WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 12. DAIRE

A- A A+

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/439 E.  ,  2023/5677 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/439
Karar No : 2023/5677

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

2- DAVALI : … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Polatlı Topçu ve Füze Okulunda uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/01/2019 tarihli işlemin iptali ile atanamadığı süreler için yoksun kaldığı parasal haklarının geriye dönük yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; davacının kız kardeşinin örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu, örgütle sıkı işbirliği içinde bulunduğu ve irtibatını devam ettirdiği yönünde dosyayaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacının kız kardeşinin KHK ile kapatılan şirkette ve Şifa Üniversitesi Bornova Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde 2009-2016 yıllarında SGK kaynının bulunduğu, o tarihlerde, örgütün toplumun büyük bir kesimi tarafından eğitim hareketi olarak algılandığı (bilindiği), ara karar cevabı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü, Manisa ve Bitlis İl Emniyet Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerde; davacı hakkında herhangi bir bilginin olmadığının belirtildiği, kız kardeşi hakkında işlemin dayanağından başka herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ayrıca hangi şirketin veya üniversitenin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunun toplumun büyük bir kesimi tarafından bilinmediği, işlemin dayanağı olarak gösterilen davacının kız kardeşinin KHK ile kapatılan şirkette ve araştırma merkezinde SGK kaydının olmasının tek başına davacının terör örgütü ile irtibatını ve iltisakını ortaya koymaktan uzak olduğu, söz konusu istihbari bilgi ile ilgili olarak herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yönünde bir bilgi elde edilemediği, diğer taraftan, davalı idarece güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunu gösterecek hem davacının kendisi hakkında, hem de Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin eki formda yer verilen kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş, çocuk) açısından somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilen başkaca herhangi bir somut bilgiye de yer verilmemesi karşısında, davacı hakkında yürütülen güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle uzman erbaş adaylığının sonlandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının Anayasa'nın 125. maddesi gereğince davalı idarece hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle ödenmeyen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlanarak 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde bu gerekçeyle hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı ilgililer hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı yönünde olmayıp, aksine, kararda; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında, Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususunun açıkça belirtildiği, ancak, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; davacı hakkında verilecek, maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan iptal kararının “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulanması amacıyla davalı idarece işlem tesis edileceğinin de açık olduğu; diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı üzerine 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu yeni yasal düzenlemede hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler, kişisel verilen korunmasına ilişkin temel ilkeler ile güvenlik soruşturması ile ilgili çeşitli hükümlere yer verildiği, anılan Kanun'un 14. maddesinde, mevzuatta 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağının hükme bağlandığı, bu Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte kamu görevlilerin statüsüne bakılmaksızın haklarında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, bu Kanun hükümlerine göre yapılması gerekeceğinin açık olduğu, bu itibarla, 7315 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Değerlendirme Komisyonlarının Kurulması ve Kanun'un 12. maddesinde belirtilen Yönetmeliğin çıkarılmasıyla birlikte davacının durumunun anılan Kanun'un hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilerek, bu değerlendirme sonucunda davacı hakkında davalı idare tarafından yeni bir işlem tesis edilmesinin gerektiği, yargı kararının yerine getirilmesi kapsamında ve 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılacak bu değerlendirmenin sonucunda davacı açısından olumsuz bir sonucun ortaya çıkması durumunda bunun yargısal denetiminin olanaklı olması nedeniyle, davacının durumunun yeniden değerlendirilecek olması davacıyı hukuki yönden güvencesiz bırakmadığı gibi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının aktarılan gerekçesi karşısında bu durumun bir hak ihlalini de doğurmadığı, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının gerekçesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de sonucu itibariyla yerinde olduğu; bu itibarla, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı sonucu itibariyle hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, bu kısma ilişkin istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine, yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına ve davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesince işlemin iptaline karar verildiği, ancak işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının tazminat istemi yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI :

Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının onanması, davacının temyiz isteminin kabulü ile davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, İdare Mahkemesince davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildiği görüldüğünden ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin üçüncü fıkrasında, adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği belirtildiğinden, davacının adli yardım istemi hakkında yeni bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacının temyiz istemi yönünden;
MADDİ OLAY:
Ankara Polatlı Topçu ve Füze Okulunda uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/01/2019 tarihli işlemin iptali ile atanamadığı süreler için yoksun kaldığı parasal haklarının geriye dönük yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İptal ve Tam Yargı Davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmü öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
2577 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanımış ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabilecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davacının dava konusu işlemle birlikte işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık birlikte incelendiğinde, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi nedeniyle davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin istemi hakkında kabul hükümü kurulması gerekirken, anılan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen gerekçeli olarak reddi, kısmen kabulü ile kararın yoksun kalınan parasal hakların kabulüne ilişkin kısmının kaldırılması, davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA,
2. Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere … Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.