WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/3923 E.  ,  2023/5001 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3923
Karar No:2023/5001

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :1- ... Derneği
2- ... Derneği
3- ... Derneği
4- ... Derneği
5- ... Derneği
6- … Mühendisleri Odası
7- … Odası
8- ... Kooperatifi
9- ... Birliği


127- …
128- …
129- …
130- ... Derneği
131- …
VEKİLİ : Av. …
132- … Barosu Başkanlığı

DİGER DAVACILAR : 133- ... Derneği
VEKİLİ : Av. …
134- … Tabip Odası -…

KARŞI TARAF (DAVALI) : Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (E- Tebligat)
VEKİLİ : Av. Feride BAĞTAŞ

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Adana ili, Tufanbeyli ilçesinde kurulması planlanan kömürlü termik santrali için ... Enerji Üretim A.Ş.'ye … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile verilen … tarih ve EÜ/… sayılı elektrik üretim lisansının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda;
Adana Barosu Başkanlığı yönünden;
Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılındığı, baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle barolar tarafından, avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında kalan işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların, subjektif ehliyet koşulu bulunmadığı gerekçesiyle reddedileceğinin açık olduğu;
Her ne kadar; Danıştay kararlarında, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti geniş yorumlanarak, özellikle yörede ikamet eden vatandaşların da dava açma ehliyetlerinin bulunduğunun kabul edildiği görülmekte ise de, çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı, çevre kirliliğini önlemeyi Devlete bir ödev olarak veren, ayrıca herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirten Anayasa'nın 56. maddesine dayanılarak yaşadığı çevre ile ilgili işlemler nedeniyle, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ihlâl edilen kişilerce açılan söz konusu davaların, bu dava için emsal oluşturmayacağı, ayrıca, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kendi görev alanlarını ilgilendiren, bu bağlamda çevre, imar planı gibi konularda dava açma ehliyetine sahip olmalarının, kuruluş kanunlarında yer alan ve görev alanları ile ilgili konularda dava açmalarına imkân veren düzenlemelere dayandığı, barolar ile ilgili mevzuatta benzer bir düzenleme bulunmadığından, söz konusu meslek kuruluşları tarafından açılan davaların da, bu davaya örnek teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığı;
Bu itibarla, baroların kuruluş amaçları dikkate alındığında, Adana Barosu Başkanlığı'nın dava konusu işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı Adana Barosu Başkanlığı'nın dava açma ehliyetinin olmadığı sonucuna varıldığı, Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin 27/12/2016 tarih ve E:2016/6626, K:2016/7975 sayılı kararının da bu doğrultuda olduğu belirtilmiştir.
... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Adana Ziraat Mühendisleri Odası, Adana Tabipler Odası, Erzin Ziraat Odası, …, ... Kooperatifi, ... Birliği ve ... Derneği yönünden;
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kuralının, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına imkân sağlama amacını taşıdığı, bununla birlikte, idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından bütünüyle öğrenildiği kimi davalarda, bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağının Danıştay içtihatlarıyla kabul edildiği, ancak bilgi edinmenin dava açma süresine başlangıç alınmasının, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibarıyla davacılar tarafından öğrenildiğinin kanıtlanması şartına bağlı olup bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin açılan idari davada idari yargı merciince değerlendirilerek karara bağlanması gerektiği;
Dava konusu "lisans verme" işleminin "ilanı gereken" düzenleyici nitelikteki işlemler arasında yer almadığı, maddi açıdan bireysel nitelikteki bir işlem olduğu, bireysel nitelikli bu işleme karşı dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirimin" esas alınacağı, yazılı bildirim bulunmadığı hâllerde ıttılanın esas alınacağı;
Bu durumda davanın, davacıların dava konusu lisans verme işleminden haberdar olduğu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde açılması gerektiği;
