WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/2597 E.  ,  2024/576 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/2597
Karar No:2024/576

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Medya TV Hizmetleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. … Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/03/2002 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin, Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, bu Yönetmeliğe dayalı olarak 2004-2006 yılları arasında ödenmiş olan yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin de yargı kararıyla iptal edilmesine karşın, tarafına ödenmeyen 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin yayın izin ücreti karşılığı olarak toplam 345,104,00-TL'nin, tahsil tarihinden ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca davacının, 2004 yılı için 06/02/2004 tarihinde 95.087,00-TL, 2005 yılı için 31/01/2005 tarihinde 115,092,00-TL, 2006 yılı için 31/01/2006 tarihinde 134,925,00-TL yayın izin ücretinin davalı idareye ödediği, söz konusu düzenlemenin, yürütülen tek hizmete karşı yapay ayrım yapılarak "yayın izni" ve "lisans" adı altında ayrı ayrı ücret tahsil edildiği gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24/01/2006 tarih ve 2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu çerçevede, 31/01/2007 tarih ve 26420 sayılı Resmi Gazete ile 15/06/2011 tarih ve 27965 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliklerinde yayın izni ve lisansa tek bir ücret alınmasının kurala bağlandığı, davacı yayın kuruluşu tarafından yönetmelik değişikliğinden önceki 2004, 2005 ve 2006 yıllarında davalı idareye ödenmiş olan yayın izni ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle 14/07/2015 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işleme karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın uygulanmasını teminen davacı tarafından 23/09/2016 tarihinde davalı idareye başvurulduğu, bu başvuruya rağmen 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin olarak tahsil edilen yayın izin ücretlerinin davacıya iade edilmemesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Uyuşmazlıkta; ... İdare Mahkemesi'nin anılan kararı üzerine Üst Kurul tarafından alınan … tarih ve … sayılı karar uyarınca 2006 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 134.925,00-TL'nin 15/12/2016 tarihinde davacıya iade edildiği, diğer yıllara ilişkin olarak ise, yayın izin ücretlerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iade edilmediğinin görüldüğü, ancak 14. İdare Mahkemesi'nin anılan kararında 2004-2006 yılları arasındaki tüm yayın izin ücretlerinin ödenmemesine ilişkin işlem hukuka aykırı bulunduğundan, henüz kesinleşmemekle birlikte söz konusu yargı kararının gereği olarak 2004 ve 2005 yılına ilişkin yayın izin ücretinin de davacıya iade edilmesi gerektiği,
Bu durumda; 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin iade edilmesi talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı, 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin yayın izin ücreti toplamı olan (95.087,00-TL+115092,00-TL=) 210.179,00-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği,
Uyuşmazlığın, davacının tahsil tarihinden ödeme tarihine kadar anılan tutarlara yasal faiz işletilmesi talebine ilişkin kısmında; 2004 yılı için 06/02/2004 tarihinde 95.087,00-TL, 2005 yılı için 31/01/2005 tarihinde 115,092,00-TL yayın izin ücretinin davacıdan hukuka aykırı olarak tahsil edilmesi nedeniyle, davacının anılan bedelleri kullanamamaktan kaynaklı zararına karşılık tahsil tarihlerinden ödeme tarihine kadar yasal faiz ödenmesi talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile, 2004 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 95.087,00-TL'nin tahsil tarihi olan 06/02/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, 2005 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 115,092,00-TL'nin tahsil tarihi olan 31/01/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin ödenmesi talebi hakkında dava konusuz kaldığından, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davanın dava zamanaşımı yönünden reddi gerektiği, davacı başvurusunun 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği, işbu dava ile hem işlemin iptalinin hem de yıllık izin ücret iadesinin talep edildiği, hukuka aykırı olduğu iddia edilen ücretlerin en son 9 sene önceye ilişkin olduğu, bir işlem sebebiyle doğan zararlardan dolayı ödeme tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabileceği, Üst Kurul'un en son idari işleminin 2006 yılında alınan ücret olduğu ve bu işleme karşı dava açma süresinin ziyadesiyle geçtiği, üzerinden seneler geçtikten sonra idareye 10. ve 11. maddeye göre başvuru yapmanın muhataba yeni bir dava açma hakkı vermeyeceği, bu yeni dava hakkının kabulünün ilgililere sınırsız bir süre tanıyarak idarenin en temel ilkelerinden biri olan idari istikrarı zedeleyeceği, davacının Yönetmeliğin iptal edildiği hususunu iptal kararının verildiği tarihten sonra veya en geç bu yönetmeliğin kendilerine uygulanmadığı anda, yani talep ettiği ücretleri ödememeye başladığı anda öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, idari istikrar prensibi gereğince dava açma süresi içinde talepte bulunmayan davacı kuruluş talebinin hukuka uygun olmadığı, diğer taraftan işbu davada husumetin Maliye Bakanlığı'na da yöneltilmesi gerektiği, davava konu ücretlerin dayanağı olan mevzuat her ne kadar iptal edilmiş ise de iptalden önce Üst Kurul'a ödenmiş olan ücretlerin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile iadesinin talebinin de gayri hukuki olduğu, öğretide kabul edilen ve yerleşik içtihatlara göre bir düzenleyici işlem iptal edildiğinde, iptalden önce bu düzenleyici işleme dayanılarak yapılan birel işlemler iptal kararından etkilenmeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, verilen karar temyiz sınırının altında kaldığından temyiz talebinin reddi gerektiği, davalı idarenin dava zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı, dayandığı kararların emsal nitelikte olmadığı, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24/01/2006 tarihli iptal kararından sonra 31/01/2006 tarihinde taraflarından Kablolu Lisans ve İzin Ücreti olarak 134.925-TL daha tahsil edildiği, şirketlerinin Danıştay Onüçüncü Dairesi’ndeki davanın tarafı olmadığından ve davalı idare bu iptal kararı hiç verilmemiş gibi tahsilata devam ettiğinden, davalı idarenin şirketlerinin iptal kararının verildiği tarihte bu karardan haberdar olduğu savının doğru olmadığı, şirketlerinin bu iptal kararını haricen öğrendiği ve öğrendiği anda davalı idareye başvuruda bulunduğu, idarenin cevap vermemesi üzerine süresi içerisinde davasını ikame ettiği, Danıştay tarafından yönetmeliğin iptal edilmiş olmasının, bu iptali öğrenen şirketlerine öğrendiği tarihten itibaren geriye doğru on yıllık ödemelerini geri isteme hakkı verdiği, davalı idareye husumet tevcih edilmesinin doğru olduğu, davalı idarenin esasa yönelik savunmaları Danıştay’ın müstakar içtihatlarına aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
1) 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından, söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücret tahsil edilmiştir.
2) Anılan Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla ''... 3984 sayılı Kanun'un 8/g maddesinde münhasıran 'yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek' yetkisi Üst Kurula tanınmış olmakla birlikte, 33. maddesinin sondan 3. ve 4. fıkralarında yer alan '4. maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması hâlinde uyarı yapılmayacağı ve yayın kuruluşunun yayınının bir ay durdurulacağı, ihlâlin tekrarı hâlinde yayının süresiz olarak durdurulacağı ve yayın lisans izninin iptal edileceği, yayın izninin verilmesi için gerekli şartlardan birini kaybeden veya şartların uygunluğunu hile ile elde eden kuruluşların yayın lisans izninin iptal edileceği' hükmünden, yayın lisans izninin bir bütün olduğu, lisansın Fransızca kökenli 'licence' sözcüğü olduğu, bunun da Türkçe karşılığının 'izin' anlamına gelmesi itibarıyla, Kanunun bazı maddelerinde yer alan 'yayın izni ve lisans' ifadelerinin bu çerçevede bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, yapay bir ayrım yaparak 'yayın izni' ve 'lisansa' ayrı ayrı ücretler almanın, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu, bunun da idarenin kamu hizmetini yürütürken, hizmetten yararlananlara getirilen adil olmayan bir yükümlülük niteliği taşıması nedeniyle hukuksal dayanağının bulunmadığı...'' gerekçesiyle yönetmeliğin tümünün iptaline karar verilmiştir.
3) Davacı şirket tarafından, söz konusu Yönetmeliğin iptal edildiğinden bahisle ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca 2004, 2005 ve 2006 yıllarında ödenmiş olan toplam 345.104,00-TL kablolu yayın izin ücretinin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesi istemiyle 14/07/2015 tarihinde davalı idareye başvuru yapılmıştır.
