Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/1173 E. , 2024/238 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1173
Karar No : 2024/238
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü TRT Kurdi Kanal Koordinatörlüğünde sözleşmeli yapım ve yayın elemanı olarak görev yapan davacının, “sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulunun .. tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E.., K:…. sayılı kararıyla; davacı ile davalı idare arasında 13/07/2015 tarihinde hizmet sözleşmesinin imzalandığı; 26/01/2018 tarihli canlı yayında Cumhurbaşkanının konuşmasının simültanesini (Kürtçe çeviri) yayın ciddiyetine aykırı şekilde sunduğu, konuşmayı anlaşılmaz hale getirdiği ve sürekli esneyerek yayını sabote ettiği iddialarıyla ilgili olarak hakkında yapılan soruşturma sonucunda, "kasıtlı olarak veya haklı bir sebebe dayanmaksızın verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak" eyleminin subuta erdiğinden bahisle Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla sözleşmenin feshi cezası ile cezalandırıldığı; 24/10/2018 ve 18/12/2018 tarihli ara kararlarına verilen cevaplardan, davacı hakkında dava konusu işleme dayanak soruşturmadan başkaca bir soruşturma yahut uyarının bulunmadığı; ayrıca farklı tarihli bir canlı yayın simultanesinin Mahkemece izlendiği ve olumsuz sayılacak herhangi bir durumun bulunmadığı, fesih işlemine sebep olan canlı yayın görüntülerinin izlenmesinden ise, davacının ses tonunda yorgunluk emaresi olduğu, kendisinin sıklıkla esnediği ve izlenilen diğer simultaneye kıyasla konuşmasının sık sık anlaşılmaz hale geldiğinin görüldüğü; olayda, davacının eyleminin ilgili mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olmadığı açık ise de, davacının kastının bulunup bulunmadığı, kusurun ağırlığı gibi tüm hususlar birlikte değerlendirilerek, sözleşmenin feshi yaptırımının, eylemle ölçülü ve orantılı olup olmadığının saptanması gerektiği; davacı tarafından, canlı yayının gerçekleştiği hafta boyunca sözleşmeye aykırı şekilde, aşırı yoğun çalıştırıldığı, kusurunun bundan kaynaklandığı; davalı idare tarafından da "kasten" veya "haklı bir sebep olmaksızın" görevini tam ve zamanında yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de; somut olayda, davacının kasten canlı yayını sabote ettiğine yahut haklı sebep olmaksızın görevini layıkıyla yapmadığına yönelik herhangi bir tespit, olgu ve değerlendirme bulunmadığı dikkate alındığında; dava konusu işlem ile iddia konusu eylem arasında ölçülülük ve orantılılık ilkeleri yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden (16/10/2018) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının "dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine" ilişkin kısımlarının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın bu kısımlarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine; öte yandan, davacının yasal faizin başlangıcına yönelik istinaf istemine gelince; Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğuna ilişkin kural gereğince, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğinin açık olduğu; davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yargı kararı üzerine görevine iade edildiğinde, değer kaybına uğrayarak ödenmesi nedeniyle davacının açıkta kaldığı sürelere ilişkin parasal ve özlük haklarının, işlem tarihinden itibaren her ay tahakkuk edecek maaş için ayrı ayrı olmak üzere, ödenmesi gerektiği (tahakkuk) tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar yasal faizin hesaplanarak ödenmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının "dava tarihinden (16/10/2018) tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına ve "dava konusu işlem tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarına tahakkuk tarihleri dikkate alınarak hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının canlı yayında Cumhurbaşkanının konuşmasının simültanesi esnasında sürekli esneyerek yayın ciddiyetine aykırı davrandığı, konuşmayı anlaşılması güç hale getirdiği; disiplin soruşturması sonucunda, eylemin sübuta erdiğinin anlaşıldığı; Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği ile Sözleşmeli Personel Sözleşmesinin eki Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma hükümleri uyarınca sözleşmesinin feshi cezası ile cezalandırıldığı; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Yayın ve yapım görevlisi olarak işe alındığı halde, davalı idaredeki personel eksikliği nedeniyle, mevzuata ve sözleşmeye aykırı bir biçimde yayın ve yapım işine ilaveten çeviri, redaksiyon, haber seslendirme, simültane çeviri, muhabirlik gibi işlerde görevlendirildiği; dolayısıyla iş temposunun yoğunluğundan kaynaklanan yorgunluk nedeniyle ve istem dışı olarak esnediği; daha önce herhangi bir soruşturma geçirmediği; söz konusu eylem nedeniyle, disiplin cezalarının en ağırı olan sözleşme feshi cezası ile cezalandırılmasının orantılılık ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü TRT Kurdi Kanal Koordinatörlüğünde sözleşmeli yapım ve yayın elemanı olarak görev yapan davacının; 26/01/2018 tarihli canlı yayında Cumhurbaşkanının konuşmasının simültanesini (Kürtçe çeviri) yayın ciddiyetine aykırı şekilde sunduğu, konuşmayı anlaşılmaz hale getirdiği ve sürekli esneyerek yayını sabote ettiği iddialarıyla ilgili olarak hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Yüksek Disiplin Kurulunun 19/08/2018 tarih ve 2018/7 sayılı kararıyla “sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırılması üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır.
