Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2845 E. , 2025/352 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/2845
Karar No:2025/352
TEMYİZ EDEN (DAVALI) ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Doğal Gaz Dağıtım A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Doğal gaz dağıtım lisansı sahibi davacı şirket tarafından, 2012-2016 yılları arası döneme ilişkin perakende satış tarifesinin belirlenmesi amacıyla alınmış olan... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile değişik ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının revize edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının revize edilmesinin yerinde olup olmadığı, davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece dikkate alınıp alınmadığı, tüketim miktarlarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, Bandırma II santralinin tüketim öngörüsünün usulüne uygun olarak belirlenip belirlenmediği, dava konusu Kurul kararı ile belirlenen yatırım tavanlarının yerinde olup olup olmadığı hususlarının tespiti için Mahkemelerinin 27/04/2017 tarihli ara kararı gereğince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 29/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda, naip üye tarafından yöneltilen görevlendirmeye esas sorudan ayrılarak çeşitli hukuki değerlendirmelerde bulunulmak suretiyle uyuşmazlık hakkında hukuki mahiyette görüşe yer verildiğinin, yeterli bilimsel ve teknik incelemeye yer verilmeksizin tarafların beyanlarından hareketle kanaat bildirildiğinin ve naip üye tarafından yöneltilen sorunun tam ve net olarak açıklığa kavuşturulmadığının anlaşılması üzerine anılan rapora mevcut haliyle itibar edilmediği ve Mahkemelerinin 02/05/2018 tarihli ara kararı ile bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verildiği, akabinde bilirkişiler tarafından düzenlenen 10/12/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; ''... ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının revize edilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınırken davacı şirket tarafından bildirilen işletme giderlerinin tam olarak dikkate alınmadığı, EPDK tarafından 2016 yılı için Bandırma I santraline yönelik olarak belirlenen 1.060.000.000 metreküplük tüketim öngörüsünün hem BOTAŞ ile Enerjisa arasında imzalanan sözleşme ile belirlenen 718.000.000 metreküplük tüketim öngörüsünden hem de Enerjisanın belirlediği 850.020.000 metreküplük kendi tüketim öngörüsünden çok daha yüksek olduğu, bu çerçevede kurumca davacı şirketin anılan tüketim öngörüsünü revize etme talebinin değerlendirilmediği, ayrıca EPDK tarafından Bandırma I santrali için 1.060.000.000 metreküp tüketim öngörüsü belirlenmesine rağmen Enerjisa tarafından Bandırma II santrali için 304.600.000 metreküp tüketim öngörüsü belirlendiği, 2016 yılı için Bandırma I ve Bandırma II santralleri için EPDK, BOTAŞ, ve Enerjisa tarafından belirlenen tüketim öngörüleri karşılaştırıldığında idarece 2016 yılı için belirlenen tüketim öngörüsünün gerçeği yansıtmadığı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınırken BOTAŞ ile Enerjisa arasında imzalanan sözleşmelerdeki tükem miktarlarının, tüketicinin yazılı olarak bildirdiği güncel tüketim öngörülerinin ve davacı şirketin bildirdiği tüketim öngörülerinin dikkate alınmadığı, böylelikle tüketim miktarlarının doğru hesaplanmadığı, ayrıca davacı şirket tarafından bildirilen yatırımlardan 4.167.172-TL'lik ilave yatırımın idarece tarifeye yansıtılmadığının belirlendiği, yatırım tavanının doğru olmadığı ...'' şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği, ek bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği ve davalı idare tarafından ek bilirkişi raporuna yapılan itirazların yerinde görülmediği, yeterli tespit ve değerlendirmelere yer verildiği anlaşılan ek bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu,
Bu durumda, dava konusu Kurul kararı alınırken, davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece tam olarak dikkate alınmadığı, tüketim miktarlarının doğru hesaplanmadığı, Bandırma II santralinin tüketim öngörüsünün usulüne uygun olarak belirlenmediği, ayrıca belirlenen yatırım tavanlarının da doğru hesaplanmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, harçtan muaf oldukları, bilirkişi heyeti ve bilirkişi raporuna yönelik itirazları dikkate alınmadan karar verildiği, ilgili mevzuat ve metodoloji gereği dağıtım şirketlerinin kendilerine bildirdiği işletme giderlerinin doğrudan dikkate alınmasının mümkün olmadığı, dağıtım şirketlerinin talep ettiği işletme giderlerinin analiz edildiği ve bunun sonucunda ortaya çıkan verilerin kabul edildiği, davacının talep ettiği işletme giderinin de detaylı ve gerekçeli bir biçimde analize tabi tutulduğu, tüketim tahminine ilişkin olarak dosyaya sunmuş oldukları belgelerin dikkate alınmadığı, dikkate alınan tüketim verisinin davacı tarafından Kuruma sunulan veri olduğu, söz konusu verinin revize aşamasında değiştirilmemesinin ise ... tarih ve ...sayılı Kurul kararı gereği olduğu, yatırım tavanıyla ilgili hesaplamanın 22/12/2011 tarih ve 3580 sayılı Kurul kararının 7. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yapıldığı, yatırım tavanınına ilişkin benzer nitelikteki Kurul kararlarına karşı açılan davalarda davanın reddine karar verildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, bilirkişilere yönelik iddiaların yerinde olmadığı, tüketim verilerine ilişkin yazının dava konusu Kurul kararının alınması aşamasında değil dava konusu edilmeyen... tarih ve ... sayılı Kurul kararı öncesinde davalı idareye sunulduğu, devam eden süreçte tüketim verilerinin revize edilmesi ihtiyacının ortaya çıktığı, davalı idarece dikkate alınan tüketim verileri nedeniyle zarara uğranıldığı, %10'u aşmayan sapmaların revize edilmemesine ilişkin Kurul kararının hukuka aykırı olduğu, işletme gideri ve yatırım tavanına ilişkin iddiaların yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
1-) Davacı, Bandırma şehri için yapılan ihale sonucunda ... tarih ve ... sayılı dağıtım lisansı ile doğal gaz dağıtım faaliyeti yürütmeye hak kazanmıştır.
