Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/3727 E. , 2023/4365 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3727
Karar No:2023/4365
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... tarih ve ... sayılı Bayilik Lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi usulüne uygun çalışmamasına rağmen satış yapıldığı; dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirildiği ve akaryakıt istasyonunda vaziyet planına aykırı tank bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle toplam 154.652,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu Kurul kararıyla, akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi usulüne uygun çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yapılması ve dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen cezanın 70.000,00-TL olarak üst sınırdan; akaryakıt istasyonunda vaziyet planına aykırı tank bulunması sebebiyle 2013 yılında uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ uyarınca (1.463 - 73.263-TL) olarak belirlenen para cezasının da yine üst sınırın beşte bir oranında 14.652,00-TL olarak uygulandığı, bu itibarla, davacıya ait akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin düzgün çalışmadığı, dağıtıcı dışı ikmalde bulunulduğu ve istasyonda vaziyet planına aykırı tank bulunduğu hususları sabit ise de, davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği, bu itibarla, herhangi bir kriter gözetilmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin usulüne uygun çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yapılması nedeniyle davacı hakkında tesis edilen idari para cezasının, hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, herhangi bir kriter gözetilmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle kanunda öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın bu kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığı;
Dava konusu işlemin, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek fiili nedeniyle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına gelince; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında, 19. maddede belirtilenlerin dışında kalan, ancak kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara verilecek idari para cezasının düzenlendiği, davacının, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmaline ilişkin fiili için verilecek idari para cezasının ise, anılan kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde düzenlendiği, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı, Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin 7. fıkrasının, anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlemek suretiyle inceleyerek sonuçlandıran İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali etmek" fiili 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenmiş olup, Kanun'un 19. maddesinin, 2. fıkrasının (c)-3 bendinde idari para cezası yaptırımına bağlanmış ise de, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaları alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu ve Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, iptali istenilen maddenin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde, eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceği, bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesi'nin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme yapması için olanak tanımak ve ortada hukuki boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı, diğer yandan, Anayasa'nın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği, kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararının da 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunduğu, bu itibarla, davalı idare tarafından davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenen dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali eylemi olarak nitelendirildiğinden anılan fiilin karşılığı olarak, aynı Kanun'un 19/2(c)-3 maddesi uygulanmak suretiyle, hakkında ceza yaptırımı tayini gerekmekte ise de, yaptırımı öngören maddenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken olanak bulunmadığı, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akarakıt ikmali etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı, Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin 7. fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenerek tesis edilen dava konusu işlemde hukukî isabet bulunmadığı;
Dava konusu işlemin akaryakıt istasyonunda vaziyet planında olmayan tank bulundurulması nedeniyle para cezası verilmesine ilişkin kısmına yönelik olarak, denetim tutanağı ile, vaziyet planına kayıtlı olmayan bir adet tank bulunduğunun saptandığı, bu tespit nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dava konusu işlemin 14.652,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin bölümünün iptaline yönelik kısmının kaldırılmasına, davanın bu kısmının reddine; "dağıtıcısı dışında akarakıt ikmal etmek" fiili nedeniyle verilen 70.000,00-TL idari para cezası vermesine ilişkin bölümünün iptaline yönelik istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine; diğer kısım yönünden ise davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 5015 sayılı Kanun'da öngörülen petrol piyasasını düzenleme amacı doğrultusunda tayin edilen cezanın hakkaniyete aykırı ve ölçüsüz olmadığı, somut olayda üst sınırdan ceza uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından, dava konusu Kurul kararıyla verilen 14.652,00-TL idari para cezasının gerekçesiz alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınırdan uygulandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
... tarih ve ... numaralı istasyonlu bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacıya ait akaryakıt istasyonunda 26/03/2013 tarihinde gerçekleştirilen tespit edilen hususlar üzerine yapılan soruşturma sonucunda dava konusu kurul kararıyla;
Akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi usulüne uygun çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yapılması nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL;
Dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmal edilmesi nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL;
Akaryakıt istasyonunda vaziyet planına aykırı tank bulunması sebebiyle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 3. ve 4. fıkrası uyarınca 14.652,00 TL idari para cezası verilmiştir.
Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun, "Lisansların tâbi olacağı usul ve esaslar" başlıklı 3. maddesinin 8. fıkrasında, "Lisans, üzerinde kayıtlı faaliyeti yapmak üzere hak sahibi kılınan gerçek veya tüzel kişi adına verilir. Lisans belgesinde, faaliyet niteliğinin yanı sıra faaliyetin gerektirdiği tesisin türü ve coğrafi konumu, teknoloji ve miktarlar ile ilgili bilgiler de yer alır."; 10. fıkrasında, "Lisansta yer alan hususlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek faaliyetler, Kurumca onaylanıp lisansa işlenmedikçe yapılamaz." kuralına yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği; 2. fıkrasında, lisans ile tanınan hakların, bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağı kurala bağlanmıştır.
5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri; aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlâli hâlinde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verileceği; aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde, 8. maddenin ihlâli hâlinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı; aynı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında ise, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin "Bayilik Lisansı Sahiplerinin Yükümlülükleri" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Faaliyetlerin, dağıtıcılar ile yapılacak tek elden satış sözleşmesine göre yürütülmesi"; (d) bendinde ise, "Bayisi oldukları dağıtıcı haricinde akaryakıt temini yapılmaması" kuralı yer almaktadır.
Dairemizce, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, anılan bendin (3) numaralı alt bendindeki, "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 19. maddesinin 7. fıkrasında, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlamıştır.
Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı kurala bağlanmış; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur..." kuralına yer verilmiştir.
7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesi ile, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinde değişiklik yapılmış, anılan maddenin ikinci fıkrası, "Lisans sahibi kişiler hakkında bu Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde; Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceği ihtar edilir." şeklini almıştır.
5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen kural kapsamında, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller belirlenmiş, "Otomasyon sistemine bağlı ancak vaziyet planında veya İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatında bulunmayan tank/pompa bulunması" bu fiiller arasında sayılmıştır.
06/07/2007 tarih ve 26574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki 27/06/2007 tarih ve 1240 sayılı Kurul Kararı'nın "İstasyon Otomasyon Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar" başlıklı 5. maddesinin ikinci fıkrasında, "(2) Bayilik lisansı sahibi,
a) Akaryaklt istasyonlarında kurulu olan istasyon otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumludur.
b) İstasyon otomasyon sistemine izinsiz müdahalede bulunamaz.
c) İstasyon otomasyon sistemi çevrim içi olmayan yerlerde (tank, geçici tank, pompa vs.) akaryakıt hareketine konu eylem (satış, dolum vs.) gerçekleştiremez.
ç) Satışlarıyla ilgili dağıtıcısının talep ettiği her türlü belgeyi 5 gün içinde ibraz eder.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, davacıya, otomasyon sistemi usulüne uygun çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yapılması fiili nedeniyle 70.000,00-TL idari para cezasına verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
Aktarılan mevzuat uyarınca otomasyon sisteminin çalışmaması hâlinde bayilerin satış, dolum vb. akaryakıt hareketine konu eylem gerçekleştiremeyeceği açıktır.
Temyize konu kararda, idarî para cezasına konu eylem nedeniyle verilecek idarî para cezasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı kanun maddesinde idarî para cezası için alt ve üst sınır belirlenmiş olması ve idarenin takdir yetkisini üst sınırdan kullanarak idarî para cezası vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, 3 numaralı tanktan 10 litre yakıt alınmasının sistemde 17 litre eksilmeye sebep olduğu, otomasyon sisteminin arızalı olduğu hususunun ihtilafsız olduğu anlaşılmaktadır.
