WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/2397 E.  ,  2023/7023 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2397
Karar No : 2023/7023

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : ... adına velayeten kendi adlarına asaleten ... ve ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan ..'un 23/03/2016 tarihinde Bursa Çekirge Devlet Hastanesinde yapmış olduğu doğum sırasında uygulanan hatalı yöntem ve tıbbi müdahale neticesinde doğan bebeği ...'un %83 engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 1.000,00 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla olay kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacılara uygulanan tıbbi müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu olayla ilgili olarak bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ek raporda; NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, doğum asfiksisi teşhisi konulmasında destekleyici bir parametre olan kordon kan gazı analizinin ilk ölçümünde ph değerlerinin düzelme gösterdiği, doğum sonrası bebeğin kan gazı değeri, bebeğin ağırlığı, APGAR değerleri birlikte değerlendirildiğinde hipotermi endikasyonu bulunmadığı belirtildiğinden davalı idarenin sağlık personeline ve dolayısıyla idareye atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, bununla birlikte; doğum öncesinde bebeğin tahmini ağırlığının 3.730 g ölçülmesine karşın 4.290 g ağırlığında doğduğu, tahmini ağırlık ile gerçekleşen doğum ağırlığı arasındaki ciddi bir sapma bulunduğu, tahminin daha isabetli yapılması halinde sezaryen ile doğum yönteminin kararlaştırılıp kararlaştırılmayacağı, bebeğin sağlıklı doğma ihtimalinin bulunup bulunmadığı; öte yandan kan gazı ve APGAR değerleri göz önüne alınarak doğum sonrasında hipotermi uygulanmamasında kusur bulunmamış ise de; bebekte gerçekleşen engel durumunun sabitliği karşısında, hipotermi uygulanmış olsaydı durumunda kısmen de olsa bir düzelme olup olmayacağı hususlarında davacıların ömür boyu cevapsız kalacak soru ve kuşkuları nedeniyle manevi acı ve ıstırap duyacakları, bebekte oluşan engel durumu nedeniyle tablonun tüm sonuçlarının, amacı sadece sağlık hizmeti almak olan davacılara yüklenilmesinin, hak ve nesafet kurallarına uygun olmadığı, "hukuk devleti ilkesi" ilkesi ile bağdaşmadığı, bu nedenle davacıların manevi zararlarının kısmen de olsa giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun maddi tazminat ile manevi tazminatın 200.000,00 TL'lik kısmı bakımından reddine, manevi tazminat talebi bakımından kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminatın 400.000,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, davacı küçük ... için 200.000,00 TL, anne ... için 100.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 07/09/2018 tarihli ihtarnamenin idarenin kayıtlarına girdiği 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan ...'un 23/03/2016 tarihinde doğum yapmak üzere Bursa Çekirge Devlet Hastanesine yatışı yapılmış, aynı gün doğum gerçekleştirilmiştir. Davacıların çocukları ... daha sonra hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) tanısı ile tedavi görmüştür.
Davacılar, çocuklarının doğum sırasında uygulanan doğum yöntemi ve tıbbi müdahalenin hatalı olması neticesinde %83 engelli doğduğu, yaşanılan olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açmıştır.
Olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda; "...Kişinin gebelik takiplerinin Çekirge Devlet Hastanesinde yapıldığı, aynı hastaneye 23/03/2016 tarihinde ağrı şikayetiyle başvurduğu, 3. gebeliği olduğu, dilatasyon 2-3 cm, efasman %80 olduğu, miadında doğum olarak hastaneye yatırılan annenin doğum öncesi ultrasonla tespit edilen tahmini ağırlığı 3890 gr. olarak ölçüldüğü, sezaryen ile doğum gerektirecek tahmini bebek ağırlığının diabetik olmayan gebelerde 5000 gram üzerinde, diyabetik gebelerde en az 4500 gr. olduğunun tıbben bilindiği, yapılan doğum öncesi muayenesinde tahmini fetal ağırlığın ve söz konusu bulguların vajinal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde değerlendirildiği, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, bu bulgularla kişiye vajinal yoldan doğum yaptırılmasının tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, vajinal muayenede tam açıklık olduktan sonra çıkımda gerçekleşen seviyesinde iken fetal bradikardi saptanması üzerine operatif doğum seçeneklerinden vakum ekstraksiyonunun bu tarz durumlarda uygulanabilecek tıbbi girişimlerden sayıldığı, fetal distress endikasyonuyla vakum ekstraksiyonu uygulanmasının tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, doğum sonrası küçüğün medikal kondisyonları, vital bulguları ve muayene bulguları göz önüne alındığında entübe edilerek yenidoğan yoğun bakımına yatışının yapıldığı, burada uygulanan tedavilerin doğru olduğu, dolayısıyla fetal bradikardi saptanması sonrasında uygulanan tedavi ve girişimlerin tıbben uygun olduğu, annenin doğum sürecine ve küçüğün doğum sonrası takip ve tedavisine katılan sağlık çalışanları uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinden sorumlu idarede organizasyon hatası tespit edilmediği..." görüşlerine yer verilmiştir.
