WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/3607 E.  ,  2023/4593 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3607
Karar No:2023/4593

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı kapsamında faaliyette bulunan davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 16 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminin yaşandığı sırada akaryakıt satışı yapılmamasının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aykırı olduğundan bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 84.575,00-TL idarî para cezası verilmesine ve 20. maddesinin beşinci fıkrasına aykırı olduğundan bahisle ise bayilik lisansının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından, ön araştırma veya soruşturma aşamasının tamamlanmasından sonra Kurul tarafından en geç üç ay içinde karara bağlanmadığı iddia edilmekte ise de, üç aylık karara bağlama süresinin düzenleyici süre niteliğinde olduğu dikkate alındığında, davacının bu iddialarına itibar edilmediği; dava konusu işlemin, davacı şirkete 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 84.575,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı incelendiğinde, davalı idarece sunulan davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunun 14 - 16 Temmuz tarihleri arasındaki tank ve pompa hareketleri incelendiğinde; 14 ve 15 Temmuz tarihleri saat 01.30 ile 07.00 saatleri arasında akaryakıt satışlarının yapıldığı ancak 16 Temmuz 01.30 - 07.00 saatleri arasında akaryakıt satışı yapılmayarak mevzuat hükümlerinin ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı;
5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacı şirketin bayilik lisansının iptaline karar verilmesine ilişkin kısmı incelendiğinde, anılan kuralda, kanuna karşı hile veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde bayilik lisansının iptaline karar verileceği düzenlemesine yer verildiği, olayda ise her ne kadar davacı tarafından 15-16 Temmuz gecesi satış yapılmamak suretiyle Kanun'un ihlâl edildiği ve bu durumun idari para cezasına bağlandığı açık ise de, davacı tarafından gerçekleştirilen bu eylemin kanuna karşı hile veya gerçeğe aykırı beyan niteliğinde bulunmadığı, eylemin idari para cezası yaptırımına tâbi olduğu, aynı zamanda bayilik lisansının iptali yaptırımının uygulanmasının ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu dikkate alındığında dava konusu işlemin bayilik lisansının iptaline ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin, idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı hukuka uygun bulunarak bu kısım yönünden davanın reddine; lisansın iptaline ilişkin kısmı hukuka aykırı bulunarak bu kısım yönünden iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; İdare Mahkemesi kararının iptale yönelik kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, davalı idare tarafından ileri sürülen hususlar kararın iptale ilişkin kısmının istinaf yoluyla kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin anılan kısma yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği;
Davacı şirketin, İdare Mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının kaldırılarak, bu kısmın da iptal edilmesi istemine yönelik istinaf başvurusuna gelince; davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda, 16 Temmuz 2016 tarihinde 01.30-07.00 saatleri arasında akaryakıt satışı yapılmaması suretiyle, ilgili mevzuat hükümlerinin ihlâl edildiği sabit olmakla birlikte, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. ve 19. maddeleri ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. ve 17. maddelerinde yer alan düzenlemeler gereği, idarî para cezalarının Kanun'da alt ve üst sınır belirtilmek suretiyle belirlendiği durumlarda, idarî para cezası vermeye yetkili makamın, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusundaki takdir yetkisini kullanırken, Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusur ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurması ve hangi nedenle idarî para cezasını üst sınırdan verdiğinin yargısal denetime imkân verecek şekilde somut olarak belirtmesi hâlinde, idarî para cezasına konu işlemin yargısal denetiminin yapılmasının mümkün olabileceği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta davalı idare tarafından idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin yasa hükümlerine uygun şekilde gerekçesinin gerek dava konusu işlem içeriğinde ve gerekse savunmalarında belirtilmediği, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önününde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen üst sınırdan idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın iptale ilişkin kısımının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kararın redde yönelik kısmının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada; dava konusu işlemin 84.575,00-TL idari para cezasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, satış yapılmadığının tespit edildiği, detaylı bir araştırılma yapılması için 5015 sayılı Kanun'un "İdari yaptırımlar" başlıklı 20. maddesi uyarınca davacı şirket hakkında soruşturma başlatıldığı, hazırlanan soruşturma raporu ve davacıdan alınan savunmanın değerlendirilmesi sonucunda dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanaksız ve soyut varsayımlar sonucu uygulanmış bir yaptırım olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Bayilik lisansı kapsamında faaliyette bulunan davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 16 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminin yaşandığı sırada 01.30 - 07.00 saatleri arasında akaryakıt satışı yapılmadığı tespit edilmiş, bunun üzerine davacı şirket hakkında soruşturma açılmış, soruşturma neticesinde hazırlanan soruşturma raporu davacı şirkete gönderilmiş, davacı şirketin yazılı savunması istenilmiş, davacı şirket tarafından sunulan savunmadaki gerekçelerin haklı bulunmaması üzerine davacı şirketin eyleminin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 84.575,00-TL idarî para cezası verilmesine ve aynı Kanun'un 20. maddesinin beşinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bayilik lisansının iptal edilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararı alınmıştır.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, bayi, bayilik faaliyeti için gerekli donanıma sahip gerçek ve tüzel kişileri; bayilik ise, karşılıklı yükümlülüklerin ekinde fizibilite olan bir sözleşmeye bağlanarak akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçek ve tüzel kişilere akaryakıtın kullanıcılara ikmali yetkisi verilmesi işlemi olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinde, lisansın sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği ve lisans ile tanınan hakların; bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasında ise, belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurum'ca bin beş yüz Türk Lirası'ndan yetmiş bin Türk Lirası'na kadar idarî para cezası verileceği kuralı yer almıştır.