Davacılar tarafından, dava konusu işlemin 22/06/2014 tarihinde davalı idarenin internet sitesinden öğrenildiği ileri sürülerek bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde işbu davanın açıldığı;
Davalı idare tarafından, savunma dilekçesinin ekinde "Ek 5" olarak sunulan 10/06/2011 tarihli dava dilekçesindeki (... İdare Mahkemesi'nin … sayılı esasına kaydedilen) davacıların ve davacı vekilinin, işbu davadaki davacı vekili (Av. …) ve davacıların bir kısmıyla (... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Adana Ziraat Mühendisleri Odası, Adana Tabipler Odası, Erzin Ziraat Odası, …, ... Kooperatifi, ... Birliği ve ... Derneği) aynı olduğu, söz konusu dava dilekçesinde, "Adana Tufanbeyli'de 450 MGW ... Enerji Üretim A.Ş.'ye ait kömürlü termik santrali inşaatı lisansı ... EPDK tarafından verilmiştir." ifadesine yer verildiği;
... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Adana Ziraat Mühendisleri Odası, … ve Adana Tabip Odası tarafından, Adana ili, Tufanbeyli ilçesinde kurulması planlanan termik santrali için ... Enerji Üretim A.Ş.'ye verilen üretim lisansının iptali istemiyle … İdare Mahkemesi'nin … esasına kayıtlı davanın açıldığı;
Bu itibarla, işbu davanın davacılarından ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Adana Ziraat Mühendisleri Odası, Adana Tabipler Odası, Erzin Ziraat Odası, Ahmet BAŞTAGÜL, ... Kooperatifi, ... Birliği ve ... Derneği'nin dava konusu işlemi öğrendiklerini beyan ettikleri 22/06/2014 tarihinden çok daha önce (2009 yılı ve 10/06/2011 tarihi) dava konusu işlemden haberdar oldukları açık olduğundan, isim ve ünvanları belirtilen davacılar yönünden öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde açılmayan işbu davanın esastan incelenmesinin mümkün olmadığı;
Davanın esasının incelenmesinden;
Mahkemelerinin, Adana Valiliği'nden, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna ve yer seçimine ilişkin dava açılıp açılmadığının sorulmasına yönelik 04/11/2015 tarihli ara kararına, Adana Valiliği'nce … tarih ve … sayılı yazı ile, "İl Müdürlüğümüzde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu ile ilgili ve Adana ili, Tufanbeyli ilçesi sınırları içerisinde ... A.Ş. tarafından kurulması planlanan termik santral projesi ile ilgili dava açıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır." şeklinde cevap verildiği;
Mahkemelerinin 04/11/2015 tarihli ara kararı ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan, iptali talep edilen üretim lisansı, işletme ve çalışma ruhsatlarına ilişkin dava açılıp açılmadığının sorulduğu, Belediye Başkanlığı'nca 24/02/2016 tarihlinde, "üretim lisansı, işletme ve çalışma ruhsatlarına ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı tespit edilmiştir." yönünde cevap verildiği;
Müdahil şirket tarafından, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuatta öngörülen yükümlülüklerin yerine getirildiği, bu kapsamda davalı idare nezdinde yürütülen işlemler yanında çevre mevzuatı uyarınca Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü'nden … tarih ve … sayılı ÇED Olumlu Kararı, Adana Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nden … tarih ve … sayılı ÇED Gerekli Değildir kararı alındığı, uyuşmazlıkta davacılar tarafından ortaya konulan iddiaların esasen çevresel yönden oluşması muhtemel olumsuzluklara ilişkin olduğu, ÇED raporlarının iptali talebiyle dava açıldığına ilişkin dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı, Mahkemelerinin ara kararına verilen cevapta ÇED raporlarına ilişkin açılmış herhangi bir davanın tespit edilemediğinin belirtildiği, Tufanbeyli Termik Santrali projesinin, inşaat, montaj, test ve işletmeye alma çalışmalarının bittiği, 1. ve 2. ünitenin 2/12/2015 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca geçici kabulünün yapıldığı ve işletmeye alındığı, son ünite olan 3. ünitenin de 25/03/2016 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca geçici kabulünün yapıldığı;