4) 14/07/2015 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine, zımnen ret işleminin iptali ve 345.104,00-TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nce … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile "... bahse konu Yönetmelik anılan Dairemiz kararıyla iptal edildiğinden, ''yayın izni'' ve ''lisansa'' ayrı ayrı ücret alınması, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğuracağından haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi isteminin zımnen reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesi ile hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
5) … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararına rağmen davalı idarece herhangi bir iade yapılmaması üzerine davacı kuruluş tarafından 23/09/2016 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunularak Mahkeme kararının uygulanması ve iade yapılması talep edilmiş, söz konusu başvurunun süresi içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiğinden bahisle 02/12/2016 tarihinde işbu dava açılmış, ... İdare Mahkemesi'nce verilen temyize konu karar ile davanın kısmen kabulü ile, 2004 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 95.087,00-TL'nin tahsil tarihi olan 06/02/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, 2005 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 115,092,00-TL'nin tahsil tarihi olan 31/01/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin ödenmesi talebi hakkında dava konusuz kaldığından, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu karara ilişkin istinaf başvurusunun reddi kararı üzerine davalı idare tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
6) Her ne kadar davacı tarafından ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararının idarece uygulamadığından bahisle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine dava açılmış ise de mezkur iptal kararının uygulanmasına yönelik olarak davalı idarece alınan … tarih ve … sayılı Üst Kurul kararı ile "1-Dava tarihi olan 28/09/2015 tarihinden itibaren geriye dönük 10 yıl zamanaşımı süresi bulunduğundan, zamanaşımına uğradığı anlaşılan 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin yayın izni ücretlerinin iadesinin yapılmamasına, 2- Zamanaşımına uğramayan 2006 yılı yayın izni ücreti ödemesinin ise Maliye Bakanlığı İstanbul Defterdarlığı hesabına yatırmış olduğundan, ödemelerin Maliye Bakanlığı'nın ilgili birimince kuruluşa iade edilmesine" karar verilmiş, bu karar üzerine de 15/12/2016 tarihinde davacıya 2006 yılına ilişkin olarak 134.925,00-TL iade yapılmıştır.
7) Diğer taraftan, ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararı, davalı idarece temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde 25/04/2022 tarih ve E:2016/4512, K:2022/1835 sayılı karar ile "Olayda, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla 24/01/2006 tarihinde iptal edildiği dikkate alındığında, yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin iadesi istemiyle idareye başvurduğu 14/07/2015 tarihinden geriye doğru 10 yıldan daha önceki döneme isabet eden ödemelerin zamanaşımına uğradığı, başka bir anlatımla, 14/07/2015 ile 14/07/2005 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin, tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 14/07/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesince aktarılan değerlendirmeler dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle bozulmuş, söz konusu karara ilişkin kararın düzeltilmesi istemi ise 08/02/2023 tarih ve E:2022/4263, K:2023/449 sayılı Dairemiz kararı ile reddedilmiştir.
8) ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin 25/04/2022 tarih ve E:2016/4512 K:2022/1835 sayılı bozma kararına uyularak 27/04/2023 tarih ve E:2023/572, K:2023/1129 sayılı karar ile dava konusu işlemin 14/07/2005 ile 14/07/2015 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin ödenmemesi yönünden iptaline, 14/07/2005 ile 14/07/2015 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, 14/07/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemeler yönünden davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 07/02/2024 tarih ve E:2023/2775, K:2024/572 sayılı karar ile onanmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir. Bu madde hükümlerine göre Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara icra daireleri yetkilidir.'' kuralına yer verilmiştir.
Mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un ''Görev ve Yetkiler'' başlıklı 8. maddesinde, ''... g) Kanal ve frekans bandı tahsisinde gerekli şartları ve tahsis hakkı alanların yayına geçme süresini ve radyo ve televizyon istasyonu kuranların ödeyecekleri yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek...'' Üst Kurulun görevleri arasında sayılmış; ''Mali Kaynaklar ve Bütçe'' başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında, özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretlerinin Hazineye gelir kaydedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan hâliyle 10. maddesinde, ''İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.'' kuralı yer almıştır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde, ''Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.''; ''Müruru zaman'' başlıklı 66. maddesinde, ''Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her hâlde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. ...'' kuralına yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde, "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
"; ''Zamanaşımı'' başlıklı 82. maddesinde, "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, "yayın izni" ve "lisans" adı altında ayrı ayrı ücret tahsil edilmesine ilişkin 28/03/2002 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin, Dairemizin 24/01/2006 tarihli ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 2004-2006 yılları arasında ödemiş olduğu yayın izin ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin de yargı kararıyla iptal edilmesine karşın, tarafına ödenmeyen 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin yayın izin ücreti karşılığı olarak toplam 345,104,00-TL'nin, tahsil tarihinden ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağlar. Genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati veya hakkı ihlâl edilen kişinin, iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.
