WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/2843 E.  ,  2024/324 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2843
Karar No : 2024/324

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde meydana gelen bombalı saldırıda yaralanması nedeniyle uğranılan zararın genel hükümler kapsamında karşılanması gerektiği ileri sürülerek 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile ile 484.530,00 TL), 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, sağlık raporunda davacının sürekli bakıcıya muhtaç durumda kalmadığı, ancak iyileşme süresi içerinde 9 ay başka birinin yardımına ihtiyaç duyabileceği ve vücut genel çalışma gücünden %70 oranında kayba neden olunduğu şeklinde görüş belirtildiği, bu çerçevede davacının iş gücünde azalma nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre zararının 469.707,00 TL, bakıcı giderlerinin ise 14.823,00 TL toplam 484.530,00 TL olduğunun bildirildiği, rapora taraflar tarafından yapılan itirazların yerinde görülmediği, buna göre olayda davalı idarece sosyal risk ilkesi kapsamında, 484.530,00 TL sürekli iş göremezlik zararının tazmin edilmesi gerektiği, manevi tazminat istemine gelince, sosyal risk ilkesi çerçevesinde, tazminat istemine konu olan terör olayının meydana geliş şekli, bu nedenle yaşanılan süreç, davacının sağlık durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak takdiren, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 484.530,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/05/2016 tarihinden itibaren itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Ankara Güvenpark'ta meydana gelen terör olayı neticesinde oluşan zararda idarenin/idarelerin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem ya da eyleminin olmadığı, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında, davalı idarenin/idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen ve idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarının, anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve maddi zararlara ilişkin tazminat miktarlarının da 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliği'nin 21. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ve çıkarılan Yönetmeliğin 21. maddesi gereğince, Yetkili Makam olan Valinin veya Bakanın onay tarihi olan "2016" yılının "ikinci" yarısında geçerli olan gösterge ve katsayılar esas alınarak hesaplama yapıldığında %70 oranında kazanma gücünü kaybeden davacıya 26.112,52 TL maddi tazminatın davalı idarece ödenmesi gerektiği, İdare Mahkemesi kararı manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde, davacıya meydana gelen olay nedeniyle yaşadığı elem ve acı karşılığı olmak üzere takdiren 50.000,00 TL manevî tazminatın ödenmesine karar verildiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacıya 26.112,52 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, gerçek zararın 5233 sayılı Kanuna göre tespit edilemeyeceği, %70 oranında çalışma gücünü kaybettiği ve bakıma muhtaç hale geldiği, maddi tazminatın hesaplanmasının basit bir matematik hesabına indirgenemeyeceği, 5233 sayılı Kanunda gerçek zararın tazmini için yargıya başvurmayı engelleyen bir hüküm bulunmadığı, gerçek zararının hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki olayda idarenin hizmet kusur bulunduğu, olaydan önce olayla ilgili istihbarat bulunduğu halde gereken önlemin alınmadığı ve olayın engellenemediği, zararın 5233 sayılı Kanuna göre hesaplanmasının gerçek zarara katlanmayan idarede zafiyete ve rahatlığa yol açacağı, anılan Kanun ile yapılan basit zarar hesabının vatandaşları sıradanlaştırdığı ve önemsizleştirdiği, olayda eşini kaybettiği ve ciddi şekilde yaralandığı göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminatın da duyulan acı ve eleme karşılık yetersiz olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, tazmin yükümlülüğünün ağır hizmet kusuru şartına bağlı olduğu, olayın idarelerinin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk hallerini doğuracak bir olay olmadığı, terör olayı olduğu, idarelerine olay öncesi istihbari bir bilgi ulaşmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının onanması; maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı ile manevi tazminat istemine yönelik kısımlarının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, 13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde meydana gelen bombalı saldırıda yaralanması nedeniyle uğranılan zararın karşılanması amacıyla 12/05/2016 tarihinde genel hükümler kapsamında maddi ve manevi tazminat istemiyle İçişleri Bakanlığına başvurulduğu, başvurunun Ankara Valiliğine yönlendirildiği, Ankara Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 28/12/2016 tarih ve 1956 sayılı kararıyla başvuru 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek başvurunun süre yönünden reddine karar verildiği, akabinde genel hükümler uyarınca maddi ve tazminat istemli bakılmakta olan davanın açıldığı, maddi tazminat isteminin işgücü kaybından dolayı oluşan zarar, bakıcı gideri ile tedavi nedeniyle hastanelere gidiş geliş için harcanan taksi ulaşım bedeline dayandırıldığı görülmektedir.
Öte yandan, davacı hakkında düzenlenen Gazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 13/12/2021 tarih ve 650.228 sayılı Sağlık Raporunda; "nevrotik bozukluklar, kişilik bozuklukları ve başka psikotik olmayan ruhsal bozukluklar, işitme kaybı, diz eklem hareketlerinde kısıtlanmaya neden olan sertlikler, ayak bilek ekleminin sertliği" teşhis ve bulgularına yer verilerek davacının sürekli bakıcıya muhtaç durumda kalmadığı, ancak iyileşme süresi içerinde 9 ay başka birinin yardımına ihtiyaç duyabileceği ve vücut genel çalışma gücünden %70 oranında kayba neden olunduğunun belirtildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması, bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında, davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

A) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kabülüne Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesaplanıp ödenmesine karar verilen bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre tazminata hükmedildiği buna karşın olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı 21. maddesinin (a) bendi uyarınca zarar hesabı yapılmadığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre hesaplanacak tutarın da davacıya maddi tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden yapılacak hesaplamada son işlem tarihi olarak İçişleri Bakanılığına yapılan başvurunun yönlendirildiği Ankara Valiliğince reddedildiği tarihin esas alınması gerekmektedir.
Buna göre, Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanılığına yapılan başvurunun yönlendirildiği Ankara Valiliğince reddedildiği tarihteki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar hastanede yattığı süre ile iyileşme süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek maddi tazminatın da davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesap yapılıp maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davacının bakıcı gideri ve tedavi görmek için yaptığı taksi ulaşım giderine yönelik tazminat istemi de bulunmasına karşın, bakıcı gideri zararının 5233 sayılı Kanunda düzenlenmemesi; 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanma olanağı bulunan tedavi görmek için yapılan ulaşım giderine yönelik olarak ise davacı tarafından dava dosyasına bilgi ve belge sunulmaması nedeniyle anılan istemlerin karşılanma olanağı bulunmamaktadır.

C) Temyize Konu Kararın Davacının Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde; dava konusu olay nedeniyle davacının psikolojisinin etkilendiği, vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar oluştuğu, hareket kısıtlığı ve işitme kaybı yaşadığı ve operasyonlar geçirdiği dikkate alındığında davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı ile manevi tazminat istemine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.