Bu itibarla, müdahil şirket tarafından ilgili mevzuatta belirtilen bilgi ve belgelerin sunulması suretiyle usûlüne uygun şekilde yapılan lisans başvurusu üzerine davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda verilen dava konusu üretim lisansında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen ehliyet, kısmen süre, kısmen esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden, termik santrallerin çevre hakkını ihlâl ettiği, söz konusu ihlâlin sonuçlarının ise doğrudan ve dolaylı olarak yaşama hakkını ihlâl ettiği, bu tür davalarla Barolar tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca yaşama hakkı savunuculuğu yapıldığı, Adana Barosu açısından davanın ehliyet yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu; davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı yönünden, müdahil şirketin söz konusu bölgede birden fazla termik santrali bulunduğu, 10/06/2011 tarihli dava dilekçesinde ise üretim lisansının tarih, sayı ve lisans numarası bilgilerine yer verilmediği, bu nedenle söz konusu dava dilekçesinden hareketle bir kısım davacılar yönünden davanın süre yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu; davanın esastan reddine ilişkin kısmı yönünden, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca termik santrallere ilişkin üretim lisanslarının iptali istemiyle açılan davalarda, termik santrallerin çevreye olan olumsuz etkisinin kümülatif etki hesabı yapılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiğine karar verildiği hâlde İdare Mahkemesi'nce aksi yönde karar verildiği, uyuşmazlığa konu lisans verilirken kümülatif etki değerlendirilmesi ve toplumsal maliyet hesabı yapılmadığı, aynı bölgede çok sayıda termik santrali kurulmasının canlı yaşamını sona erdireceği, termik santrali projelerinin milyonlarca insanın yaşama hakkını ihlâl ettiği ve yeni nesillerin sağlıklı yetişmesini engelleyeceği, bu kadar çok kömür ve doğalgazın yanmasının ekosistemin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği, zamanla ekosistemde değişiklikler meydana geleceği ve Doğu Akdeniz'de canlı yaşamının biteceği, kömürle çalışan termik santrallerin ormanlara, denize, havaya ve toprağa zarar verdiğinin bilimsel olarak ispatlandığı, söz konusu bölgede üretim lisansı verilmesinde kamu yararı bulunmadığı, zira söz konusu üretim lisanslarının bölgeye ölüm, açlık, yoksulluk ve hastalık getireceği, işlemin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Türkiye'nin taraf olduğu IRENA ve KYOTO Protokollerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı yanında müdahil tarafından, temyiz dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesine uygun olmadığı, hangi davacının temyiz yoluna başvurduğunun anlaşılamadığı, davacıların isim ve adreslerinin açıkça belirtilmediği, temyiz dilekçesinde dava dilekçesinde ileri sürülmemiş çok sayıda delil ve açıklamalara yer verildiği, bu hususların temyiz incelemesinde dikkate alınamayacağı, uyuşmazlığa konu üretim lisansının, ilgili tüm mevzuattaki yükümlülükler yerine getirilerek alındığı, üretim lisansına konu üretim tesisinin tüm inşaat, montaj, test çalışmalarının bittiği, projenin üç ünitesinin de işletmeye alındığı, söz konusu lisans kapsamında üretilecek elektriğin tüm kamunun menfaatine olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların ancak ÇED raporuna itiraz gerekçesi olabileceği, ama ÇED raporuna itiraz edilmediği, dava açılmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının Adana Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozulması; bir kısım davacılar yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının onanması; davanın esastan reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ise aşağıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Adana ili, Tufanbeyli ilçesinde kurulması planlanan kömürlü termik santrali için Tufanbeyli Elektrik Üretim A.Ş.'ye … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile 30 yıl süreyle faaliyet göstermek üzere … tarih ve … sayılı elektrik üretim lisansı verilmiştir.
… tarih … sayılı Kurul kararıyla şirketin ünvanı "... Enerji Üretim A.Ş."; … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla söz konusu üretim lisansına derç edilen kurulu güç 453 MWm/450 MWe olarak tadil edilmiştir.
Üretim lisansına konu tesis bakımından … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı" ve … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir Kararı" alınmıştır.
