WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/4331 E.  ,  2023/7783 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/4331
Karar No : 2023/7783

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... ve Gıda Mad. Paz. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ana arı üretim işiyle uğraşan davacı şirket tarafından, adına düzenlenen ... sayılı ana arı üretim izninin iptaline ilişkin Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle 2008-2016 yılları arasında ana arı üretimi yapamadığından bahisle zarara uğradığı ileri sürülerek 361.800,00 TL maddi tazminatın, 2008 ila 2015 yıllarına ilişkin kısmının ilgili her bir yılın son gününden itibaren, 2016 yılına ilişkin kısmının ise dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2021/5365, K:2021/4791 sayılı bozma kararına uyularak, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, idare mahkemesi kararının kaldırılmasına, 85.782,00 TL maddi tazminatın 2008 ila 2015 yıllarına ilişkin kısımlarının, ilgili olduğu her bir yılın son gününden itibaren, 2016 yılına ilişkin kısmının ise dava tarihi olan 08/08/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı ve davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :.Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, ana arı üretim işiyle uğraşan davacı şirket tarafından, adına düzenlenen ... sayılı ana arı üretim izninin iptaline ilişkin Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle 2008-2016 yılları arasında ana arı üretimi yapamadığından bahisle zarara uğradığı ileri sürülerek 361.800,00 TL maddi tazminatın, 2008 ila 2015 yıllarına ilişkin kısmının ilgili her bir yılın son gününden itibaren, 2016 yılına ilişkin kısmının ise dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı haller arasında ehliyet konusuna da yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan kimsenin davada taraf ehliyetine de sahip olduğu; 51. maddesinde ise, dava ehliyetinin, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişilerle ilgili ikinci kısmının "Hak Ehliyeti" başlıklı 48. maddesinde, tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları; 49. maddesinde, tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanacağı; 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu oldukları belirtilmiş; 52. maddesinde de, sona eren tüzel kişinin kişiliğinin, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam edeceği kuralına yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır." kuralına; 15. fıkrasında, "Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Belirtilen kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmekle sona ereceğinden ve tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti son bulacağından, münfesih tüzel kişiliğin yargı mercileri önünde temsil edilebileceğinden söz etmek mümkün değildir.
Dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile Dairemizce haricen yapılan araştırmada, davacı şirketin, Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 15/07/2013 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği ve bu durumun da 22/07/2013 tarih ve 8368 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, iş bu davanın ise 08/08/2016 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Yukarıda belirtilen hukuki durum karşısında; sicil kaydı terkin edilmekle tüzel kişiliği, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığı sona eren davacı şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulmuştur. Dolayısıyla, bu aşamadan sonra yargılamanın hiçbir aşamasında taraf olma ehliyeti bulunmayan münfesih tüzel kişiliğin, gerek yargı mercilerinde, gerekse diğer resmi merciler önünde temsili mümkün olmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, davanın ehliyet yönünden reddinden önce, davacı şirketin ihyası için dava açılıp açılmadığının da Mahkeme tarafından araştırılarak sonuca göre bir karar verileceği de tabidir.
Bu durumda, dava tarihi itibarıyla şirket tüzel kişiliği sonlandırılmış olduğundan, davacı şirketin ihyası için dava açılıp açılmadığı araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.