Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/2729 E. , 2023/6336 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2729
Karar No : 2023/6336
DAVACI : … Enerji Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Eski Ünvanı: … Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş.)
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Çayırhan Termik Santrali'nin işletilmesi ve rehabilitasyonu için görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesi hükümleri uyarınca Santrali besleyen D ve G kömür sahalarında “mücbir sebep” meydana geldiği iddiasıyla oluşan ilave maliyet ve zarar olmak üzere toplam 44.448.766,44-TL’nin İmtiyaz Sözleşmesi’nin 22. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca tarife revizyonu yolu ile ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan 29/11/2017 tarihli başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
2006 yılında (G) maden sahasından kömür üretimine başlandığı, her türlü önlem alınmasına rağmen 03/04/2016 tarihinde G-06 panosunda göçük meydana geldiği, durumun İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesine uygun olarak davalı idareye ve Hazine Müsteşarlığı'na bildirildiği, ayrıca … Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla delil tespiti yaptırıldığı, benzer sorunların D sahasında da oluşması üzerine ilgili idarelere mücbir sebep bildirimi yapıldığı, D ve G sahalarına ilişkin olarak mücbir sebebin sona erdiğinin 31/10/2017 tarihinde davalı idareye bildirildiği, D ve G kömür sahalarında, proje aşamasında öngörülemez, kaçınılamaz ve giderilemez olan jeolojik şartlar nedeniyle üretim aşamasında gerekli özen ve dikkati göstermiş ve tüm önlemleri zamanında ve eksiksiz bir şekilde alınmış olmasına rağmen, gerçekleşen göçüklerin mücbir sebep oluşturduğu, ulusal belge niteliği tartışmasız olan ve hukuken delil niteliğindeki Delil Tespit Raporları ile belgelendirildiği, jeolojik yapının oluşturduğu durumun ve yaşanan olayların mücbir sebep şartlarını taşıdığının açık olduğu, meydana gelen mücbir sebebin devam etmesi nedeniyle de başta can güvenliğinin sağlanması olmak üzere mücbir sebebin etkilerinin azaltılması için çok yoğun bir çalışma içerisine girildiği, bu kapsamda her türlü emniyet tedbirlerinin de alındığı, bu kapsamda, kimyasal ve köpük dolgu, profil tahkimat, ramble ve enjeksiyon yapılmak suretiyle ek harcamaların yapılmasının zorunlu hale geldiği, bu nedenle ilave işçilik giderleri de yapıldığı, ortaya çıkan zarar ve maliyet artışlarının tarife revizyonu suretiyle giderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davacı tarafından yapılması öngörülen işletme/kömür üretim planlarından davacının sorumlu olduğu ve madencilik faaliyetleri sırasında mücbir sebep hali oluşturabilecek olumsuzluklara binaen ilave bir talep ile idareye gelmesinin mümkün olmadığı, talebe esas teşkil eden olayın üretim noktasında karşılaşılan lokal bir olumsuzluk olduğu, dolasıyla mücbir sebep olmadığı, davacının mücbir sebep olduğunu iddia ettiği olay öncesinde sahada gerekli etüt ve araştırmaları yaparak sahanın görünürlüğünü arttırabilmesinin, böylece öngörülemez durumları üretimi engellemeyecek şekilde asgariye indirebilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle mücbir sebebin en temel şartları olan öngörülmezlik ve önlenemezlik durumunun mevcut olmadığı, yaşanan durumun tamamıyla planlama ile ilgili olduğu ve planlamanın davacı tarafından hazırlandığı, Bakanlık'ın dahli bulunmadığı, davacıya tahsis edilen saha içinde işletme projesi kapsamında üretilecek kömürün miktar ve kalorisinin, bu işletme projesini hazırlamak zorunda olan şirketin sorumluluğunda olduğu, sahaya ilişkin doğru tekniklerin kullanılması ile sahada gerekli olan ve ileride gerekli olduğu ortaya çıkabilecek tüm yatırım, yenileme ve bakım giderlerini yapmanın davacı şirketin yükümlülüğünde olduğu, delil tespit raporlarındaki mücbir sebep değerlendirmesinin imtiyaz sözleşmesi kapsamında değil sahanın fiziki durumu bağlamında tamamen teknik veriler ışığında yapıldığı, bir olayın mücbir sebep hali sayılabilmesi için olaydan etkilenen tarafın gerekli özen ve dikkati göstermiş ve tüm önlemleri almış olmasına karşın olayın önlenemeyecek, kaçınılamayacak ve öngörülemeyecek olması ve bu durumun etkilenen tarafın ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini engellemesi gerektiği, sahadaki bir panoda meydana gelen lokal göçük veya herhangi bir olumsuz durum sebebiyle üretim sekteye uğruyorsa bu durumun davacı tarafından hazırlanan maden planlamasının hatalı olduğunu gösterdiği, zira santralin kömür ihtiyacının kesintisiz olarak sağlanabilmesi için isabetli ve uygulanabilir bir maden planlaması yapmak, stoklu çalışmak ve yer altı madenciliğinin doğası gereği ortaya çıkabilecek her türlü olumsuzluğa karşı gerekli önlemeleri zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmenin davacı şirketin sorumluluğunda olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ : Dava; Çayırhan termik santralinin işletilmesi ve rehabilitasyonu için görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesi hükümleri uyarınca Santralı besleyen D ve G kömür sahalarında “mücbir sebep” meydana geldiği iddiasıyla oluşan ilave maliyet ve zarar olmak üzere toplam 44.448.766,44-TL’nin İmtiyaz Sözleşmesi’nin 22. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca tarife revizyonu yolu ile ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan 29/11/2017 tarihli başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemi ile açılmıştır.
İmtiyaz Sözleşmesinin "Mücbir sebepler ve sonuçları" başlıklı 22. maddesinde; "Sözleşme çerçevesinde bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için, olaydan etkilenen tarafın, gerekli özen ve dikkati göstermiş ve önlemleri almış olmasına karşın, önlenemeyecek, kaçınılamayacak veya giderilemeyecek olması ve bu durumun Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesini zaman ve/veya maliyet açısından önemli ölçüde veya tamamen olumsuz yönde etkilemesi gerekir" düzenlemesi mevcuttur.
Madde devamında ise, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında, 22.maddede belirtilen sebeplerin biri veya birkaçının gerçekleşmesi halinde, bunlardan etkilenen tarafın, mücbir sebebin başlama tarihinden itibaren on beş gün içinde, mücbir sebebin başlama tarihini, mahiyetini ,süresini, tahmini ne kadar süreceğini, alınan önlemleri, olayı belgeleyen ulusal veya uluslararası kuruluş yazısını, yazılı olarak diğer tarafa ve Hazine Müsteşarlığı ile EEF'ye bildireceği belirtilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 13/03/1998 gün ve 98/10859 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, davacı şirket ile 07/01/1999 tarihinde imtiyaz sözleşmesi imzalandığı ve Ankara Nallıhan mevkiinde bulunan Çayırhan Termik Santrali'nin 1. ve 2. üniteleri ile santrala kömür sağlayan A, F ve D maden sahası 30/06/2000 tarihinden, santralin 3. ve 4. üniteleri ise 04/01/2001 tarihinde davacı şirkete fiilen devredildiği ve tesisin işletmeye alındığı, … gün ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 31/12/2003 günlü Bakanlık oluru ile G sahasının tamamı imtiyaz sözleşmesi kapsamına alındığı, davacı şirketin, 29/11/2017 günlü dilekçesi ile, İmtiyaz Sözleşmesinin 22. maddesi kapsamında gerekli işlemlerin yapılarak, mücbir sebep nedeniyle, D ve G sahaları için uğradığını iddia ettiği zararlarının, tarifenin yeniden düzenlenmesi suretiyle ödenmesini talep ettiği, bu talebin ise, davaya konu edilen işlem ile, davacı şirketin iddia ettiği hususların mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı şirket tarafında bu yönde bir başvuru yapıldığı, başvuru üzerine hazırlanan 02/08/2017 günlü raporda; G sahasında yaşanan olumsuzluklar, iş güvenliği açısından değerlendirilmiş, davacının gerekli tedbirleri alması, buna göre üretim projesi hazırlaması ifade edilmiş, 23/08/2017 günlü raporda ise; kömür rezerv miktarının, İmtiyaz Sözleşmesinin bitim tarihi olan 30/06/2020 tarihine kadar yeterli olduğu, yüksek arın üretim yapılan G ve D sektörlerinin yakın zamanda biteceğinden, yüksek arın ekipmanlarının kullanılabilmesi için davacıya J sahasının verildiği, J sahası ile yeterli kömür rezervinin olduğu, saha etüdlerinin yetersizliğinden ve üretim gerçekleştirmelerinin uzun vadeli planlamalar ile yönetilememesinden dolayı, tahsis edilen sahalarda termik santral ihtiyacı olan kömürün üretilemez duruma düştüğü, bu durumun davacı şirketin, gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacı şirketin kömür üretimini, rezerv kaybı olmadan yapmak zorunda olduğu hususlarına yer verildiği açıktır.
