WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/6003 E.  ,  2023/8951 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/6003
Karar No : 2023/8951

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idarenin bağlı kuruluşu olan Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde görev yapan polislerin başka bir suç soruşturması kapsamında teknik takibinde bulunan şahıs tarafından dolandırıldığı belirtilerek bu süreci teknik olarak takip edip suçun önlenmesini ve zarara uğramasını engelleme imkanına sahipken önleyici tedbire başvurulmamasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 841.901,00 TL maddi ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 25/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının tazminat isteminin dayanağı olan, hazırlık soruşturması sırasında hakimin veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının talimatı üzerine kolluk kuvvetlerince tesis edilen iletişimin tespiti faaliyetinin, yargılama faaliyetine bağlı adli kolluk hizmeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu süreç nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmininde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' başlıklı bölümde gösterilen esas ve usullerin izleneceği, bu durumda davanın görüm ve çözümünde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki hükümler gereğince uyuşmazlığa adli yargı yerinde bakılacağı gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu olayın yargılama faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen bir eyleme dayalı bir tam yargı davası olmadığı, bir suçun işlenmesinden evvel önleyici tedbirleri almak ve işlenen bir suçu önlemekle görevli idarenin teknik takip kapsamında yaptığı dinleme nedeniyle başından sonuna dek her türlü detayına vakıf olduğu olaya hiç bir müdahalede bulunmaması suretiyle davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan tam yargı davası olduğundan bahisle idari yargının görevli olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, 22/05/2019 tarihinde kendilerini savcı ve polis olarak tanıtan kişiler tarafından şahsi cep telefonu aranarak evindeki altın ve paraların kendilerine verilmesinin talep edildiği, bu taleplerinin yerine getirilmesi sonrasında oturduğu evin satışını sağlayarak elde ettiği 500.000,00 TL'yi de söz konusu şahıslara teslim etmesinin ardından dolandırıldığını anlaması üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı iddianamede; Tip kayıtlarına göre davacının Şanlıurfa Akçakale'den arandığı, Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli hakkında benzer suçlar nedeniyle soruşturma yürütüldüğü, iletişimin tespiti kararı verildiği ve dinleme yapıldığı, davacının dolandırılmasına yönelik şüpheliye ait görüşmelerin tespit edildiği, tape kayıtlarına göre şüphelinin davacıyla görüştüğü, yönlendirdiği kişi aracılığıyla davacıdan ziynet eşyalarının ve paralarının alındığı, şüphelinin cezalandırılmasının istenildiği, davacının söz konusu iddianameden, başka bir suç soruşturması kapsamında teknik takipte bulunan şahıs tarafından dolandırıldığını, davalı idarenin davacının zarara uğramasını önleme imkanı varken bu imkanını kullanmayarak hizmet kusurunda bulunduğunu ileri sürerek 841.901,00 TL maddi ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 25/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; aynı maddenin son fıkrasında da, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 129/5. maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun 1. maddesinde, "polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hüküm altına alınmış, 2. maddesinde, polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısma ayrılmış, bu görevler, A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak; B)İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak,
Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirlerinden aldığı emri, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getirenler sorumluluktan kurtulamaz.