2-) İhale sonrasındaki ilk sekiz yıllık döneme ilişkin gelirler ihale sözleşmesi kapsamında belirlenmiş, sekiz yıllık dönemin sona ermesiyle birlikte 22/12/2011 tarih ve 3580 sayılı Kurul kararı ile kabul edilen Doğal Gaz Dağıtım Şirketleri İçin Tarife Hesaplama Usul ve Esasları (Metodoloji) çerçevesinde gerekli çalışmalar yapılarak davacı tarafından 2012-2016 yılları arasında uygulanacak olan perakende satış tarifeleri ...tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile belirlenmiştir. Daha sonra dağıtım bölgesinin genişlemesi ve büyük tüketim hacmine sahip Bandırma I santralinin şirketin dağıtım bölgesine alınması nedeniyle tarife ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile revize edilmiştir.
3-) Davacı şirketin dağıtım bölgesinin Bandırma ilçesi belediye sınırlarını kapsayacak şekilde genişlemesi sonucunda dağıtım bölgesine dahil olan Bandırma II santralinin 2016 yılı itibarıyla devreye alınacak olması nedeniyle perakende satış tarifesinin yeniden revize edilmesi ihtiyacının ortaya çıktığından bahisle ikinci kez tarife revize çalışmalarına başlanmıştır. Bu kapsamda, ilgili taraflardan gerekli bilgi ve belgeler temin edilmiş, yapılan çalışmalar neticesinde dava konusu Kurul kararı ile davacı şirketin ilave yatırım ve işletme gideri talebi kısmen kabul edilerek sistem kullanım bedellerinin güncellenmesi suretiyle perakende satış tarifesi revize edilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğal gaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır."; "Doğal gaz piyasa faaliyetleri" başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinde, "... Kurum, mülkiyet sahibi dağıtım şirketinin dağıtım faaliyetlerini yönlendirir, denetler, izler ve gerektiğinde bu hizmetleri, masrafları dağıtım şirketine ait olmak üzere, bu Kanuna tabi sertifika sahibi gerçek ve tüzel kişilerden satın alabilir. ..."; "Tarifeler" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı alt bendinde, " ... Perakende Satış Tarifesi: Dağıtım şirketleri en ucuz kaynaktan gaz temin ettiklerini, verimli ve güvenli işletmecilik yaptıklarını ispat etmek zorunda olup, lisans süresi içerisinde de bu yükümlülüğe uymak zorundadır. Dağıtım şirketinin birim gaz alım fiyatı, birim hizmet bedeli, amortisman bedelleri ve diğer faktörlerden meydana gelecek olan perakende satış fiyatları ve tarife esasları Kurumca belirlenir. Belirlenen perakende satış fiyatının dışında tüketicilerden herhangi bir ad altında ücret talep edilemez. Perakende satış tarifeleri enflasyon ve diğer hususlar göz önüne alınarak, dağıtım şirketlerinin Kuruma başvurması halinde yeniden tespit edilebilir. Kurum bu fiyatların tespitinde hizmet maliyeti, yatırıma imkan sağlayacak makul ölçüde karlılık ve piyasada cari olan doğal gaz alış fiyatlarını ve benzeri durumları dikkate alır. Kurulun onayladığı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. ... Bu maddede belirtilen esaslar doğrultusunda Kurum, bütün tarife türleri için tarifeler yönetmeliği hazırlar. Bu yönetmelik çerçevesinde, ilgili tüzel kişilerce tarife önerileri hazırlanır ve Kuruma sunulur. Kurum ilgili tüzel kişilerin mali verileri ve tarife önerileri ile piyasa verilerinden hareketle tarifeleri belirler. İlgili tüzel kişiler, Kurul tarafından onaylanan tarifeleri uygular. Tarife esasları ve limitleri Kurumca enflasyon ve diğer hususlar göz önüne alınarak yeniden ayarlanabilir. ... " kurallarına yer verilmiştir.
26/09 2002 tarih ve 24888 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Doğal Gaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin "Tarife başvurusu ve onay" başlıklı 9. maddesinde "Bu Yönetmelik kapsamındaki tarifeler Kurul onayına tabidir. Kurulun onayladığı tarifelerin hüküm ve şartları, tarifelerin geçerli olacağı süre olan tarife dönemi boyunca bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. ... Kurum ilgili tüzel kişilerin mali verileri ve tarife önerileri ile piyasa verilerinden hareketle tarifeleri belirler ve Kurul onayına sunar. Onaylanan tarifeler Kurul tarafından belirlenen yeni tarife dönemi boyunca ilgili tüzel kişiler tarafından uygulanır. Tarife esasları ve limitleri Kurumca enflasyon ve diğer hususlar göz önüne alınarak tarife dönemi içerisinde yeniden ayarlanabilir. ..." kurallarına yer verilmiştir.