Bu durumda, davacı şirketin, mücbir sebep nedeniyle, D ve G sahaları için uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin olarak, hazırlanmış olan raporların içeriğinden, sözkonusu iddiaların mücbir sebep kapsamına girmediği açık olduğundan, Çayırhan termik santralinin işletilmesi ve rehabilitasyonu için görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesi hükümleri uyarınca Santralı besleyen D ve G kömür sahalarında “mücbir sebep” meydana geldiği iddiasıyla oluşan ilave maliyet ve zarar olmak üzere toplam 44.448.766,44-TL’nin İmtiyaz Sözleşmesi’nin 22. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca tarife revizyonu yolu ile ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan 29/11/2017 tarihli başvurunun reddine ilişkin 17/01/2018 tarih ve 1875 sayılı işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
1-) 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmeleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde, 31/03/1998 tarih ve 98/10859 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile davacı şirket Çayırhan Termik Santrali'nin işletilmesi, rehabilitasyonu ve üretilecek enerjinin satılmasıyla görevlendirilmiştir.
2-) 31/03/1998 tarih ve 98/10859 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Çayırhan Termik Santrali Görev Bölgesi'nde görevlendirilen … Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında 07/01/1999 tarihinde imzalanan İmtiyaz Sözleşmesi hükümleri uyarınca Çayırhan Termik Santrali'nin 1. ve 2. ünitelerinin 30/06/2000 tarihinde, santrale kömür sağlayan Ankara Orta Anadolu Linyit İşletmeleri maden sahalarının ise 01/07/2000 tarihinde fiilen devri gerçekleştirilmiştir.
3-) İmtiyaz Sözleşmesi'nin 1 numaralı ekinde 20 yıl için birim üretim ve kapasite bedellerine yer verilmiştir.
4-) Davacı şirket 27/05/2002 tarihinde davalı Bakanlık'a başvuruda bulunarak, fiili devrin gecikmesi, Çayırhan Belediyesi'nce F maden sahasının önemli bir kısmının fiili devirden sonra imar planı içine alınması, A ve F maden sahalarında fiili devirden sonra yapılan sondaj çalışmaları neticesinde faylanmalar olduğundan bahisle G maden sahasında ilave rezerv talep edilmiştir.
5-) Bakanlık, şirketin bu talebini, “şirket tarafından hiçbir hak talep edilmeksizin, A, F ve D maden sahalarından çıkarılamayacak 18,1 milyon tonluk kömür ihtiyacının G maden sahasından karşılanması için gerekli koordinat değişikliğinin yapılması, şirketçe 36. ayda yapılması gereken 25.404.500.$'lık yatırımın 6. yılda gerçekleştirilmesi, ancak yatırım kredi geri ödemelerinin 7. yıldan itibaren başlatılması, buna karşılık 9. ve 10. yıllarda yapılması gereken yatırımlardan 25.404.500.$'lık kısmının 3-4 yıl öne alınarak 6. yılda gerçekleştirilmesi, ancak yatırım kredi geri ödemelerinin 10. ve 11. yıllardan itibaren başlatılması, şirket tarifelerinin bu esaslara göre revize edilmesi" şartlarıyla uygun bulmuştur.
6-) Davacı şirket, Çayırhan Termik Santrali’ne kömür temin etmek için işletilen G maden sahasında 2006 yılından itibaren fiili üretime başlamıştır.
