Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/5459 E. , 2023/4608 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5459
Karar No : 2023/4608
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı'na bağlı 3. Hudut Bölüğü 4. Hudut Takım Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, Kilis Öncüpınar Hudut Karakolunda görev yaptığı dönemde "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı aylık ve özlük haklarının ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; uyuşmazlıkta, davacının, 01/01/2015 tarihinde Öncü Hudut Karakol Komutanlığının 150 metre doğusunda, Ardıçlı Köyünün güneyinde, 8-10 kişilik bir grubun kaçakçılık faaliyeti icra ederken engellendiği ve yanlarındaki malzemeyi bırakarak Suriye tarafına doğru kaçmaları üzerine, olayın Ani Müdahale Timi tarafından Karakol Komutanlığına bildirilmesi üzerine, yanına bir er alarak askeri araçla olay yerine intikal edip bölgedeki malzemeleri ele geçirdikten sonra söz konusu malzemeleri ve AMT aracını P. Onb. A.B. ile karakola gönderdikten sonra, kendisi P. Er A.E. ile bölgede kalarak Suriye tarafında kalan malzemeleri ele geçirmek için hendek engelini geçerek mayınlı sahaya girdiği ve bu sırada kendisinin DEAŞ unsurlarınca ele geçirilmesi olayı üzerine, 07/01/2015 tarihinde başlatılan disiplin soruşturması kapsamında yapılan keşif incelemeleri, alınan tanık ifadeleri ve dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerden; Öncü Hudut Karakol Komutanlığında görevli Kule Nöbetçisinin, 01/01/2015 tarihinde saat 18.10 sularında hudut hattında hareketlilik görüldüğü yönünde santral görevlisini ikaz etmesi sonrasında, bölgeden sorumlu olan Ani Müdahale Mangasının yaya olarak karakoldan 300 metre uzaklıkta bulunan hat boyunda bulunan kaçakçılık olayına müdahale ettikleri, ancak kaçakçıları yakalayamadıkları, bir çuval malzeme ele geçirdikleri, ele geçirilen malzemenin ağır olması nedeniyle karakola haber vererek araç talebine bulundukları, araç talebinde bulunulması üzerine davacının karakol komutanıyla birlikte kaçakçılık faaliyetinden haberdar olduğu, ancak, karakol komutanına olay yerine intikal edeceği bilgisini vermeden, kendisine olay günü sabahı tebliğ edilen emniyet tedbirlerinin gözden geçirilmesi ve personelin müteyakkız durumda olması konulu emrin aksine, kompozit başlık, çelik yelek, hücum yeleği ve telsiz almadan sadece bir dolu şarjör mühimmatla bölgeye intikal ettiğinin tespiti üzerine, 27/02/2015 tarihinde "Kılık kıyafeti bozuk olmak" ve sıralı disiplin amirlerine gerekli bilgiyi ve gelişmeleri aktarmadığı gerekçesiyle "Görev dönüşü tekmil vermemek" disiplinsizliğinden 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca yazılı savunmalarının istendiği, ancak daha ağır ceza gerektiren disiplinsizlikler de işlendiğinin tespit edilmesi üzerine daha sonra değerlendirilmek üzere herhangi bir cezanın uygulanmadığı, bunun yanında başlangıçta olay yerine tek başına intikal etmek istediği ancak kendisiyle giden erin teklifi üzerine birlikte hareket ettikleri, nöbetçileri götürmeyi bekleyen araçla hareket ettikten sonra kaçak malzemenin bulunduğu bölgeye varmadan, davacının yanındaki er ile araçtan indiği ve kaçak malzemelere ilişkin herhangi bir tespit, herhangi bir yasal işlem yapmaksızın karakola götürülmesi emri verdiği, bu fiiline ilişkin olarak 05/01/2015 tarihli ifadesinde, malzemelerin yakalandığı bölgeyi yeni nöbetçilerin gelmesine kadar gözetleme yapma düşüncesi olduğunu, kaçak malzemeleri görüp olay yerindeki ere teslim ederek araca bindirdiğini söylemişse de, bu hususta yalan söylediğini yazılı beyanıyla kabul ettiği, kaçak malzemelere dair bu durumu ise, amirlerine ya da kule nöbetçisine bildirmediği, bunun yanında, indikleri bölgede 15 dakika kadar bekledikleri ve bu sırada yasa dışı yollarla Türkiye'ye girmeye çalışan 5-6 kişiye müdahale ettiklerini ve bu şahısların tamamının Suriye tarafına kaçtıklarını belirtse de ilk ifadesinde şahıslara dair bu olaydan hiç bahsetmediği, ikinci ifadesinde bu olaydan bahsettiği, ancak yanındaki erin ifadesi hatırlatıldığında söz konusu kişilerden birisini yakaladığını ve üst aramasını yaptıktan sonra Suriye tarafına gitmesine izin verdiğini, bu durumun ceza gerektiren bir disiplin suçu olduğunu bildiği için yalan söylediğini 27/02/2015 tarihli yazılı ifadesiyle kabul etmesi üzerine, davacının 6413 sayılı Kanun'un 14. ve 18. maddeleri uyarınca 06/03/2015 tarihine "yalan söylemek" disiplinsizliğinde "Aylıktan kesme" cezası ile cezalandırıldığı ve bu cezanın kesinleştiği; bunun yanında, beraberindeki er ile birlikte yasak olduğunu bildiği halde üçlü tel üstüvane arasında açılan gedikten istifade ederek mayınlı sahaya geçtiklerini, burada terk edilmiş halde 2-3 çuval bulmalarına rağmen Türkiye tarafına geçirmedikleri gibi