Petrol piyasasına ilişkin düzenlemeler yapmak Kurul'un görevleri arasındadır. Kurul görevini yerine getirirken, tüketicileri ve diğer piyasa aktörlerini korumak ve piyasa faaliyetlerinin yapılan düzenlemelere uygun bir şekilde devamının sağlanması için gerektiğinde yaptırım uygulayabilmektedir. Bayilik lisansı sahibi davacının, sektörde faaliyet gösteren tüm bayilik lisansı sahiplerinin uymakla yükümlü oldukları ve ilgili mevzuat ile belirlenen usul ve esaslara göre faaliyet göstermediği ve kuralları ihlâl ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle sabit olduğu anlaşılan eylemin ağırlığı ve yürütülen faaliyetin niteliği göz önüne alınarak kanunda öngörülen üst sınırdan idarî para cezası uygulanması yönünde idarece takdir yetkisinin kullanılmış olmasında ölçülülük ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın, davacıya, dağıtıcı dışından akaryakıt ikmali yapılması fiili nedeniyle 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
İdarî yaptırımlar ve idarî para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı ancak kanunla belirlenecektir.
Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunîlik ve cezada kanunîlik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından, idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idarî yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Kanun'un "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idarî para cezaları fıkralar hâlinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, kanuna aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen bu süre içerisinde, iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, davalı idare tarafından, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilini işlediğinden bahisle davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası gereğince idarî para cezası uygulanmıştır.
5015 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle verilecek idari para cezasının maktu olarak düzenlenmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, bu fiili işleyenler hakkında uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik bir iptal kararı olduğu, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, 65.927,90 litre motorine ilişkin alış faturalarının bulunmadığı, davacının yazılı savunmasında, akaryakıt ikmalinin kendi araçları için kullanıldığının ifade edildiği görülmektedir.
Bu durumda, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu idarî para cezasına neden olan fiil ve olayın gelişimi dikkate alındığında; bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, dağıtıcısı haricinde akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edildiği, bayilik lisansı sahibi davacının, sektörde faaliyet gösteren tüm bayilik lisansı sahiplerinin uymakla yükümlü oldukları ve ilgili mevzuat ile belirlenen usul ve esaslara göre faaliyet göstermediği ve kuralları ihlâl ettiği, bu durumun herhangi bir ihmalden kaynaklanmadığı, sonuçta bu yöntemle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütülmeye çalışıldığı dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmakta olup iradi bir davranış sonucu gerçekleşen fiilin ağırlığı, yürütülen faaliyetin niteliği dikkate alındığında, davalı idarenin üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında 5015 sayılı Kanun'un amaçlarına aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararının bu kısmında bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın, davacıya, vaziyet planına aykırı tank bulunması fiili, nedeniyle 14.562,00-TL idari para cezasına verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın bu kısmının reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
İdari işlemlerin yargısal denetimi, kural olarak, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuki düzenlemelere göre yapılır. Ancak idari yaptırım uygulanmasına yönelik işlemin dayanağı olan kuralın yürürlükten kaldırılması veya işlemin tesisinden sonra idari yaptırım uygulanan kişilerin lehine sonuç doğuracak nitelikte düzenleme yapılması hâlinde yeni hukukî durumun dikkate alınması gerekmektedir.
