Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/488 E. , 2023/5324 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/488
Karar No : 2023/5324
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : 1- ...
2- ...
3- ..
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (MÜDAHİL) : ...
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'un 03/03/2012 tarihinde Doğubayazıt Devlet Hastanesinde doğum yaptıktan sonra fenalaşarak hayatını kaybetmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, zararlarına karşılık her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile toplam 201.863,41 TL) ve ... için 500.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 250.000,00 TL olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat taleplerinin kabulü ile toplam 201.863,41 TL'nin 5.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 11/04/2013 tarihinden itibaren, 196.863,41 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat tutarının davalı idareye başvuru tarihi olan 11/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat tutarının fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin ve müdahil ... 'ın maddi ve manevi tazminatın esasına yönelik istinaf başvurularının reddine, davacıların, davacı .. dışındaki davacılar yönünden manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine, kararın ... 'a yönelik manevi tazminat isteminin 300.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, geriye kalan 200.000,00 TL'lik kısmının ise reddine, davacılardan ... için kabul edilen 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından idareye başvuru tarihi olan 10/07/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacı ... 'a ödenmesine, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacılar lehine hükmedilen 201.863,41 TL maddi tazminatın artırılan tazminat miktarı olan 196.863,41 TL'lik kısmı için de davalı idareye başvuruda bulunulduğu 10/07/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, manevi tazminatın reddedilen kısmı için karşı vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, artırılan tazminat miktarı için belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, tazmin şartları oluşmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği, maddi tazminat hesabının hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu, harçlardan muaf oldukları; müdahil ... tarafından, davanın süresinde açılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporun yetersiz ve çelişkili olduğu, işbu dosya kapsamında yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği, kendi kusurunun bulunmadığı, organizasyon eksikliği nedeniyle davalı idarenin kusurlu olduğu, maddi tazminat hesabının hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, davalı idare ve müdahil ...'ın temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş; davalı idare ve müdahillerce savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idare ve müdahil ...'ın temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
Daha önce 3 doğum yapan ve 4. gebeliği olan davacılar yakınının sancı şikayetiyle Doğubayazıt Devlet Hastanesine başvurduğu, görevli ebeler tarafından normal yolla doğumun gerçekleştirildiği ve kanaması normal olarak değerlendirilerek yatağına alındığı, kanama şikayeti olması üzerine yapılan muayenede normal doğum kanaması yönünde değerlendirilme yapıldığı, ancak tansiyonunun düşük olması üzerine acil doktoruna haber verildiği, acil doktorunca gerekli tedavi düzenlendikten sonra icapçı kadın doğum uzmanının çağrılması gerektiği belirtilmesine rağmen serum ve beslenmeden sonra tansiyon değerlerinin normale dönmesi nedeniyle görevli ebeler tarafından icapçı kadın doğum uzmanına haber verilmediği, kan tahlili sonuçlarının çıkması üzerine tekrar acil doktoruna haber verildiği ve serum takılıp icapçı kadın doğum uzmanının çağrıldığı, icapçı kadın doğum uzmanınca ameliyata alındığı, ancak ameliyattan sonra durumunun kötüleşmesi üzerine yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği,
Yakınları ... 'un hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla davacılar tarafından açılan tam yargı davasında verilen merciine tevdi kararının kanun yolu aşamasından geçerek 25/01/2018 tarihinde kesinleştiği ve bu karardan sonra davacılar tarafından tam yargı davası açılmadığı; Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığınca ise, tam yargı davasının açıldığı süreçte görevli ebeler (müdahiller) hakkında uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak soruşturma başlatıldığı,
Yürütülen bu soruşturma kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "kişinin doğum sonrası vajende ve servikste yırtık olup olmadığının kontrolünün yapılmadığı, sık aralıklarla tansiyon, nabız takiplerinin yapılmamış olduğu, saat 02.30 civarında tansiyonun 80/40mmhg olması ve muayene masasına alınmasında vajende abondan kanaması olması ve nabız, tansiyonda düşme olması üzerine acil doktorunun kadın doğum uzmanına haber verilmesini söylemesine rağmen saat 05.07'ye kadar kadın doğum uzmanına haber verilmemesi nedeniyle kişinin takibini yapan ebelerin kusurlu olduğu" yönünde görüş belirtildiği,
Bunun üzerine Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığınca görevli ebeler (müdahiller) ... ve ... hakkında açılan kamu davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesince taksirle öldürme suçununun işlendiğinden bahisle mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın ... yönünden kanun yoluna başvurulmaksızın, ... yönünden kanun yoluna başvurulmak suretiyle kesinleştiği,
Davacılar tarafından, ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra, yakınları ...'un hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, zararlarının tazmini için davalı idareye yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan ..., ..., ... ve ...'un Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü, Kısmen Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Taraflarca ve Müdahil ... Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacılar ..., ..., ... ve ... 'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacılardan ...'un Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü; aynı maddenin 4. fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." hükmü düzenlenmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'un manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın anılan davacıya ödenmesi yolundaki kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında herhangi bir karar verilmeksizin, ...'un manevi tazminat isteminin 300.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, geriye kalan 200.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka ve usul kurallarına uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacılardan ... lehine İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca makul ve hakkaniyetli bir tutar olduğu sonucuna varıldığından; işbu bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak olan yargılamada, davacılardan ...'un manevi tazminat istemi yönünden verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerekmektedir.
3) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulü Yolundaki Kısmına Karşı Davalı İdare ve Müdahil ... Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Destekten yoksun kalma tazminatının amacı; desteğini yitiren kimsenin, desteğin ölümünden önce bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak yardımın karşılığı olan paranın ödettirilmesidir. Dolayısıyla, destekten yoksunluk zararı, ölüm olayı olmasaydı desteğin yapacağı varsayılan yardım tutarı geleceğe yönelik olarak belirlenmek suretiyle hesaplanmaktadır.
Buna göre, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, desteğin kendisine, eşine, çocuklarına ve hayatta olmaları kaydıyla anne ve babasına pay ayrılması gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.
Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmişse, yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılarak; evlenmemişse, yeniden evlenme olasılığı oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılarak), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı ayrılmayarak), anne ve babasına 1'er pay (hayatta olup olmadıkları araştırılmak suretiyle) ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince, her ne kadar davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da uygun bulunan 30/06/2020 kayıt tarihli bilirkişi raporu; davacılar yakını müteveffanın anne ve/veya babasının hayatta olup olmadığı araştırılmadan destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığından, hükme esas alınabilir nitelikte değildir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup; Bölge İdare Mahkemesince, davacılar yakını müteveffanın anne ve/veya babasının hayatta olup olmadığı araştırılmak suretiyle yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek ek rapora göre, İdare Mahkemesi kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, davacıların maddi tazminata yönelik istinaf ve temyiz başvurusunda bulunmadığı dikkate alındığında; yeniden yapılacak olan hesaplama neticesinde davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereğince, daha önce hükmedilen maddi tazminat tutarını geçemeyeceği açıktır.
4) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Hükmedilen Tazminat Tutarlarına İşletilecek Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlıkta ise; işbu tam yargı davasının 10/07/2019 tarihli dilekçe ile 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin temerrüde düştüğü tarihin anılan bu tarih olduğu, davacılar lehine hükmedilen ve/veya hükmedilecek olan tazminat miktarlarına anılan bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacılardan ..., ... , ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına daha önce açılan davada verilen merciine tevdi kararı tarihinden itibaren faiz işletilmesinde, Bölge İdare Mahkemesince de müdahil ...'ın istinaf başvurusunun faize yönelik kısmı hakkında herhangi bir karar verilmemiş olmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat miktarlarının tamamına (miktar artırımı ile artırılan kısım dahil) ve davacılardan ... lehine hükmedilecek olan manevi tazminat miktarına da davalı idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 10/07/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği açık olmakla birlikte; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısımlarının bozulmuş olduğu ve yeniden yapılacak olan yargılamada faiz yönünden de tekrar hüküm kurulacağı göz önüne alındığında, bu kısımlara yönelik işletilecek faizin başlangıç tarihi yönünden temyiz incelemesi yapılmamıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idare ve müdahil ...'ın temyiz istemlerinin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... , ... , ... ve ...'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca ve müdahil ... tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, bu kısım dışında kalan kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!