WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

DANIŞTAY 12. DAIRE

A- A A+

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/845 E.  ,  2023/6499 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/845
Karar No : 2023/6499

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR:
1- DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …

2- DAVALI: … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, MEBS Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla, uyuşmazlıkta; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında, kendisi ile ilgili bir tespitin bulunmadığı, kız kardeşi ile ilgili tespitlerden hareketle güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirildiği ve dava konusu işlemin tesis edildiğinin görüldüğü, davacının yapacağı görevin niteliği de dikkate alındığında, yakın aile çevresi ile ilgili tespitlere dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilebileceği açık ise de; ilgilinin bizzat kendisi ile ilgili olmayan bu tespitlere dayanılması halinde yakın aile çevresinde bulunan kişiler hakkındaki olumsuz durumun davacıya ve yürüteceği göreve ne şekilde etki edeceğinin somut olarak ortaya konulmasının gerektiği, bu kapsamda ara kararına gelen cevabi yazıda, davacının kız kardeşinin Muş İl Sağlık Müdürlüğünde tabip olarak görev yapmakta iken 28/07/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, yeniden yapılan değerlendirme neticesinde 03/11/2016 tarihinde görevine iade edildiğinin ve Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesine araştırma görevlisi olarak naklen atandığının belirtildiği görülmekle, bunun dışında başkaca bir somut tespit de olmadığından davacının sözleşmesinin feshine yönelik işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından iptaline; öte yandan, davanın, davacının, parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemine yönelik kısmına gelince, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, davacının parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin kabulüne, yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 08/11/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:... sayılı kararla, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlanarak 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde bu gerekçeyle hukuka uygunluk görülmediği; diğer yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı ilgililer hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı yönünde olmayıp, aksine, kararda; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında, Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususunun açıkça belirtildiği; ancak, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; davacı hakkında verilecek, maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan iptal kararının “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulanması amacıyla davalı idarece işlem tesis edileceğinin de açık olduğu; öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı üzerine 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu çıkarılmış ve bu Kanun'un 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu yeni yasal düzenlemede, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler, kişisel verilen korunmasına ilişkin temel ilkeler ile güvenlik soruşturması ile ilgili çeşitli hükümlere yer verildiği, anılan Kanun'un 14. maddesinde, mevzuatta 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağının hükme bağlandığı, bu Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte kamu görevlilerinin statüsüne bakılmaksızın haklarında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, bu Kanun hükümlerine göre yapılması gerekeceği, bu itibarla, 7315 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Değerlendirme Komisyonlarının Kurulması ve Kanun'un 12. maddesinde belirtilen Yönetmeliğin çıkarılmasıyla birlikte davacının durumunun anılan Kanun'un hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilerek, bu değerlendirme sonucunda davacı hakkında davalı idare tarafından yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiği, yargı kararının yerine getirilmesi kapsamında ve 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılacak bu değerlendirmenin sonucunda davacı açısından olumsuz bir sonucun ortaya çıkması durumunda bunun yargısal denetiminin olanaklı olması nedeniyle, davacının durumunun yeniden değerlendirilecek olması davacıyı hukuki yönden güvencesiz bırakmadığı gibi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi karşısında bu durumun bir hak ihlali de doğurmadığı, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının gerekçesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de sonucu itibarıyla yerinde olduğu; diğer yandan, davacının yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine gelince; uyuşmazlıkta, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının ödenmeyen özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı sonucu itibarıyla hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, bu kısma yönelik davalı idarenin istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine; davacının yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına ve davacının ödenmeyen özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı tarafından; Dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklar hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı işlemin etkilerinden halen zarar görmesi anlamına geldiği, bu durumun iptal davasının özü ve amacına aykırı olduğu, emsal yargı kararlarının da bu doğrultuda olduğu belirtilerek, temyize konu kararın tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının,
Davalı idare tarafından; Dava konusu işlemin 4045 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde ve bu Kanun uyarınca tesis edildiği, uyuşmazlıkta, yetkili kurumdan gelen belgenin, ilgili mevzuat esaslarına göre aday değerlendirme kurulunca değerlendirildiği ve davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna karar verildiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapacak kişiler seçilirken, diğer kamu kurumlarına nazaran ayrıntılı değerlendirme yapılmasında ve elde edilen bilgilere göre güvenlik soruşturmasının olumsuz olması halinde kişinin askeri personel olarak istihdam edilmesinin uygun görülmemesinde, hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca muafiyete rağmen yargılama giderleri arasında harca hükmedilmesinin bozma sebebi teşkil ettiği belirtilerek, temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN
SAVUNMALARININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabülü ile temyize konu kararın özlük haklarına ilişkin kısmının bozulmasına; davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemi yönünden;

MADDİ OLAY:
Ankara ili, MEBS Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İptal ve Tam Yargı Davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmü öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
2577 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanımış ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabilecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davacının dava konusu işlemle birlikte işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık birlikte incelendiğinde, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi nedeniyle davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, anılan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin kabulüne, özlük haklarının iadesine, yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 08/11/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen gerekçeli olarak reddi, kısmen kabulü ile kararın yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılması, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA,
2. Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 11/12/2023 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.