Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/3212 E. , 2023/5223 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/3212
Karar No : 2023/5223
DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in 4., 5., 6., 9., 10. ve 11. maddelerinin ve bu maddelerin iptali nedeniyle Tebliğ'in uygulanması imkânsız hâle geleceğinden tamamının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ)'in 4. maddesinde, sertifika için başvuru yapabilecekler arasında meslek yüksekokulları ile teknik lise mezunlarının da sayıldığı, halbuki konunun mühendislik ile ilgili olduğu, bu eğitimin meslek okulları ve teknik liselerin mezunları tarafından gerçekleştirilebilecek nitelikte bir denetim olarak kabul edilmemesi gerektiği, farklı eğitim seviyelerindeki meslek gruplarına aynı dersin aynı içerikle verilmesinin usulüne uygun olmadığı, mesleki alan bilgisini de içerecek şekilde üniversitelerin dört yıllık bölümlerinden mezun "Elektromanyetik Alan Teorisi" dersleri almış olan elektrik, elektrik ve elektronik, biyomedikal ve elektronik mühendislerinin alacağı şekilde düzenlenmesi ve derslerin Elektrik Mühendisleri Odası tarafından verilmesi gerektiği, meslek içi eğitimin sadece Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu veya yetkilendirecekleri kuruluşlar tarafından verilecek olmasının 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu ve Elektrik Mühendisleri Odası'nın Anayasa'nın 135. maddesinde yer alan görev ve yetkilerinin gaspı anlamına geleceği; anılan Tebliğ'in 5. maddesinde yer verilen kuralın denetlenebilir bir hak ve düzenleme olmadığı; anılan Tebliğ'in 6. maddesindeki kuralın aksine, konu başlıklarının sadece davalı Kurum tarafından belirlenemeyeceği, en az üç bakanlık görevi ile ilgili konu için davalı Kurumun tek başına içerik belirleme hakkına sahip olmadığı; aynı Tebliğ'in 9. maddesinin ana yönetmelik kurallarına aykırı olduğu, kursu veren kurum tarafından yeniden sınav komisyonu oluşturulup bu kez sınav yapılarak sonuç belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu; anılan Tebliğ'in 10. maddesinin Tebliğ'in amacını aşan ve konu bakımından da kanuna aykırı bir düzenleme içerdiği, mühendislerin niteliklerinin 6235 sayılı Kanun, TMMOB Ana Yönetmeliği ile Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nde açıkça yazıldığı, başka bir kurum tarafından nitelikleri ve ünvanlarının sınava tabi tutulması, kurs tamamlama ve kursa katılma şeklinde getirilen düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Kanunla verilmeyen görevlerin tek başına davalı idare tarafından yerine getirilmesi veya tek başına karar vererek eğitim verecek kurumların belirlenmesinin yetki aşımı olduğu; anılan Tebliğ'in 11. maddesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, davalı Kurum tarafından verilmeyen, ancak hak kazanıldığı tarihte geçerli olan belgelerin geçmişe yönelik olarak Tebliğ hükümleri ile ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı; anılan Tebliğ maddelerinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayacak olan Tebliğ'in tamamının iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Elektromanyetik ölçümünün, ölçüm takip sistemi olarak adlandırılan endüstriyel bir tablet ve üzerindeki kurumsal yazılım ile entegre çalışan geniş band ölçüm cihazından oluşan bir sistemin kullanılması prensibine dayandığı, ölçüm personelinin yaptığı işin, ölçümü yapılacak sistemin kurulu bulunduğu lokasyonda ölçüm cihazından okunan ölçüm değerinin tablet üzerinden kurum veri tabanına aktarılması işinden ibaret olduğu, denetim ve değerlendirmenin ölçüm yapan kişi tarafından değil, kurumun uzman personeli tarafından yapıldığı, mevzuat ve süreçler okullarda ders olarak okutulan teorik bir husus olmadığından, eğitimini almayan ve kurum tarafından denetlenmeyen kişilerin baz istasyonlarının elektromanyetik alan ölçümünü yapmasının mümkün olmadığı, bunun mühendislik işinden ziyade sertifikasyona dayalı olarak kişilerin sürekli olarak eğitilmesini gerektiren bir süreç olduğu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 37. maddesine göre tek yetkili kurumun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olduğu, Tebliğ'in 4. maddesinde belirtilen şartları taşıyan kişilerin, Kurumdan teorik, teknik, mevzuat ve ölçümlere dair eğitimleri alarak, yazılı ve uygulamalı sınavlardan ayrı ayrı başarılı olduktan sonra sertifika almaya hak kazandığı, Tebliğ'in dayanağı Yönetmeliğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kurumlardan standart ve/veya görüşleri dikkate alınarak belirlendiği, anılan Kanun'da sadece yönetmelik için görüş alınacağının belirtildiği, kurumun söz konusu denetim