17/06/2004 tarih ve 25495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 56. maddesinde, "Kuruma ulaşan bilgi, duyum, ihbar ve şikâyetlerden; a) Petrolün temin ve/veya satışı ile petrole ilişkin hizmete ıfalarının sürekli ve düzenli yapılmadığı, yapılmasının engellendiği veya engellenmeye teşebbüs edildiği, b) Haksız rekabete veya rekabetin korunmasına ilişkin mevzuatın ihlâline sebebiyet verildiği, hususlarında, belirgin emarelerin oluştuğu veya bunların ulusal güvenliği veya kamu düzenini tehdit eder boyuta ulaştığına kanaat getirilmesi hâlinde gerekli girişimler Kurul kararıyla Kurum tarafindan başlatılır. Bu kapsamda, Kurum talimatlarının yerine getirilmediğinin anlaşılması hâlinde, yetkili merciler nezdinde gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, soruşturma da açılır." kuralına yer verilmiştir .
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde, "Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu kararın davacı şirketin bayilik lisansının iptal edilmesine ilişkin kısmı açısından yapılan değerlendirmede;
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bayilik lisansının iptaline ilişkin kısmı usule ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu kararın davacı şirkete 84.575,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı açısından yapılan değerlendirmede;
5326 sayılı Kanun'un da aktarılan kuralı uyarınca, kanunda veya idarenin genel ve düzenleyici işlemlerinde tanımlanabilen kabahatin karşılığı olan idarî yaptırımın ve miktarının mutlaka ilgili kanununda belirtilmiş olması, ilgilisine de bu kabahatinin karşılığı olan idarî yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idarî yaptırım uygulamaya yetkili idareler tarafından, yaptırım kararı alınmadan önce mevzuata aykırı fiilin ne olduğu ve kanunun hangi maddesinin ihlâl edildiği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve bundan sonra fiilin karşılığı olan kanunda belirtilen idarî yaptırımın uygulanmasına karar verilmelidir. Başka bir anlatımla, fiil ile uygulanan idarî yaptırım örtüşmeli ve ilgilisine kanunda karşılığı olmayan veya fiil ile örtüşmeyen bir idarî yaptırım uygulanmamalıdır.
5015 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemenin, lisans sahiplerinin genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerine ilişkin olduğu; anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, lisans sahiplerine, lisans hangi faaliyete (rafinerici, dağıtıcı, işleme, bayilik vb.) ilişkin olarak verilmişse, sadece buna ilişkin alanda piyasa faaliyetinde bulunabilecekleri ve lisans ile tanınan hakların 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağının belirtildiği görülmektedir.
Kanunîlik ilkesi, ortaya çıkan sonuca ceza uygulanabilmesini, fiilin kanunlarda açık bir şekilde kabahat veya suç olarak tanımlanması şartına bağlamaktadır. Tipiklik unsuru olarak da ifade edilen kanunî unsur, somut fiilin kanunda belirlenmiş soyut hukuk normuna uygun olmasını ifade etmektedir.
Bu itibarla, dava konusu idari para cezasının tesis edilmesine sebep olan, darbe girişimi nedeniyle olağanüstü bir durumun yaşandığı 16 Temmuz 2016 tarihinde 01.30 - 07.00 saatleri arasında davacı şirketin sahibi olduğu akaryakıt istasyonunda akaryakıt satışı yapılmaması fiilinin karşılığında "sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi" fiili için öngörülen idari para cezası tesis edilmiş ise de, anılan fiilin Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, lisansın verdiği haklar dışında faaliyet yürütüldüğünden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca verilen idari para cezasında hukuka uygunluk, davanın idari para cezası yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin idari para cezasına ilişkin kısmının iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın kısmen reddine kısmen dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacının istinaf başvurusunun ise kabulü ile kararın redde yönelik kısmının kaldırılması ve dava konusu işlemin idari para cezasına ilişkin kısmının iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, temyiz aşamasında yatırılan toplam …TL harcın istemi hâlinde davalı idareye iadesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu gerekçeli onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 08/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.