Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/4068 E. , 2023/6457 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4068
Karar No : 2023/6457
DAVACI : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (… Kurumu)
(E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Davacı şirket tarafından, 25/02/2011 tarihli ve 27857 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 205. maddesiyle 4634 sayılı Şeker Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen kural uyarınca, daha önce (C) şekeri sayılan 44.710.864 kg şekerin üretim ortalamasına dâhil edilerek 2011/2012 kotasının tekrar hesaplanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı davalı idare işlemiyle bildirilen Şeker Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
1999 yılında meydana gelen deprem nedeniyle fabrikalarının üretim yapamaması nedeniyle bölgede çiftçilik yapan üreticilerin şeker pancarı üretiminden uzaklaştığı, bu nedenle kendi ekim alanlarından elde edilen pancarla (A) kotasını doldurmalarının mümkün olmadığı, kotalarını doldurabilmek için Eskişehir bölgesinde üretim yapan üreticilerden pancar almak zorunda kaldıkları, kendi bölgelerinden üretilen pancarın şeker içeriğinin düşük olduğu, 2007 yılında Eskişehir bölgesinden alım yapmak için Şeker Kurumu'na başvurmalarına rağmen bu başvurularının reddedildiği, Kurul'un şirketlerin ekim alanlarını belirleme yetkisinin olmadığı, 6111 sayılı Kanun lehe düzenlemeler içerdiğinden geriye yürütülerek kendilerine de uygulanması gerektiği, Eskişehir bölgesinde pancar ürettirmeleri nedeniyle ... Fabrikaları A.Ş.'nin herhangi bir zararının olmadığı, davalı idarenin verdiği izin doğrultusunda ... Fabrikaları A.Ş. aracılığıyla anılan şirketin ekim alanında bu şirket vasıtasıyla pancar ürettirmeyi planladıkları, ancak kendilerinden yüksek miktarda teminat istenilmesi nedeniyle üretimi gerçekleştiremedikleri ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davacının ekim alanından kotasını dolduracak kadar pancar elde edebilmesinin mümkün olduğu, fabrikaların kendi ekim alanları dışından pancar elde etmeleri durumunda kamu düzeninin zarar göreceği, davacının kotasının artırılması durumunda ülke kotasının da artacağı, bu durumda ise şeker rejiminin alt üst olacağı, davacıya ... Fabrikaları A.Ş.'den pancar satın alma hakkı tanınmasına rağmen davacının bu hakkı kullanmadığı, 6111 sayılı Kanun'un geriye etkili olarak yürütülmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ :
Dava; davacı şirketin, 4634 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına 6111 sayılı Kanun'un 205. maddesiyle eklenen cümle uyarınca, daha önce (C) şekeri sayılan 44.710.864 kg şekerin üretim ortalamasına dâhil edilerek 2011/2012 kotasının tekrar hesaplanması isteminin reddine ilişkin olarak mülga Şeker Kurumu'na (Tarım ve Orman Bakanlığı) bağlı Şeker Kurulu tarafından alınan 15/04/2011 gün ve 228/11 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Usul yönünden yapılan incelemede, davalı (mülga) Şeker Kurumu'nun husumetten çıkartılarak Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hasım mevkiine alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İncelenen davada daha önce Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 30/10/2014 gün ve E:2011/1892, K:2014/3258 sayılı kararıyla iptal hükmü verilmiş ise de, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun temyiz incelemesi sonucunda verdiği 27/11/2017 gün ve E:2015/1159; K:2017/4002 sayılı kararla söz konusu Daire kararı bozulmuş ve bu Kurul kararı da kesinleşmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Kurul'un bozma gerekçeleri gözetilerek dava dosyasının incelemesine geçildi.
4634 sayılı Şeker Kanunu'nun 2. fıkrasının (ı) bendinde (C) şekerinin; (A) ve (B) kotaları dışında üretilen ve yurt içinde pazarlanamayan şeker ile işlenmek üzere ihraç kaydıyla temin edilen ham ve beyaz şekeri ifade edeceği kurala bağlanmıştır.
(Mülga) Şeker Kurulu'nun 25.12.2006 tarih ve 136/1 sayılı kararının (k), (l) ve (m) bentlerinde de, şirketlerin kendileri için belirlenen pancar ekim alanları dışından pancar temin ettiklerinin tespiti hâlinde; tespiti yapılan pancarın (C) pancarı, (C) pancarı karşılığı oluşan veya oluşacak şekerin ise (C) şekeri olarak değerlendirileceği belirtilmiş olup, bu kapsamda davacı Şirket tarafından kendi ekim alanı dışından temin edilen şeker pancarından üretilen şeker -bu şekerin davacıya verilen (A) ve (B) kotasına ilişkin miktarı aşıp aşmadığı ortaya konulmadan- (C) şekeri olarak kabul edilerek 2011/2012 pazarlama döneminde davacı şirketin kota hesabından düşülmüştür.