Kanunların zaman bakımından uygulanmasına yönelik ilkelere göre, kanunda çerçevesi çizilmiş olmak ve kanuna aykırı olmamak şartıyla kabahat oluşturan fiillerin düzenleyici idari işlemlerle belirlenmesinin, sonraki tarihli düzenlemelerle bu fiillerin kabahat olmaktan çıkartılmasının, kabahat niteliğindeki fiillere yönelik cezaların hafifletilmesinin veya cezaların uygulanma koşullarının değiştirilmesinin lehe düzenleme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; buna karşılık, idari yaptırımın türü, süresi ve miktarının doğrudan düzenleyici idari işlemlerle belirlenmesinin mümkün olmadığı, kanunla düzenlenmesi gerektiği anlaşılmakta olup, 5015 sayılı Kanun’da anılan düzenlemelerin aksine bir hüküm yer almadığından, gerek düzenleyici gerekse bireysel idari işlemler bakımından Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun idarî yaptırımlara yönelik işlemlerinde anılan Kanun’un genel hükümlerinin dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu açıdan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun düzenleme yetkisi, 5015 sayılı Kanun’un belirlediği çerçeve ve kanunların zaman bakımından uygulanmasına yönelik kural ve ilkelerle sınırlandırılmış bulunmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, bayilik lisansı sahibi davacı şirketin işletmekte olduğu akaryakıt istasyonunda vaziyet planında olmayan 2 adet akaryakıt tankı bulundurulduğundan bahisle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca idari para cezası verilmiş olmakla birlikte; 7164 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde değişiklik yapılarak, lisans sahibi kişiler hakkında 5015 sayılı Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine yahut Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde, Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine, Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi gerektiğinin, aykırılığın giderilmemesi hâlinde faaliyetin geçici olarak durdurulabileceğinin ihtar edileceği, verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumun devam ettirilmesi hâlinde piyasa faaliyetinin altmış gün süre ile geçici olarak durdurulacağı, geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıkların giderilmemesi hâlinde faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılacağı ve gerekli idari yaptırımların uygulanacağına yönelik olarak önceki düzenlemelerden farklı mahiyette usul ve esaslar belirlendiği; 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesine istinaden Kurul tarafından alınan ... tarih ve ... sayılı kararla, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanacağına yönelik kural kapsamında, "Otomasyon sistemine bağlı ancak vaziyet planında veya İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatında bulunmayan tank/pompa bulunması" fiilinin, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller arasında sayıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri idari yaptırımların hukuki rejimine yönelik ilkeler çerçevesinde incelendiğinde, bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde vaziyet planında olmayan 2 adet akaryakıt tankı bulundurulması nedeniyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 3. maddesinin 8. fıkrasına ve Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 11. maddesinin (e) bendine aykırı hareket edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca davacı şirkete idari para cezası verilmiş ise de, anılan Kanun'da sonradan yapılan değişikliklere uyum sağlamak üzere ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının alındığı ve bahse konu kararda otomasyon sistemine bağlı, ancak vaziyet planında bulunmayan tank bulunması fiilinin 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde belirtilen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller arasında sayıldığı ve anılan düzenlemenin davacı şirketin lehine olduğu görülmektedir.
Bu durumda, her ne kadar bayilik lisansı kapsamında faaliyette bulunan davacıya, akaryakıt istasyonunda vaziyet planında bulunmayan akaryakıt tankı bulundurulduğundan bahisle idari para cezası verilmiş ise de, istasyonda bulunan tankların hepsinin otomasyon sistemine bağlı olduğu anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 5015 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklere uyum sağlamak üzere alınan düzenleyici Kurul kararı ile, söz konusu fiilin niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller arasında sayıldığı dikkate alındığında, davacının, lehe düzenlemeyle getirilen ihtar kapsamında değerlendirilmesi gereken fiiline yönelik olarak idari para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile dava konusu işlemin; otomasyon sistemine bağlı ancak vaziyet planına aykırı tank bulunduğundan bahisle 14.652,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin bölümünün iptaline yönelik kısmının kaldırılmasına, davanın bu kısmının reddine; dağıtıcısı dışında akarakıt ikmal ettiğinden bahisle idari para cezası verilmesine yönelik kısmının iptaline ilişkin istinaf başvurusunun, gerekçeli reddine; diğer kısım yönünden ise istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin ve davacının temyiz istemlerinin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın kısmen reddi, kısmen istinaf başvurusun gerekçeli, kısmen ise esastan reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Davacı tarafından yapılan temyiz giderleri ile davalı idare tarafından yapılan temyiz posta giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, temyiz aşamasında yatırılan toplam ... -TL harcın istemi hâlinde davalı idareye iadesine,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde, kesin olarak, temyize konu kararın davacıya dağıtıcı dışından akaryakıt ikmali yapılması fiili nedeniyle idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair karara yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımları yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, dağıtıcı dışında akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, bu kısım yönünden temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen kısmının onanması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!