22/12/2011 tarih ve 3580 sayılı Kurul kararı ile kabul edilerek 31/12/2011 tarih ve 28159 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Doğal Gaz Dağıtım Şirketleri İçin Tarife Hesaplama Usul ve Esasları'nın (Metodoloji) "Tanımlar" "başlıklı 3. Maddesinde " ... c) Baz Yıl Varlık Tabanı: Kurul tarafından her bir dağıtım şirketi için belli bir tarih itibarıyla o tarihten önceki dönemde gerçekleşen yatırımlar kapsamında belirlenen tarifeye esas toplam net yatırım tutarını, ... e) Düzenlenmiş İşletme Giderleri: Dağıtım faaliyeti ile ilgili olan ve bu düzenlemenin 12 nci maddesi kapsamında belirlenen işletme giderlerini, ... ifade eder"; "Yapılması Öngörülen Şebeke Yatırım Tutarı" başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında, "... Dağıtım şirketinin Tarife Uygulama Dönemi içerisinde işbu maddenin 1 inci ve 2 nci fıkrası kapsamında belirlenmiş olan şebeke yatırım tutarının üzerinde bir yatırım talebinde bulunması ve bu tutarın Kurul Kararı ile onaylanması durumunda, söz konusu ilave yatırım tutarı takip eden Tarife Uygulama Dönemi varlık tabanı hesaplamalarında dikkate alınır. Ancak bu dönemde oluşan itfa ve getiri tutarı dikkate alınmaz. ..."; "Düzenlenmiş İşletme Giderleri" başlıklı 12. maddesinde "Düzenlenmiş İşletme Giderleri, şirketin faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli harcamaların toplamından oluşur. Dağıtım faaliyeti kapsamında katlanılması zorunlu olmayan işletme giderleri tarife hesaplamalarında dikkate alınmaz. Düzenlenmiş İşletme Giderlerinde önceki yıllara göre makul olmayan artışlar dikkate alınmaz. Düzenlenmiş İşletme Giderlerinin belirlenmesinde etkinlik ve verimliliği dikkate alacak düzeltmeler yapılır. Düzenlenmiş İşletme Giderlerinin hesaplanmasında her bir Tarife Yılı için belirlenen Verimlilik Faktörü kullanılır. ..."; 22. Maddesinde ise, "Dağıtım şirketleri perakende satış tarifelerinin belirlenmesinde kullanılan faktörlerde (tüketim miktarı ve benzeri) önemli değişiklikler meydana gelmesi halinde tarifelerinde revizyon talebi ile Kuruma başvurabilir." kuralları yer almıştır.
... tarih ve... sayılı Kurul kararında ise "Doğal gaz dağıtım şirketlerinin perakende satış tarifelerinin düzenlenmesinde esas alınan kademeler bazında tüketim miktarları tahmini kapsamında oluşması öngörülmüş toplam gelir ile kademe bazında gerçekleşen tüketim miktarları kapsamında oluşan toplam gelirin pozitif veya negatif yönde %10 ve üzeri sapma göstermesi halinde, içinde bulunulan tarife uygulama döneminin kalan süresine ilişkin tüketim tahminlerinin gözden geçirilerek tarife revizyonu yapılmasına, bu revizyonun geçmiş döneme ilişkin düzeltme niteliğinde olmamasına ve belirlenen sapma yüzdesini aşmayan sapma oranları gerçekleştiğinde tarife revizyonu yapılmamasına" karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiş; anılan maddenin gerekçesinde, bilirkişinin raporunu mahkemece belirlenen sınırlar dahilinde tümüyle maddi vakıalara hasrederek kendisine yöneltilen somut soruları bilimsel dayanaklarını açık ve anlaşılır biçimde göstermek ve eksiksiz olarak cevaplandırmak suretiyle hazırlaması ve ayrıca raporunu kaleme alırken özel ve teknik bilgi bağlamında uzman kimliği bulunmayan hakimin ve tarafların anlayabileceği kavramları ve terimleri kullanmaya özen göstermesi gerektiği vurgulanmış; 281. maddesinde, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise, hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan düzenlemelerden, davalı idarenin perakende satış tarifeleri ile dağıtım şirketinin birim gaz alım fiyatı, birim hizmet bedeli, amortisman bedelleri ve diğer faktörlerden meydana gelecek olan perakende satış fiyatları ve tarife esaslarını belirlemeye yetkili olduğu, tarife esasları ve limitlerinin enflasyon ve diğer hususlar göz önüne alınarak yeniden belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, doğal gaz dağıtım lisansı sahibi davacı şirketin ihale sonrasındaki ilk sekiz yıllık döneme ilişkin gelirlerinin ihale sözleşmesi kapsamında belirlendiği, sekiz yıllık dönemin sona ermesiyle birlikte Metodoloji çerçevesinde gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla davacı tarafından 2012-2016 yılları arasında uygulanacak olan perakende satış tarifelerinin belirlendiği, daha sonra dağıtım bölgesinin genişlemesi ve büyük tüketim hacmine sahip Bandırma I santralinin şirketin dağıtım bölgesine alınması nedeniyle 04/06/2015 tarih ve 5624 sayılı Kurul kararıyla ilave işletme giderleri ve yatırımlar ile yeni kapsama alınan tesisin tüketim öngörüleri dikkate alınarak 4277 sayılı Kurul kararının revize edildiği, devam eden süreçte davacı şirketin dağıtım bölgesinin Bandırma ilçesi belediye sınırlarını kapsayacak şekilde genişlemesi sonucunda dağıtım bölgesine dahil olan Bandırma II tesininin devreye girmesi nedeniyle perakende satış tarifesinin yeniden revize edilmesi ihtiyacının ortaya çıktığından bahisle ikinci kez tarife revize çalışmalarına başlandığı, bu kapsamda, davalı idarenin... tarih ve ... sayılı yazısı ile Bandırma II tesisine ilişkin olarak oluşması öngörülen ilave işletme giderleri, 2015 yılı tüketim gerçekleşmeleri ile 2016 yılı tüketim öngörüleri ve yapılması planlanan yatırım tutarlarının sunulmasının istenildiği, ayrıca... tarih ve ... sayılı yazıyla Bandırma II tesisinin sahibi olan şirketten 2016 yılı verileri ile doğal gaz alım sözleşmelerinin sunulmasının istenildiği, söz konusu yazılara istinaden davacı ve Bandırma II tesisinin sahibi olan ... Enerji Üretim A.