Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/2318 E. , 2023/4856 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/2318
Karar No:2023/4856
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Tekstil Tarım Petrol Otomotiv İnşaat Turizm Sanayi ve
Ticaret A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, "Bismil yolu üzeri 7. km, Bismil/DİYARBAKIR" adresinde bulunan akaryakıt istasyonunun faaliyetlerinin, istasyona ait bayilik lisansının davalı idarece iptal edilmesi nedeniyle 08/02/2007-30/10/2012 tarihleri arasında durdurulduğu ve lisansın iptal edilmesine ilişkin işlemin Mahkeme kararıyla iptal edildiğinden bahisle, hukuka aykırı olduğu Mahkeme kararıyla tespit edildiği ileri sürülen işlem nedeniyle belirtilen dönemde mahrum kalınan kârdan dolayı şimdilik 100.000,00-TL maddi, marka prestijinin telafisi için ise 30.000,00-TL manevi tazminatın 08/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunun faaliyetinin bayilik lisansının iptali sebebiyle durdurulduğu, lisansın iptalinin davacı şirketin lisans başvurusu sırasında usulünce alınmış geçerli Gayrı Sıhhi Müesseselere Ait Açılma Ruhsatı (İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı) olmadan başvuru yapılmasından kaynaklandığı, lisans iptaline yönelik en son Kurul kararının ise davaya konu edilmeyerek kesinleştiği, dolayısıyla davalı idarenin tazmin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 10.750,00-TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden maktu olarak hesaplanan 990,00-TL toplamı 11.740,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bayilik lisansın iptaline ilişkin işlem esas bakımından hukuka uygun olsa dahi yetki unsuru yönünden hatalı ve eksik işlem nedeniyle ortaya çıkan zarardan davalı idarenin sorumlu olduğu, bayilik lisansının iptaline ilişkin karar üzerine 2009 yılını müteakiben Kurul halinde yeni bir karar alınmamasının ciddi bir kusur olduğu, 2007 yılında yetki unsuru yönünden hatalı karar alınmamış ve Kurul tarafından lisans iptal edilmiş olsa idi, Kurul tarafından verilecek iptal kararına istinaden eksikliklerin tamamlanıp 2012 yılnıda önce bayilik lisansının alınabileceği, hizmet kusuru nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 36. maddesinde ise, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kuralı yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, "Bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hâllerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. (...)" kuralına yer verilmiştir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, Ankara 5. İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatın reddine ve reddedilen manevi tazminata ilişkin hükmedilen vekalet ücretine dair kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2- Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, Mahkeme kararının reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bir tam yargı davası sonucunda, davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlâl ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesi'nin 07/11/2013 tarih ve B. No:2012/791 numaralı kararında konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur.
Anılan kararda, “Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de, maddenin, (1) numaralı fıkrasındaki 'herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkı...' ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makûl bir dengenin gözetilmiş olması gerekir... Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir. (B. No:2013/1613, 2/10/2013,§ 38 - 39).
Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makûllüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.
Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.
Ancak, yukarıda ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.” gerekçelerine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak, her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür.
Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, "Bismil yolu üzeri 7. km, Bismil/DİYARBAKIR" adresinde bulunan akaryakıt istasyonunun faaliyetlerinin, istasyona ait bayilik lisansının davalı idarece iptal edilmesi nedeniyle 08/02/2007-30/10/2012 tarihleri arasında durdurulduğu ve lisansın iptal edilmesine ilişkin işlemin Mahkeme kararıyla iptal edildiğinden bahisle, hukuka aykırı olduğu Mahkeme kararıyla tespit edildiği ileri sürülen işlem nedeniyle belirtilen dönemde mahrum kalınan kârdan dolayı şimdilik 100.000,00-TL maddi, marka prestijinin telafisi için ise 30.000,00-TL manevi tazminatın 08/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesi'nce, davanın reddine karar verildiği ve reddedilen maddi tazminat için davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedildiği, bu karara yönelik istinaf başvurusunun ise reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davanın maddi ve manevi tazminat istemi yönünden reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, ancak reddedilen maddi tazminata ilişkin olarak davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını anlamsız/etkisiz kılma sonucunu doğurduğu açık olduğundan, reddedilen maddi tazminata ilişkin olarak davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine değil, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir.
Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden nispi olarak belirlenen 10.750,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 11.740,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin "AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden maktu olarak belirlenen 990,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 1.980,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden nispi olarak belirlenen 10.750,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 11.740,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin, 'AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden maktu olarak belirlenen 990,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 1.980,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresi ile değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hüküm fıkrasının "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere, "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden nispi olarak belirlenen 10.750,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 11.740,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin, 'AAÜT uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden maktu olarak belirlenen 990,00-TL ve reddedilen manevi tazminat için maktu olarak belirlenen 990,00-TL olmak üzere toplam 1.980,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresi ile değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu düzelterek onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!