Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/2302 E. , 2023/5410 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/2302
Karar No:2023/5410
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Düzenleme Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonundan alınan akaryakıt numunelerinin ilgili teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı fıkranın (f) bendi uyarınca 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirkete ait Şanlıurfa İli, Birecik İlçesi, … Mahallesi … Yolu adresinde faaliyet gösteren akaryakıt istasyonunda 25/03/2013 tarihinde ve 26/03/2013 tarihinde alınan numunelerin teknik düzenlemelere aykırı olup olmadığının tespiti amacıyla incelenmek üzere İNÖNÜ Petrol Analiz Laboratuvarı (PAL)'na gönderildiği, 25/03/2013 gününde alınan numune için düzenlenen … tarihli ve … sayılı raporda, numunenin "su" değeri açısından teknik düzenlemelere aykırı olduğunun, 26/03/2013 tarihinde alınan numune için düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda ise numunenin "kükürt" değeri açısından teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edildiği, dava konusu idari para cezası kesilmeden önce ön araştırma ve soruşturma usulü uygulanarak davacı hakkında soruşturma raporunun düzenlendiği ve yazılı savunmasının istenildiği, söz konusu numunelerin teknik düzenlemelere aykırı olduğunun da İNÖNÜ PAL raporlarıyla tespit edildiği görüldüğünden davacı hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, numunelerin kükürt ve su oranlarının kendisi tarafından değiştirilebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, numune alma işleminin tankın temizlendiği sırada gerçekleştirildiği ve numunelerin usulüne uygun alınmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonundan alınan akaryakıt numunelerinin ilgili teknik düzenlemelere aykırı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacıya 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı fıkranın (f) bendi gereğince 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemişse varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği kurala bağlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan, ''ceza sorumluluğunun şahsiliği'' ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız, suça iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini; hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet ettirilemeyeceğini ifade etmektedir. Ceza hukukunun en temel ilkelerinden olan bu ilke idarî para cezaları için de geçerlidir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen kural ile, dava sırasında tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olması hâlinde izlenecek usule ilişkin düzenleme yapılmıştır. Ancak, tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğin kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Buna göre, dava sırasında davacının, kanun yolu başvurusu sırasında ise kanun yolu başvurusunda bulunan tarafın, ölüm, tüzel kişiliğin ortadan kalkması gibi nedenlerle kişilik; vesayet altına alınma, tasfiye sürecine girme gibi medeni hakları kullanma ehliyetini sonlandıran ya da kısıtlayan nedenlerle nitelik değişikliğine uğraması hâlinde, davayı veya kanun yolu başvurusunu takip hakkı kendisine geçenin başvurusuna kadar ilgili mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına; yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin ise iptaline karar verilecektir.
Aynı maddede, dava esnasında gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği de belirtilerek, gerçek kişilerin idari yargıda davalı konumunda bulunabilecekleri istisnai hâllerde (idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda) gerçekleşebilecek ölüm olayının dava takibi bakımından doğuracağı sonuca ilişkin düzenleme yapılmıştır. Ancak, gerçek kişilerden olan tarafın ölümünün (tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğe benzer şekilde) kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir.
Tam yargı davalarında davacının vefatı hâlinde davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçılar davayı takip iradesini ortaya koyana kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İptal davaları yönünden ise bir ayrım yapmak gerekir. İptali istenen işlemin sonuçları terekeye intikal etmiş veya ileride intikal edecek durumda ise mirasçıların takip hakkı doğar. Çünkü böyle bir dava sonunda verilecek karar terekenin aktif veya pasifini etkileyeceğinden, mirasçıların bunu takip etmekte çıkarları olduğu açıktır. Buna karşılık iptali istenen işlemin doğurduğu veya doğuracağı sonuçlar davacının ölümüyle birlikte ortadan kalkıyorsa, başka bir anlatımla iptal davasının sonucu terekeyi ve mirasçıların hukukunu ilgilendirmiyorsa takip hakkından söz etmek de mümkün olmaz. Böyle bir durumda dosyanın işlemden kaldırılmasına değil dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerekir (Kâzım Yenice, Yüksel Esin, İdari Yargılama Usulü, Arısan Matbaacılık, Ankara, 1983, s. 564 - 572).
Dosyanın incelenmesinden ve UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucu, davacının 10/04/2018 tarihinde vefat ettiği, davacı vekili tarafından 26/03/2018 tarihinde kayıtlara alınan dilekçeyle temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu idari para cezasının ödenip ödenmediğinin Dairemizin 16/11/2023 tarihli ara kararı ile sorulması üzerine, davalı idare tarafından "ilgili idari para cezasının yasal süreler içerisinde yatırılmadığı ve açılan dava sebebiyle herhangi bir tahsilat işlemi başlatılmadığı" hususlarının beyan edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca tahsili davacının şahsından mümkün olan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, iptali istenilen işlemin doğurabileceği sonuçların davacının ölümüyle birlikte ortadan kalktığı ve dava konusu işlemin sonuçlarının terekeye intikal edecek durumda olmadığı anlaşıldığından, davanın yalnızca öleni ilgilendirdiği açık olup, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!