25/02/2011 tarihinde 4634 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına "Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurum'un denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler." cümlesi eklenmiş, böylece şeker üretiminde kullanılan hammaddelerin temininde güçlük çeken şirketlere Kurum'un denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak kendi ekim alanları dışından da hammadde teminine imkan sağlanmıştır.
Yukarıda anılan Yasa değişikliği sonrasında davacı şirket tarafından mülga Şeker Kurumu'na başvurularak, daha önce son üç pazarlama yılına ilişkin olarak bildirdiği toplam üretim miktarından kendi pancar ekim alanı dışından temin ettiği pancardan üretilen ve (C) şekeri olarak kayıtlara alınan toplam 44.710.864 kg. şekerin üretim ortalamasına dâhil edilerek 2011/2012 kotasının tekrar hesaplanması isteminde bulunulduğu, bu başvurunun reddi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4634 sayılı Kanun'un 5.maddesinin yukarıda anılan ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, (mülga) Şeker Kurulu'nun şirketlerin ekim alanlarını belirleme yetkisi çerçevesinde tespit ettiği ekim alanlarından; şirketlerin kendi ekim alanlarından yeterli hammadde temin edememesi, münavebe esaslarına uyulması, üreticilerle sözleşme yapılması ve bu işlemlerin Kurum'un denetiminde yapılması gibi bazı şartların mevcudiyeti halinde, şirketlerin kendi ekim alanlarının dışından da hammadde teminine imkan sağlanmıştır.
Dolayısıyla, şirketlerin kendi pancar ekim alanı dışından pancar temin edebilmeleri ancak yukarıda sayılan şartları sağlamaları halinde mümkün olabileceğinden ve davacı Şirketin de geriye dönük olarak bu koşulları yerine getirmesi söz konusu olamayacağından, davacının kendi ekim alanları dışından temin ettiği çekişmesiz olan (C) şeker pancarından elde ettiği (C) şekerinin, Şeker Kanunu'nun 6111 sayılı Kanunla eklenen 5/2. maddesi hükmünden yararlandırılmak suretiyle 2011/2012 kotasının yeniden belirlenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının bu yöndeki talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin dava konusu işlemin iptali yolundaki 30/10/2014 tarih ve E:2011/1892, K:2014/3258 sayılı kararının Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun 27/11/2017 tarih ve E:2015/1159, K:2017/4002 sayılı kararıyla bozulması üzerine gereği yeniden görüşüldü:
24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 72. maddesiyle 4634 sayılı Şeker Kanunu’na eklenen Ek-1. maddesinde, “Mevzuatta Şeker Kurumu’na ve Şeker Kurulu’na yapılmış olan atıflar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yapılmış sayılır.”; 73. maddesiyle eklenen Geçici 9. maddesinde ise, "Şeker Kurumu bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kapatılmıştır. Kapatılan Şeker Kurumu’nun taraf olduğu davalar ve icra takiplerinde Bakanlık kendiliğinden taraf sıfatını kazanır." kuralına yer verildiğinden, kapatılan Şeker Kurumu'nun yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın davalı sıfatıyla bakılan davada taraf olduğu; ancak, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, Tarım ve Orman Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırılmış olduğu anlaşıldığından, mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerine Tarım ve Orman Bakanlığı'nın davalı konumda olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
2011/2012 pazarlama yılı ülke toplam pancar şeker kotasının, önceki pazarlama yılı stok durumu dikkate alınarak 2.200.000 ton olarak belirlendiği, daha sonra tüm şirketlerin son üç pazarlama yılındaki (A) kotası fiili üretim miktarlarının ortalamalarının toplanması suretiyle, son üç yıla ait ülke toplam fiili üretim ortalamasının bulunduğu, 2011/2012 pazarlama yılı kota hesaplamasında kullanılan tamamlanan son üç pazarlama yılı üretim verilerinin 2007/2008, 2008/2009 ve 2009/2010 pazarlama yıllarına ait olduğu, öte yandan, pancar ekim alanları ile ilgili 136/1 sayılı Kurul kararına aykırı üretilen ve Kurul kayıtlarına (C) şekeri olarak alınan şekerlerin (A) kotası fiili üretim ortalamasına dâhil edilmediği, bu kapsamda, davacı şirketin; 2007/2008, 2008/2009 ve 2009/2010 pazarlama yıllarına ilişkin olarak davacı şirket tarafından bildirilen toplam üretim miktarından kendi pancar ekim alanı dışından temin ettiği pancardan üretilen ve (C) şekeri olarak kayıtlara alınan yıllara göre sırasıyla 1.306.400 kg, 12.607.479 kg ve 30.796.985 kg olmak üzere toplam 44.710.864 kg şekerin düşülmesi sonucunda 2011/2012 pazarlama yılı için davacı şirkete 32.200 ton (A) kotası, (A) kotasının % 4'ü oranında 1.290 ton (B) kotası olmak üzere toplam 33.490 ton kota tahsis edildiği, 25/02/2011 tarih ve 27857 1. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Kanun'la 4634 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen kuraldan sonra davacı şirket tarafından Kurum'a başvurularak, daha önce (C) şekeri sayılan 44.710.864 kg şekerin üretim ortalamasına dâhil edilerek 2011/2012 kotasının tekrar hesaplanması isteminde bulunulduğu, bu başvurunun reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