7-) Davacı şirket, G-02 sektöründe 18/08/2009 tarihinde bir göçük meydana gelmesi üzerine, … Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak durum tespiti istemiş ve 09/09/2009 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Devam eden süreçte bilirkişi raporunda olayın mücbir sebepten kaynaklandığının tespit edildiğinden bahisle mücbir sebepler nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararların tazmini istemiyle Dairemizin 2012/2974 esasına kayıtlı dava açılmıştır. Bu dava Dairemizin 28/12/2018 tarih ve E:2012/2974, K:2018/4615 sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/09/2020 tarih ve E:2019/2020, K:2020/1509 sayılı kararı ile onanmıştır.
8-) Davacı şirket tarafından Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne bir kez daha başvurularak, 2013 yılının mart ayında üretime başlanan G-07 panosunda aynı yılın haziran ayından itibaren, 2013 yılının haziran ayında üretime başlayan G-04 panosunda aynı yılın aralık ayından itibaren göçükler meydana geldiği ve gelmeye devam ettiği, bu göçüklerin önlenemeyen ve kaçınılamayan tektonik bozukluklardan kaynaklandığı, uzman bilirkişiler tarafından yerinde keşif yapılmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilerek durum tespiti istenmiş ve 04/02/2014 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Aktarılan süreç sonrasında bilirkişi raporunda olayın mücbir sebepten kaynaklandığının tespit edildiğinden bahisle mücbir sebepler nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararların tazmini istemiyle Dairemizin 2014/3319 esasına kayıtlı dava açılmıştır. Bu dava da Dairemizin 12/12/2020 tarih ve E:2014/3319, K:2020/3734 sayılı kararı ile reddedilmiş ve anılan karara Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 30/03/2022 tarih ve E:2021/1308, K:2022/1082sayılı kararı ile onanmıştır.
9-) Devam eden süreçte G-06 sektöründe 03/04/2016 tarihinde göçük meydana gelmesi üzerine, davacı şirket Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak durum tespiti istemiş ve 14/06/2016 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır. D sektöründe de bozuk tavan taşına bağlı olarak benzer sorunların ortaya çıktığından bahisle G ve D sektörlerinde üretim faaliyetinin aksamasına neden olan sorunların tespiti … Sulh Hukuk Mahkemesi'nden talep edilmiş, bunun üzerine 17/01/2017 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Son olarak G-05 sektöründe duyarsızlık sorunu nedeniyle üretimin güvenli şartlar altında yürütülemediğinden bahisle Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak durum tespiti istenilmiş ve bunun üzerine 28/09/2017 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
10-) Davacı şirket tarafından aktarılan süreç sonrasında davalı idareye yapılan 29/11/2017 tarihli başvuru ile D ve G kömür sahalarında meydana gelen ve mücbir sebep olduğu bilirkişi raporlarıyla ortaya konulan zararların İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesi uyarınca ödenmesi talep edilmiş, başvuru 17/01/2018 tarih ve 1875 sayılı işlem ile reddedilmiş, bunun üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi İletimi Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun'un "Enerji satış şartları ve tarife esasları" başlıklı 9. maddesinde, "Enerji tarifeleri, görevli şirketin teklifi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının onayı ile yürürlüğe girer. Tarifelerin tespitinde, yıllık işletme, bakım ve onarım giderleri, faiz ve kur farkı garantisi verilmemiş ise kur farkları, teknik ve sermaye amortismanları, diğer masraf ve harcamalar ile ortaklara dağıtılacak makul bir temettü için gerekli gelirin sağlanması esas alınır. Görevli şirketler ile üretilen elektriğin satılacağı kurum ve şirketler arasında bu satışların miktar ve şartlarını tanzim eden ve bir yıldan fazla süreli olabilen sözleşmeler yapılması ve bu sözleşmelere tarifeler ile ilgili özel hükümler konulması; Bakanlar Kurulu Kararı ile mümkündür." kuralı yer almıştır.