2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun "İstihdam şekilleri" başlıklı 49. maddesinde, "Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel ve geçici personel eliyle gördürülür." kuralı; "Personelin Özlük Hakları" başlıklı 50. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin dava konusu işlem tarihindeki halinde, "Sözleşmeli personel; Kurumda radyo-televizyon yayın, yapım, teknik ve bilişim hizmetlerini yürütmek ve sayısı 300’ü geçmemek üzere Kurumca yapılacak sınavla istihdam edilen, istihdama ve sözleşmeye ilişkin usul ve esasları Yönetim Kurulunca belirlenen personeldir..." kuralı; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan "Personel işlemleri ve personel hizmet tanımları" başlıklı 56. maddesinde de, "Türkiye Radyo Televizyon Kurumu personelinin işe alınmasındaki usul, şartlar, atanma, terfi, nakil, işe son verme, disiplin cezaları ve sicil ile ilgili konuları personel yönetmeliğinde düzenlenir." kuralı yer almıştır.
2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununun 50. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak düzenlenen ve 24/09/2008 tarih ve 27007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği'nin "Sözleşmenin sona ermesi başlıklı" 51. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kurum, gerekçe göstermek suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak her zaman feshedebilir." hükmüne; "Taraflarca sözleşmenin feshi" başlıklı 52. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hizmet sözleşmesi, Kurum personelinin; yazılı olarak müracaat etmek suretiyle görevden çekilme isteğinde bulunması ve kabul edilmesi, deneme süresi içinde başarısız olması, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre işten çıkarılmayı gerektiren fiillerde bulunması hallerinde sona erer." hükmüne; "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 65. maddesinde ise, "Sözleşmeli personel hakkında bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ve bu Kanunlar uyarınca çıkarılan diğer mevzuat hükümleri ile 17/2/1991 tarihli ve 20789 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Sözleşmeli Personel Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, davacının imzaladığı Hizmet Sözleşmesinin ekinde yer alan "Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Sözleşmesinin Eki Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma Hükümleri"nin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 3. maddesinde; "Sözleşmeli personele uygulanabilecek disiplin cezaları şunlardır: ...
a) Ücretten kesme: ...
b) Sözleşmenin Feshi: Sözleşmeli personelin, Kurumun herhangi bir statüde bir daha çalıştırılmamak üzere, Kurumla ilişiğinin kesilmesidir. Sözleşmenin Feshi cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...
2) Kasıtlı olarak veya haklı bir sebebe dayanmaksızın; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, TRT Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam biçimlerinden birisinin de 2954 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamındaki sözleşmeli personel olduğu; bu personelin hizmete alınma, nitelik, görev ve nakilleri, sorumlulukları, ücretleri ve diğer sosyal haklarının Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği ile düzenlendiği, anılan Yönetmelik'te sözleşmeli personelin disiplin suç ve cezalarına yönelik düzenleme bulunmadığı; Yönetmeliğin 65. maddesinde ise, sözleşmeli personelle ilgili bu Yönetmelik'te hüküm bulunmayan hallerde 2954 sayılı Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan diğer mevzuat hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Danıştay kapatılan Onaltıncı Dairesince itiraz yolu ile 2954 sayılı Kanun'un 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "disiplin cezaları" ibaresinin, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 14/06/2017 tarih ve E:2016/182, K:2017/11 sayılı kararla; 2954 sayılı Kanun'da disiplin suçları, disiplin cezalarının türleri, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar, disiplin cezalarında zamanaşımı, karar verme süreleri, disiplin cezalarına itiraz, savunma hakkı, disiplin cezalarının uygulanma şekli ve disiplin cezalarının silinmesi biçimindeki disiplin hukukuna ilişkin hususlara dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, disiplin cezalarıyla ilgili konuların yönetmelikle belirlenmesini öngören kuralda herhangi bir ölçüte de yer verilmediği, bu haliyle disiplin suç ve cezaları konusunda TRT personeli için getirilmiş kanuni bir güvence bulunmadığı, itiraz konusu kuralın, disiplin suç ve cezalarıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koymadığı, çerçeveyi çizmediği, disiplin cezalarını ve cezaları gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirlemediği, disiplin cezaları ile ilgili konuların, düzenlenecek yönetmelikle belirlenmesini öngören itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi ile Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra olması uygun bulunmuş ve bu karar 29/06/2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak 29/06/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı gereği, 12/06/2019 tarih ve 30799 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7176 sayılı Kanun'un 3., 4. ve 5. maddeleri ile 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'na "Disiplin işlemleri ile disiplin amirleri" başlıklı 56/A maddesi, "Disiplin cezaları" başlıklı 56/B maddesi ve "Disiplin işlemlerinin uygulanma esasları" başlıklı 56/C maddesi eklenmiştir.
