WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/6150 E.  ,  2023/8187 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/6150
Karar No : 2023/8187

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …Bakanlığı / ANKARA

DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından;
1) Adalet Bakanlığının …tarih ve …sayılı işlemi ile
2) Bu yazıya konu edilen 01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin,
a) 4. maddesi, 1. fıkrasında yer alan "Gecikmesinde sakınca bulunan hâl" tanımının,
b) 13. maddesi, 2. ve 3. fıkralarının,
c) 14. maddesi, 1. fıkrası, 1. ve 2. cümlelerinin,
d) 14. maddesi, 2. fıkrasının,
e) 15. maddesi, 1. fıkrası, 1. cümlesinin,
f) 21. maddesi, 3. fıkrasının,
e) 22. maddesi, 2. ve 3. fıkralarının,
iptali ve yürütmelerinin durdurulması iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi incelenmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; Kanun'un 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açılabileceği kuralı dikkate alındığında, davanın süresinde kabul edilebilmesi için iptali istenen Yönetmelik düzenlemelerinin uygulanmasına yönelik işlem tesis edilmiş olması ve bu işlemin tebliği tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde davanın açılması gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmelik ile dava dilekçesinin birlikte incelenmesinden; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin,
4. maddesi, 1. fıkrasında yer alan "Gecikmesinde sakınca bulunan hâl" tanımı bakımından; anılan maddede, derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin saptanamaması ihtimalinin ortaya çıkması hâli, gecikmesinde sakınca bulunan hâl olarak tanımlanmış olup, dava dilekçesi ekinde yer alan …Sulh Ceza Hakimliğinin …tarihli ve D.İş No:…sayılı kararı ile 24/10/2023 tarihli Arama, Yakalama ve Elkoyma Tutanağının incelenmesinden, davacının adresinde gerçekleştirilen arama ve el koyma faaliyetleri ile davacının yakalanıp gözaltına alınması işlemlerinin, hakim kararına istinaden yapıldığı, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahisle Cumhuriyet savcısı ya da kolluk amirinin yazılı emrine dayanmadığı anlaşıldığından, dava dilekçesinde bu maddenin uygulanması kapsamında davacı hakkında bir işlem tesis edilip edilmediğinin ve dolayısıyla maddenin iptali istemi yönünden davacının menfaatinin ne şekilde ihlal edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
14. maddesi, 2. fıkrası bakımından; anılan fıkrada, "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlara bakmakla görevli olan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlardan; Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalanan kişiler hakkında, aynı Kanununun 91 inci maddesinin bir ve üçüncü fıkralarında dört gün olarak belirlenen süre, Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararı ile yedi güne kadar uzatılabilir." düzenlemesine yer verildiği, ilgili fıkra uyarınca gözaltı sürelerinin uzatılabilmesi için kişilerin olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalanması gerektiği, davacı hakkında tesis edilen gözaltı işlemine bakıldığında ise davacının olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalandığına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, başka bir ifadeyle bu maddenin uygulanması kapsamında davacı hakkında bir işlem tesis edilip edilmediğinin ve dolayısıyla maddenin iptali istemi yönünden davacının menfaatinin ne şekilde ihlal edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 15. maddesi bakımından; anılan maddenin dava konusu ilk cümlesinde, ''Yakalama, gözaltına alma işlemine veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafi veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı hemen serbest bırakılmasını sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir." düzenlemesine yer verildiği, bu kapsamda madde ile getirilen düzenlemede gözaltı işlemine karşı kimlerin itiraz edebileceğinin tahdidi olarak sayıldığı anlaşılmakla birlikte; bu maddenin uygulanması kapsamında davacı hakkında gözaltı süresinin uzatılmasına yönelik Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin veya aynı yönde başka bir kararın dosyada yer almadığı gibi davacı tarafından söz konusu karara sulh ceza hakimliği nezdinde başvurulduğuna dair bir belgeye de rastlanmadığı, bu haliyle maddenin iptalinin istenebilmesi için davacının menfaatinin ne şekilde etkilendiğinin ortaya konulmadığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 21. maddesi, 3. fıkrası bakımından; anılan fıkrada, ''Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla ve yakalanan kişi isterse, vekâletname aranmaksızın en çok üç müdafi ifadede hazır bulunabilir.'' düzenlemesine yer verildiği, dava dilekçesinde bu maddeye istinaden davacı hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığı, davacının ifade alma esnasında 3 kişiden fazla müdafii bulunmasına ilişkin bir talebinin olup olmadığı, şayet böyle bir talebi varsa bu talebin reddine ilişkin bir işlem / karar olup olmadığı, başka bir ifadeyle maddenin davacı hakkında uygulanıp uygulanmadığı hususunda bilgi ve belgeye yer verilmediği, bu haliyle maddenin iptalinin istenebilmesi için davacının menfaatinin ne şekilde etkilendiğinin gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, iptali istenen Yönetmelik maddelerinden bazılarına ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında, bu maddelerin uygulanmasına yönelik yargısal bir karar ya da idari bir işlem varsa bu karar ve işlemler de gösterilmek kaydıyla, söz konusu maddelerin iptali isteminin davacının menfaatini ne şekilde etkilediği hususu da açık ve net bir şekilde gösterilerek, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında tutarlı ve uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi, 1. fıkrası, (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek imzalı dilekçe ile harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesi, 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına,
3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan …TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 13/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.