WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/3260 E.  ,  2025/141 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/3260
Karar No : 2025/141

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

DİĞER DAVACILAR : 1- ... 2- ...
VEKİLİ: Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacı ... ve davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'un ... Şehir Hastanesinde tedavi görmekte iken, 14/02/2020 tarihinde yüksekten düşerek engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 150.000,00 TL (miktar artırımı ile 7.794.953,00 TL) maddi ve 70.000,00 TL (miktar artırımı ile 4.000,000,00 TL) manevi, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.794.953,00 TL maddi ve 4.030.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasına sunulan raporlar doğrultusunda davacı ...'un ... Şehir Hastanesinde yüksekten düşerek yaralanması ve engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, davacı ...'un güç ve efor kaybından kaynaklanan zararı nedeniyle 7.794.953,00 TL maddi tazminatın ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise, yaşadıkları üzüntü ve sıkıntılar nedeniyle, davacı ...'a 1.000.000,00 TL; davacılar (ablaları) ... ve ...'ye takdiren ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi, hükmedilen bu tutarların (toplam 1.030.000,00 TL) idareye başvuru tarihinden (09/11/2020) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesice; uyuşmazlıkta; davacılar vekili tarafından ileri sürülen hususlar davanın manevi tazminat talebinin reddine yönelik kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, hastanın yapılan tüm muayenelerinde intihar düşüncesi kaydı bulunmadığı, uygun takip ve tedaviye başlanıldığı ve sürdürüldüğü, bu hususta taraflar arasında çekişme bulunmadığı, zararı doğuran olayın; hastanın, bilinci açık, oryante, koopere ve iletişiminin iyi olması gözetilerek bağlama ihtiyacı duyulmaksızın, intörn doktor, taşıma personeli ve güvenlik personeli refakatinde götürülürken ani olarak geliştiği göz önünde bulundurulduğunda ilgili hekim veya yardımcı sağlık/güvenlik personeline kusur izafe edilemeyecek ise de; davalı idarece, dosya kapsamına göre, hastanın düştüğü yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşan boşluk nedeniyle oluşabilecek zararlara karşı herhangi bir önleyici / engelleyici tedbirin öngörülmediği / alınmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin bu yönü ile hizmet kusurunun bulunduğu ancak olayın davacı hastanın ani olarak gelişen iradi hareketi ile meydana geldiği, davacı hastanın kaçmak isterken tedbirsiz ve dikkatsiz davranmak sureti ile kusurlu olduğu, davranışının illiyet bağını kesecek yoğunlukta bulunmadığı hususları dosya kapsamında bulunan diğer bilgi ve belgelerle birlikte bütün olarak değerlendirildiğinde, olayda, davalı idarenin %10 ve davacı tarafın ise %90 oranında müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı, Mahkemece yaptırılan hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan hesap bilirkişi raporu ile davacı ... için güç ve efor kaybı oranına göre geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat tutarının 7.794.953,00 TL olarak hesaplandığı, olayda tarafların müterafik kusur oranı dikkate alındığında, davalı idarenin %10 kusur oranına göre 779.495,30 TL tutarında maddi tazminatın 09/11/2020 olan başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte anılan davacıya ödenmesi gerektiği fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacı ...'un yaşadığı olaydan (maluliyet, entübe olduğu ve uzun süre yoğun bakımda kaldığı) duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak takdiren 100.000,00 TL manevi tazminatın başvuru tarihi olan 09/11/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece anılan davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, diğer yandan, davacılar ... ve ... için Mahkemece belirlenen manevi tazminat tutarının usul ve yasaya uygun bulunmakla; davalı idare vekilinin bu davacılara yönelik istinaf isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı ... vekili tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, hastane içerisinde aşağı düşmeyi önleyecek ağ veya önleyici ip yerleştirmeyen idareye sadece %10 oranında kusur atfedildiği, hastanenin ve çalıştırdığı personelin kusurlarına bağlı olarak hastalarda oluşan zararlarda kusur oranına bakılarak indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğu, "..." isimli intihar teşebbüsünü artıran ilacın hastaya verildiği, ALS hastalığı sanrısı yaratan semptomlara rağmen bu ilaca devam eden idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu, fiziken çok zayıf ve güçsüz olan hastanın ayağa kalktığı anda güvenlik görevlisince yakalanamamasının güvenlik