Bunun üzerine, davacılar tarafından, dava konusu işlemin 22/06/2014 tarihinde davalı idarenin internet sitesinden öğrenildiği ileri sürülerek bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 03/03/2001 tarih ve 24335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Amaç, kapsam ve tanımlar" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır."; aynı maddenin üçüncü fıkrasında, "... 36. Lisans: Tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için bu Kanun uyarınca Kurul tarafından verilen izni, ... İfade eder."; "Elektrik piyasası faaliyetleri " başlıklı 2. maddesinin ikinci fıkrasında, "Piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esaslar bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenir."; "Lisans genel esasları ve lisans türleri" başlıklı 3. maddesinde, "... c) Elektrik enerjisi piyasasında faaliyet gösterilebilmesi için Kurum tarafından verilecek lisans türleri aşağıda belirtilmiştir: 1. Üretim lisansı: Mevcut ve kurulacak olan üretim tesisleri için üretim şirketlerinin elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin satışına yönelik olarak, her bir üretim tesisi için Kurumdan almak zorunda oldukları lisansı ifade eder. Üretim lisansı alınma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. ..." kurallarına yer verilmiştir.
04/08/2002 tarih ve 24836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki "Lisans başvurusu" başlıklı 7. maddesinde, "Piyasada faaliyet göstermek üzere lisans başvurusunda bulunacak özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişilerin, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda anonim şirket ya da limited şirket olarak kurulmuş olmaları zorunludur. ... Tüzel kişiler piyasada faaliyet göstermek üzere lisans almak için; Ek-1’de yer alan 'Lisans Başvuru Dilekçesi' ve Ek-2’deki 'Taahhütname' ile birlikte, Kurul kararıyla yürürlüğe konulan 'Lisans Başvurusunda Sunulması Gereken Bilgi ve Belgeler Listesi' uyarınca sunulması gereken belgeleri ibraz etmek suretiyle Kuruma başvurur. Üretim, otoprodüktör ve otoprodüktör grubu lisansları için yapılacak başvurularda; lisansa konu olan üretim tesisinin özellikleri dikkate alınarak hazırlanan ve tesisin tamamlanma tarihine kadar olan süreci kapsayan bir termin programının sunulması ve bu program kapsamındaki tesis tamamlanma tarihinin Kurum tarafından uygun bulunması esastır. Üretim, otoprodüktör ve otoprodüktör grubu lisansları için yapılacak başvurular kapsamında; linyit, taşkömürü, asfaltit, bitümlü şist, jeotermal, dalga, güneş enerjisi ve hidrolik kaynaklar gibi yerli doğal kaynaklardan elektrik enerjisi üretmek üzere üretim tesisi kurulması talep edildiği takdirde; a) Linyit, taşkömürü, asfaltit, bitümlü şist, dalga, biyokütle, biyogaz ve jeotermal kaynaklar açısından; enerji kaynağına ilişkin yakıt temin anlaşması veya enerji kaynağının kullanım hakkı ya da diğer ayni haklarının tesis edilmiş olduğunun veya bu hakların tesis edileceğinin yetki sahibi gerçek veya tüzel kişilerce taahhüt edilmiş olduğunun, ... belgelenmesi zorunludur. ... Başvuru sırasında tüzel kişilerden istenen belgelerin gereğine uygun olarak teslim edilip edilmediği hakkındaki değerlendirme; sunulan belgelerin Kurum merkez evrakına giriş tarihini izleyen on iş günü içerisinde tamamlanır ve gereğine uygun olarak yapılmadığı tespit edilen lisans başvurularındaki eksikliklerin on iş günü içerisinde giderilmesi istenilerek, giderilmediği takdirde başvuru sırasında sunulan belgelerin iade edileceği bildirilir. Bu süre içerisinde sunulan belgelerin gereğine uygun olarak teslim edilip edilmediği hakkındaki değerlendirme on iş günü içerisinde tamamlanır ve eksikliklerin tespiti halinde, tüzel kişiye son kez yazılı bildirim yapılarak on iş günü içerisinde eksikliklerin giderilmesi talep edilir. Söz konusu süre içerisinde de eksiklikler giderilmediği takdirde başvuru yapılmamış sayılır ve başvuru sırasında sunulan belgeler iade edilir."; "İnceleme ve değerlendirmenin sonuçlandırılması" başlıklı 10. maddesinde, "Lisans başvuruları, inceleme ve değerlendirmeye alınmalarını takip eden altmış gün içerisinde sonuçlandırılır. Bu süre, yeterli olmaması durumunda Kurul kararıyla azami kırk gün uzatılabilir ve süre uzatımı başvuru sahibi tüzel kişiye yazılı olarak bildirilir. Kurum tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme Kurula sunulur ve lisans başvurusu Kurul kararıyla sonuçlandırılır. Lisans başvurusunun Kurul kararıyla reddedilmesi durumunda, ret gerekçeleri başvuru sahibi tüzel kişiye Kurul kararını izleyen beş iş günü içerisinde yazılı olarak bildirilir. İnceleme ve değerlendirme sonucu lisans alması Kurul kararıyla uygun bulunan başvuru sahibi tüzel kişiye; a) Şirket anasözleşmesinde gerekli değişiklikleri yapması, b) Yapılması öngörülen ithalat ve/veya ihracat faaliyetine ilişkin olarak, başvuru sırasında İthalat ve İhracat