WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

DANIŞTAY 12. DAIRE

A- A A+

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/3958 E.  ,  2024/516 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3958
Karar No : 2024/516

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Hudut Tugay Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde 7 gün veya daha uzun süre ile göreve gelmediği için kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacı hakkında 13/06/2019 tarihinde tutulan tutanakta; 10/06/2019 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle Gülyazı Kışla Reviri tarafından Şırnak Devlet Hastanesine sevk edildiği, aynı gün Şırnak'a intikal ettiği, doktorun ameliyatta olduğunu sözlü beyan ederek 13/06/2019 tarihinde hastane işlemlerini başlattığı, 2 gününü mazeretsiz olarak birliğinden ayrı geçirdiğinin belirtildiği, 17/06/2018 tarihinde tutulan tutanakta; davacının 13/06/2019 tarihinde Şırnak Devlet Hastanesinde muayene olduğu ve Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, işlemlerinin bitmesine müteakip Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine katılış yapmadığı, davacı ile telefonla iletişime geçildiğinde 14-15-16 Haziran tarihlerinde memleketinde olduğunun beyan edildiği, davacının 3 gününü mazeretsiz olarak birliğinden ayrı geçirdiğinin belirtildiği, 20/06/2019 tarihinde tutulan tutanakta; davacının 17/06/2019 tarihinde Ankara Gülhane Devlet Hastanesine giriş yaptığı ve muayenesini olduğu, ancak 19/06/2019 tarihinde birliğine haber vermeden mazeretsiz olarak hastaneden ayrı 1 gün geçirdiğinin belirtildiği, 28/06/2019 tarihli tutanakta ise; davacının 24/06/2019 tarihinde Ankara Gülhane Devlet Hastanesine tekrar giriş yaptığı, gün içerisinde işlemlerinin bittiği, davacı ile telefonla yapılan görüşmede, 25-26-27 Haziran 2019 tarihlerinde birliğine haber vermeden memleketinde olduğu, birliğinin bilgisi olmadan mazeretsiz olarak hastaneden ayrı 3 gün geçirdiğinin belirtildiğinin görüldüğü, Şırnak Devlet Hastanesine sevk tarihi olan 10/06/2019 tarihinden, sevk sonrası katılış tarihi olan 05/07/2019 tarihine kadarki süre içerisinde davacının mazeretsiz olarak yedi günden fazla birliğinde ya da sevk ile gönderilmiş olması nedeniyle bulunmak zorunda olduğu yerlerde bulunmadığı anlaşıldığından, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin 10-26/06/2019 tarihleri arasında davacının mazeretsiz olarak 7 gün süre ile göreve gelmediğinden bahisle tesis edildiği ve 26/06/2019 tarihi itibarıyla sözleşmesi feshedilerek terhis edildiği; davalı idarece 10-26/06/2019 tarihlerine ilişkin olmak üzere, davacının 10-13/06/2019 tarihleri arasında 2 gün, 14-16/06/2019 tarihleri arasında 3 gün, 19/06/2019 tarihinde 1 gün ve 25/06/2019 tarihinde de 1 gün olmak üzere toplamda 7 gün mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin kabul edildiği; 15/06/2020 ve 18/07/2020 tarihli ara kararları gereğince gönderilenler ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 10/06/2019 günü rahatsızlığını beyan ederek birlik revirine müracaat ettiği, burada yapılan muayenesi sonrası "gonartroz" ön tanısı ile Şırnak Devlet Hastanesi ortopedi polikliniğine sevk edildiği, bunun üzerine davacının 12/06/2019 tarihinde Uludere ilçesindeki birliğinden ayrıldığı ve 1 günlük yol süresi içerisinde 13/06/2019 tarihinde Şırnak Devlet Hastanesine müracaatta bulunduğu, burada yapılan muayenesi sonrasında aynı gün kendi imkanları ile olacak biçimde davacının Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniğine sevk edildiği, davacının 17/06/2019 tarihinde anılan polikliniğe müracaatta bulunduğu, 17-18/06/2019 tarihlerinde muayenesinin yapıldığı, ardından 18/06/2019 tarihinde iç hastalıkları polikliniğine müracaatta bulunduğu, 20-22/06/2019 tarihlerinde davacının izinli olduğu, 24/06/2019 tarihinde davacının yeniden ortopedi ve iç hastalıkları polikliniklerine müracaatta bulunduğu, yapılan muayenenin ardından davacıdan radyoloji tetkiki isteğinde bulunulduğu, 28/06/2019 tarihinde radyoloji tetkiki için çekim yapıldığı, 04/07/2019 tarihinde radyoloji tetkik incelemesi yapıldığı ve davacının 05/07/2019 tarihinde birliğine katılış yaptığı; bununla birlikte, Milli Savunma Bakanlığının mutat ulaşım araçları için öngörülen yol süresi tablosuna göre, Şırnak'tan Ankara'ya 2 günlük yol süresi öngörüldüğünden, 14-15/06/2019 tarihlerinin davacıya yol süresi olarak tanınması gerektiği, 16/06/2019 ve 23/06/2019 tarihlerinin ise iş günü olmaması nedeniyle davacının anılan tarihleri izleyen ilk iş günü hastaneye müracaat edebileceği; bu durumda davacının 10-26/06/2019 tarihlerine ilişkin olarak, 19/06/2019 ve 25/06/2019 tarihlerinde olmak üzere 2 gün mazeretsiz olarak birliğinde ya da sevk ile gönderildiği hastanede bulunmadığı anlaşıldığından, anılan tarihlerde davacının 7 gün mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların, görevle ilişiği kesilmeseydi hangi tarihte ödenecek idi ise, o tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Hudut Tugay Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacının, "mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde 7 gün veya daha uzun süre ile göreve gelmediğinin" davalı idarece tespiti üzerine, … tarih ve … sayılı Kara Kuvvetleri Komutanlığı ... Hudut Tugay Komutanlığı işlemiyle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
10/02/2004 tarih ve 5085 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” hükmü; 19. maddesinde, “Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükmü öngörülmüştür.
Anılan Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresinin itiraz yoluyla kaldırılması istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; “Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde “IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı” üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. “Hizmete girme” başlıklı maddenin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir” denilmek suretiyle hakkın tanımı yapıldığı, ikinci fıkrasında ise “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesi öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hâllerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.
Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden 9 ay sonra, 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne ve bu Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği ile Uzman Erbaş Yönergesi hükümlerine göre tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal hakların davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, "dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların, görevle ilişiği kesilmeseydi hangi tarihte ödenecek idiyse, o tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmi incelendiğinde;
Davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, dava açma (16/10/2019) tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal hakların, " görevle ilişiği kesilmeseydi hangi tarihte ödenecek idiyse o tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının yoksun kalınan parasal haklara ilişkin hüküm fıkrasının, "dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, dava tarihinden (16/10/2019) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, görevle ilişiği kesilmeseydi hangi tarihte ödenecek idiyse o tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyize konu kararın parasal haklara işletilecek yasal faize ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/02/2024 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.