herhangi bir işlem de yapmadıklarının tespiti üzerine, davacıya 6413 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca 25/01/2015 tarihinde "Emre itiaatsizlik" suçunu işlediğinden bahisle "2 gün hizmet yerini terk etmeme" cezasıyla cezalandırıldığı ve bu cezanın da kesinleştiği, olay tarihinde yaşananlarla ilgili santrale, Bölük Komutanına ya da Karakol Komutanına bilgi vermediği, Türkiye tarafına döndükten sonra, karakoldan araba çağırarak geçiş noktasından uzakta bir noktada araçtan indikleri burada bekledikten sonra tekrar yaya olarak geçiş noktasına ilerledikleri, burada köylüler tarafından kendilerine fener tutulduğunu ve saklandıklarını, kuledeki nöbetçi personel tarafından, 7-8 kişilik bir grubun hendeğe doğru yaklaşmakta olduğu bilgisinin kendisine verilmesi üzerine bu kişileri takip etmek amacıyla, daha önce yanındaki er ile geçtiği mayınlı sahaya bu sefer tek başına geçtiğini, havaya ateş ettiğini, akabinde arazide mevcut tümseğin arkasından çıkan silahlı kişilerce teslim alındığını ifadelerinde belirtmiş ise de, daha sonraki ifadelerinde, kaçakcılık yapan grubun, yanlarında getirdiği kaçak malzemeyi hendeğin diğer tarafına bırakabileceklerini ve bu malzemeleri ele geçirebileceklerini değerlendirdiği için hendek engelinin arka tarafına bakıp geri dönmek için mayınlı sahaya girdiğini belirtiğinin alınan beyanlarında bulunduğu, bu durumda, mevzuat hükümleri ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; kamu adına güvenlik ve savunma hizmetini yerine getiren TSK'nın bir mensubu olan davacının, kendisine verilen görevi yerine getirirken mevzuatta ve verilen emirlerde öngörülen hususlara riayet etmeyerek disiplinsizlik yaptığı ve böylelikle üzerine atılı fiili işlediği anlaşıldığından, hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, dosyada yer alan, ceza soruşturması ve yargılaması da dahil olmak üzere, tüm bilgi ve belgelerden; dava konusu işleme konu olayın, 01/01/2015 tarihinde davacının görevinin gereği olarak kaçakçılık teşebbüsüne müdahalede bulunduğu, bu sırada amiri olan karakol komutanının davacıyı termal kamera görüntüleri ve telefon bağlantısı ile kaçakçıların yasa dışı sınır geçişini engellemek amacıyla yönlendirdiği, davacının bu talimata uygun olarak hareket ederken bir toprak yığının arkasına geçtiği ve bu andan itibaren davacıdan haber alınamadığı, bu sırada davacının sınırın Suriye tarafındaki silahlı kişi ya da kişilerce yakalanarak alıkonulduğu, 05/01/2015 tarihinde ise Şanlıurfa / Akçakale bölgesinde DEAŞ unsurlarından teslim alındığı biçiminde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, bu durumda, dava konusu işleme esas alınan davacının yakalanarak alıkonulması eyleminin, karakol komutanının talimatı ile görev gereği yapılan takip sırasında ve gece karanlığında gerçekleştiği, davacının ifadesi ile, tanıklar karakol komutanı U.Y. ve olay mahalline yakın bir mesafede bulunan er ... 'nin beyanlarının da bu yönde olduğu, yakalanarak alıkonulma eyleminde, davacının kasıtlı ya da kasta yakın ağır bir kusurunun olduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı bir delilin ya da bu yönde bir kesinleşmiş yargı kararının somut olayda bulunmadığı, dolayısıyla da görevin ifası sırasındaki anılan eylemleri ile davacının "Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde" bulunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, mevcut hali ile olayın, hizmete ilişkin bir emrin hilafına olarak mayınlı sahaya girmekten ibaret olduğu, bu eylem nedeniyle davacı hakkında adli ve disipline ilişkin idari işlemlerin yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu disiplin cezası işleminde hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışta bulunduğu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından, disiplin soruşturması raporu, ifade tutanakları, davacının yazılı ve sözlü savunması birlikte değerlendirilerek dava konusu işlemin tesis edildiği, işlemin usule ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, "davacının, yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmı incelendiğinde;
Davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, dava açma tarihi olan 31/07/2017 tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal hakların, "kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi" şeklinde karar verilmesinde, hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının, "dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, dava açma tarihi olan 31/07/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, hüküm fıkrasındaki "işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların davalı idarece davacıya ödenmesi" ilişkin ibaresinin, "davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihi olan 31/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!