Ş. (...) tarafından gerekli bilgi ve belgelerin sunulduğu, tarife çalışmaları sırasında gerekli görülen ek bir takım bilgi ve belge ile açıklamanın da davalı idareye sunulması sonrasında revize çalışmaları tamamlanarak dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu işlem ile davacı şirketin ilave yatırım ve işletme gideri talebinin kısmen kabul edildiği ve 5624 sayılı Kurul kararında yer alan 2016 yılı tüketim öngörüsüne Bandırma II tesisinin tüketim öngörüsünün eklenmesi suretiyle sistem kullanım bedellerinin yeniden belirlendiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Kurul kararı ile temelde üç veri esas alınarak tarifede yer alan sistem kullanım bedelleri revize edilmiştir. Bu veriler Bandırma II tesisi için öngörülen ilave işletme giderleri, ilave yatırımlar ve anılan tesisin 2016 yılı tüketim tahmininden oluşmakta olup, söz konusu verilere ilişkin olarak davacı ve Enerjisa'nın sunmuş olduğu bilgi ve belgeler ilgili mevzuat çerçevesinde davalı idarece inceleme ve analize tabi tutulmuş, sonrasında kabul edilen işletme giderleri ile ilave yatırımların önceki Kurul kararı ile belirlenen gelir gereksinimine eklenmesiyle ortaya çıkan güncel gelir gereksiniminin Bandırma II tesisinin tüketim verileri dikkat alınarak belirlenen güncel tahmini tüketim miktarlarına bölünmesi sonucunda yeni sistem kullanım bedelleri hesaplanmış ve bu suretle tarife revize edilmiştir.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar da esas itibarıyla söz konusu üç temel verinin hatalı biçimde değerlendirilmesi nedeniyle sistem kullanım bedelinin hatalı biçimde hesaplandığı, hatalı hesaplanan sistem kullanım bedeli nedeniyle gelir kaybına ve buna bağlı olarak zarara uğradıkları yönündedir.
İdare Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bu kapsamda üniversitelerin Ticaret Hukuku, Muhasebe ve Makine Mühendisliği bölümlerinde görev yapan üç bilirkişiden oluşan heyet tarafından (Makine Mühendisliği bölümünde görev yapan bilirkişi 05/07/2017 tarihli dilekçesiyle davanın konusunun uzmanı olmadığı bir alana ilişkin olması nedeniyle bilirkişilik görevinden çekilme talebinde bulunmuş ise de bu talep Mahkemece dikkate alınmamıştır.) "... tarih ve ... sayılı Kurul kararının revize edilmesinin yerinde olup olmadığı, davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece dikkate alınıp alınmadığı, tüketim miktarlarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, söz konusu santralin tüketim öngörüsünün usulüne uygun olarak belirlenip belirlenmediği, dava konusu Kurul kararı ile belirlenen yatırım tavanlarının yerinde olup olmadığı" hususunda bilirkişi raporu hazırlanmasının istenildiği, bilirkişiler tarafından hazırlanan 29/12/2017 havale tarihli raporda "hukuki değerlendirmelerde bulunularak uyuşmazlık hakkında hukuki mahiyette görüşe yer verildiği, yeterli bilimsel ve teknik incelemeye yer verilmeksizin tarafların beyanlarından hareketle kanaat bildirildiği, naip üye tarafından yöneltilen sorunun tam ve net olarak açıklığa kavuşturulmadığı" gerekçesiyle aynı hususlara ilişkin olarak ek rapor alınmasına karar verildiği, 10/12/2018 havale tarihli ek rapor ile davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece dikkate alınmadığı, tüketim öngörülerinin dikkate alınmadığı ve tüketim miktarlarının doğru hesaplanmadığı, ayrıca yatırım tavanlarının yerinde olmadığı yönünde görüş bildirildiği, İdare Mahkemesince söz konusu rapordaki görüş ve değerlendirmeler aynen kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine davalı idarece temyiz başvurusunda bulunulduğu görülmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişi incelemesine ilişkin düzenlemelerine göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlendirilecek konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunlu olup bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi halinde, bilirkişilerce hazırlanan raporların, olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, kural olarak bilirkişi raporunun hakimi bağlamayacağı ve hakimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Hukuki konular, anlaşılabilmesi için hakimin bilemeyeceği özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulan konular değildir. Bilirkişi, davadaki hukuki meselede değil, maddi meselede görüşüne başvurulan kişidir. Bu bağlamda, özel bilgi; hukuk bilimi dışında belirli bir bilim dalında ortaya konulan sonuçlara ilişkin bilgiyi ifade etmekte iken, teknik bilgi; fizik, kimya, matematik gibi pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya elverişli bilgi olarak tanımlanmaktadır. (Atalay, O., Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 1922)
Bilirkişi heyeti, mahkeme tarafından kendisine yöneltilen sorulara cevap oluşturacak nitelikte ve görüşüne başvurulan hususu tam olarak açıklayıcı mahiyette bir rapor vermelidir. Somut duruma uygun olmayan ya da somut durum karşısında yetersiz kalan beyanlar, bilirkişi raporu olarak kabul edilmemelidir (ATALAY Oğuz, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1940-1941).
Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular dışında özel veya teknik bilgiyi içeren uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye başvurulması adil yargılanma hakkının gereği olarak değerlendirilmelidir. Çünkü hakim, bir delil değerlendirme vasıtası olan bilirkişi incelemesinden de yararlanarak önüne gelen sorunu çözerek adaletin gerçekleşmesini temin etmektedir. Bununla birlikte hukuk kurallarını re'sen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak zaten hakimin işidir. (AYM Kararı, E:2017/20, K:2018/75, T:05/07/2018, § 41)
6754 sayılı Kanun'un gerekçesinde de açıklandığı üzere, hukuki sorunları hakimin mesleki bilgi ve deneyimleriyle çözmesi gerektiğinden, bu sorunların en yetkin kişisi hakim olup Anayasa’nın 138. maddesinde de hukuka uygun olarak hüküm verme yetkisi hakime tanınmıştır. Ayrıca 6754 sayılı Kanun’un ilgili madde gerekçesinde, düzenlemenin amacının hakime verilen mutlak yargı yetkisinin -bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa- bir başkasına devrini önlemek olduğu, hukuk kurallarını resen araştırmak, yorumlamak ve uygulamak hakimin görevi kapsamında kaldığından, uyuşmazlık hakkında bir de bilirkişi atanmasının gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebebiyet vereceği, salt hukuki konularda bilirkişiye ihtiyaç bulunmadığı belirtilmiştir. (AYM Kararı, E:2017/20, K:2018/75, T:05/07/2018, § 36).
Dava konusu işlem ile Bandırma II tesisine ilişkin ilave işletme giderleri, ilave yatırımlar ve 2016 yılı tüketim tahmininin dikkate alınması suretiyle tarifenin revize edildiği, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde davalı idare tarafından tarife revize çalışmalarında söz konusu üç veriye ilişkin tespit ve değerlendirmelerin hukuka aykırı bir biçimde yapıldığı yönünde görüş bildirildiği, İdare Mahkemesince söz konusu rapordaki görüşlerin aynen benimseyerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği göz önüne alındığında, dava konusu işlemin hukuka uygunluk incelemesi yapılırken; İdare Mahkemesince bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi nedeniyle hükme esas alınan raporun bilirkişi incelemesine ilişkin olarak aktarılan prensiplere uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı, bilirkişilere sorulan soruların hakimin hukuk bilgisiyle aydınlatılabilecek mahiyette olup olmadığı, somut uyuşmazlığa özgü hususlar ve davacının iddiaları çerçevesinde bilirkişi incelemesine ihtiyaç olup olmadığı, uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirip gerektirmediği, bu kapsamda raporda yer alan tespitlerin hükme esas alınabilecek nitelikte olup olmadığı hususlarının raporda yer alan inceleme başlıkları da dikkate alınarak ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, davacı tarafından dava konusu işleme karşı 06/06/2016 tarihinde itirazda bulunulması üzerine itirazın 30/06/2016 tarih ve 6372 sayılı Kurul kararı ile reddedildiği, söz konusu işleme karşı açılan davaya ilişkin dosyanın Dairemizin E:2020/2852 sayılı esasına kayıtlı olduğu, anılan itiraz kapsamında davacının iddialarının değerlendirilmesine yönelik ayrı bir rapor düzenlendiği görüldüğünden, iş bu dosyadaki inceleme anılan dosyada yer alan bilgi ve belgeler de dikkate alınarak yapılmıştır.
a) İşletme giderleri yönünden;
Doğal gaz dağıtım şirketlerinin perakende satış tarifeleri kapsamında talep ettiği işletme giderleri davalı idare tarafından ilgili mevzuat gereğince analize tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda talep edilen işletme giderleri dağıtım şirketlerinin verimli ve güvenli işletmecilik yapıp yapmadığı hususları çerçevesinde incelenmekte, gerçek hizmet maliyetlerinin belirlenmesi ve şirketin mali verileriyle yetinmeyerek diğer piyasa verilerinin de dikkate alınması suretiyle tarifelere esas işletme giderleri düzenlenmektedir. İşletme giderlerine ilişkin verilerin analize tabi tutulması doğal gaz piyasası perakende satış tarifelerine ilişkin Dairemiz içtihatlarıyla da kabul edilmekte olup aksi bir yorum dağıtım şirketlerinin talep ettiği tüm işletme giderlerinin kabul edilmesine bağlı olarak işletme giderlerinin verimlilik işletmecilik ilkesine uygun olarak öngörülmesine engel olabilecek, ayrıca doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması amacına da aykırılık teşkil edebilecektir.
Davacı şirket tarafından tarife revize çalışmaları kapsamında davalı idareye sunulan 26/01/2016 tarihli yazıda Bandırma II tesisinin dağıtım bölgesine dahil edilmesi sonucunda oluşacak ilave işletme giderinin 842.080,00-TL olduğu belirtilmiştir. Davalı idare tarafından yapılan analiz sonucunda talep edilen işletme giderlerinin 378.028,00-TL'lik kısmı kabul edilmiştir.
