WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/2417 E.  ,  2023/4339 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/2417
Karar No:2023/4339

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … (…)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında, ... Grubu şirketlerinden ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince toplam 1.392.728,70-TL'nin tahsiline ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve E…. sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de 02/06/1999-13/12/1999 tarihleri arasında kanuni temsilci olarak görev yaptığı, davacının görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluğu belirlenirken sadece 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükmünün değil, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin de birlikte değerlendirilmesi gerektiği, Bankacılık Kanunu kapsamındaki bir amme alacağının takip ve tahsili ...sından yönetim kurulu üyesinin görev yaptığı dönemde alınan ya da ödenmeyen kredilerden olduğu kadar önceki dönemlerde alınan ve vadesinde ödenmeyen ya da başka bir kredi ile kapatılan borçlardan da sorumlu tutulabileceği, keza bu önceki borçlardan kaynaklanan sorumluluğun sadece görev yaptığı dönemle sınırlı değil, görevden ayrıldıktan sonra da devam ettiği;
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 10/07/2001 tarih ve 384 sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesinin birinci bendi gereğince yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3 ve 15/7-b maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca Fon tarafından devir alınan ... Sanayicileri Bankası A.Ş.'nin tahsil edilemeyen alacaklarının, Fon tarafından devir alındığından itibaren amme alacağı niteliğini kazandığı, dolayısıyla ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'nin ödenmeyen kredi borçlarının tahsili amacıyla davacının söz konusu şirkette kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönem ve öncesinde kullandırılan krediler esas alınarak tahakkuk ettirilen kamu alacağının 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, gerek görev süresinden önce gerekse görev süresi içerisinde kullanılan kredilerin tamamının kapatılmış olduğu, bir kredinin başka bir kredi ile kapatılmış olmasının önceki kredinin kapatıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, bu kapsamda ödenmeyen kredi borcunun görevden ayrıldıktan sonra 22/02/2001 tarihinde kullandırılan krediden kaynaklandığı, söz konusu krediden kendisinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ayrıca, öncelikle asıl borçludan alacağın tahsil edilme imkanı varken kanuni temsilci sıfatıyla kendisinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden ... Bank A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de 02/06/1999-13/12/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ... Bank A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 1.392.728,70-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 1.392.728,70-TL tutarlı, … tarih ve E…. sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-b maddesinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve mali kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
5411 sayılı Kanun'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallarda, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu hükümler gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. 6183 sayılı Kanun'un anılan maddesi gereğince amme alacağından sorumlu olacak kişinin belirlenmesinden sonra, sorumlu olan kişinin sorumlu olduğu dönem ve sorumluluk miktarı belirlenirken, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesiyle birlikte 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesinde yer alan düzenlemenin de göz önüne alınması gerekmektedir.