Bu bağlamda, davacı şirketin 14/07/2015 tarihinde davalı idareye yapmış olduğu ilk başvurunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği hukuksal gerçeğinden hareketle kararın sonuçlarından kendisinin de yararlanması, geçmiş yıllarda mükerrer ödenen ücretlerin tarafına iadesi istemiyle yapıldığı ve başvurunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında olduğu açıktır.
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümü için bir düzenleyici işlemin yargı kararıyla iptal edilmesinin öncesinde düzenleyici işleme karşı dava açmamış olan, fakat iptal kararından yararlanmak üzere daha sonra 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye başvuran kişiler yönünden geçmişe yönelik bir hak doğurup doğurmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
6112 sayılı Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinde yayın lisans ücreti, ticari iletişim gelirleri veya Kurum tarafından verilen idari para cezaları gibi muhtelif ücretlerin süresinde ödenmemesi hâlinde bu Üst Kurul gelirlerinin genel hükümler uyarınca tahsil edileceği ve Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara İcra Daireleri'nin yetkili olduğu yönünde düzenlemelerin yer alması nedeniyle Üst Kurul tarafından anılan gelirlerin tahsili amacıyla genel Kanun niteliği taşıyan Borçlar Kanunu uyarınca yetkili mahkemelerde dava açılabildiği ve İcra İflas Kanunu uyarınca icra takibi yapılabildiği gözetilerek taraflar arasındaki usulî eşitliğin sağlanmasını teminen Üst Kurul tarafından haksız yere tahsil edildiği yargı kararıyla ortaya çıkan ücretlerin iadesi ve iadenin kapsamına ilişkin uyuşmazlığın çözümünde aynı hükümlerin kıyasen uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/04/2014 tarih ve E:2013/13-1018, K:2014/508 sayılı kararında, ''Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu (818 Sayılı B.K.'nun konuya dair 61 vd.) maddelerindeki (Benzer hüküm 6098 Sayılı TBK.'nun m.77 vd. yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Birinci şart, taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.
Üçüncü şart, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Dördüncü şart, vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkân varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738 )
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.” açıklamaları yer almaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile iptal edildiği dikkate alındığında, Kurul tarafından "yayın izni ücreti" ve "lisans ücreti" adı altında tahsil edilen ücretlerin dayanağının yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı, diğer bir anlatımla bahsi geçen ücretlerin tahsiline ilişkin sebebin sona erdiği, bir tarafın malvarlığında azalma, diğer tarafın malvarlığında ise artmanın söz konusu olduğu, yayıncı kuruluşun malvarlığındaki azalmanın ise Üst Kurul'un malvarlığındaki artıştan kaynaklandığı görüldüğünden, uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir.
Öte yandan, 2004-2006 yılları arasında mükerrer ödenen ücretlerin iadesi istemiyle 14/07/2015 tarihinde davalı idareye başvurulduğu dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme kapsamında zamanaşımı noktasında da bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca, iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bu süre 1 yıl) ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra sebepsiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. İki yıllık süre, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeye yol açan eylem ve işlemin haksız olduğuna kesin olarak kânî bulunduğu ve malvarlığındaki eksilmenin miktarıyla haksız edinenin şahsını tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 10 yıllık süre ise iade borcunun doğduğu andan itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu süre geçtikten sonra alacak iddiasında bulunulduğu takdirde borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerek borcunu ifa etmekten kaçınabilecektir.