İstinaf kanun yolu aşamasında bu kez Bölge İdare Mahkemesinin ara kararı ile bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ek raporda; "...genel uygulamalarda HİE prenatal (doğum öncesi) natal (doğum sırasında) post natal (doğum sonrası) olarak incelendiği, gebenin saat 07:30'da NST trasesi yazdırılmış ancak termal kağıt silinmiş olup okunamadığı, ancak doğum partograf formunda fetal kalp atımlarının takibinin 120-160 atım/dk aralığında seyrettiğinden travaya sekonder anoksi düşünülmediği, her ne kadar çekilen NST okunamamakla beraber, NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgular olduğu, fakat daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeni tam olarak bilinemediği, vakum uygulanması ile bebekte gelişen Hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) arasında illiyet bağının kurulamadığı, HİE genetik olmadığı, serebral palsi sezaryen ile doğan bebeklerde de görüldüğü, baş çıkımda olan bir gebeye sezaryen ile doğum kararının anne ve bebek için daha komplike sonuçlar doğurabileceği, doğum sonrası süreçte tedavinin meydana gelen sakatlığa etkisinin olmadığı, bebeğe bakılan kordon kan gazı analizinin doğum asfiksisi teşhisi konulmasında destekleyici bir parametre olduğu, ilk bakılan kan gazında ph değerlerinin düzelme gösterdiği, doğum sonrası bebeğin kan gazı değeri, bebeğin ağırlığı, APGAR değerleri birlikte değerlendirildiğinde hipotermi endikasyonu bulunmadığı, ilgili sağlık personellerine atfi kabil kusur bulunmadığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen ilk bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, istinaf aşamasında ise anılan Mahkeme kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun maddi tazminat istemi yönünden reddine, manevi tazminat istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta; Bölge İdare Mahkemesince, hizmetin yürütülmesinde sağlık personeline atfedilebilen somut bir kusur tespit edilmemekle beraber doğum öncesinde bebeğin tahmini ağırlığının 3.730 gr. ölçülmesine karşın 4.290 gr. ağırlığında doğduğu, tahmini ağırlık ile gerçekleşen doğum ağırlığı arasındaki ciddi bir sapma bulunduğu, tahminin daha isabetli yapılması halinde sezaryen ile doğum yönteminin kararlaştırılıp kararlaştırılmayacağı, bebeğin sağlıklı doğma ihtimalinin bulunup bulunmadığı; öte yandan kan gazı ve APGAR değerleri göz önüne alınarak doğum sonrasında hipotermi uygulanmamasında kusur bulunmamış ise de; bebekte gerçekleşen engel durumunun sabitliği karşısında, hipotermi uygulanmış olsaydı durumunda kısmen de olsa bir düzelme olup olmayacağı hususlarında davacıların ömür boyu cevapsız kalacak soru ve kuşkuları nedeniyle manevi acı ve ıstırap duyacakları, bebekte oluşan engel durumu nedeniyle tablonun tüm sonuçlarının, amacı sadece sağlık hizmeti almak olan davacılara yüklenilmesinin, hak ve nesafet kurallarına uygun olmadığı, "hukuk devleti ilkesi" ilkesi ile bağdaşmadığı, bu nedenle olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu gerekçesine yer verilerek İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmişse de; dava konusu olay kapsamında düzenlenen ve yukarıda alıntıları yapılan her iki bilirkişi raporunda da annenin doğum sürecine ve küçüğün doğum sonrası takip ve tedavisine katılan sağlık çalışanlarının uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinden sorumlu idarede organizasyon hatası tespit edilmediğinin belirtilmesi karşısında, davalı idare tarafından sunulan sağlık hizmetinin işleyişinde bir eksiklik veya hata bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmamakta olup davacıların manevi tazminat istemleri yönünden de maddi tazminat isteminde olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddi ile kısmen kabulü yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY:
Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddi, kısmen kabulü yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olduğundan onanması gerektiği oyu ile bozmaya ilişkin Daire kararına katılmıyoruz.