Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1510 E. , 2024/370 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/1510
Karar No:2024/370
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ...Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACI) ...Akaryakıt Taşımacılık Gıda İnşaat
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 07/12/2012 tarihinde yapılan denetimde, bağlı dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığından bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 70.000,00-TL; dağıtıcısının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale edildiğinden bahisle de 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 67.962,00-TL olmak üzere toplam 137.962,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ...tarih ve ...sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının akaryakıt tankına yakıt aktarmakta olan aracın bağlı olduğu dağıtıcının aracı olmadığı açık ise de, araçtan ve tanktan alınan numunelerin davacının iddiasını doğrulayabilecek şekilde marker cihazında geçerli sonuç aldığı, buna rağmen davalı idare tarafından 2 no'lu tanka aktarılan ve araçta bulunan yakıt numunelerinin olaya konu olmayan istasyondaki diğer tanktan numune alınıp karşılaştırılmadığı, teknik servis yetkilisinin otomasyon cihazını tamir etmesini müteakip 1, 3 ve 4 no'lu tanklara bir ekleme yapılmadığı belirtilmesine rağmen, 1 no'lu tankta bir eksikliğin olup olmadığı şayet var ise 2 no'lu tanka eklenen ve araçta kalan yakıtın toplamının 1 no'lu tanktan eksilen yakıtla tutarlılığının incelenmediği ve dolayısıyla yeterli incelemenin yapılmadığı, öte yandan, davacının ifadesinde akaryakıtı otomasyonu bozuk olan 1 no'lu tanktan 2 no'lu tanka aktardığının yer aldığı, her ne kadar davalı idare davacının iddia ettiği gibi 3 gün öncesinde herhangi bir arıza bildirimi gözükmediğini tespit etmişse de, dosyadaki belgelerden olay günü öncesinde 3 gün boyunca 1 no'lu tanka bağlı pompaların kullanılmadığının anlaşıldığı ve dolayısıyla bu tanktan herhangi bir satış yapılmadığı, ifade tutanağında ve belgelerde arızalı tankın 1 no'lu tank olduğu belirtilmesine rağmen davalı idarenin hazırladığı Soruşturma Raporu'nda arızalı tank olarak 2 no'lu tankın ele alındığı ve bu nedenle otomasyon sistemi çalışan bir tankın sisteminde oynanarak yakıt ikmal edildiği gerekçesi ile otomasyon sistemine müdahale edildiğinin ileri sürüldüğü ve otomasyon sistemi çalışan bir tankı çalışmayan olarak değerlendirerek yanlış bir tespitte bulunulduğundan dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı;
Öte yandan, davalı idare tarafından bağlı dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali nedeni ile verilen idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, ayrıca bu konuya herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetilmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda bu yönden de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; dava konusu işlemin, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirildiği gerekçesiyle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden; davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin yedinci fıkrasının anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı;
Öte yandan, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiili 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenerek 19/2/c-3 bendinde idari para cezası yaptırımına bağlanmış ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, iptali istenilen maddenin, anılan fiil yönünden iptal edildiği anlaşıldığından, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken olanak bulunmadığı;
Ayrıca, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin yedinci fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı;
Dava konusu işlemin, bağlı olduğu dağıtıcının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale edildiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden; davacı şirket tarafından söz konusu 1 nolu tankın arızalı olduğuna dair dağıtıcısına bildirimde bulunulmayıp, bayisi olduğu dağıtıcısı dışında herhangi bir lisansa kayıtlı olmayan tankerden ikmal ettiği akaryakıtı otomasyon sistemini devre dışı bırakarak 2 nolu tanka doldurduğu suç üstü yapılarak tespit edildiğinden, dava konusu işlemin 67.962-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin, davacının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirdiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun aktarılan gerekçeyle reddine; bağlı olduğu dağıtıcının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale ettiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esastan incelenen davada bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tek bir idari para cezası olan idari işlemin bir yönden hukuka aykırılığının kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olmasının usule aykırı olduğu, otomasyon sistemine müdahale konusunda bir tahkikat yürütülmediği, sisteme müdahale edilmediği, sistemin bozuk olduğu tanktan satış yapılmadığı ve arızanın servise bildirildiği, davalı idarece arızalı tankın doğru tespit edilmediği, üst sınırdan idari para cezası verilmesinin gerekçelendirilmediği, idari para cezasının zamanaşımına uğradığı, "kanunsuz suç olmaz" ilkesinin göz ardı edildiği, otomasyon sistemindeki arızanın dağıtıcı lisans sahibine bildirilmemesinin 5015 sayılı Kanun ve ikincil düzenlemelerinde ihlâl/kabahat olarak sayılmadığı, Kanun'un 4. maddesinin ihlâl edilmediği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, petrol piyasalarında cezanın caydırıcılığının sağlanması amacıyla herkese karşı adil ve eşit olmak için Kurul tarafından takdir yetkisinin üst sınırdan kullanıldığı, cezanın miktar olarak da hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz gerekçesinin, istinaf talebinin reddi gerekçesi ile örtüşmediği, her zaman üst sınırdan idari para cezası verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, somut olayda kusura ve ekonomik şartlara bakılmaksızın idari para cezası uygulandığı, zararın tazmini amacının olmamasının kusurun tespit edilemeyeceği anlamına gelmediği, davalı idarenin kusurun tespiti hususunda yetkili ve görevli olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ SERKAN TURGUT'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Kurul'un ...tarih ve ...sayılı kararıyla; bayilik lisansı sahibi davacı şirketin akaryakıt istasyonunda 07/12/2012 tarihinde yapılan denetimde, bağlı olduğu dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle hakkında 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000-TL; dağıtıcısının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale ettiğinden bahisle de 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca 67.962-TL olmak üzere toplam 137.962-TL idari para cezası uygulanması üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun amacının, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak olduğu; 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği, lisans ile tanınan hakların, bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağı belirtilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri; aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 4. madde hükümlerinin ihlâli hâlinde, sorumlularına ikiyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verileceği kurala bağlanmış; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan "İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır." kuralı uyarınca 2012 yılı için uygulanacak idarî para cezaları miktarı 339.814,00-TL olarak belirlenmiştir.
