Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2903 E. , 2023/6190 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2903
Karar No : 2023/6190
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten …'a velayeten
… ve …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
2- … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, …'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, … Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu yaralanarak bir gözünü kaybetmesi ve vücudunun sol tarafından kısmi felç geçirmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık … için 100,00 TL (miktar artırımı ile 857.024,13 TL) maddi ve 30.000,00 TL (miktar artırımı ile 120.000,00 TL) manevi, yaralananın annesi … için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL) manevi ve babası … için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacıların terör eylemi sonucu özel ve olağandışı bir zarara uğradığı, bu çerçevede olayda idarenin hizmet kusuru saptanamamakla birlikte, meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesinin bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği sonucuna varıldığından, davacıların maddi ve manevi zararların tespit ve takdiri gerektiği, ... için şimdilik 100,00 TL maddi (miktar artırım dilekçesi 857.024,13 TL) tazminat talebi yönünden, bu kapsamda aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan 28/04/2019 tarihli raporda davacı ...'ın 9 ay süreli geçici ve %53 sürekli iş gücü kaybının bulunduğundan bahisle 491.873,35 TL maddi zararının bulunduğunun belirtildiği, ancak davacının olay tarihinde 9 yaşında olduğu ve gelir getirici herhangi bir işte çalışamayacağı gerekçesiyle geçici iş göremezlik hesaplaması yapılmaksızın sadece sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararın hesaplanması gerektiği, buna istinaden sunulan ve karara esas teşkil eden raporda ise davacının efor kaybına bağlı maddi tazminat tutarının 486.145,71 TL olarak hesaplandığı, davacıların manevi tazminat istemine gelince, tazminat istemine konu olan terör olayının oluş şekli, davacının yaralanması ve malul kalması ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin sorumluluğunu ortaya koyacak ve aynı zamanda zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek, miktar artırım dilekçesinden önce dava dilekçesinde talep edildiği şekliyle ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerden alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesi gerektiği, manevi tazminatın miktar artırım yoluyla artırılıp artırılamayacağı hususuna gelince, manevi zararın niteliği gereği sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgu olmadığı sürece kişinin manevi varlığında oluşan zararın arttığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat istemi yönünden miktar artırım talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin 486.145,71 TL'lik kısmının kabulü ile maddi tazminatın 100,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 26/05/2017 tarihinden, 486.045,71 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 07/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine, davacının geriye kalan maddi tazminat talebinin ise reddine, dava dilekçesinde talep edildiği şekliyle ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelere başvuru tarihi olan 26/05/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, oluşan zararda idarenin kusur sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem ya da eylemi olmadığı görülmekte olup, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın ise genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karara bağlanması gerektiği, istinafa konu kararın, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin davalı idarelerin istinaf başvurusunun ve maddi tazminat isteminin kısmen reddine ve maddi tazminata işletilen faize ilişkin davacıların istinaf başvurusunun incelenmesinden, 5233 sayılı Kanun'un amacı, gerekçesi ve 12. madde metninin birlikte değerlendirilmesinden, sulhnamenin imzalanmasından sonra dava açılmasına hukuki olanak bulunmadığı, dosya kapsamı içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacılardan ...'ın yaralanmasından kaynaklanan zararlarına yönelik 22/02/2017 tarih ve 27/01/2017/183 sayılı zarar tespit komisyonu kararı ile 13.448,14 TL ödenmesine karar verildiği ve alınan bu karar üzerine davacı ... adına anne ve babası tarafından velayeten verilen vekaletnameye istinaden vekil sıfatıyla Av. ... tarafından 20/03/2017 tarihinde sulhnamenin imzalandığı, bu durumda, bakılan davanın açıldığı 26/07/2017 tarihinden önce sulhname imzalanarak maddi tazminat istemi yönünden uyuşmazlığın giderildiği görüldüğünden, maddi tazminatı istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, sosyal risk ilkesi gereğince maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, istinafa konu kararın, manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden davacıların istinaf başvurusunun incelenmesinden, uyuşmazlıkta, davacılar anne ve babanın diğer davacı çocuk ...'