Yönetmeliği çerçevesinde sunulan belgelere uygun anlaşmaların aslı veya noter onaylı birer suretini Kuruma ibraz etmesi, c) Lisans alma bedelinin kalan tutarının Kurum hesabına yatırıldığına ilişkin belgeyi ibraz etmesi, durumunda lisans alabileceği ve bu yükümlülüklerin doksan gün içerisinde yerine getirilmesi hâlinde lisansının verileceği yazılı olarak bildirilir. ... Bu maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getiren tüzel kişiye Kurul kararı ile lisans verilir, lisans sahibi tüzel kişinin ticaret ünvanı ile aldığı lisans türü ve süresi Resmî Gazete'de yayımlanır ve Kurum internet sayfasında duyurulur. Mücbir sebepler dışında, öngörülen süre içerisinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde lisans başvurusu Kurul kararıyla reddedilir. ..." kuralları yer almıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "... Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, ... ifade eder."; "Çevresel etki değerlendirilmesi" başlıklı 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." kurallarına yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 16/12/2003 tarih ve 25318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, Etki: Bir projenin hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikler, Etki Alanı: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin işletme öncesi, işletme sırası ve işletme sonrasında çevre unsurları olarak olumlu veya olumsuz yönde etkilediği alan, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış; "Çevresel Etki Değerlendirmesine Tâbi Projeler" başlıklı 7. maddesinde, termik güç santrali projelerinin bu Yönetmelik kapsamında olduğu ve söz konusu santraller için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının Adana Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Adana Ziraat Mühendisleri Odası, Adana Tabipler Odası, Erzin Ziraat Odası, …, ... Kooperatifi, ... Birliği ve ... Derneği yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısımlarına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın esastan reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmı yönünden;
Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için oluşturulan elektrik enerjisi piyasasında bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması gerektiği, üretim lisansının, mevcut ve kurulacak olan üretim tesisleri için üretim şirketlerinin elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin satışına yönelik olarak, her bir üretim tesisi için Kurum'dan almak zorunda oldukları lisans olduğu, piyasada faaliyet göstermek üzere lisans başvurusunda bulunacak tüzel kişilerin yönetmelikte belirlenen belgeleri eksiksiz olarak ibraz etmesi gerektiği, termik güç santrali projeleri için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Kümülatif etki değerlendirmesi, bir proje yahut proje faaliyetinin, geçmişte ve günümüzde mevcut ve gelecekte makûl olarak öngörülebilen faaliyetler ile birlikte çevrede meydana getireceği değişikliklerin incelenmesidir.
Bu noktada çevresel etki değerlendirmesi bağlamında "kümülatif etki" kavramının mevzuatımızda yer almasına ilişkin süreçten kısaca bahsetmek gerekir. Kavram ilk kez 03/10/2013 tarih ve 28784 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ÇED Yönetmeliği ile mevzuata girmiştir. Bu Yönetmeliğin "Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı" başlıklı 3 numaralı ekinin "Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler" başlıklı üçüncü bölümünde, ÇED raporlarında projenin çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Daha sonra 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ÇED Yönetmeliği'nde mezkûr ekte yer alan ifade korunmakla birlikte, ayrıca 26/05/2017 tarih ve 30077 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile başlığı ile birlikte değiştirilen "Kapasite artışları" başlıklı 20. maddesinin ikinci fıkrası ile " 'ÇED Olumlu' veya 'ÇED Gerekli Değildir' kararı bulunan projelerde kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması hâlinde, planlanan projenin etkileri, mevcut karara esas çevresel etkiler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilir." düzenlemesi getirilmiş, anılan Yönetmeliği ilga eden ve hâlen yürürlükte olan 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği'nde ise söz konusu düzenleme aynen muhafaza edilmiştir. Niteliği gereği kümülatif etki değerlendirmesinin ÇED raporu verilecek tesis ile ondan önce lisans verilen tesisler dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu lisansa bağlı üretim tesisine dair … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Kararı" ve … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir Kararı" alındığı, anılan ÇED raporlarının düzenlendiği tarihte ÇED sürecine illşkin mevzuatta "kümülatif etki" kavramının bulunmadığı ve söz konusu ÇED raporlarına yönelik herhangi bir dava açılmadığı anlaşılmaktadır.
