WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3210 E.  ,  2023/6456 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3210
Karar No : 2023/6456

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurumu (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU:
26/12/2012 tarih ve 28509 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 11. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "ve faaliyet alanları, işletme büyüklükleri, çalışan sayısı ve benzeri ölçütlere göre Kurumca belirlenen işletmelerin" ibaresinin, 13. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin, (m) bendinde geçen "denetim" ibaresinin, ikinci fıkrasında geçen "ve ücretleri" ibaresinin ve dördüncü fıkrasının, 14. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin, (ğ) bendinde geçen "Bağımsız denetim" ibaresinin, (f) bendinde geçen "veya hükmün açıklanması geri bırakılmış" ibaresi ile "milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk" ibaresinin, ikinci fıkrasında geçen "ve ücretleri" ibaresi ile "ve denetçi mührü" ibaresinin ve üçüncü fıkrasının, 15. maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının, 16. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının, altıncı fıkrasında geçen "ücreti" ibaresinin, 21. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde geçen "denetim" ibaresinin, 23. ve 24. maddelerinin, 27. maddesinin ikinci fıkrasının, 28. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen "ve bu sürenin en az iki yılında fiilen denetçi, kıdemli denetçi veya başdenetçi ünvanı ile mevzuatta denetim öngörülen alanlarda denetimlerde bulunmuş olması" ibaresinin, 32., 39., 40., 41., 42., 43. ve 48. maddelerinin, Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin, dördüncü fıkrasının (d) bendinin son cümlesinin, beşinci fıkrasının ve altıncı fıkrasında geçen "ve mührü" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Suç ve cezada kanunilik ilkesinin bireylerin hukukî durumunu kısmen veya tamamen etkileyecek tüm yaptırımlar için geçerli olduğu, bir kimsenin belirli bir alanda çalışmasının süreli ya da süresiz bir şekilde yasaklanması gibi son derece ağır sonuçlar doğuran cezaların ve bu cezaları gerektiren fiillerin, suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca kanunla düzenlenmesi gerektiği, yasal bir belirleme yapılmadan idarenin genel düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulmasının Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Kurum'un, bağımsız denetim kuruluşları ile bağımsız denetçilerin denetim mevzuatına uyup uymadıklarını denetlemekle yükümlü olduğu, bunun için de denetçilerin ve denetim kuruluşlarının hangi kurallara uymaları gerektiğinin önceden belirlenmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu düzenlemelerin Kurum'a verilen yetki çerçevesinde yapıldığı ve bu düzenlemelerde, Kurum tarafından yapılacak denetim ve incelemeler sonucunda, denetim mevzuatına aykırılık oluşturabilecek eylemler ile bu eylemlere öngörülen yaptırımlara yer verildiği, yapılan düzenlemelerin amacının suç tespiti ve ceza uygulaması olmadığı, denetimlerde gerekli güven ve kalitenin sağlanmasını teminen bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşları için etkin bir kamu gözetimi sistemi oluşturmak ve aykırılıklara yaptırım uygulamak olduğu, böylece AB’nin 8 numaralı Şirketler Hukuku Direktifinde öngörülen şeffaflık ilkesine ve kalite güvence sisteminin etkinliği için gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik belirlemelerine de uyum sağlanacağı, idarî yaptırımların idarenin düzenleyici işlemleriyle belirlenmesinin mümkün olduğu, bağımsız denetçi ve denetim kuruluşlarının uymaları gereken yükümlülük, kural ve kaideler ile bunlara aykırılık hâlinde yaptırıma tabi tutulmalarına ilişkin yapılan düzenlemelerde 660 sayılı KHK’ya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ :
İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında belirtilen gerekçelerle Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ :
26/12/2012 tarih ve 28509 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 11. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "ve faaliyet alanları, işletme büyüklükleri, çalışan sayısı ve benzeri ölçütlere göre Kurumca belirlenen işletmelerin" ibaresinin, 13. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin, (m) bendinde geçen "denetim" ibaresinin, ikinci fıkrasında geçen "ve ücretleri" ibaresinin ve dördüncü fıkrasının, 14. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin, (ğ) bendinde geçen "Bağımsız denetim" ibaresinin, (f) bendinde geçen "veya hükmün açıklanması geri bırakılmış" ibaresi ile "milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk" ibaresinin, ikinci fıkrasında geçen "ve ücretleri" ibaresi ile "ve denetçi mührü" ibaresinin ve üçüncü fıkrasının, 15. maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının, 16. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının, altıncı fıkrasında geçen "ücreti" ibaresinin, 21. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde geçen "denetim" ibaresinin, 23. ve 24. maddelerinin, 27. maddesinin ikinci fıkrasının, 28. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen "ve bu sürenin en az iki yılında fiilen denetçi, kıdemli denetçi veya başdenetçi ünvanı ile mevzuatta denetim öngörülen alanlarda denetimlerde bulunmuş olması" ibaresinin, 32., 39., 40., 41., 42., 43. ve 48. maddelerinin, Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin, dördüncü fıkrasının (d) bendinin son cümlesinin, beşinci fıkrasının ve altıncı fıkrasında geçen "ve mührü" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 14/12/2017 tarih ve E:2013/1763, K:2017/3777 sayılı kararının, dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendinin iptaline yönelik hüküm fıkrası, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 30/01/2020 tarih ve E:2018/2111, K:2020/145 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunludur.