(1) Aşağıda yazılı hallerde:
I- Can, ırz veya mal emniyetini korumak için,
II- Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerin faillerini yakalamak veya delillerini tesbit etmek için,
III- Devlet kuvvetleri aleyhine, yalnız veya toplu olarak taarruz veya mukavemette bulunanları yakalamak, veya bunların taarruz veya mukavemetlerini def etmek için,
IV- Hükümete karşı, şiddet kullanan veya gösteren veya mukavemet edenlerin yakalanması, taarruz veya mukavemet edenlerin def edilmesi için,
V- Zabıtaca muhafaza altına alının şahıslara, bina veya tesislere, meskün veya gayrımeskün yerlere vakı olacak münferit veya toplu tecavüzleri def etmek için,
VI- Ağır cezalı bir suçun sanığı olarak yakalandıktan sonra zabıta kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan şahısların yakalanması için,
VII- İşlenmekte olan bir suçun işlenmesine veya devamına mani olmak için, VIII- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafından suç delillerinin tesbiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapılacak aramalar için,
IX- Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya suçlularını yakalamak için,
X- Yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetlerde olay yerinde görevlilerce alınması gereken tedbirler için,
XI- Umuma açık yerlerde yapılan her türlü toplantı veya yürüyüşlerde veya törenlerde bozulan düzeni sağlamak için,
XII- Herhangi bir sebeple tıkanmış olan yolların trafiğe açılması için,
XIII- Yukarıda maddeler dışında diğer kanunlarda istisnai olarak zabıtanın sözlü emirle yapmaya mecbur tutulduğu haller için,
Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir. Bu emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu hallerde emrin yerine getirilmesinden doğabilecek sorumluluk emri verene aittir." şeklinde kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlıklı yedinci bölümünde yer alan 141. maddesinde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan...kişilerin, maddî ve manevî her türlü zararlarının, Devlet tarafından karşılanacağı; 142. maddesinde ise, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir. Anılan yasa maddelerinin gerekçesinde de, usul kurallarına uyulmaması ve keyfi adli işlemler nedeniyle uğranılan zararların karşılanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleriyle, yalnızca, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleştirilen adli kolluk işlem ve eylemlerinden kaynaklanan zararların tazmine yönelik davaların adli yargı yerince çözümlenmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla adli kolluk hizmetiyle bağı kesilen, hizmet sunumundaki kusurlardan ve hizmet kusuru olarak nitelenen eylem ve işlemlerden doğduğu iddia edilen zararların tazminine ilişkin uyuşmazlıkların, idari faaliyet alanına ilişkin olması ve özel bir yasa hükmü bulunmaması nedeniyle idare hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde idari yargı yerlerince çözümlenmesi gerekmektedir. Nitekim, yasa gerekçesinde ve bölümün madde başlığında da (koruma tedbirleri nedeniyle tazminat) bu hususa vurgu yapılmaktadır.
Olayda, davacının tazminat davasına esas iddialarının, başka bir suç soruşturması nedeniyle teknik takip altında bulunan kişiler tarafından dolandırılması sürecinde, idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi ve önleyici kolluk faaliyetini gerektiği gibi yerine getirmemesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen hizmet kusuru iddiasına dayandığı, başka bir ifadeyle davacı tarafından idareye atfedilen kusurun, yargılama faaliyetine bağlı adli kolluk hizmetinden değil, tamamen yargılama faaliyeti dışında ve adli kolluk hizmetinden bağımsız olarak, idarenin yapmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda, personelde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi, gözetim ve denetiminin yapılmaması, gereken tedbirlerin alınmaması sonucu oluşan bir takım aksaklık ve özensizlik sonucu ortaya çıktığı ve bu haliyle bir hizmet kusuru niteliğinde olduğunun öne sürüldüğü anlaşılmaktadır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda, polisin görevleri idari ve önleyici fonksiyon ile adli fonksiyon olmak üzere iki temel düzeyde tespit edilmiş anılan Kanunun diğer maddelerinde bu fonksiyonların ifasına yönelik görev ve yetkiler sayılmıştır. Durdurma ve kimlik sorma, arama, silah kullanma gibi yetkilerle genel güvenliğin sağlanmasını temin eden polisin bu kapsamda suçun işlenmesi veya suçun icrasına yönelik eylem ve işlemlerin tespiti halinde müdahale etmesinin zorunluluğu tartışmasızdır. Öte yandan polisin, genel güvenliğin sağlanması ve suçun önlenmesi noktasında kullanacağı yöntemlerin koşullara göre değişebileceği bunun takdirinin de kanuni sınırlar içinde kalmak şartıyla kolluk kamu hizmetlerini yürüten yetkililere ait olacağının kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlığın belirtilen nitelik ve özelliği dikkate alındığında, tazminat isteminin 5271 sayılı kanunla ilişkilendirmenin hukuki anlamda mümkün olmadığı görülmekle, görüm ve çözümü idari yargı yerine ait bulunan uyuşmazlığın, adli yargı yerinin görevine girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... İdari Dava Dairesinin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.