yetkisini hiçbir kurum ve kuruluşa devretmediği, söz konusu sistemlerin faaliyete geçmesinden sonra gerekli denetimlerin Kurum tarafından sürekli olarak yapıldığı, Tebliğ'in 4. maddesinde işin, doğasına uygun olan bölüm mezunlarıyla yapılmasının net bir şekilde tanımlandığı; Tebliğ'in 5. maddesine göre, kursun mutlaka düzenlendiği, ancak 10 kişiden az talep olması hâlinde kursun yapılamayacağının belirtildiği, bir kişi için kurs açılmasının usul ekonomisine aykırı olduğu; anılan Tebliğ'in 6. maddesine göre, kursun içeriğinin Kurum tarafından belirlenmesinin doğal olduğu, kadrosunda konusunda uzman personeli barındırdığı, başka kurumların kursun içeriğine müdahalesinin yetki gaspı olacağı; anılan Tebliğ'in 9. maddesine göre, sınav değerlendirme komisyonunun kurum bünyesinde uzmanlardan oluşturulmasının sürecin doğası gereği olduğu; anılan Tebliğ'in 10. maddesine göre, mühendislerin sınava girmesinin kamu yararına ve bu işin amacına uygun olduğu, bunun bir mühendislik çalışması olmadığı, sahada yapılan ölçümlerin ölçümü yapan kişiler tarafından bir mühendislik disiplini ile yorumlanması gibi bir gereksinimin bulunmadığı; anılan Tebliğ'in 11. maddesine göre, kurumda çalışan görevlilerin de kursa katıldığı, sadece ücret ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı, kurum personelinin zaten yaptığı/yapacağı iş için ücret ödenmesinin kamu hizmetlerinin gördürülmesi usulüne aykırı olduğu, dava konusu Tebliğ maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in 4. maddesinin 1. fıkrası ve 6. maddesinin iptaline; anılan Tebliğ'in dava konusu diğer maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in 4., 5., 6., 9., 10. ve 11. maddelerinin ve bu maddelerin iptali nedeniyle Tebliğin uygulanması imkânsız hâle geleceğinden tamamının iptali istemi ile açılmıştır.
21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in amacı ve kapsamı, 21/4/2011 tarihli ve 27912 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliğinde yer alan elektromanyetik alan ölçümü yapacak personelin nitelikleri ile elektromanyetik alan ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 37. maddesi ile Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin 12. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu Tebliğ'in 1. maddesinde; bu Tebliğ'in, Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nde yer alan, elektromanyetik alan ölçümü yapacak personelin nitelikleri ile elektromanyetik alan ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlendiği belirtildikten sonra; sertifika başvurusu yapacakların nitelikleri, kurs süresi ve zamanı, kursun içeriği v.b. konularda ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.
Anayasa'nın 124. maddesinde "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmü, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanması gereklidir. Yasanın öngördüğü düzenleme yetkisinin yine yasada belirtildiği gibi kullanılması, yasa hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
5809 sayılı Kanun'un 37. maddesinin 4. fıkrasında; ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimlerinin münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı, bu işlemler ile ilgili usul ve esasların belirtilen Bakanlıkların görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Nitekim, anılan Kanun maddesine dayanılarak hazırlanan, Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği, 21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durumda; amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak veya mevcut yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle kullanması gerekirken, tebliğ şeklinde düzenleme yapmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in 4., 5., 6., 9., 10. ve 11. maddelerinin ve bu maddelerin iptali nedeniyle Tebliğin uygulanması imkânsız hâle geleceğinden tamamının iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
10/11/2008 tarih ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Telsiz kurma ve kullanma izni, telsiz ruhsatnamesi ve kullanıma ilişkin esaslar" başlıklı 37. maddesinin 4. fıkrasında, "Ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimleri münhasıran Kurum tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu işlemler ile ilgili usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı'nın görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir. Yönetmelik ile belirlenen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun bulunan ilgili tesisler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurum tarafından güvenlik sertifikası düzenlenmesini müteakip kurulur ve faaliyete geçirilir." kuralına yer verilmiştir.