Buna göre Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında belirtilen gerekçelerle davanın belirtilen kısım yönünden reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki 14/12/2017 tarih ve E:2013/1763, K:2017/3777 sayılı kararının Yönetmeliğin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendi yönünden iptaline ilişkin kısmının, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 30/01/2020 tarih ve E:2018/2111, K:2020/145 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak işin gereği yeniden görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dosyanın incelenmesinden, Dairemizin 14/12/2017 tarih ve E:2013/1763, K:2017/3777 sayılı kararıyla dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın davacı ve davalı idare tarafından temyiz edildiği, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 30/01/2020 tarih ve E:2018/2111, K:2020/145 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddedildiği, davalı idarenin temyiz isteminin ise,
"Dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 9. fıkrası yönünden; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, uyuşmazlık konusu fıkrada belirtilen hâllerin gerçekleşmesi durumunda, denetim kuruluşu veya denetçinin denetim faaliyetinin durdurulabileceği yönünde yapılan düzenlemede, faaliyetin durdurulacağı sürenin belirsiz olması nedeniyle hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle 43. maddenin 9. fıkrasının iptaline karar verildiği görülmektedir.
Gaiplik, temyiz kudretinin yitirilmesi, kısıtlılık ve denetçinin fiil ehliyetini yitirmesi veya denetim kuruluşunun faaliyetinin fiilen veya kayden sona ermesi veya hakkında mahkeme tarafından bir tedbir kararı verilmiş olması gibi uyuşmazlık konusu düzenlemede sayılan durumların denetim faaliyetinin devamına imkân vermeyeceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ayrıca, bu hâllerin ortaya çıkması durumunda, davalı idare tarafından söz konusu hâllerin ne kadar süreyle devam edeceğinin bilinmesi de mümkün değildir.
Düzenlemenin lafzı ve getiriliş amacı birlikte değerlendirildiğinde, faaliyetin durdurulmasına sebep olan hâlin ortadan kalkacağı süreyle sınırlı olarak faaliyetin durdurulacağı anlaşılmakta olup, 43. maddenin 9. fıkrasının (a) bendinde bu hâliyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 43. maddesinin 9. fıkrasının (b) bendinde, denetim kuruluşunun veya denetçinin faaliyete devam etmesinin telafisi zor ve imkânsız zararlara yol açacağı ihtimalinin bulunması hâlinde de faaliyetin durdurulabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte faaliyet izninin ne kadar süreyle durdurulacağı hususunda makul bir süre getirilip gerekirse uzatma yoluna gitmek şeklinde bir belirleme yapılmadığından, düzenlemede hukukî güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendinin iptaline yönelik kısmında hukuka uyarlık, (b) bendinin iptaline yönelik kısmında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle kısmen kabul edilerek, Dairemiz kararının, Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendinin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun, idarî dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdarî ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdarî ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak, İdarî Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendi yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 43. maddesinin 9. fıkrasının (a) bendi yönünden de DAVANIN REDDİNE,
2. Dava kısmen ret, kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan …TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına; davalı idare tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan …-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına;
3. Dairemizin 14/12/2017 tarih ve E:2013/1763, K:2017/3777 sayılı kararında davacı ve davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedildiğinden, yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere,
28/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.