İşbu davaya konu üretim lisansıyla aynı bölgede bulunan Hatay ili, İskenderun ilçesinde kurulması planlanan kömürlü termik santrali için dava dışı üçüncü bir şirkete verilen 23/10/2008 tarih ve EÜ/1813-1274 sayılı üretim lisansının iptali istemiyle benzer iddialar ileri sürülerek aynı davacılar tarafından açılan Dairemizin E:2020/2994 sayılı dosyası incelendiğinde ise;
30/03/2021 tarih ve E:2020/2994 sayılı ara kararıyla, davalı idare ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınan ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, çok sayıda elektrik üretim santralinin kurulduğu ve kurulacağı belirtilen uyuşmazlığa konu Adana, Mersin ve Hatay bölgesinde, bu santrallerin konumları ile yakıt türleri ve bölge bir bütün olarak göz önüne alınmak suretiyle, dava konusu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede lisans verilen ya da ön lisans aşamasına gelen diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği kümülatif etki çalışması yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı örnekleri" istenilmiştir.
Ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen cevap ekindeki Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısında, "Hatay ili, İskenderun ilçesinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından kurulması planlanan termik santral projesi kapsamında Bakanlığımızca yürütülen ÇED sürecinde de (tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya ÇED Olumlu Kararı alan projeler dikkate alınarak) mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi vb. konular kümülatif olarak birlikte değerlendirilmiş ve ortaya çıkması muhtemel olumsuz çevresel etkilere karşı alınacak önlemler ilgili kurum ve kuruluşlar mer'i mevzuat çerçevesinde tayin edilmeye çalışılmıştır." ifadelerine yer verilmiş, söz konusu lisansa bağlı tesise yönelik ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirildiği anlaşılmıştır. Kümülatif değerlendirme yapılarak hazırlanan yeni ÇED raporu üzerine söz konusu tesise Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Kararı" verilmiştir.
Ara kararına davalı idare tarafından verilen … tarih ve … sayılı cevapta; Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye ilinde yer alan termik santrallere verilen lisanslara ilişkin dava açılan termik santral projelerine ait lisansların büyük bölümünün sona erdirildiği, iptal edildiği veya lisans başvurularının reddedildiği bildirilmiştir. Buna göre, dava dilekçesinde de bir kısmı belirtilen 32 adet termik santrale ilişkin olarak 5 (beş) adet başvurudan başvuruda bulunan tüzel kişiler tarafından vazgeçildiği, 9 (dokuz) adedinin başvurusunun reddedildiği, 12 (on iki) adedinin önlisansı/lisansının sona erdirildiği, 2 (iki) adedine verilen lisansın sona erdirilerek aynı tesis için başka bir tüzel kişiye lisans verildiği ve 4 (dört) adet lisansın ise yürürlükte olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan durumun (aynı bölgede aynı dönemde çok sayıda termik santrali için lisans verilmesi) büyük ölçüde ortadan kalktığı anlaşılmıştır.
Mezkûr yazı ekindeki tabloda yer alan dava konusu lisans dışında yürürlükte olan lisanslara ilişkin bilgiler incelendiğinde, … tarih ve EÜ/… sayılı üretim lisansına ilişkin tesis ile, … tarih ve EÜ/… sayılı üretim lisansına ilişkin (… tarih ve EO/… numaralı otoprodüktör lisansı, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca üretim lisansına dönüşmüş olan) tesisin İskenderun/Hatay'da, … tarih ve … sayılı üretim lisansına ilişkin tesisin Gülnar/Mersin'de, önceki lisans sonlandırılarak aynı tesis için başka bir şirkete yeni bir lisans numarası verilenlerden, … tarih ve EÜ/… sayılı üretim lisansına ilişkin tesisin Erzin/Hatay'da, … tarih ve EÜ/… sayılı üretim lisansına ilişkin tesisin ise Akdeniz/Mersin'de bulunduğu, dava konusu üretim lisansı verilen tesisin bulunduğu Adana'da sadece dava konusu lisansa bağlı üretim tesisinin bulunduğu görülmektedir.