21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin dava açma tarihinde yürürlükte olan "Ölçüm yapacak personelin nitelikleri" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Ölçümler; üniversitelerin; elektrik-elektronik, haberleşme, fizik mühendisliği, fizik lisansı veya elektromanyetik dalgalar ile ilgili dersleri alarak teknik bölümlerin birinden veya meslek yüksek okulu ile liselerinin elektrik, elektronik haberleşme teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme), elektronik teknoloji (elektrik-elektronik, elektrik elektronik teknikerliği, elektronik, endüstriyel elektronik) bölümlerinden mezun olan personel tarafından yapılır. (2) Ölçüm işlemleri ölçüm sertifikası almış olan personel tarafından yapılır. Bu personelin taşıması gereken nitelikler ile ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkartılacak Tebliğ ile düzenlenir. (3) Yerinde ölçüm yapılmadan Ölçüm Değerleri Formu düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, bu formu düzenleyen personel, Yönetmelikte belirtilen ölçüm işlerinde bir daha çalıştırılamaz. (4) Üçüncü fıkra hükmü haricinde, yetkili kuruluşun ölçümlerinde bu Yönetmeliğe aykırı durum tespit edilmesi durumunda ölçüm yapan personel uyarılır, tekrarı hâlinde ise bu Yönetmelikte belirtilen ölçüm işlerinde çalıştırılamaz." kuralı yer almıştır.
21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in "Sertifika başvurusu yapacakların nitelikleri" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak ve bu amaçla verilecek kursa katılmak isteyen başvuru sahiplerinin; üniversitelerin dört yıllık bölümleri, meslek yüksekokulu ile teknik liselerin elektrik, bilgisayar (yazılım, donanım), endüstriyel elektronik kontrol ve enstrümantasyon teknolojileri, bilişim, elektronik haberleşme teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme) mezunu olması gerekir. (2) Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusu ve bu amaçla düzenlenen kursa katılmaya yönelik diğer şartlar Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla ayrıca belirtilir.", "Kurs süresi ve zamanı" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvuruları Kuruma yapılır. Kurum gerekli gördüğü takdirde kurs düzenler. 10 (on) kişiden az talep olması hâlinde kurs düzenlenmez. (2) Kursun yapılacağı tarih Kurum tarafından basın ve yayın yoluyla ve/veya Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla duyurulur. (3) Kurs takvimi ve süresi Kurum tarafından düzenlenir."; "Kursun içeriği" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası için verilecek kursun konu başlıkları Kurum tarafından, Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla duyurulur."; "Sınav ve değerlendirme" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Kursiyerler kursun sonunda Kurum tarafından görevlendirilen en az 3 kişilik değerlendirme komisyonu tarafından, kursta uygulanan eğitim programı kapsamında teorik ve pratik sınava tabi tutulurlar. (2) Teorik ve pratik sınavların her birinden ayrı ayrı 100 üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılırlar. (3) Kurs sonunda yapılan sınavda başarısız olan adaylara sınav ücreti ödemeleri koşuluyla 4 defa daha sınava girme hakkı verilir. Kurs sonunda yapılan sınav dâhil katıldığı 5 sınavda da başarısız olanlar bir daha elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusunda bulunamazlar."; "Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası verilmesi ve iptali" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Kurs sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara Kurum tarafından elektromanyetik alan ölçüm sertifikası düzenlenir. Elektromanyetik alan ölçüm sertifikasının geçerlilik süresi 5 yıldır. Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası süresi bitmiş olanların Kurum tarafından yapılacak sınavda başarılı olması durumunda elektromanyetik alan ölçüm sertifikası süresi 5 yıllık süreler hâlinde uzatılır. (2) Yerinde ölçüm yapmadan ve/veya yanıltıcı bilgi içeren ölçüm raporu düzenleyen kişinin ve/veya Kurumun süreç ve sistemlerini yanıltıcı işlem yaptığı tespit edilen kişinin elektromanyetik alan ölçüm sertifikası Kurum tarafından bir daha verilmemek üzere iptal edilir. (3) Yurt içi veya yurt dışı terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisak ya da irtibatı olduğu yetkili mercilerce tespit edilenlerin elektromanyetik alan ölçüm sertifikası Kurum tarafından bir daha verilmemek üzere iptal edilir. (4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen nedenlerden dolayı elektromanyetik alan ölçüm sertifikası iptal edilenler, tekrar elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusunda bulunamazlar."; "Diğer hususlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Kurumun mevcut personelinden kursa katılım şartlarını sağlayanlar kurs ve sınav ücretinden muaftır. (2) Kurum personeli hariç elektromanyetik alan ölçüm sertifikası alınmadan yapılan elektromanyetik alan ölçümleri Kurum nezdinde geçersizdir. (3) Kurul, bu Tebliğin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek üzere bu Tebliğe ve ilgili diğer mevzuata aykırı olmayacak düzenlemeler yapmaya yetkilidir." kurallarına yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğ'in yürürlük tarihinden sonra 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 3. maddesinde, "Aynı Yönetmeliğin 12'nci maddesinin başlığı 'Ölçüm yapacak personel' şeklinde, birinci ve ikinci fıkraları ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (1) Ölçümler, üniversitelerin mühendislik fakülteleri, meslek yüksekokulu ile liselerinin elektrik, elektronik, bilgisayar (yazılım, donanım), kontrol, enstrümantasyon, bilişim, otomasyon, elektronik haberleşme (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme) ve ilgili teknik bölümlerinden mezun olanlar esas olmak üzere, ihtiyaç hâlinde dört yıllık lisans mezunları dâhil edilerek usul ve esasları Tebliğ ile düzenlenen ve Kurum tarafından verilen teknik, teorik, mevzuat ve ölçümlere dair eğitimleri tamamladıktan sonra yazılı ve uygulamalı sınavlardan başarılı olan kişiler tarafından yapılır. (2) Kurum tarafından verilen eğitimlerin sonunda düzenlenen yazılı ve uygulamalı sınavlarda başarılı olanlara ölçüm işlemlerine esas olan ölçüm sertifikası düzenlenir. Bu kişilerin taşıması gereken nitelikler, sınav şartları, eğitim içerik ve takvimi ve ölçüm sertifikası verilmesine ilişkin usul ve esaslar Tebliğ ile düzenlenir.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava Konusu Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ)'in "Sertifika başvurusu yapacakların nitelikleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrası incelendiğinde;
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır.
Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, yürürlüklerini üst düzeydeki kurallardan aldığı kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa'dan, tüzükler kanunlardan, yönetmelikler ise kanun ve tüzüklerden almaktadır. Dolayısıyla; bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Nitekim, Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Diğer yandan, bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler.
Kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve yönetmelikler açısından geçerli olan "kurallar hiyerarşisi" kuramı, daha alt düzeyde yer alan diğer hukukî metinler ve düzenleyici idari işlemler açısından da geçerlidir.
Kanun koyucu, düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulamasını yürütmeye, başka bir ifadeyle idareye bırakır. Bu, aslî düzenleme yetkisinin yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur.
