kullandırılacak krediler, konut teminatı altında kullandırılacak tüketici kredileri ile ticari gayrimenkul alımı amaçlı kullandırılacak taksitli ticari krediler için bazı sınırlamalar getirilmiş ve sınırlamaya konu krediler için teminat olarak alınan gayrimenkullerin değerlemesinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu veya Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş değerleme şirketlerine yaptırılmasına karar verilmiştir.
12/08/2001 tarih ve 24491 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sermaye Piyasası Mevzuatı Çerçevesinde Değerleme Hizmeti Verecek Şirketlere ve Bu Şirketlerin Kurulca Listeye Alınmalarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 17. maddesinde de, gayrimenkullerin, gayrimenkul projelerinin veya gayrimenkule dayalı hak ve faydaların şirket tarafından değerlemesinin yapılabilmesi için şirket ile müşteri arasında tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen bir değerleme sözleşmesi imzalanmasının zorunlu olduğu belirtilmiş; 18. maddesinde de, değerleme hizmeti karşılığında alınacak ücretin şirket ve müşteri arasında serbestçe belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Buna göre, Bankaların gayrimenkul değerleme hizmeti alabilmeleri için, Sermaye Piyasası Kurulu ya da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından yetkilendirilmiş değerleme şirketleriyle sözleşme yapmaları gerekmektedir. Yapılacak sözleşmenin unsurlarından biri de sözleşmenin bedelidir. Sözleşmedeki bedelin taraflarca serbest olarak belirlenmesi asıldır. Nitekim Tebliğin 18. maddesinde de bu husus vurgulanmıştır. Bedeli kararlaştırma konusundaki anlaşma serbestisi de sözleşme özgürlüğü kapsamında olup anayasal koruma altındadır. Sözleşme serbestisini sınırlayacak nitelikteki bir kuralın ise, yine anayasada tanımlanan sınırlama sebeplerine uygun olarak kanunla konulması gerekmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından, dava konusu Statü'nün iptali istenen 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendine dayanılarak, taraflar arasında imzalanacak olan sözleşmelerde uygulanacak ücret ve masraflara ilişkin esaslar ile 2012 yılı için değerleme raporu asgari birim ücretleri belirlenmiş, bu suretle sözleşmenin aslî unsurlarından olan bedel konusunda sözleşmeye müdahale edilmiştir. Anayasa'nın 135. maddesi, doğrudan asgari ücret belirleme konusunda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına yetki vermemektedir. Zira, anılan maddede idari teşkilat içerisinde yer verilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruşlarının temel amaçları ve işlevleri genel bir çerçevede düzenlenmiştir. 2499 sayılı Kanun'un 40/C ve 40/D maddelerinde söz konusu müdahalenin yapılabilmesine olanak tanıyan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Anılan Kanun'un 40/C maddesinde belirtilen haksız rekabetin önlenmesi amacı da, meslek mensuplarının birbirleriyle olan ilişkilerinde dürüstlük kurallarına uygun davranılmasını sağlamak üzere kurallar getirebilmeyi ifade etmekte olup, Birliğe, doğrudan asgari ücret belirleme yetkisi vermemektedir.
Her ne kadar ülkemizde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının çoğunun asgari ücret belirleme yönünde faaliyetlerinin bulunduğu görülmekte ise de, ilgili kanunlarında (Ör: Avukatlık Kanunu, Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu, Türk Tabipleri Birliği Kanunu, Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun, Noterlik Kanunu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu gibi) bu kuruluşların asgari ücret tarifelerini hazırlamak veya belirlemek konularında açıkça yetkilendirilmiş oldukları görülmektedir. Nitekim, bu hususun uygulamada doğurabileceği sakıncalar gözetilerek, 30/12/2012 tarih ve 28513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 76. maddesinde, "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin ücretlerin tutarlarına ve sınırlarına ilişkin esaslar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğinin görüşü alınarak her yıl Kurul tarafından belirlenir. Kuruluş tarafından belirlenen yıllık asgari ücret tarifesi Resmî Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Bu durumda, Anayasal koruma altındaki sözleşme özgürlüğünün ancak kanunla sınırlanabilmesi mümkün olduğundan, taraflar arasında serbestçe belirlenmesi gereken sözleşmenin bedel unsuruna, yasal dayanağı bulunmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından asgari ücret tarifesi ve alınacak ücret esaslarının belirlenmesi suretiyle müdahale edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından, üyelerinin müşterilerine verdikleri hizmetler karşılığında tahsil edecekleri ücret ve masrafların tutar ve sınırlarına ilişkin esasların belirlenerek asgari ücret tarifesi uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) İPTALİNE;
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine; davalı idareler tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava, 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü"nün 7. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrasının, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inin (2012 yılı tarifesi) iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri oldukları belirtilmiştir.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği" başlıklı 40/D maddesinde, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'ne üye olmak için başvurmak zorunda olduğu, lisans sahibinin, lisans almaya hak kazandığının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde gerekli başvuruyu yapmakla yükümlü olduğu, anılan yükümlülüğe uymayan kimselerin lisansının Kurulca iptal edileceği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin, gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere araştırmalar yapmak, eğitim ve sertifika vermek, Birlik üyelerinin dayanışma ve mesleğin gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik meslek kurallarını ve değerleme standartlarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, kendisine mevzuatla verilen veya Kurulca belirlenen konularda düzenlemeler yapmak, yürütmek, denetlemek, Birlik Statüsünde öngörülen disiplin cezalarını vermek, ilgili konularda üyeleri temsilen ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, mesleki gelişmeleri, idari ve yasal düzenlemeleri izleyerek bu konuda üyeleri aydınlatmakla görevli ve yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan kurallara göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, gerek üyelerinin gerekse de mesleğin onurunu ve disiplinini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu açıktır.
Değerleme uzmanlığı mesleğinin belli bir standart ile meslek onuruna yakışacak asgari bir ücret karşılığı yapılmasını sağlamak için Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin asgari ücret tarifesi belirlenmesi ve buna ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi, Anayasada belirtilen yetkiler ile 2499 sayılı Kanun'da belirtilen amaçlar çerçevesinde, Birliğin görev alanı ile doğrudan ilgili olup, sözleşme özgürlüğünün ya da rekabet kurallarının ihlâline yol açıldığından söz etmeye olanak bulunmadığından, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği "Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar"ın 4. maddesinin 3. fıkrası, 5. ve 6. maddeleri ile Ek'inde (2012 yılı tarifesi) hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!