WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/1323 E.  ,  2023/4311 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/1323
Karar No:2023/4311

TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACI) : ... Televizyon ve Radyo
Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

2. (DAVALI) : … Üst Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı yayın şirketi tarafından, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği’nin Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından iptal edildiğinden bahisle ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca uydu izni aldığı 2002-2007 yıllarında ve kablo yayın izni aldığı 2003-2007 yıllarında mükerrer ödenmiş olan yıllık yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali ile 2003-2007 tarihleri arasında tahsil edilen toplam 432.932,85-TL yıllık yayın izni ücretlerinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın, 29/03/2001 tarih ve 24357 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 26/05/2009 tarih ve E:2007/1033, K:2009/5772 sayılı kararı ile 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve bu çerçevede, Uydu Yayın Lisans ve İzni Yönetmeliği'nin 10/10/2007 tarih ve 26669 sayılı Resmî Gazete'de, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin 31/01/2007 tarih ve 26420 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine adı geçen yönetmeliklerde yer alan yayın izni ve lisansa tek bir ücret alınması hükmü uyarınca davacının, iptal edilen önceki yönetmeliğin yürürlükte bulunduğu dönemde ödediği yayın izni ücretinin iadesini isteyip isteyemeceği noktasında toplandığı, olayda, önceki mevzuat hükümlerine göre alınmış ödemenin, yeni yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği 31/01/2007 ve 10/10/2007 tarihlerinden itibaren kaldırıldığı görülmekte ise de, anılan bu yönetmeliklerde, önceki yönetmeliklerin yürürlükte bulunduğu döneme ilişkin ödemelerin iade edileceğine ya da yönetmeliğin ilgili maddesinin geçmişe etkili olduğuna dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, önceki yönetmelik döneminde yapılan ödemelerinde dava açılmaksızın kesinleşerek idari istikrar kazandığı, bu durumda, geçmişe yönelik ödemelerin iade edileceğine ya da yönetmeliğin ilgili maddesinin geçmişe etkili olduğuna dair herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı ve idarenin önceki yönetmelik döneminde yapılan ödemelerin iadesine zorlanamayacağı gözetildiğinde dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; düzenleyici işlemlerin genel ve soyut nitelikte kurallar içermesi nedeniyle bu işlemlere karşı açılan davalar sonucunda verilen iptal hükümlerinin, yalnızca o davanın tarafları hakkında değil, dava açmamış üçüncü kişiler hakkında da ve düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye yürüyerek sonuç doğuracağı, dolayısıyla, düzenleyici işlemin iptali üzerine, bu düzenlemeye karşı dava açmayan üçüncü kişilerin, iptal hükmünün kendilerine uygulanması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca ve genel zamanaşımı süresi olan 10 yıl içerisinde ilgili idareye başvurabilecekleri ve reddi üzerine dava açarak, hukuka aykırılığı ortaya çıkmış olan düzenleyici işlem nedeniyle haksız olarak kendilerinden alınmış olan tutarların iadesini isteyebileceği, bu durumda, Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından anılan Yönetmelikler iptal edildiğinden ''yayın izni'' ve ''lisansa'' ayrı ayrı ücretler almak, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğuracağından haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi isteminin reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Davacı şirketin, 2002-2007 tarihleri arasında davalı Kurumca tahsil edilen toplam 432.932,85-TL yıllık yayın izin ücretlerinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesi istemine gelince; "yayın izni" ve "lisans" olmak üzere ayrı ayrı, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınmasına izin veren düzenlemenin yargı kararıyla ortadan kalktığı dikkate alındığında, davacı tarafından, 2002-2007 yılları arasında mükerrer ödendiği ileri sürülen yayın izin ücretinin gerçekte ne kadar olduğunun belirlenebilmesi için Dairelerince yapılan 02/11/2017 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacı şirketin 2002-2007 yıllarında mükerrer ödediğini ileri sürdüğü 432.932,85-TL yıllık yayın izin ücretinin, anılan dönem için ödenmesi gereken yayın izin ücretinin tamamına mı, yoksa mükerrer ödenen ücrete mi ait olduğu hususunun sorularak bu konuya ilişkin açıklayıcı tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, davalı idarece ara kararına verilen cevapta, iadesi istenen bu miktarın mükerrer ücrete ait olduğunun kabul edildiği ancak yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle idareye başvurduğu 11/11/2014 tarihinden geriye doğru 10 yıldan önceki döneme (2002-2003 yıllarına) isabet eden 13.528-TL yayın izni ücretinin mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığından, bu döneme ilişkin ödenen miktarın iadesine imkân bulunmadığı, 11/11/2014 ile 11/11/2004 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen 419.404,85-TL yayın izni ücretinin ise, davalı idarece, idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacı yayın kuruluşuna geri ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline, 2002-2007 tarihleri arasında davalı Kurumca tahsil edilen toplam 432.932,85-TL yıllık yayın izni ücretinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesi istemi yönünden ise, 2002-2003 yıllarında ödenmiş olan 13.528-TL yayın izni ücretine ilişkin kısmının zamanaşımı uğraması nedeniyle anılan döneme ilişkin kısım yönünden reddine; 11/11/2004 ile 11/11/2014 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen 419.404,85-TL ücretin ise davalı idarece, idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın "2002-2003 yıllarında ödenen 13.528-TL yayın izni ücretine ilişkin kısmının zamanaşımı