Dairemizin 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararıyla, 23/10/2008 tarih ve EÜ/1813-1274 sayılı üretim lisansı, idareler tarafından 30/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplar uyarınca yapılan değerlendirme neticesinde hukuka uygun bulunmuş ve davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddi yolundaki söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca temyizen incelenmiş ve 09/03/2023 tarih ve E:2022/1828, K:2023/431 sayılı karar ile onanarak kesinleşmiştir.
Dosyanın Dairemizin E:2020/2994 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden, dava konusu lisansa bağlı üretim tesisine ilişkin ÇED raporlarının düzenlendiği tarihte ÇED sürecine illşkin mevzuatta "kümülatif etki" kavramının bulunmadığı, söz konusu ÇED raporlarına yönelik herhangi bir dava açılmadığı, davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan, aynı bölgede çok sayıda elektrik üretim tesisi için lisans verilmesine ilişkin durumun zaman içerisinde büyük ölçüde ortadan kalktığı, termik santralinin kurulması planlandığı bölgede, dava konusu üretim lisansından önce termik santrali için verilmiş başka bir üretim lisansının yürürlükte olmadığı, hâlihazırda yürürlükte olduğu anlaşılan lisanslara konu altı tesisin ise birbirine hayli uzakta olduğu, bununla birlikte dava konusu lisanstan sonra söz konusu bölgede kurulması planlanan başka bir termik santrali için dava dışı üçüncü bir şirkete verilen … tarih ve EÜ/… sayılı üretim lisansına ilişkin ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirilerek tesise "ÇED Olumlu Kararı" verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Elektrik Piyasası Kanunu, Çevre Kanunu, 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" ve ilgili diğer mevzuat kapsamında tesis hakkındaki denetimlerde, lisansın verdiği haklar dışına çıkılarak veya ÇED raporlarından ve elektrik piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülükler ihlâl edilerek faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde lisans sahipleri ve üretim tesisleri hakkında (faaliyetin durdurulması ve hatta lisans iptali dâhil olmak üzere) çeşitli yaptırımlar uygulanabileceği açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın esastan reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının Adana Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA oyçokluğuyla,
3. Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının bir kısım davacılar yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA oybirliğiyle,
4. Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının davanın esastan reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA oybirliğiyle,
5. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,
7. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara, davalı yanında müdahile tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makûl, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilgisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken, 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde değişiklik yapılarak; barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesinin 21. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95/21. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan kanuni değişiklikten sonra baroların, meslekî bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.
Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında, Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idarî işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlâl edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir.
Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlâlinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle uyuşmazlığın esasına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın davacının iddialarına bakılması gerekmektedir.
Davacı baro tarafından, dava konusu elektrik üretim lisansının çevreye verdiği zararlar bilimsel olarak kanıtlanmış kömürlü termik santraline ilişkin olduğu, bu işlemin Anayasa'nın 56. maddesinde yer alan çevrenin korunması hakkı kapsamında temel insan haklarından olan yurttaşların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını ihlâl ettiği, çevreye ve insanlara kümülatif etkileri olan tesisin kurulmasında kamu yararının bulunmadığı iddialarıyla açılan davanın, bu özelliği itibarıyla kamu yararı ve insan haklarının savunulması ile ilgili bulunduğu, Devletin de sağlıklı çevre koşullarını sağlamak ve korumakla sorumlu olduğu dikkate alındığında, dava konusu üretim lisansının iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlâli şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işlemin belirtilen niteliği dikkate alındığında, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüğünü savunmak ve korumak görev ve yükümlülüğü bulunan söz konusu baronun dava açma ehliyeti bulunduğundan, Adana Barosu Başkanlığı'nın temyiz isteminin kabulüyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının İdare mahkemesi kararının anılan Baro yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.