Davacı şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında 07/01/1999 tarihinde imzalanan Çayırhan Termik Santrali'nin Rehabilitasyonu ve İşletilmesi İçin Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "Tarife", "Şirketin üreterek TEAŞ’a sattığı ve/veya program dâhilinde üretime hazır hâle getirdiği elektrik enerjisi karşılığında fiili devir tarihinden itibaren şirkete yapılacak ödemelere ve dayandığı esaslara ilişkin çizelge” olarak tanımlanmış; "Tarife esasları" başlıklı 18. maddesinde, "Şirkete ödenecek bedel iki kısımdan oluşmaktadır: 1- Kapasite bedeli: 2- Üretim bedeli. Ek-1'de belirtilen üretim miktarları, tarifede hiçbir değişiklik yapılmadan gerçekleştirilecektir. Mücbir sebepler ve TEAŞ'tan kaynaklanan nedenler veya bu Sözleşmede açıkça belirtilen hâller dışında, ortaya çıkabilecek maliyet artışları ve yeni yatırım ihtiyaçları Şirket tarafından finanse edilecek ve hiçbir şekilde enerji satış bedeline yansıtılmayacaktır. TEAŞ'tan kaynaklanan nedenler sonucunda tesislerde kısmen veya tamamen üretim yapılamaması durumunda TEAŞ tarafından Şirkete kapasite bedeli ödenmeye devam edilecektir. İşletme süresi boyunca yıllık net enerji üretim miktarlarının gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan ve ileride gerekli olduğu ortaya çıkabilecek tüm yatırım, yenileme, bakım giderleri ile işletme hakkı devir bedeli giderleri tarifeye dâhil edilmiştir. Finansman temin şartlarında olabilecek artışlar hiçbir şekilde tarifeye yansıtılmayacaktır. Sözleşmenin ekinde (Ek-1) yer alan tarife, 30 Nisan 1997 tarihinden itibaren fiili devre kadar yapılacak toplu iş sözleşmesinin sonuçlarının etkisi oranında Bakanlıkça revize edilecektir...", "Mücbir sebepler ve sonuçları" başlıklı 22. maddesinde, "Sözleşme çerçevesinde bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için, olaydan etkilenen tarafın gerekli özen ve dikkati göstermiş ve önlemleri almış olmasına karşın önlenemeyecek, kaçınılamayacak veya giderilemeyecek olması ve bu durumun Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesini zaman ve/veya maliyet açısından önemli ölçüde veya tamamen olumsuz yönde etkilemesi gerekir. Belirtilen bu genel esaslar çerçevesinde mücbir sebep sayılacak olaylar aşağıdaki hâllerle sınırlı olmamak ve ulusal veya uluslararası kuruluşlarca belgelendirilmek koşuluyla şunlardır;
a- Yer sarsıntısı, sel, fırtına, çığ, yıldırım gibi doğal afetler veya salgın hastalıklar,
b- Türkiye'de veya yatırım ile üretim için gerekli malların temin edildiği ülkelerde savaş veya seferberlik hâlleri, halk ayaklanmaları, saldırı veya terör hareketleri, sabotajlar, isyanlar veya çalışanları işinden alıkoyabilecek hâller,
c- Malzeme ve daimi teçhizat nakliyelerindeki kazalar ile patlama ve yangınlar,
d- Türkiye'de veya yatırım ile üretim için gerekli malların temin edildiği ülkelerde grev, lokavt ve işin yavaşlatılması, işçi hareketleri veya aynı anlamda nakliye işlerini etkileyen işçi ve işveren hareketleri,
e- Çıkabilecek tarihi ve arkeolojik bulgular,
f- Nükleer ve kimyasal serpintiler,
Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yukarıda belirtilen sebeplerden birinin veya birkaçının gerçekleşmesi hâlinde, bundan etkilenen taraf, mücbir sebebin başlama tarihinden itibaren onbeş gün içinde mücbir sebebin başlama tarihi ile mahiyetini, süresini veya tahminen ne kadar süreceğini, alınan önlemleri, olayı belgeleyen ulusal veya uluslararası kuruluş yazısını, yazılı olarak diğer tarafa ve Hazine Müsteşarlığı ile EEF'ye bildirecektir. Mücbir sebebin sona ermesinden itibaren otuz gün içinde yazılı olarak mücbir sebebin başlama ve bitiş tarihlerini, mahiyetini, sebep olduğu zararı, gecikme ve maliyet artışlarını kanıtları ile birlikte karşı tarafa, Hazine Müsteşarlığına