Olayda, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla 24/01/2006 tarihinde iptal edildiği dikkate alındığında, yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin iadesi istemiyle idareye başvurduğu 14/07/2015 tarihinden geriye doğru 10 yıldan daha önceki döneme isabet eden ödemelerin zamanaşımına uğradığı, başka bir anlatımla, 14/07/2005 ile 14/07/2015 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin, tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 14/07/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ne var ki İdare Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile, 2004 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 95.087,00-TL'nin tahsil tarihi olan 06/02/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, 2005 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 115,092,00-TL'nin tahsil tarihi olan 31/01/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin ödenmesi talebi hakkında dava konusuz kaldığından, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu itibarla, ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararının uygulanmasına yönelik olarak davalı idarece alınan … tarih ve … sayılı Üst Kurul kararına istinaden 15/12/2016 tarihinde davacıya 2006 yılına ilişkin olarak 134.925,00-TL iade yapılmış olması nedeniyle temyize konu kararın 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin ödenmesi talebi hakkında dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kısmında hukuka aykırılık; davanın kısmen kabulü ile, 2004 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 95.087,00-TL'nin tahsil tarihi olan 06/02/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, 2005 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen 115,092,00-TL'nin tahsil tarihi olan 31/01/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin kısmında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış olup Bölge İdare Mahkemesince aktarılan değerlendirmeler dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen reddine;
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararının, 2006 yılına ilişkin yayın izin ücretinin ödenmesi talebi hakkında dava konusuz kaldığından, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ONANMASINA;
3. Davanın kısmen kabulü ile, 2004 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen …-TL'nin tahsil tarihi olan 06/02/2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, 2005 yılı yayın izin ücreti olarak davacıdan tahsil edilen …-TL'nin tahsil tarihi olan 31/01/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA;
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : Dava, "yayın izni" ve "lisans" adı altında ayrı ayrı ücret tahsil edilmesine ilişkin 28/03/2002 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24/01/2006 tarihli ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 2004-2006 yılları arasında ödemiş olduğu yayın izin ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlem de yargı kararıyla iptal edilmesine karşın, tarafına ödenmeyen 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin yayın izin ücreti karşılığı olarak toplam 345,104,00-TL'nin, tahsil tarihinden ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesinde, ''Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.'' hükmüne; ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' başlıklı 13. maddesinde, ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.'' hükmüne; ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayıncı kuruluştan söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücretin tahsil edildiği, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla tümünün iptal edildiği, davacı yayın kuruluşu tarafından yürütülen tek hizmete karşılık bahsi geçen Yönetmelik uyarınca yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararıyla ortaya çıktığından bahisle haksız yere tahsil edildiği belirtilerek 14/07/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile 2004, 2005 ve 2006 yıllarında ödenmiş olan toplam 345.104,00-TL kablolu yayın izin ücretinin iadesi istemiyle Kurul'a başvurulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alınmış olan "mülkiyet hakkı", kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebilir.
Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir “alacak” iddiasını elde etmeye yönelik meşru bir beklenti, Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olup bu sözleşme gereğince imzalanan ek protokolleri de imzalayarak bu protokollerdeki hakları da güvence altına alacağını taahhüt etmiştir. Ek 1 Nolu protokolde mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemeler getirilmiş olup AİHM'in yerleşik içtihatlarında da "alacak hakkı" mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmektedir (Luca/İtalya, 24/09/2013 tarihli karar).
Bu durumda, yargı kararıyla iptaline karar verilen Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edilen ücretler nedeniyle davacı yayın kuruluşu lehine bir alacak hakkının doğduğu, Anayasa'nın anılan hükümleri gereği alacak hakkının bir mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi ve mülkiyet hakkının sınırlanabilmesi için öncelikle bu hususa ilişkin düzenlemelerin Kanunlarda yer alması gerektiği, özünde mülkiyet hakkını sınırlayan zamanaşımı müessesesine ilişkin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün Kanunla getirilmiş bir düzenlemenin hukuk sistemimizde bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir süreye bağlı olmaksızın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edildiği anlaşılan ücretlerin tamamının idareye başvuru tarihi olan 14/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiği, öte yandan özel hukuktan kaynaklanan borç ilişkilerini genel olarak düzenleyen Borçlar Kanunu'nun, zamanaşımına ilişkin hükümlerinin ise, kamu kurum ve kuruluşları ile kişiler arasındaki ilişkilerden doğan ihtilaflarda kıyas yoluyla uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmın yönünden de belirtilen gerekçeyle onanmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.