4634 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihracata yönelik olarak Türkiye'de şeker rejimini, şeker üretimindeki usûl ve esaslar ile fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerini düzenlemek olduğu; uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 7. maddesinde, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, Kanun'da verilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler yapmak ve Kanun'la verilen diğer görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere, kamu tüzel kişiliğini hâiz Şeker Kurumu'nun kurulduğu; 8. maddesinde, Kurul'un, Kurum'un karar organı olduğu, bu Kanun kapsamındaki konularda her türlü kararları almak ve uygulamak üzere, biri Başkan ve biri Başkanvekili olarak toplam yedi üyeden oluşacağı belirtilmiş; 9. maddesinde ise, Şeker Kurulu'nun görev ve yetkileri düzenlenmiş ve bu Kanun'un amaçlarına uygun olarak sektörle ilgili diğer hususlarda kararlar almak ve uygulamak Kurul'un görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
4634 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, (A) kotasının, yurt içi talebe göre üretilen ve pazarlama yılı içinde iç pazara verilebilen şeker miktarını; (B) kotasının, (A) kotasının belli bir oranına tekabül eden ve güvenlik payı için bulundurulmak üzere üretilen şeker miktarını; (C) şekerinin ise, (A) ve (B) kotaları dışında üretilen ve yurt içinde pazarlanamayan şeker ile işlenmek üzere ihraç kaydıyla temin edilen ham ve beyaz şekeri ifade ettiği belirtilmiş; "Kotalar ve kotaların tespiti" başlıklı 3. maddesinde de, şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarının, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirleneceği, şirketlerin (A) ve (B) kotalarının, her yıl en geç 30 Haziran tarihine kadar, yurt içi şeker talebi ile fabrikaların işleme ve şeker üretim kapasiteleri göz önünde bulundurularak Kurul tarafından müteakip beşer yıllık dönemler için tespit edileceği, kotaların, fabrikaların üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanları esas alınmak suretiyle hesaplanacağı, ilk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verilerinin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallar uyarınca, şeker kotalarının, her yıl en geç 30 Haziran tarihine kadar, yurt içi şeker talebi ile fabrikaların işleme ve şeker üretim kapasiteleri göz önünde bulundurularak beşer yıllık dönemler için tespit edileceği, kotaların, üç yaşını tamamlamış fabrikalar için, üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanlarının esas alınmak suretiyle hesaplanacağı, ilk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde ise, gerçek üretim yerine nominal üretim verilerinin esas alınacağı öngörülmüştür.
Kurul'un … tarih ve … sayılı kararıyla, tüm şirketlerin pancar ekim alanları belirlenmiş olup, şirketlerin kendi ekim alanları dışından şeker pancarı temin ettiklerinin tespiti hâlinde, tespiti yapılan pancarın (C) pancarı, bu pancarın karşılığı oluşacak şekerin ise (C) şekeri olarak değerlendirileceği belirtilerek, (C) şekerinin nasıl hesaplanacağına ilişkin kurallara yer verilmiştir.
Uyuşmazlık, şirketlerin, Kurul’un belirlediği pancar ekim alanları dışından temin ettikleri pancardan ürettikleri şekerin (C) şekeri olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır.
Yurt içindeki şeker talebinin yurt içi üretimle karşılanmasının ve Türkiye'deki şeker rejimine istikrar getirilebilmesinin, ülkenin makro düzeydeki tarım ve sanayi politikaları ile sosyal ve ekonomik dengesi gözetilerek şeker üretiminin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi ile sağlanabileceği kuşkusuzdur. Bu bağlamda, Şeker Kurumu'nun karar organı olan Şeker Kurulu'na, bu Kanun'un amaçlarına uygun olarak sektörle ilgili kararlar almak ve uygulamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak konularında görev ve yetkiler verilmiştir. Şeker Kanunu'nun genel gerekçesinde de, ülkemizdeki şeker fabrikalarında binlerce işçi istihdam edildiği, binlerce çiftçi ailesinin geçimini pancar tarımı ile sağladığı belirtilerek, şeker sektörünün yarattığı yüksek katma değer yanında tarım ve endüstri kesiminde yarattığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle, pancar şekeri üreticisinin gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alındığı, bunların pancar üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan kurallar olduğu vurgulanmıştır.