görevlisinin liyakatten uzak olduğunu gösterdiği, öte yandan davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin mahkemeye erişimi engellediği, risk taşıyan kişilerin denetim ve gözetiminde ve riskli ortamlarda güvenliği sağlamak amacıyla daha özenli davranılması gerektiği, en temel hak olan yaşama hakkının kişinin kendi eylemiyle sona ermesine yönelik intihar eylemlerine karşı korunması hususunda özel bir hassasiyetin gösterilmesi gerektiği, davalı idare tarafından, hastaya gerekli tıbbi müdahale ve tetkiklerin detaylı olarak yapıldığı, hastanın yakınlarından alınan anamnezinde, geçmişte pek çok psikiyatri ve nöroloji poliklinik başvuruları olduğu, çeşitli tedaviler aldığı, ancak şikayetlerinde hiçbir zaman tam düzelme olmadığının söylendiği, hastanın ilk değerlendirilmesinde tanı ve tedavi sürecinin ayaktan sürdürülebileceği belirtilmiş ise de hasta yakınlarının ısrarlı yatış talebi de dikkate alınarak psikotik bozukluk ön tanısıyla hastanenin psikiyatri kliniğine yatışının sağlandığı, nöroloji ve psikiyatri hekimlerince semptomlarının ALS hastalığı ile uyumlu olmadığının her seferinde ayrıntılı olarak hasta ve yakınlarına anlatılarak tıbbi süreç hakkında bilgilendirme yapıldığı, poliklinik muayenesinde, yatış sürecindeki ve günlük muayeneleri sırasında “intihar düşüncesi” olmayan hastanın 08/02/2020 tarihinde daha önceden randevusu oluşturulan Kranial MRG tetkikinde herhangi bir sorun yaşanmadığı, ancak 14/02/2020 tarihi saat 08.00 de daha önceden randevusu oluşturulan EEG tetkikine her türlü önlem alınarak intörn doktor, taşıma personeli ve güvenlik personeli refakatinde götürülürken ani bir hareketle ve kaçma amacıyla yüksekten atlama eylemini gerçekleştirdiği, olayın gerçekleştiği yer, gerçekleşme biçimi ve tıbbi yaklaşımlar göz önüne alındığında mevcut davranışının birçok etkene bağlı olarak gelişen ve kesin olarak önlenebilmesi mümkün olmayan bir durum olduğunun bir kez daha görüldüğü, hizmet kusurunun bulunmadığı, dosyanın inceleme için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılardan ...'un psikolojik sorunları nedeniyle ... Şehir Hastanesine başvurduğu ve psikiyatri servisine yatışının yapıldığı, 14/02/2020 tarihinde tekerlekli sandalye ile tetkik için götürülürken yüksekten atladığı ve yaralandığı, bir süre yoğun bakım ünitesinde tedavi gördükten sonra taburcu olduğu, ...'un yüksekten düşerek engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 7.794.953,00 TL maddi ve 4.000.000,00 TL manevi, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.794.953,00 TL maddi ve 4.030.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarenin, eyleminden doğan zararlardan dolayı sorumlu tutulabilmesi, öteki sorumluluk halleri kadar hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunmasına da bağlıdır. Hizmet kusuru; idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, teşkilatın yapısında, personelde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi gözetim ve denetiminin yapılmaması, hizmete yönelik araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken tedbirlerin alınmaması, geç hareket edilmesi veya hiç faaliyette bulunulmaması sonucu oluşan bir takım aksaklık, aykırılık, bozukluk, özensizlik, eksiklik, sakatlık halleridir.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda, davalı idarenin, gerek görevli personelinin görev kusuru niteliğindeki ihmali davranışları, gerekse ... Şehir Hastanesinde davacılardan ...'un düştüğü yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşan boşluk nedeniyle oluşabilecek zararlara karşı herhangi bir önleyici / engelleyici tedbirin öngörülmemesi / alınmamasından dolayı yürütülen hizmetin eksik olması nedeniyle hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olduğu açıktır.
Bununla birlikte, davacılardan ...'un kendini merdiven boşluğuna bırakarak yaralanmasına intihara teşebbüs niteliğindeki eyleminin neden olduğu göz önünde bulundurulduğunda, meydana gelen olayda davacılardan ...'un %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu olayın 14/02/2020 tarihinde meydana geldiği, dolayısıyla sigortalı sayılanlar hakkında 01/09/2013 - 28/09/2021 tarihleri arasındaki olaylar yönünden 5510 sayılı Kanun uyarınca sigortalı sayılanların maluliyet tespiti hususunun 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uyarınca hesaplama yapılması gerekirken, Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda 11/08/2008 tarih ve 27021 sayılı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin esas alındığı görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilirken bu hususun da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen hususlar gözardı edilerek verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.