5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının
(c) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlâli hâlinde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği; aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde, 8. maddenin ihlâli hâlinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı; 19. maddesinin 7. fıkrasında ise, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi yeniden düzenlenmiş; getirilen düzenlemede, yukarıda aktarılan "4. madde hükümlerinin ihlâli" hâlinde idarî para cezası verileceği yönündeki kurala yer verilmemiş, 4. maddenin dördüncü fıkrasında bentler hâlinde sayılan yükümlülüklerin ihlâli durumunda, hangi bentte yer alan yükümlülüğün ihlâl edildiğine göre ayrı ayrı cezaların verilmesi öngörülmüştür.
Öte yandan, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesiyle anılan Kanun'un yeniden değiştirilen 19. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına uymayanlara Kurumca yüz on bin Türk Lirasından az olmamak ve beş yüz elli bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde sekizi oranında idari para cezası uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Dairemizce; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrasında, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden;
İdari yaptırımlar ve idari para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. Kabahatler Kanunu'na göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenecektir.
Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idarî para cezaları fıkralar hâlinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanuna aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen, bu süre içerisinde iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle davalı idare tarafından, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilini işlediği tespit edilen davacı şirket hakkında Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası gereğince idari para cezası uygulanmıştır.
5015 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü; bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik olduğundan, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi'nce bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun bu kısım yönünden gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet görülmemiştir.
Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacı şirkete "dağıtıcısının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı düzenlenmiş; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde ise, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu düzenlemesi yer almış; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, idarî yaptırımlar bakımından ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukukî durumun dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu bağlamda, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasının ihlâli hâlinde, sorumlulara verilecek idari para cezasını düzenleyen anılan Kanun'un 19. maddesinin, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâlinde sorumlulara 339.814,00-TL idari para cezası verileceğinin anlaşıldığı; 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle getirilen değişiklikten sonra anılan fiili işleyenlere Kanun'un 19/7 maddesi uyarınca 1.500,00-TL'den 70.000,00-TL'ye kadar idarî para cezası verileceğinin belirtildiği; 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle anılan maddede yapılan düzenlenmeden sonra ise, isnat edilen fiil nedeniyle sorumlulara 110.000,00-TL'den az olmamak ve 550.000,00-TL'yi geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde sekizi oranında idari para cezası verileceğinin belirtildiği görülmüş olup; uyuşmazlıkta birden fazla Kanun hükmünün uygulanma durumu olduğu anlaşıldığından, belirtilen Kanun hükümlerinden hangisinin daha lehe olduğu konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu noktada, anılan maddede yapılan düzenlemelerden hangisinin davacı yönünden daha lehe hüküm teşkil ettiği yönündeki değerlendirmede, maddede öngörülen ceza miktarları karşılaştırıldığında 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle düzenlenen anılan madde hükümlerinin davacı için daha lehe nitelikte olduğu açıktır.
Bu itibarla, 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle düzenlenen ve 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren şekliyle 19. maddede isnat edilen fiil nedeniyle anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca 1.500,00-TL'den 70.000,00-TL'ye kadar idarî para cezası verilebileceği görüldüğünden, lehe olan kanun hükmünün geriye yürümesi ilkesi çerçevesinde, davacıya "4. maddenin birinci ve ikinci fıkrasının ihlâli" nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun bu kısım yönünden kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalının temyiz istemlerinin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun; davacının, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirdiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden gerekçeli reddine, bağlı olduğu dağıtıcının izni olmadan istasyon otomasyon sistemine müdahale ettiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden ise kabulüne ve bu kısım yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, temyiz aşamasında yatırılan toplam ...-TL harcın istemi hâlinde davalıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 24/01/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacı şirketin "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası uygulanması yönünden incelenmesinden;
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
Dairemizce; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" kuralının, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idarî para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesi'nce, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idarî para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmadığı gözardı edilerek, davalı idarece 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c-3) bendine göre verilemeyen idari para cezasının, bu kez anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca verilmesinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri açısından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde; 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlâli hâlinde sorumlulara uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Buna göre, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlâli hâlinde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idarî para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi'nce, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun bu kısım yönünden gerekçeli reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara anılan kısım yönünden katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!