Davacı tarafından, 21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nde yer alan, elektrik ve manyetik alan bileşenleri olan dalgaların oluşturduğu alanı ifade eden elektromanyetik alanla ilgili tanımlar ve bunun insan sağlığına etkileri JCNIRP (Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kurumların standart ve/veya görüşleri dikkate alınarak belirlendiği, dava konusu Tebliğin kapsamının ise ölçüm yapacak personelin nitelikleri, kurs içeriği ve sertifika düzenlemeye ilişkin hususları düzenlemeye yönelik olduğu, Yönetmelik hükümlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bilim, Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı gibi kurumların ve üniversitelerin görüşleri alınarak hazırlandığı belirtilmiştir.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 37. maddesinin 4. fıkrasında, ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimlerinin münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (Kurum) tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı, bu işlemler ile ilgili usul ve esasların belirtilen Bakanlıkların görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği kuralına yer verildiği; bu Kanun maddesine dayalı olarak Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği (Yönetmelik)'nin yürürlüğe konulduğu; anılan Yönetmeliğin dava açma tarihinde yürürlükte olan 12. maddesinde, elektromanyetik alan şiddeti değer ölçümlerinin üniversitelerin, elektrik-elektronik, haberleşme, fizik mühendisliği, fizik lisansı veya elektromanyetik dalgalar ile ilgili dersleri alarak teknik bölümlerin birinden veya meslek yüksek okulu ile liselerinin elektrik, elektronik haberleşme teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme), elektronik teknoloji (elektrik-elektronik, elektrik elektronik teknikerliği, elektronik, endüstriyel elektronik) bölümlerinden mezun olan personel tarafından yapılacağının kurala bağlandığı; anılan Kanun ve Yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılan Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasında ise, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak ve bu amaçla verilecek kursa katılmak isteyen başvuru sahiplerinin, üniversitelerin dört yıllık bölümleri, meslek yüksekokulu ile teknik liselerin elektrik, bilgisayar (yazılım, donanım), endüstriyel elektronik kontrol ve enstrümantasyon teknolojileri, bilişim, elektronik haberleşme teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme) mezunu olması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.
Yapılan bu değerlendirmeler kapsamında iptali istenilen düzenleme irdelendiğinde, anılan Yönetmeliğin dava açma tarihinde yürürlükte bulunan 12. maddesinde, elektromanyetik alan şiddeti değer ölçümlerinin sayma suretiyle; üniversitelerin; elektrik-elektronik, haberleşme, fizik mühendisliği, fizik lisansı veya elektromanyetik dalgalar ile ilgili dersleri alarak teknik bölümlerin birinden mezun olan personel tarafından yapılacağı kuralına yer verilmiş iken, dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasında, böyle bir ayrıma gidilmeden elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak ve bu amaçla verilecek kursa katılmak isteyen başvuru sahiplerinin, üniversitelerin dört yıllık bölümlerinden mezun olanların tamamı olduğu kuralının getirildiği; "kurallar hiyerarşisi" kuramı açısından dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak ve bu amaçla verilecek kursa katılmak isteyen başvuru sahipleri ile bu başvuru sonucunda alınacak ölçüm sertifikasıyla ölçüm yapacak personelin anılan Yönetmeliğin 12. maddesinde yer verilen niteliklerinde farklılıklar bulunduğu; Tebliğ maddesi ile dört yıllık üniversite mezunlarının tamamına sertifika başvuru hakkının tanındığı; üst norm olan dayanağı Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen niteliklere uygun olarak düzenlenmediği anlaşılan Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasında bu yönden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, bakılan dava açıldıktan sonra 14/12/2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesiyle, Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin 12. maddesinde yapılan değişiklik ile, söz konusu ölçümlerin üniversitelerin mühendislik fakülteleri, meslek yüksekokulu