Uyuşmazlıkta, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği'nde disiplin suç ve cezalarına yönelik hüküm bulunmadığı; Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde ise 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ve bu Kanunlar uyarınca çıkarılan diğer mevzuat hükümlerinin uygulanacağı düzenlendiği halde; davacının, Sözleşme ekinde yer alan "Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma Hükümleri"nin 3. maddesinin birinci fıkrasının (b-2) bendindeki "kasıtlı olarak veya haklı bir sebebe dayanmaksızın; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak" düzenleme uyarınca davacının "sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırıldığı ve sözleşmesi feshedilerek görevine son verildiği anlaşılmıştır.
Buna göre, 2954 sayılı Kanun'da TRT personeline uygulanacak disiplin suç ve cezalarına ilişkin temel düzenlemelerin kanunda belirlenmemiş olmasının Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu; Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı üzerine 7176 sayılı Kanun'un 3., 4. ve 5. maddeleri ile 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'na eklenen 56/B maddesinde öngörülen disiplin cezaları uygulanmakla birlikte; 56/C maddesinde, personele uygulanacak disiplin işlemlerinde bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun'a atıf yapıldığı görüldüğünden, davacının 2954 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmeyen ve davacının Hizmet Sözleşmesi ekindeki "Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma Hükümleri"ne göre "sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, karara karşı yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararı, "yasal faizin başlangıç tarihi" yönünden incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak, davanın açıldığı tarihin esas alınması gerekirken, "...dava konusu işlem tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarına tahakkuk tarihleri dikkate alınarak hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine..." şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın "..dava açma (16/10/2018) tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarına tahakkuk tarihleri dikkate alınarak hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine..." şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden (16/10/2018) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının kaldırılması ve "dava konusu işlem tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarına tahakkuk tarihleri dikkate alınarak hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesi" yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ve yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/01/2024 tarihinde, kesin olarak esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği'nde disiplin suç ve cezalarına yönelik hüküm bulunmadığı; aynı Yönetmeliğin 65. maddesinde; "...bu yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ve bu Kanunlar uyarınca çıkarılan diğer mevzuat hükümleri ile 17/2/1991 tarihli ve 20789 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Sözleşmeli Personel Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır." düzenlemesinin bulunduğu görülmektedir.
29/06/2017 tarih ve 30109 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14/06/2017 tarih ve E:2016/182, K:2017/111 sayılı kararıyla; 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...disiplin cezaları..." ibaresinin, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Daha sonra, 12/06/2019 tarih ve 30799 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7176 sayılı Kanun'un 3., 4. ve 5. maddeleriyle 2954 sayılı Kanuna eklenen 56/A, 56/B ve 56/C maddeleri ile TRT Genel Müdürlüğünde görev yapan memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezalarına ilişkin düzenlemeler yeniden belirlenmiş olup; 56/C maddesinde ise; "Memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkındaki disiplin işlemlerinde bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının "Disiplin" başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır. Bu bölümde yer alan “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasına ilişkin düzenlemeler “İşten çıkarma” cezası hakkında uygulanır..." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesince bir Kanun maddesinin iptal edilmesinden sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu yeni düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği aksi yaklaşımın, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracağı muhakkaktır.
2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'na eklenen 56/C maddesinde, personele uygulanacak disiplin işlemlerinde bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun'a atıf yapılmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (n) alt bendinde de, "Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" kademe ilerlemesinin duruldurulması cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; sözleşmeli yapım ve yayın elemanı olarak görev yapan davacının, 26/01/2018 tarihli canlı yayında Cumhurbaşkanının konuşmasının simültanesini (Kürtçe çeviri) yayın ciddiyetine aykırı şekilde sunduğu, konuşmayı anlaşılmaz hale getirdiği ve sürekli esneyerek yayını sabote ettiği iddialarıyla ilgili olarak hakkında yapılan soruşturma sonucunda, davacının imzaladığı Hizmet Sözleşmesinin ekinde yer alan "Sözleşmeli Statüde İstihdam Edilen Personel Sözleşmesinin Eki Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma Hükümleri"nin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (b-2) bendindeki "Kasıtlı olarak veya haklı bir sebebe dayanmaksızın; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle, Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla “sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için, davacının eyleminin 657 sayılı Kanun'da düzenlenen disiplin hükümleri kapsamında değerlendirilerek, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesi gerekmekte olup; Hizmet Sözleşmesi ekinde yer alan "Disiplin ve Görevden Uzaklaştırma Hükümleri"nin 3. maddesinin birinci fıkrasının (b-2) bendi kapsamında, davacıya isnat edilen "kasıtlı olarak veya haklı bir sebebe dayanmaksızın; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak" eylemine karşılık olarak, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (n) alt bendinde "Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" fiilinin düzenlendiği ve bu fiil için de "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasının yaptırım olarak öngörüldüğü dikkate alındığında, davacının "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası niteliğindeki "sözleşmenin feshi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, karara karşı yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşüncesiyle, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!