Mahkeme tarafından bilirkişiden, "davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece dikkate alınıp alınmadığı" hususuna yönelik görüş talep edildiği, bilirkişi raporunda ise, somut uyuşmazlıkla ve bilirkişiye sorulan soruyla ilgisi olmayan gerçekleşme değerlerine de yer verilerek "davacı şirketin bildirmiş olduğu işletme giderlerinin davalı idarece dikkate alınmadığı" yönünde değerlendirme yapıldığı, bilirkişiye sorulan sorunun özel ve teknik bilgiye ilişkin olmadığı buna bağlı olarak bilirkişi tarafından hukuki tespitlerde bulunulduğu, dava konusu işlem ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlem kapsamında davalı idarece yapılan inceleme sonucunda ortaya konulan veriler de dikkate alınarak işletme giderlerinin analize tabi tutulup tutulamayacağı ve yapılan analizin mevzuata uygun olup olmadığı hususlarının hakimin hukuk bilgisiyle aydınlatılabilecek mahiyette olduğu, somut uyuşmazlığa özgü hususlar ve davacının iddiaları çerçevesinde özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği, hakim tarafından yargı yetkisi çerçevesinde karara bağlanabilecek söz konusu hususlar hakkında bilirkişi görüşüne ihtiyaç olmadığı, belirtilen nedenlerle bilirkişi raporunun ilave işletme giderlerine ilişkin kısmının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın esasına gelince, davacı tarafından 842.080,00-TL tutarında ilave işletme gideri talep edildiği, söz konusu talep içerisinde yer alan dışarıdan sağlanan hizmet giderleri ile haberleşme giderleri kalemlerinin tamamının personel ücret ve giderlerinin ise büyük bir kısmının doğrudan kabul edildiği, kabul edilmeyen giderlerin önemli bir kısmının Bandırma II tesisine ilişkin giderlere ilişkin olarak Bandırma I tesisine ilişkin daha önceki Kurul kararıyla yapılan analiz sonucu kabul edilen giderlerin esas alınması ve söz konusu tesis ile ortak harcamaların yapılacağının kabul edilmesinden kaynaklandığı, ayrıca talep edilen giderlerin bir kısmının Bandırma II tesinini tüketim öngörüsüne göre güncellendiği ve davacının işletme gideri için yaptığı tüketim öngörüsünün tarife kapsamındaki tüketim tahmini öngörüsünden yüksek olmasına bağlı olarak talep edilen tutarın düşürüldüğü, sonuç olarak davalı idarece detaylı bir inceleme neticesinde işletme gideri analizi yapıldığı, davacının benzer nitelikteki tesislerine ilişkin veriler ile tarife kapsamında sunmuş olduğu diğer verilerin de karşılaştırmalı olarak incelenmek suretiyle dikkate alındığı, bu bakımdan işletme gideri analizinde ve buna bağlı olarak tarifede dikkate alınan işletme gideri tutarlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, davacı tarafından özellikle asgari ücretteki öngörülmeyen artış nedeniyle tarife revizesi öncesindeki Kurul kararları ile idarece kabul edilen işletme giderlerinin üzerinde bir işletme giderinin ortaya çıktığı ve bu nedenle zarara uğranıldığı iddia olunmakta ise de, dava konusu Kurul kararının Bandırma II tesisinin devreye girişi nedeniyle yapılan revize ile sınırlı olduğu ve söz konusu iddianın dava konusu Kurul kararı kapsamında ele alınmasının mümkün olmadığı, kaldı ki, dağıtım şirketleri için tarife hesaplamalarında öngörülen işletme giderlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmadığı, teşvik esaslı bir yöntem olan Fiyat Tavanı yönteminde, dağıtım şirketlerinin tarife hesaplamalarında dikkate alınan işletme giderlerinden tasarruf edebilmesi halinde ilave bir kazanım elde ettiği, tersi durumda ise ilgili dönemde işletme giderleri açısından zarar ettiği, dağıtım şirketleri tarifelerinde öngörülen işletme giderlerinin bir şekilde artış önlü revize edilebileceğinin kabulünün teşvik esaslı tarife yönteminden beklenen faydayı anlamsızlaştıracağı, ayrıca, 3942 sayılı Kurul Kararının 7. maddesi ile şirketlerin işletme gideri projeksiyonlarının belirlenmesinde baz alınan işletme giderleri içinde bulunmayan veya sonraki dönemde ortaya çıkacak olan gider kalemleri için verimlilik uygulanmış işletme giderlerinin %15'i oranında ilave işletme gideri öngörüldüğü, bu çerçevede, davacının 2016 yılında gerçekleşen %30'luk asgari ücret artışı sebebiyle ilave işletme gideri talebinin bu uygulama dönemi için %15'lik ilave işletme gideri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, asgari ücretten kaynaklanan ilave maliyetlerin tüm dağıtım şirketlerini kapsayacak şekilde ikinci uygulama dönemi çalışmaları kapsamında değerlendirileceği, Kurulun belirlediği işletme giderlerinin üzerinde bir giderin ortaya çıkmasının her durumda işletme giderlerinin hatalı belirlendiği anlamına da gelmeyeceği göz önüne alındığında davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin davacının talep ettiği işletme giderlerinin analiz edilmesi sonucunda tespit edilen işletme gideri tutarı dikkate alınarak revize edilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
b) Tüketim tahmini yönünden;
Davalı idarenin 11/11/2015 tarih ve 55455 sayılı yazısı ile devir alınacak müşteriye ait 2015 yılı tüketim gerçekleşmeleri ile 2016 yılı tüketim öngörülerinin sunulması istenilmiş, davacı şirket tarafından tarife revize çalışmaları kapsamında davalı idareye sunulan 26/01/2016 tarihli yazıda Bandırma II tesisine ilişkin olarak Enerjisa tarafından 405.730.000 m³/yıl öngörüde bulunulduğu belirtilmiş, davalı idarenin 11/11/2015 tarih ve 55456 sayılı yazıyla Bandırma II tesisinin sahibi olan şirketten 2016 yılı verileri ile doğal gaz alım sözleşmelerinin istenilmesi üzerine Enerjisa tarafından davalı idareye sunulan 12/01/2016 tarihli yazıda Bandırma II tesisinin 2016 yılı tüketim öngörüsü 405.730.000 m³/yıl olarak belirtilmiş, söz konusu miktar Enerjisa'nın davalı idareye sunduğu 11/03/2016 tarihli yazıda 428.244.932 m³/yıl olarak güncellenmiştir. Diğer yandan Enerjisa'nın 30/12/2015 tarihinde davalı idareye sunmuş olduğu 2016 yılı doğal gaz alım satım sözleşmesinde Bandırma II tesisi için 2016 yılında BOTAŞ'tan alınması öngörülen gaz miktarının 304.600.000 m³/yıl olarak belirlendiği, davacı ile BOTAŞ arasında imzalanan 30/03/2016 tarihli sözleşmede de Bandırma II tesisi için aynı miktara yer verildiği, davalı idare tarafından Bandırma II tesisine ilişkin 2016 yılı tüketim miktarının 304.600.000 m³/yıl olarak kabul edildiği ve tarife çalışmalarında söz konusu miktarın esas alındığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle dava konusu işlemin Bandırma II tesisinin davacı şirketin dağıtım bölgesine dahil olması nedeniyle yapılan revize çalışmasına ilişkin olduğu hususunu belirtmek gerekmektedir. Zira davalı idarece yapılan revize çalışmasında 5624 sayılı Kurul kararına esas tüketim tahminine Bandırma II tesisine ilişkin 2016 yılı için kabul edilen tüketim miktarı olan 304.600.000 m³/yıl'ın eklenmesi sonucu bulunan nihai tüketim miktarı dikkate alınmıştır. Ayrıca 2015 yılına ilişkin tüketim gerçekleşmelerine yönelik olarak ... tarih ve ...sayılı Kurul kararı kapsamında inceleme yapılarak şirketin öngörülen gelirinde geçmiş dönem tüketim miktarları kapsamında bir sapma bulunup bulunmadığı incelenmiş, oluşan sapmanın anılan Kurul kararında yer alan sapma oranının altında kalması nedeniyle Bandırma I tesisinin tüketim öngörülerinde değişiklik yapılmamış, sadece Bandırma II tesisin tüketim öngörüsü eklenmiştir.