ve EEF'ye sunacaktır. Mücbir sebep ve sonuçları, Bakanlık ve Şirket temsilcileri tarafından birlikte görüşülerek doğan zararlar, gecikme süreleri ve maliyet artışları, üretim, yatırım ve rehabilitasyon programları üzerindeki etkileri belirlenerek Bakanlığın onayına sunulacaktır. Bakanlık onayından sonra iş programı veya işletme programı ile tarife yeniden düzenlenecektir. Mücbir sebep nedeni ile kısmen veya tamamen elektrik enerjisi üretilip şebekeye verilemez ise; a) Ortaya çıkabilecek ek finansman ihtiyacı, mümkünse önce sigorta tazminatlarından karşılanacaktır. Ek finansman ihtiyacının sigorta tazminatlarından karşılanamaması durumunda, öncelikle Şirketçe temin edilecek krediler ile, Şirketin kredi bulamaması ya da Bakanlığın uygun görmemesi durumunda ise EEF tarafından verilecek krediler ile giderilecektir. b) Mücbir sebep ve sonuçlarının devamı süresince, kâr hariç kapasite bedeli, varsa sigorta tazminatlarından, sigorta tazminatlarından karşılanamaması durumunda ise öncelikle Şirketçe temin edilecek krediler ile, Şirketin kredi bulamaması ya da Bakanlığın uygun görmemesi durumunda ise EEF tarafından verilecek krediler ile ödenecektir. Mücbir sebep olayının etkileri ortadan kalktıktan sonra Bakanlık tarafından tarife ayarlanarak, alınan kredinin geri ödenmesi sağlanacaktır." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
İmtiyaz Sözleşmesi'nin "Mücbir sebepler ve sonuçları" başlıklı 22. maddesinde, sözleşme çerçevesinde bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için gerekli olan şartlara yer verilmiş ve mücbir sebebin ulusal veya uluslararası kuruluşlarca belgelendirilmesi gerekliliği kurala bağlanmıştır. Maddenin devamında, mücbir sebepten etkilenen tarafa, mücbir sebebin başlama tarihinden itibaren on beş gün içinde mücbir sebebin başlama tarihi ile mahiyetini, süresini veya tahminen ne kadar süreceğini, alınan önlemleri, olayı belgeleyen ulusal veya uluslararası kuruluş yazısını, yazılı olarak diğer tarafa ve Hazine Müsteşarlığı ile Elektrik Enerjisi Fonu'na (EEF) bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Mücbir sebebin sona ermesinden itibaren de otuz gün içinde yazılı olarak, mücbir sebebin başlama ve bitiş tarihleri, mahiyeti, sebep olduğu zarar, gecikme ve maliyet artışlarının kanıtları ile birlikte karşı tarafa, Hazine Müsteşarlığı'na ve EEF'ye sunulması gerektiği; mücbir sebep ve sonuçlarının, davalı idare ve davacı şirket temsilcileri tarafından görüşülerek doğan zararlar, gecikme süreleri ve maliyet artışları, üretim, yatırım ve rehabilitasyon programları üzerindeki etkilerinin belirlenerek davalı idarenin onayına sunulacağı, ancak davalı idare onayından sonra iş programı veya işletme programı ile tarifenin yeniden düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden davacı tarafından G sektöründe yer alan 06 panosuna ilişkin olarak 14/04/2016 tarihinde, D ve G sektörlerine ilişkin olarak ise 02/02/2017 tarihinde mücbir sebep bildiriminde bulunulduğu, 31/10/2017 tarihli yazı ile de mücbir sebebin sona erdiğinin davalı idareye bildirildiği, aktarılan süreç sonrasında 29/11/2017 tarihinde davalı idareye yapılan başvuru ile daha önce bildirimi yapılan mücbir sebep hallerinin etkisinin azaltılması amacıyla gerekli önlemlerin alındığı belirtilerek D ve G sahalarında meydana gelen mücbir sebep nedeniyle uğranılan zarar ve maliyet artışlarından oluşan toplam 44.448.766,44-TL'nin tarifenin yeniden düzenlenmesi suretiyle ödenmesinin talep edildiği, davalı idare tarafından, başvuruda yer alan hususların mücbir sebep olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve ilgili sahadaki on sekiz yıllık uygulamaların tek tek değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun reddedildiği anlaşılmaktadır.