Tarımsal bir ürün olarak pancarın sadece şeker üretiminde kullanılması, başka bir deyişle pancarın şekerin hammaddesi olması nedeniyle, şeker rejimine sağlıklı bir yapı kazandırılabilmesi, pancar ekim alanlarının münavebe sistemine bağlı olarak planlanmasına ve bu amacı gerçekleştirmek üzere pancar ekim alanlarının düzenleme altına alınmasına bağlıdır. Münavebe bitkisi olan pancarın depolanabilir niteliğinin bulunmaması nedeniyle piyasada serbest dolaşıma katılamadığından yegane alıcısı ve işleyicisi şeker fabrikalarıdır. Bu bakımdan, üreticinin pancar ekimini planlarken önce pazarını garanti etmesi gerektiği gibi, şeker fabrikalarınca üretilecek şekerin hammaddesi olan pancarın da temininin garanti edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, pancar üretiminin yeterli ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için tarımsal organizasyon dâhilinde pancar üretiminin kontrol edilerek planlı ve programlı şekilde ekim alanlarının belirlenmesi zorunluluk arz etmektedir. Nitekim Anayasa'nın 45. maddesi, tarımsal üretim planlaması yapma görevini Devlete vermiştir. Bu görevin 4634 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetkiyle, şeker rejimine yönelik olarak Şeker Kurumu tarafından yerine getirileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Kurul'un, pancar ekim alanlarının belirlenmesi konusunda yetkisinin bulunduğu tartışmasızdır.
Aktarılan kurallar, Kanun'un genel gerekçesi ve pancar ekim alanlarının belirlenmesi konusunda Kurul’un yetkili olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, şirketlerin, Kurul’un kendileri için belirlediği pancar ekim alanları dışından temin ettikleri pancardan ürettikleri şekerin (C) şekeri olarak değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aksi hâlde, pancar ekim alanlarının belirlenmesi fiili anlamını kaybedecek, bu durum da, şirketlerin pancar ekim alanlarına riayet etmemeleri sonucunu doğuracaktır.
Nitekim, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'nca verilen çeşitli tarihli kararlar ile şirketlerin, Kurul’un belirlediği pancar ekim alanları dışından pancar temin ettiklerinin tespiti hâlinde, tespiti yapılan pancarın (C) pancarı, (C) pancarı karşılığı oluşan veya oluşacak şekerin ise kendilerine tahsis edilen (A) kotası şeker üretim miktarı tamamlansın veya tamamlanmasın (C) şekeri olarak değerlendirileceğine ilişkin Kurul kararları hukuka uygun bulunmak suretiyle bu konudaki içtihat istikrar kazanmıştır.
Her ne kadar 6111 sayılı Kanun'un 205. maddesiyle, 4634 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasına, "Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler." kuralı eklenerek, şirketlerin kendi ekim alanlarında yeterli hammadde bulunamaması durumunda, Kurum'un denetiminde, kendi ekim alanları dışından da pancar temin edebilmelerine imkân tanınmış ise de Şeker Kanunu'na eklenen söz konusu kuralla, şirketlerin kendi ekim alanlarından yeterli hammadde (pancar) temin edememesi, münavebe esaslarına uyulması, üreticilerle (çiftçilerle) sözleşme yapılması ve bu işlemlerin Kurum'un denetiminde yapılması gibi bazı şartların mevcudiyeti hâlinde, şirketlerin kendi ekim alanlarının dışından pancar temin edebilmelerine imkân tanınmıştır.
Dolayısıyla, şirketlerin kendi pancar ekim alanı dışından pancar temin edebilmeleri ancak yukarıda sayılan şartları sağlamaları hâlinde mümkün olabileceğinden, Kanunun bu konuda tam bir serbestlik getirdiğinden de söz edilemeyecektir.
Bu itibarla, davacı şirketin 2011/2012 pazarlama yılı (A) ve (B) kotaları belirlenirken, şirketin, kendi ekim alanı dışından temin ettiği pancardan ürettiği şekerin (C) şekeri olarak kabul edilerek bu miktarın kota hesabında değerlendirme dışı bırakılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmediğinden, kullanılmayan …TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idareye iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 28/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!