Yapılan açıklamalar uyarınca, dava konusu işlemin tüketim tahminine ilişkin kısımlarına yönelik hukuki değerlendirmenin Bandırma II tesisinin tüketim öngörüsünün hukuka uygun olarak belirlenip belirlenmediği ve 2015 yılı gerçekleşmelerine bağlı olarak ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı kapsamında Bandırma I tesisinin tüketim öngörülerinde revize yapılmasının gerekip gerekmediği çerçevesinde yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından bilirkişiden, "tüketim miktarlarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, söz konusu santralin tüketim öngörüsünün usulüne uygun olarak belirlenip belirlenmediği" hususuna yönelik görüş talep edildiği, bilirkişi raporunda ise, davacının sunmuş olduğu ve kısmi döneme ait bir takım veriler doğru kabul edilerek "tüketim öngörülerinin dikkate alınmadığı ve tüketim miktarlarının doğru hesaplanmadığı" yönünde hukuki tespitleri de içeren değerlendirmelerde bulunulduğu, ayrıca bilirkişinin tespit ve değerlendirmelerinin dava konusu işlemin değil 5624 sayılı Kurul kararının konusunu oluşturan Bandırma I tesisinin tüketim miktarının hatalı bir biçimde belirlendiğine ilişkin olduğu, dava konusu Kurul kararının konusunu oluşturan Bandırma II tesisinin tüketim verisinin belirlenmesine yönelik yahut 2015 yılı tüketim gerçekleşmelerindeki sapmanın ... tarih ve ...ayılı Kurul kararı ile belirlenen sınıra uygun olup olmadığı hususunda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, dava konusu işlem ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlem kapsamında davalı idarece yapılan inceleme sonucunda ortaya konulan veriler de dikkate alınarak Bandırma II tesisinin tüketim öngörüsünün hukuka uygun olarak belirlenip belirlenmediği ve 2015 yılı gerçekleşmelerine bağlı olarak ... tarih ve... sayılı Kurul kararı kapsamında Bandırma I tesisinin tüketim öngörülerinde revize yapılmasının gerekip gerekmediği hususlarının hakimin hukuk bilgisiyle aydınlatılabilecek mahiyette olduğu, her ne kadar doğal gaz dağıtım şirketlerinin perakende satış tarifesi kapsamında tüketim miktarının doğru tespit edilip edilmediği özel ve teknik bilgiyi gerektirebilecek ise de somut uyuşmazlığa özgü hususlar ve davacının iddiaları çerçevesinde dava konusu işlemin tüketim tahminine ilişkin kısmının çözmünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği, belirtilen nedenlerle bilirkişi raporunun tüketim tahminine ilişkin kısmının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın esasına gelince, davalı idare tarafından Bandırma II tesisinin tüketim miktarına ilişkin olarak ilgili taraflar nezdinde yapılan detaylı araştırma neticesinde Enerjisa'nın 2016 yılı doğal gaz alım satım sözleşmesinde Bandırma II tesisi için 2016 yılında BOTAŞ'tan alınması öngörülen gaz miktarı 304.600.000 m³/yıl'nin esas alındığı, davacının söz konusu miktara herhangi bir itirazının olmadığı, davacının iddialarının büyük kısmının iş bu davanın konusunu oluşturmayan ve 5624 sayılı Kurul kararının konusunu oluşturan Bandırma I tesisinin tüketim miktarının hatalı olarak belirlendiğine ilişkin olduğu, söz konusu tesisinin tüketim miktarına ilişkin olarak dava konusu işleme sirayet eden ve 2015 yılı tüketim gerçekleşmelerindeki sapmanın ...tarih ve... sayılı Kurul kararı ile belirlenen sınıra uygun olup olmadığı hususunda ise davalı idarece inceleme yapıldığı ve davacının öngörülen gelirindeki sapma oranının %2,18 oranında olduğunun tespit edildiği, bu oranının ...sayılı Kurul kararı (davacı ve bilrkişiler tarafından söz konusu Kurul kararına karşı da bir takım hukuka aykırılık iddiaları ileri sürülmekte ise de bu işleme karşı açılan davada Dairemizce davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir) ile tarifenin revize edilmesini gerektiren %10 oranının altında kaldığı, kaldı ki davacının davalı idarenin belirlediği tüketim miktarları sonucunda tarife gereği elde etmesi gereken geliri elde edemediği yönünde bir beyanının da bulunmadığı, dava konusu tarife kapsamındaki gerçekleşmelerin de ... sayılı Kurul kararı kapsamında inceleneceği ve sapmanın mevcut olması halinde tarifenin revize edileceği, belirtilen nedenlerle revize çalışmaları kapsamında yapılan tüketim tahmini ve gerçekleşmelere yönelik ... sayılı Kurul kararı uyarınca yapılan analizin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin Bandırma II tesisine ilişkin tüketim tahmininin 304.600.000 m³/yıl olarak dikkate alınmasına ve 2015 yılı gerçekleşmelerine yönelik olarak 5120-1 sayılı Kurul kararı gereğince revize yapılmamasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
c) Yatırımlar yönünden;
Davacı şirket tarafından tarife revize çalışmaları kapsamında davalı idareye sunulan 26/01/2016 tarihli yazıda giriş basınçlarının düşük seyretmesi sebebiyle filtre sisteminin istasyon içerisinde montajının yapılması gerektiği, yapılacak işlemin istasyon başına (Bandırma I- II) 150.000,00-TL maliyeti olduğu, bu kapsamda 2016 yılı yatırım tavanının 300.000,00-TL artırılması gerektiği belirtilmiştir. Davalı idare tarafından, tarife revizyonunun Bandırma II tesisine ilişkin maliyetleri kapsaması nedeniyle yatırım tavanına 150.000,00-TL ilave edilmesi kabul edilmiş, Bandırma I tesisi için öngörülen yatırım ihtiyacının davacının halihazırdaki yatırım tavanı kapsamında karşılanabileceği belirtilmiştir.