uğraması nedeniyle anılan döneme ilişkin kısım yönünden reddine" ilişkin kısmının bozulması gerektiği, şirketlerinden haksız ve açıkça hukuka aykırı şekilde tahsil edilen 13.528-TL değerindeki yayın izni ücretinin iade edilmemesi durumunda davalı idarenin kendi hukuka aykırı ve kusurlu davranışından dolayı haksız menfaat elde etmesinin söz konusu olacağı, tahsil edilen ödemelerin haksız ve hukuka aykırı olduğu öğrenildikten sonra 11/11/2014 tarihinde davalı idareye başvurulduğu, dolayısıyla davalı idarenin temerrüde düştüğü anın 11/11/2014 tarihi olduğu, Borçlar Kanunu'nun 149. maddesi gereği alacak zamanaşımı için öngörülen 10 yıllık sürenin bu tarihte işlemeye başlayacağı, 11/11/2014 tarihinde muaccel olan alacak için 2015 tarihinde dava açıldığı, dolayısıyla 2002-2003 yılında şirketlerinden tahsil edilen 13.528-TL yayın Izni ücretinin alacak zamanaşımına uğradığı yönündeki kararın kabul edilemeyeceği,
Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak; dava açma süresi içinde talepte bulunmayan davacının talebi hukuka uygun olmadığından davanın dava zamanaşımı yönünden reddi gerektiği, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık süreyi aşan 2005 yılı ve öncesine ait iade talebinin de alacak zamanaşımına uğradığı, işbu davada husumetin Maliye Bakanlığı'na da yöneltilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak; davacı talebine konu alacak zamanaşımına uğramış olduğundan davacının talebinin reddine ilişkin Üst Kurul işleminin usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davanın dava zamanaşımı süresinden sonra açıldığı iddiasının hukuki dayanağı olmadığı, davanın süresinde açıldığı, davalı idarenin davanın alacak zamanaşımı yönünden reddi gerektiği yönündeki itirazının haksız, husumet itirazının mesnetsiz olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalının temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/10/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava, davacı yayın kuruluşu tarafından, Danıştay tarafından iptal edilen ve uygulama hükmü kalmayan Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Kablo Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince uydu izni aldığı 2002-2007 yıllarında ve kablo yayın izni aldığı 2003-2007 yıllarında mükerrer ödenmiş olan yıllık yayın izin ücretlerinin iadesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Üst Kurul kararının iptali ile 2003-2007 tarihleri arasında tahsil edilen toplam 432.932,85-TL yıllık yayın izin ücretlerinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesinde, ''Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.'' hükmüne; ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' başlıklı 13. maddesinde, ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.'' hükmüne; ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ve 29/03/2001 tarih ve 24357 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Üst Kurul tarafından yayıncı kuruluştan söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücretin tahsil edildiği, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla, Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin ise Dairemizin 26/05/2009 tarih ve E:2007/1033, K:2009/5772 sayılı kararı ile iptal edildiği, davacı yayın kuruluşu tarafından yürütülen tek hizmete karşılık bahsi geçen Yönetmelik uyarınca yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararıyla ortaya çıktığından bahisle haksız yere tahsil edildiği belirtilerek 11/11/2014 tarihinde kayda giren dilekçe ile uydu izni aldığı 2002-2007 yıllarında ve kablo yayın izni aldığı 2003-2007 yıllarında mükerrer ödenmiş olan yıllık yayın izin ücretlerinin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi istemiyle Kurul'a başvurulduğu, başvurunun 17/12/2014 tarih ve 2014/63-18 sayılı Üst Kurul kararı ile reddi üzerine söz konusu Üst Kurul kararının iptali ile 2003-2007 tarihleri arasında tahsil edilen toplam 432.932,85-TL yıllık yayın izin ücretlerinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alınmış olan "mülkiyet hakkı", kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebilir.
Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir “alacak” iddiasını elde etmeye yönelik meşru bir beklenti, Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olup bu sözleşme gereğince imzalanan ek protokolleri de imzalayarak bu protokollerdeki hakları da güvence altına alacağını taahhüt etmiştir. Ek 1 Nolu protokolde mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemeler getirilmiş olup AİHM'in yerleşik içtihatlarında da "alacak hakkı" mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmektedir (Luca/İtalya, 24/09/2013 tarihli karar).
Bu durumda, yargı kararıyla iptaline karar verilen Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edilen ücretler nedeniyle davacı yayın kuruluşu lehine bir alacak hakkının doğduğu, Anayasa'nın anılan hükümleri gereği alacak hakkının bir mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi ve mülkiyet hakkının sınırlanabilmesi için öncelikle bu hususa ilişkin düzenlemelerin Kanunlarda yer alması gerektiği, özünde mülkiyet hakkını sınırlayan zamanaşımı müessesesine ilişkin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün Kanunla getirilmiş bir düzenlemenin hukuk sistemimizde bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir süreye bağlı olmaksızın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edildiği anlaşılan ücretlerin tamamının idareye başvuru tarihi olan 11/11/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiği, öte yandan, özel hukuktan kaynaklanan borç ilişkilerini genel olarak düzenleyen Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin ise, kamu kurum ve kuruluşları ile kişiler arasındaki ilişkilerden doğan ihtilaflarda kıyas yoluyla uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacının tazminat isteminin kısmen reddine dair kısmının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.