Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/4684 E. , 2024/536 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4684
Karar No : 2024/536
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyarbakır ili, ... İlçe Jandarma Komutanlığında sözleşmeli jandarma teğmen olarak görev yapan davacı tarafından, sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin Jandarma Genel Komutanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve maruz kaldığı manevi zararlara karşılık 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden; uyuşmazlıkta, daha önce aynı taleple ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı esasında açılan davada verilen ve kesin hüküm niteliği kazanan idari yargı mercii kararının (... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı) varlığı karşısında, davacı tarafından açılan ve aynı işleme yönelik olarak tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iş bu davanın kesin hüküm nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı; davacının, maruz kaldığı manevi zararlara karşılık 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden; davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemi 29/08/2018 tarihinde tebellüğ etmesine rağmen anılan tarihten itibaren idari yargı yerlerinde genel dava açma süresi olan altmış gün içerisinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal davası açması gerekirken, bakılan davanın bu süre geçirildikten çok sonra 27/06/2022 tarihinde açıldığı, sözkonusu işleme karşı açılan davanın da, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedildiği anlaşıldığından, davacının sözleşmesinin yenilenmemesi işleminden kaynaklı uğradığı 500.000,00-TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın bu kısmının esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı; diğer taraftan, her ne kadar davacı tarafından, Anayasanın 40. maddesine aykırı olarak dava konusu işlemde kanun yolu ve dava açma süresinin gösterilmediği ve bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği ileri sürülmüşse de, Anayasa'nın 40. maddesi hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlandığı, idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirildiği, idarenin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi esas olmakla birlikte, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmayacağı, Anayasa’nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının bildirilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesinin zorunlu olduğu; uyuşmazlıkta, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemin bizzat davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, usulüne uygun tebliğ olunan idari işlem üzerine, işlemde dava açma süresi gösterilmese bile, genel dava açma süresi olan altmış (60) günlük dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiğinden, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği gerekçeleriyle davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine; manevi tazminat istemine yönelik kısmı yönünden ise davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı taraf istinaf başvurusunun reddine; davalı tarafın vekil ile temsil edildiği ve yapılan yargılamada "incelenmeksizin ret" ve "süre aşımı nedeniyle ret" kararları verildiği halde davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu idare mahkemesi kararının davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemde kanun yollarına başvuru süresinin gösterilmediği, dava açma süresinin idarenin kusuru nedeniyle kaçırıldığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Diyarbakır ili, ... İlçe Jandarma Komutanlığında sözleşmeli jandarma teğmen olarak görev yapan davacı tarafından, sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin Jandarma Genel Komutanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve maruz kaldığı manevi zararlara karşılık 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Kesin Hüküm” başlıklı 303. maddesinde, "(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." hükmü yer almıştır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısım incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “kesin hükmün” şartları ve hukuksal sonuçlarına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, aynı Kanun'un 31. maddesinde "kesin hüküm" konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na herhangi bir atıf da bulunmamaktadır.
Ancak, bir toplumun yürürlükte bulunan hukukunun işlerliğinin ve güvenliğinin sağlanmasının, o toplumun hukuk düzeni içinde yargı yerlerince verilecek yargısal kararlara “kesinlik” tanınmasıyla olacağı açıktır.
Nitekim, Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü de bu gereğin sağlanmasını amaçlamaktadır.
Bu anlamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "kesin hüküm" koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik düzenlemelerinin, kıyas yoluyla da olsa idari yargı yerlerince de kabul edilmesi gerekmektedir.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan "kesin hüküm" ise, şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmalıdır.
Şekli anlamda kesin hükümle, ilk derece mahkemesince verilen karara ilişkin olağan kanun yollarının öngörülmemesi veya olağan kanun yollarına ilişkin başvuru sürelerinin kaçırılması ya da olağan kanun yolu başvurusunun mahkemesince reddedilmesi üzerine davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir. Şekli anlamda kesin hüküm, maddi anlamda kesin hüküm için zorunlu bir ön şarttır.
Maddi anlamda kesin hüküm ise, uyuşmazlığın esasını çözen nihaî yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ve bunun gelecek için devamlı nitelik taşımasını ifade etmektedir.
Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması hâlinde; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Şekli anlamda kesin hüküm niteliği taşımakla beraber, dava şartı yokluğu (ilk inceleme sorunları) nedeniyle davanın usul yönünden reddine ilişkin uyuşmazlığı esastan çözmeyen kararların, yani maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımayan hükümlerin ise, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılmasına engel oluşturmayacağı ve varılan bu sonucun, hak arama hürriyeti bağlamında adil yargılanma hakkının da bir gereği olduğu açıktır.
Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlıklarda, idarî yargı yerlerince verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyıp taşımadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle daha önce ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı esasında açılan davada verilen ... tarih ve K:... sayılı davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararın olağan kanun yollarından geçerek kesinleştiği, dolayısıyla kararın şekli anlamda kesin hüküm niteliği kazandığı görülmektedir. Ancak, anılan yargılamada uyuşmazlığın esası yönünden bir inceleme yapılmadığından, yani uyuşmazlığın esasını çözen nihai bir yargı kararı olmadığından maddi anlamda kesin hüküm niteliği kazandığından bahsetmeye olanak bulunmamaktadır.
Buna göre, aynı taleple daha önce idari yargıda açılan davada usule yönelik olarak verilen ve kesinleşen davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın, maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı dikkate alındığında, davacı tarafından, aynı sebebe dayanılarak aynı istemle ve aynı işlemin iptali istemiyle açılan davada, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davacının, manevi zararlara karşılık 500.000,00-TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısım incelendiğinde;
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi, davacıya idareye her zaman başvuruda bulunabilme ve kendisi hakkında işlem tesis talep edilmesini talep edebilme hakkı vermektedir. Davacı, manevi tazminat bakımından her zaman idareye başvuruda bulunabilir.
Bu duruma göre, davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemden dolayı uğradığını ileri sürdüğü manevi zararlarına yönelik olarak hukuki değerlendirme sonucu bir karar verilmesi gerekirken, davacının istemi olan manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulacağından, temyize konu kararın vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmı hakkında bu aşamada karar verilmesine gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine; manevi tazminat istemine yönelik kısmı yönünden ise, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/02/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, manevi tazminat istemine yönelik kısmının ise süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşü ile bozma kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!