WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

DANIŞTAY 12. DAIRE

A- A A+

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/1088 E.  ,  2023/6194 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1088
Karar No : 2023/6194

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Etimesgut Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünde zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi ve Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri uyarınca "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Etimesgut Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararla; davacının, "görevli olduğu Türk Beyleri Kent Meydanı Zabıta Noktasındaki görevini mazeretsiz terk ettiği, güvenlik kameralarını kırarak söktüğü, Belediye Başkanı Makamı için ayrılan odayı kimliği belirsiz sivil vatandaşlarla birlikte kullandığı, demirbaşları korumadığı, tespiti yapılan olumsuzlukları nöbet defterine yazmadığı, amir ve üstlerine karşı çıktığı, yetkisi ve nüfuzunu kendisi ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullandığı, suç kanıtlarını kasıtlı olarak bilerek veya isteyerek yok ettiği ve gerçek dışı tutanak düzenlediği" iddiasıyla hakkında başlatılan soruşturma neticesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (e) ve (f) alt bentleri uyarınca "1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulmasına" karar verildiği ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E…., K…. sayılı kararı ile reddedildiği, işbu davanın ise; davacının, Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin disiplin cezaları başlıklı 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri gereğince zabıta memurluğu görevinden çıkarılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açıldığı, gerek "1 yıl süreli kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasının, gerekse de "meslekten çıkarma" cezasının aynı eyleme dayanmakta olduğu, yani aynı eylem nedeniyle davacıya hem Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarınca, hem de Zabıta Yönetmeliği uyarınca ayrı ayrı ceza verilmiş olduğu, bu durumda, Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Meslekten çıkarma cezası dışında verilecek disiplin cezalarında, 657 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, davacının eylemi meslekten çıkarmayı gerektiriyorsa Zabıta Yönetmeliği hükümlerine göre, diğer durumlarda ise, Devlet Memurları Kanunu'ndaki genel hükümlere göre ceza tesis edilmesi gerekirken, aynı eylem nedeniyle iki ayrı mevzuata göre iki ayrı disiplin cezası tesis edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin 657 sayılı Kanun'un 76. maddesi ve Belediye Zabıta Yönetmeliği uyarınca takdir yetkisi kapsamında tesis edildiği iptal edilmesi halinde davacının eylemlerinin cezasız kalmasının söz konusu olacağı, istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verlmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Etimesgut Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünde zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi ve Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri uyarınca "Meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Etimesgut Belediye Başkanlığının …. tarih ve … sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelemekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.", üçüncü fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." düzenlemesine yer verilmiş, 153. maddesinin üçüncü fıkrası "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrası "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." denilmiştir.
13/07/2005 tarihli ve 25874 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belediye zabıta teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 11/04/2007 tarihli ve 26490 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin, "Disiplin Cezaları" başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında zabıta personeline uygulanacak disiplin cezalarının "uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, meslekten çıkarma, Devlet memurluğundan çıkarma" olarak sayıldıktan sonra, ikinci fıkrasında meslekten çıkarma cezası dışında verilecek olan disiplin cezalarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, üçüncü fıkrasında da, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, tutum ve davranışlara tek tek yer verildiği, aynı maddenin (c) bendinde; "Suç kanıtlarını kasıtlı olarak yok etmek, bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak, saklamak, saklanmasına yardımcı olmak veya değiştirmek", (ç) bendinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" halinin meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayıldığı görülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
27/02/2018 tarihinde E:2017/1872 sayılı dosya nedeniyle, Danıştay İkinci ve Onikinci Dairelerince yapılan Müşterek toplantıda; dava konusu meslekten çıkarma cezasının düzenlendiği Belediye Zabıta Yönetmeliğinin dayanağı olan 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın görev ve yetkileri" başlıklı 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belediye zabıta teşkilâtının çalışma usûl ve esasları, çalışanların görev ve yetkileri, memurluğa alınması için taşımaları gereken nitelikler, alacakları meslek içi eğitim, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilâtında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimler, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmünde yer alan "meslekten çıkarılma.." ibaresinin Anayasanın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması üzerine Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına, davacının temyiz isteminin Anayasa Mahkemesince karar verildikten sonra veya dosyasının Anayasa Mahkemesine ulaşmasından itibaren 5 ay geçtikten sonra incelenmesine karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan bu başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 28/11/2018 tarihli ve 30609 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 17/10/2018 tarihli ve E:2018/110, K:2018/99 sayılı kararıyla; "Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş; yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları, kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.
Belediye zabıta personelinin disiplin suç ve cezaları, Anayasa'nın yukarıda yer alan hükümleri gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar arasında yer almaktadır.
İtiraz konusu kuralda meslekten çıkarılma işleminin hukuki niteliği açıkça belirtilmemiş, disiplin cezası olarak tesis edileceği yolunda bir ifadeye yer verilmemiştir. Bilindiği üzere kamu görevlilerinin yerine getirecekleri hizmetlerin niteliğinin gözetilerek belirli kamu görevlileri yönünden bu statünün kazanılmasının özel koşullara bağlanması ve bu koşulların kaybına bağlı olarak o statünün kaybının öngörülmesi de mümkündür. Bu anlamda meslekten çıkarılmanın bir disiplin cezası olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte meslekten çıkarılma işleminin bir disiplin cezası olarak tesisi de mümkün olduğundan itiraz konusu kuralın süregelen uygulaması da dikkate alınarak meslekten çıkarılma işlemlerinin bu yönde tesis edilecek disiplin cezası işlemlerini de kapsadığı anlaşılmaktadır.
Kanun'da belediye zabıta personelinin meslekten çıkarılmasını gerektiren eylemler gösterilmediği gibi bu cezayı vermeye yetkili makamlar ve cezanın kesinleşme usulü de belirtilmemiştir. Bu hâliyle anılan meslekten çıkarma yaptırımı yönünden belediye zabıta personeli için kanuni bir güvence bulunmamaktadır. İtiraz konusu kural; söz konusu disiplin cezasıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koymamakta, çerçeveyi çizmemekte, bu disiplin cezasının gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirlememektedir.
İtiraz konusu kural yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya meslekten çıkarma yaptırımının uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir..." gerekçesiyle "meslekten çıkarılma" ibaresi iptal edilmiş ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesince bir Kanun'un veya KHK'nın tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup her durumda yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz. Anayasa Mahkemesince iptal kararının yürürlüğe girmesi için verilen sürenin, Mahkemenin iptal kararının gerekçesiyle birlikte dikkate alınması ve yorumlanması gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim Anayasa'nın, itiraz yoluna başvurulan Kanun ya da KHK ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının beş ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmekte olup; aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin yukarıda belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durum, Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırılık teşkil eder.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararının gerekçesi karşısında; usul ve esasları Kanun'da belirlenmeyen zabıta mesleğinden çıkarılmaya yönelik hususlar Yönetmelikle düzenlenemeyeceğinden, Yönetmeliğin 40. Maddesinin üçüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, 18/12/2021 tarih ve 31693 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik değişikliği ile, Belediye Zabıta Yönetmeliği'nin 40. maddesinde yer alan meslekten çıkarma cezasına ilişkin hükümler de yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.