ile liselerinin elektrik, elektronik, bilgisayar (yazılım, donanım), kontrol, enstrümantasyon, bilişim, otomasyon, elektronik haberleşme (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme) ve ilgili teknik bölümlerinden mezun olanlar esas olmak üzere, "ihtiyaç hâlinde" dört yıllık lisans mezunları dâhil edilerek usul ve esasları Tebliğ ile düzenlenen ve Kurum tarafından verilen teknik, teorik, mevzuat ve ölçümlere dair eğitimleri tamamladıktan sonra yazılı ve uygulamalı sınavlardan başarılı olan kişiler tarafından yapılacağı kuralına yer verilmiş ise de, yine üniversiteler açısından sayma suretiyle hangi bölümlerden mezun olanların ölçüm yapacak personel olabileceğine yer verildiği, "ihtiyaç hâlinde" dört yılllık lisans mezunlarının dâhil edildiğinin görüldüğü, dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasında ise "ihtiyaç hâlinde" kaydıyla istisnai duruma yer verilmeksizin doğrudan dört yıllık bölüm mezunlarının elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak ve bu amaçla verilecek kursa katılmak isteyenler olarak sayıldığı, dava konusu Tebliğ maddesinin Yönetmeliğin 12. maddesine ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 2. fıkrası incelendiğinde;
Anılan kuralda, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusu ve bu amaçla düzenlenen kursa katılmaya yönelik diğer şartlar Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla ayrıca belirtileceğine yer verilmiş olup, ölçüm sertifikası başvurusu ve bu amaçla düzenlenen kursa katılmaya yönelik olarak diğer şartların ilanına yönelik olarak getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu Tebliğ'in "Kurs süresi ve zamanı" başlıklı 5. maddesi incelendiğinde;
Anılan kuralda, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurularının Kuruma yapılacağı, Kurum'un gerekli gördüğü takdirde kurs düzenleyeceği, 10 (on) kişiden az talep olması hâlinde kurs düzenlenmeyeceği, kursun yapılacağı tarihin Kurum tarafından basın ve yayın yoluyla ve/veya Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla duyurulacağı, kurs takvimi ve süresinin Kurum tarafından düzenleneceğine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, Kurum kaynaklarının (simülasyon altyapısı, iş gücü, yer ve zaman, araç gereç planlaması vb.) etkin ve verimli kullanılması amacıyla dava konusu düzenlemenin getirildiği, kursun mutlaka düzenlendiği, başvuran kişi sayısı 10 kişiye ulaştığında eğitim düzenlendiği ve hemen arkasından yazılı ve uygulamalı sınav yapıldığı, 1 kişi için kurs açılmasının usul ekonomisine aykırı olduğu, kurs düzenlendiğinde kursta görevlendirilen ilgili uzmanların bir hafta boyunca bu eğitimden başka hiçbir iş ile meşgul olamamaları nedeniyle kaynakların verimli kullanılması adına planlama yapılmasının şart olduğu belirtilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından, Kurum'un gerektiğinde kurs düzenlemesi veya gerektiğinde kurs düzenlememesi gibi bir hakkın denetlebilir olmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı idarece kurs düzenlenmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, takdir yetkisi çerçevesinde kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesi kapsamında objektif standartlarda kursun düzenlenme süresine yönelik kural getirildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu Tebliğ'in 5. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Tebliğ'in "Kursun içeriği" başlıklı 6. maddesi incelendiğinde;
Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri de hukuki belirlilik ilkesidir. Hukuki belirlilik ilkesi, hukuk düzeniyle ilişki içindeki kişilere devlet gücü tarafından yapılacak uygulamaları önceden görme imkânı sunacak düzeyde açık, anlaşılır, erişilebilir, devamlı, düzenli, tutarlı ve geleceğe yönelik yasal düzenlemelerin yürürlükte olduğu bir hukuk sistemini hedefleyen, kamusal gücün kullanımını hukuk kurallarına bağlayarak öngörülebilirliği sağlamaya hizmet eden bir ilkedir. Bu ilke gereğince bireylerin kendilerine uygulanacak kuralların içeriğini ve bu kuralların kapsamını önceden bilmesi gerekmektedir. Bu durum, hukuk devletinin bir diğer unsuru olan hukuki güvenlik ilkesiyle de yakından ilgilidir. Hukuki güvenlik ilkesinin amaçlarından biri de hukuk normlarının öngörülebilir olmasıdır.