İmtiyaz Sözleşmesi gereğince, mücbir sebep ve sonuçlarının davalı idare ve davacı temsilcileri tarafından birlikte görüşülerek doğan zararlar, gecikme süreleri ve maliyet artışları, üretim, yatırım ve rehabilitasyon programları üzerindeki etkileri belirlenerek davalı idarenin onayına sunulması, ancak onay sonrasında iş programı veya işletme programı ile tarifenin yeniden düzenlenmesi mümkündür. Dava konusu olay bu açıdan değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından davalı idareye mücbir sebep bildiriminde bulunulmuş ise de, mücbir sebep konusunda İmtiyaz Sözleşmesi'nde öngörülen süreçlerin tamamının işletilmediği, sürecin davalı idare ile birlikte yönetilmediği, yapılacak harcamalara ilişkin davalı idare ile birlikte planlama yapılmadığı, davalı idareden gerekli onayların alınmadığı, davacının kendi planlaması çerçevesinde harcamalar yaptığı, sonrasında ise bakılan dava ile yapılan harcamaların kendisine ödenmesinin talep edildiği görülmektedir.
Öte yandan, madencilik faaliyetleri kapsamında üretime başlanmadan önce sahanın en iyi şekilde etüt edilmesi, sahaya ilişkin tüm verilerin toplanması, toplanan bu verilerin analiz edilmesi ve bu değerlendirmeler doğrultusunda sahaya en uygun işletme planının yapılması, sonrasında faaliyete başlanması gerekmektedir.
Bu durumda, dosya içeriğinde yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı tarafından yatırım ve rehabilitasyon programları değişikliklerine ilişkin süreçte davalı idareden gerekli onayların alınmadığı, yapılacak harcama ve rehabilitasyon programlarının davalı idareyle birlikte yapılmadığı, İmtiyaz Sözleşmesi'ne göre davalı idare ile birlikte yürütülmesi gereken sürecin tek başına davacı tarafından yürütüldüğü, İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesinde öngörüldüğü şekilde davalı idare ile birlikte süreçleri işletmeyen, kendisinin aldığı teknik raporlara göre yatırımlar yapan davacı şirketin, daha sonra bu yatırımların maliyetinin tarifesine yansıtılması isteminin kabulünün mümkün olmadığı, söz konusu yatırım kararlarının alınması ve yapılması sürecinin sadece davacı şirket tarafından yönetilmiş olmasının, bu yatırımların gerçekten yapılıp yapılmadığı, hangilerinin mücbir sebep olduğu iddia edilen olaylara bağlı olarak yapıldığı ve hangilerinin gerekli olduğunun tespitini imkânsız kıldığı, diğer yandan maden sahasında çalışmaya başlanmadan önce gerekli etüt ve araştırmalar yapılarak sahanın görünürlüğünün arttırılması, böylece öngörülemez durumların üretimi engellemeyecek şekilde asgariye indirilmesinin mümkün olduğu, maden sahasında meydana gelen ve davacı tarafından mücbir sebep olduğu iddia edilen hususların kömür üretiminin ne şekilde yapılacağına ilişkin olarak verilen kararlar neticesinde meydana geldiği, bu kararlar alınmadan önce gerekli etüt ve araştırmalar yapılarak ilgili maden sahasının özelliklerine en uygun olan üretim yönteminin seçilmesi gerektiği, maden sahasının özellikle G sektöründe sık sık göçüklerin meydana geldiği, buna rağmen göçük olayı ile ilk defa karşılaşılıyormuş gibi mücbir sebep iddiasında bulunulduğu, maden sahasındaki diğer sektörlerdeki panolarda göçük meydana gelmesi halinde bu kısımlar atlanarak üretimin devam ettiği, sahadaki bir panoda meydana gelen lokal bir göçük veya herhangi bir olumsuz durum sebebiyle üretimin sekteye uğramaması gerektiği, aksi durumun üretim planlamasının sahanın şartlarına uygun olmadığı anlamına geleceği, çünkü santralin kömür ihtiyacının kesintisiz olarak sağlanabilmesi için isabetli ve uygulanabilir bir maden planlaması yapmak, stoklu çalışmak ve yer altı madenciliğinin doğası gereği ortaya çıkabilecek her türlü olumsuzluğa karşı gerekli önlemeleri zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmenin davacının sorumluluğunda olduğu, bu bakımdan davacı tarafından sahada yeterince ön çalışma yapılmasına ve doğru üretim tekniğinin uygulanmasına karar verilmiş olmasına rağmen öngörülemeyen bir durum nedeniyle talep edilen zararların meydana geldiğinin ortaya konulamadığı, davacının talebinin dayanağı olan bilirkişi raporlarında da bu yönüyle bir değerlendirmenin mevcut olmadığı, sonuç olarak davacı tarafından talep edilen zararın dayanağının İmtiyaz Sözleşmesi'nde tanımlanan mücbir sebebe bağlı olarak ortaya çıktığının kabulünün de mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının talebinin İmtiyaz Sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacı şirketin, mücbir sebep nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesi uyarınca, bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için, olaydan etkilenen tarafın gerekli özen ve dikkati göstermiş ve önlemleri almış olmasına rağmen önlenemeyecek, kaçınılamayacak veya giderilemeyecek olması ve bu durumun Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesini zaman ve/veya maliyet açısından önemli ölçüde veya tamamen olumsuz etkilemesi gerekmektedir.