Mahkeme tarafından bilirkişiden, "dava konusu Kurul kararı ile belirlenen yatırım tavanlarının yerinde olup olmadığı" hususuna yönelik görüş talep edildiği, bilirkişi raporunda ise, "yatırım tavanlarının yerinde olmadığı yönünde görüş bildirildiği" yönünde değerlendirme yapıldığı, bilirkişiye sorulan sorunun özel ve teknik bilgi edinmeye yönelik olmadığı, mahiyette olduğu, buna bağlı olarak bilirkişi tarafından hukuki tespitlerde bulunulduğu, ayrıca bilirkişinin tespit ve değerlendirmelerinin somut olayla ilgisi bulunmadığı gibi dava konusu işlemin değil 5624 sayılı Kurul kararının konusunu oluşturan yatırımların tarifeye yansıtılmadığına ilişkin değerlendirme yapıldığı, dava konusu işlem ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlem kapsamında davalı idarece yapılan inceleme sonucunda ortaya konulan veriler de dikkate alınarak Bandırma II tesisine ilişkin ilave yatırımların hukuka uygun olarak belirlenip belirlenmediği hususunun hakimin hukuk bilgisiyle aydınlatılabilecek mahiyette olduğu, somut uyuşmazlığa özgü hususlar ve davacının iddiaları çerçevesinde özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği, belirtilen nedenlerle bilirkişi raporunun yatırımlara ilişkin kısmının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın esasına gelince, davacı tarafından tarife revize çalışmaları kapsamında Bandırma I ve II tesisinin giriş basınçlarının düşük seyretmesi sebebiyle filtre sisteminin istasyon içerisinde montajının yapılması gerektiği, yapılacak işlemin istasyon başına 150.000,00-TL maliyeti olduğu gerekçesiyle 2016 yılı yatırım tavanının 300.000,00-TL artırılmasının talep edildiği, tarife revizyonunun Bandırma II tesisine ilişkin maliyetleri kapsaması nedeniyle söz konusu talebin 150.000,00-TL'lik kısmının kabul edildiği, Bandırma I tesisi için öngörülen yatırım ihtiyacının davacının halihazırdaki yatırım tavanı kapsamında karşılanabileceği, davacının yatırım tavanına ilişkin olarak herhangi bir iddiasının da mevcut olmadığı, bu bakımdan tarifede dikkate alınan ilave yatırım tutarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, 150.000,00-TL tutarındaki ilave yatırımın Metodoloji'nin 7. maddesinin 5. fıkrası değerlendirildiği anlaşılmakta olup, söz konusu ilave yatırımın dağıtım şirketinin muvafakatının alınarak lisans alanının genişletilmesi, öngörülen tüketim değerlerinde büyük oranlı sapmalar, kademe yapısının değişmesi, ilave işletme gideri ihtiyacı, abone sayısında önemli artış gibi mevcut tarifenin revize edilmesi ihtiyacını ortaya çıkaracak kapsamda olmadığı, bu bakımdan söz konusu yatırımın Metodolojinin 7. maddesinin 5. fıkrası kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olduğu, nitekim davacı tarafından aynı nitelikteki işlemlere karşı açılan davalarda davanın reddi yönünde verilen kararların Dairemizce de hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin ilave yatırımlara ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu Kurul kararı ile detaylı çalışmalar sonucunda yapılan analizlere dayalı olarak davacının tarifesinin revize edildiği, işletme giderleri, tüketim tahmini ve yatırımlara ilişkin hesaplama ve tespitlerin yeterli araştırma ve incelemeler sonucunda yapılarak tarifeye yansıtıldığı, davacı tarafından tarife ile sistem kullanım bedellerin düşürüldüğü belirtilmekte ise de sistem kullanım bedellerindeki azalmanın davacının tarife kapsamında elde edeceği gelirin azalması anlamına gelmeyeceği, davacının belirtilen hususlar dışındaki sair iddialarının da yerinde olmadığı ve tarifenin diğer verilere ilişkin kısımlarının da mevzuata uygun olarak belirlendiği, dava konusu işlem ile tüketicilere kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli doğal gazın ulaştırılması aynı zamanda da mali açıdan güçlü ve sürdürülebilir doğal gaz piyasasının oluşturulması amacına uygun hareket edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!