5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır.
Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumludur.
Bu bağlamda, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, 10/07/2001 tarih ve 24458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10/07/2001 tarih ve 384 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3’inci maddesi kapsamında yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, alınması gereken tedbirleri almayan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden ... Bank A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, davacının ... Bank A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de 02/06/1999-13/12/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalı idarenin 26/05/2016 tarihli savunma dilekçesinin 8. sayfasında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu kredilerin (13/10/2000 tarihli kredi hesaplamaya dahil edilmemiştir.) gösterildiği anlaşılmaktadır.
26/05/2016 tarihinde sunulan savunma dilekçesinin 8. sayfasında yer alan tablo ile devamında yapılan açıklamalar incelendiğinde, davacının sorumlu tutulduğu krediler içerisinde yer alan 30/09/1999 tarihli, 68.865-TL tutarlı ve 01/10/1999 tarihli, 258,24-TL tutarlı kredilerin firmaya 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredi ile, 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin ise 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.047-TL tutarlı kredi ile kapatıldığı, 22/02/2001 tarihinde kullandırılan kredinin ise ödenmeyerek kanuni takip hesaplarına aktarıldığı ve bu tutarın firmaya çekilen ihtarname tutarı içerisinde yer aldığı ifade edilmiş ise de, savunma dilekçesinin ekinde sunulan ... Bank Teftiş Kurulu'nun "... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'nin Bankamızla olan kredi ilişkileri hk." konulu … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu'nun 17. sayfasında 8 numaralı başlık altında 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL nakit kredi hakkında söz konusu kredinin 286.939,38-TL tutarlık kısmı ile 9040 ek no'lu 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.719,89-TL kredinin anapara ve faiz ödemesinin yapıldığı, bakiye 58.107,61-TL'nin ise "... kredi kapama hesabı 1600069/9040" açıklaması ile Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği tespitine yer verildiğinden, Dairemiz tarafından E:2018/1120 sayılı dosyadan yapılan 30/05/2023 tarihli ara kararı ile davalı idareden, 1- İnceleme Raporu'nda yer alan "... kredi kapama hesabı …/…" açıklaması ile bakiye 58.107,61-TL'nin Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği açıklamasının ne anlama geldiğinin sorulmasına, bu hususu açıklayıcı bilgi ve belgelerin istenilmesine,
2- Davacının sorumlu tutulduğu miktarın 11/07/2001 tarihli ihtarname tutarları üzerinden hesaplanmış olması nedeniyle 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL tutarlı kredinin 58.107,61-TL'lik kısmının davacının görev yaptığı süre içerisinde kullanılan kredilerin kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmadı ise davacının sorumlu tutulduğu tutara dâhil edilmesinin nedeninin ne olduğunun sorulmasına, bu hususu açıklayıcı bilgi ve belgelerin istenilmesine, ..." karar verilmiş olup, 14/07/2023 tarihinde davalı idarece verilen cevabi yazıda, 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL kredinin 286.939,38-TL'si ile 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.719,89-TL tutarlı kredinin ve faizinin ödendiği, kalan tutar olan 58.107,61-TL ile ise firmanın açık ve ödenmemiş olan başkaca Faiz+BSMV+KKDF tutarlarının kapatıldığı ifade edilmiştir.
Banka kaynağının kredi olarak kullanılıp geri ödenmemesi hâlinde oluşan Fon alacağından, kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem, başka bir deyişle, kredinin vadesinin dolması ile başlayıp ödenmediği müddetçe devam eden süre boyunca, kanunî temsilci sıfatını haiz olanlar sorumlu tutulabilecektir. Bu bakımdan, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğu, söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadar olan süre içerisinde görev yapması hâlinde doğmaktadır. Aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesi objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmayacaktır.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması hâlinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerekmektedir.

Bu bakımdan, şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yapan davacının, görev süresi içerisinde kullandırılan kredilerin bu kişinin görevden ayrıldığı süreden sonra firmaya kullandırılan fiktif krediler ile kapatılarak temdit edilmiş olması halinde davacının söz konusu kredilerden sorumlu tutulması mümkündür. Ancak, bu şekilde sorumluluk tutarı tespit edilirken sonradan kullandırılan ve fiktif olduğu belirtilen kredilerin ne kadarı ile davacının görev yapmış olduğu süre içerisinde kullandırılan kredilerin kapatıldığı hususunun ayrıştırılması gerekmektedir.
Nitekim uyuşmazlıkta, davacının görev süresi içerisinde 30/09/1999 tarihinde kullandırılan 68.865-TL tutarlı ve 01/10/1999 tarihinde kullandırılan 258,24-TL tutarlı kredilerin 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin bir kısmı ile kapatıldığı, 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin ise 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL nakit kredinin 286.939,38-TL tutarlık kısmı ile anapara ve faiz ödemesi yapılarak kapatıldığı, 345.046,99-TL nakit krediden geriye kalan bakiye 58.107,61-TL'nin ise "... kredi kapama hesabı …/…" açıklaması ile Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği, buradan da firmanın başkaca kredilerininden kaynaklanan Faiz+BSMV+KKDF ödemelerinin yapıldığı, … tarihli, … tutarlı Demir-Halkbank (Nederland) Almanya şubesinden kullandırılan kredinin ise davacının görev süresinden önce kullanıldığı ve bu kredinin davacının görev süresinden sonra çekilen fiktif krediler ile kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 06/03/1999 tarihli kredinin davacının görev süresinden önce kullanılmış olması nedeniyle davacının sorumlu tutulup tutulmayacağının tespiti için kredinin vadesi önem arz etmekte olup, söz konusu kredinin vadesinin davacının görev süresi içerisine veya öncesine denk geldiği davalı idarece ortaya konulmadan davacının sorumluluk tutarına dahil edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacının sorumlu tutulduğu kredilerin bir kısmının davacının sorumlu tutulabileceği kredilerden kaynaklı Faiz+BSMV+KKDF alacağı olup olmadığının da davalı idarece ortaya konulmadan yine davacının sorumluluk tutarına dahil edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, sunulan tabloda yer alan kredilerin bir kısmına ilişkin olarak yukarıda belirtilen araştırmalar davalı idarece yapılmadan tabloda belirtilen kredilerin tamamının (13/10/1999 tarihli kredi hesaplamaya dahil edilmemiştir.) davacının sorumluluk tutarına dahil edilmesine hukuken olanak bulunmadığı hususu dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.