Sözleşmenin 22. maddesinde mücbir sebep sayılacak olaylar, altı bent hâlinde sayılmış, ancak bu sayılanlar ile sınırlı olmadığı belirtilerek, olayın ulusal veya uluslararası kuruluşlarca belgelendirilmesi koşulu aranmıştır.
Davacı şirket tarafından, Çayırhan Termik Santrali'nin D ve G sektöründe meydana gelen göçük ve olumsuz durumlar nedeniyle üretim yapılamaması üzerine İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesinde yer alan mücbir sebebin ulusal kuruluşlar tarafından belgelendirilmesi kuralının gereğini yerine getirmek amacıyla muhtelif tarihlerde Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne durum tespiti başvurusunda bulunulmuş, adı geçen Mahkeme'nin ..., ..., ...D.İş sayılı dosyalarında olay mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen raporlar davalı idareye sunulmuş olup, anılan dosyalar kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında D ve G sektörlerinde meydana gelen göçük ve olumsuz durumların mücbir sebep niteliğinde olduğu yönünde tespitte bulunulmuştur.
Dolayısıyla, İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesi uyarınca, Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde, konunun uzmanları tarafından düzenlenen rapor ile belgelendirilen ve D ve G sektöründeki faylanmadan kaynaklandığı tespit edilen göçük olaylarının, davacı şirketin işletme kusurunun da bulunmadığı dikkate alınarak mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda İmtiyaz Sözleşmesi'nin 22. maddesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı idareye gerekli bildirimin yapıldığı, göçük olayının verdiği zararın, sebep olduğu gecikmenin ve maliyet artışlarının imtiyaz sahibi şirket tarafından kanıtlanması şartıyla üretim, yatırım ve rehabilitasyon programları üzerindeki etkilerinin belirlenerek tarifeye yansıtılmasının da Sözleşme'den kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, davalı idare tarafından, mücbir sebep teşkil eden göçük olayından dolayı imtiyaz sahibi davacı şirketin uğradığı zarara, gecikmeye ve maliyet artışlarına ilişkin sunduğu kanıtların incelenerek tarifeye yansıtılıp yansıtılmayacağı ya da hangi oranda yansıtılacağı hususunda değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan göçük olayı nedeniyle uğradığı zarar ve maliyet artışlarının tamamının davacı şirket üzerinde bırakıldığı anlaşıldığından, bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştığını söylemek mümkün değildir.
Bu itibarla, imtiyaz sahibi davacı şirketin D ve G sektörlerinde meydana gelen göçükler nedeniyle uğradığı zarara, gecikme ve maliyet artışlarına ilişkin olarak davalı idareye sunduğu kanıtların incelenerek değerlendirilmesi ve üretim, yatırım ve rehabilitasyon programı üzerindeki etkilerinin belirlenerek Bakanlığın onayının alınması, böylece davacı şirketin tarifesinin yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğine bir karar verilmesi gerekirken, davacı şirketin başvurusu ile ilgili olarak hiçbir değerlendirme yapılmaksızın, mücbir sebep teşkil ettiğinde kuşku bulunmayan göçük olayından dolayı uğradığı zararın ve maliyet artışlarının tamamının davacı şirket üzerinde bırakılması sonucunu doğuracak şekilde başvurusunun reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!