Yapılan bu değerlendirme kapsamında iptali istenilen düzenleme irdelendiğinde, dava konusu Tebliğ'in 6. maddesinde, söz konusu "kursun içeriği"nden neyin anlaşılması gerektiğine yer verilmediği ve kursun konu başlıklarının yer almadığı, aksine bu konu başlıklarının Kurum tarafından Kurumun internet sayfasından yapılacak ilanla duyurulacağına yer verildiğinin görüldüğü, kişilerin önceden kursun içeriğine ilişkin olarak bilgi sahibi olması gerektiği, ilan sayfasında yapılacak duyurunun her zaman değişiklik yapılacağı anlamına da geldiği, bu düzenleme öngörülebilir olmaktan uzak, subjektif değerlendirmelere açık ve her bir kursta farklı şekillerde uygulanmaya müsait olduğundan, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerini sağlamaktan uzak olan bu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, anılan Tebliğ'in 6. maddesinde, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası için verilecek kursun konu başlıklarının Kurum tarafından, Kurum internet sayfasından yapılacak ilanla duyurulacağının belirtildiği; oysa, dayanağı Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin 12. maddesinde, personelin taşıması gereken nitelikler ile ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkartılacak Tebliğ ile düzenleneceği kuralının yer aldığı görüldüğünden, söz konusu kursun konu başlıklarının Tebliğle düzenlenmesi gerekirken internet sayfasında ilanla duyurulmasına ilişkin düzenlemenin bu yönden de dayanağı Yönetmeliğe aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Tebliğ'in 6. maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Tebliğ'in "Sınav ve değerlendirme" başlıklı 9. maddesi incelendiğinde;
Anılan kuralda, kursiyerlerin kursun sonunda Kurum tarafından görevlendirilen en az 3 kişilik değerlendirme komisyonu tarafından, kursta uygulanan eğitim programı kapsamında teorik ve pratik sınava tabi tutulacağı, teorik ve pratik sınavların her birinden ayrı ayrı 100 üzerinden en az 70 puan alanların başarılı sayılacağı, kurs sonunda yapılan sınavda başarısız olan adaylara sınav ücreti ödemeleri koşuluyla 4 defa daha sınava girme hakkı verileceği, kurs sonunda yapılan sınav dâhil katıldığı 5 sınavda da başarısız olanların bir daha elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusunda bulunamayacağı yer almıştır.
5809 sayılı Kanun'un 37. maddesine dayanılarak hazırlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 2. fıkrasının dava açma tarihindeki hâlinde, ölçüm işlemlerinin ölçüm sertifikası almış olan personel tarafından yapılacağı, bu personelin taşıması gereken nitelikler ile ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkartılacak Tebliğ ile düzenleneceğine yer verilmiş olup, bu yetki kapsamda çıkarılan dava konusu Tebliğ'in 9. maddesinde, ölçüm sertifikası alacak kişileri belirlemek amacıyla yapılan kurs sonunda teorik ve pratikte sınav yapılacağına yer verildiği ve bu sınavın değerlendirilmesine yönelik olarak kurallar getirdiği, davalı idare tarafından kurs sonunda teknik ve mevzuat bölümlerinden oluşan testlerin ardından Ölçüm Takip Sistemi'ne ilişkin uygulamalı sınav yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, 5809 sayılı Kanun uyarınca telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimlerinin münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nca yapılacağı veya yaptırılacağı açık olduğundan, üst hukuk kurallarına uygun olarak düzenlenen dava konusu Tebliğ'in 9. maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğ'in "Elektromanyetik alan ölçüm sertifikası verilmesi ve iptali" başlıklı 10. maddesi incelendiğinde;
Anılan kuralda, kurs sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara Kurum tarafından elektromanyetik alan ölçüm sertifikası düzenleneceği, elektromanyetik alan ölçüm sertifikasının geçerlilik süresinin 5 yıl olduğu, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası süresi bitmiş olanların Kurum tarafından yapılacak sınavda başarılı olması durumunda elektromanyetik alan ölçüm sertifikası süresinin 5 yıllık süreler hâlinde uzatılacağı, yerinde ölçüm yapmadan ve/veya yanıltıcı bilgi içeren ölçüm raporu düzenleyen kişinin ve/veya Kurumun süreç ve sistemlerini yanıltıcı işlem yaptığı tespit edilen kişinin elektromanyetik alan ölçüm sertifikasının Kurum tarafından bir daha verilmemek üzere iptal edileceği, yurt içi veya yurt dışı terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisak ya da irtibatı olduğu yetkili mercilerce tespit edilenlerin elektromanyetik alan ölçüm sertifikasının Kurum tarafından bir daha verilmemek üzere iptal edileceği, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen nedenlerden dolayı elektromanyetik alan ölçüm sertifikası iptal edilenlerin tekrar elektromanyetik alan ölçüm sertifikası başvurusunda bulunamayacağına yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, sertifikalandırma sonunda yapılacak olan elektromanyetik alan ölçümünün özel nitelikte bir iş olduğu, üniversitelerin mühendislik bölümlerinde bu yönde “özel” bir eğitim verilmediği, üniversitelerin mühendislik bölümünden mezun olan bir kişinin konuyla ilgili kursa katılmadan ve sertifikasını almadan bu konuda ölçüm yapacak nitelikte olmadığı, doğrudan sertifika verilmesinin sağlanmasının kamu yararına ve bu işin yapılış amacına aykırı olacağı, diğer taraftan, ölçüm sertifikası alan kişilerce sahada bir mühendislik faaliyetinden ziyade operasyonel bir iş yapıldığı, sahada yapılan ölçümlerin ölçümü yapan kişiler tarafından bir mühendislik disiplini ile yorumlanması gibi bir durumun olmadığı, mesleki bir faaliyeti sürdürmekten ziyade öğrenilerek kazanım elde edilebilen bir süreç olması sebebiyle Kurumun bu konuda süreçleri yürütme ve karar verme yetkisinin yetki aşımı olmadığı beyan edilmiştir.
Bu itibarla, davacının iddiasının aksine elektromanyetik alan ölçüm sertifikası verilmesine yönelik olarak getirilen düzenlemelerin kamu yararı amacını taşıdığı, ölçüm yetki belgesi alan kişilerce yapılacak operasyonel işin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi için kriterler getirildiği, dolayısıyla 5809 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin verdiği yetki uyarınca düzenlenen dava konusu Tebliğ'in 10. maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğ'in "Diğer hususlar" başlıklı 11. maddesi incelendiğinde;
Anılan kuralda, Kurum'un mevcut personelinden kursa katılım şartlarını sağlayanların kurs ve sınav ücretinden muaf olduğu, Kurum personeli hariç elektromanyetik alan ölçüm sertifikası alınmadan yapılan elektromanyetik alan ölçümlerinin Kurum nezdinde geçersiz olduğu, Kurul'un bu Tebliğ'in uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek üzere bu Tebliğ'e ve ilgili diğer mevzuata aykırı olmayacak düzenlemeler yapmaya yetkili olduğuna yer verilmiştir.
Kurum personelinin sertifika almadan da ölçümü yapılan lokasyonları denetleyebildiği, bununla birlikte, Kurum personelinin sertifika sahibi olmak için kurs programı ve sınavlara girmesi hâlinde, zaten gerçekleştirdiği iş için sertifika almak için kurs ve sınav ücretinden muaf olmasının, eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından "Kurum tarafından verilmeyen, ancak hak kazanıldığı tarihte geçerli olan belgelerin geçmişe yönelik olarak Tebliğ hükümleri ile ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı" iddia edilmiş ise de, anılan düzenlemenin geçmişe yönelik verilen belgelere yönelik bir düzenleme olmadığı, kaldı ki dava konusu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılan 30/12/2011 tarih ve 28158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslar Arası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte Yer Alan Ölçüm Yapacak Personelin Nitelikleri ve Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinin 4. fıkrasında da benzer şekilde, Kurum personeli dışında kalan özel ve tüzel kişilerin Kurum'dan elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almadan yaptıkları elektromanyetik alan ölçümlerinin geçersiz olduğuna yer verildiği görüldüğünden, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından, davacının "dava konusu maddelerin iptali nedeniyle Tebliğin uygulanması imkânsız hâle geleceğinden tamamının iptali" isteminin reddi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ"in 4. maddesinin 1. fıkrasının ve 6. maddesinin İPTALİNE,
2. Anılan Tebliğ'in dava konusu diğer maddelerine ilişkin kısmı yönünden ise davanın REDDİNE;
3. Dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan …-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Davalı idare tarafından yürütmenin durdurulması kararına itiraz aşamasında yatırılan 121,30-TL harç masrafının yarısı olan …-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan 60,65-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 04/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!