ın dava açılmadan evvel Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 06/02/2017 tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile %32 oranında malul olduğunu öğrendikleri, ancak dava devam ederken dosyaya sunulan Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile %77 oranında malul olduğunu öğrendikleri, İdare Mahkemesince Adli Tıp uzmanı bilirkişilerce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde de ...'ın maluliyet oranının %53 oranında olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yargılama esnasında yeni bir durumun ortaya çıktığı, davacılardan ...'ın dava açılırken bilinen maluliyet oranının arttığının anlaşıldığı, bu durumda, davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunduğundan, miktar artırım yoluyla manevi tazminat tutarının artırılması talebinin reddine dair verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmayışı, sorumluluğunun sosyal risk ilkesine dayanması, olayın oluş şekli, yaralanmanın ve maluliyetin boyutu ve verdiği üzüntü, manevi tazminat tutarı yönünden ilkesel olarak belirledikleri tutar dikkate alınarak değerlendirme yapılması üzerine, davacılardan ... için 35.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın tazmin edilmesine ve bu miktarı aşan manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı ...'ın maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin davalı idarelerin istinaf başvurusunun reddine, davacı ... için 35.000,00 TL manevi tazminatın 30.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 26/05/2017 tarihinden, 5.000,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 07/05/2020 tarihinden itibaren, ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 26/05/2017 tarihinden, 5.000,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 07/05/2020 tarihinden itibaren, ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 26/05/2017 tarihinden, 5.000,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 07/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, ve bu miktarı aşan manevi tazminat isteminin reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, imzalanan sulhname sonrası zararlarının arttığı, anne ve baba tarafından imzalanmadığından sulhnamenin geçersiz olduğu, sonradan komisyonca tekrar tazminat önerildiği ancak kendilerince kabul edilmediği, sulhnamedeki miktar ile gerçek zarar arasında büyük fark olduğu, 9 yaşındaki kişinin sulhnamedeki miktarın kendisi için yeterli olup olmayacağını takdir edemeyeceği, olayın özel koşulları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, yaşanılan bu hadise sonucu hayatlarının geri kalanının olumsuz etkilendiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, terör saldırısı ile ilgili olarak önceden alınan istihbari bir bilginin bulunmadığı, 5233 sayılı Kanuna göre gerekli işlemlerin yapıldığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu, reddolunan maddi tazminat üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı haline getirilmeyeceği, manevi tazminat istemi yönünden miktar artırımın kabul edilmesinin isabetsiz olduğu iddialarıyla; davalı Gaziantep Valiliği tarafından ise, 5233 sayılı Kanuna göre gerekli işlemlerin yapıldığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu, reddolunan maddi tazminat üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ve diğer davalı Gaziantep Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kabulü, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, ...'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, Beybahçe Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu bir gözünü kaybetmesi ve vücudunun sol tarafından kısmi felç geçirmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle davalı idareye yapılan başvuru üzerine, Gaziantep Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 22/02/2017 tarih ve 27/01/2017/183 sayılı kararı ile 13.448,14 TL ödenmesine karar verildiği ve alınan bu karar üzerine davacı ... adına anne ve babası tarafından velayeten verilen vekaletnameye istinaden vekil sıfatıyla Av. … tarafından 20/03/2017 tarihinde sulhnamenin imzalandığı, akabinde 26/05/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvurularak genel hükümlere göre tazminat talep edildiği, başvurunun Gaziantep Valiliğine iletildiği, Gaziantep Valiliği'nin … tarih ve … sayılı yazısı ile 5233 sayılı Kanuna göre maddi tazminatın ödendiği, manevi tazminatın ise anılan Kanunda düzenlenmediği belirtilerek başvurunun reddi üzerine 26/07/2017 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı, 20/05/2019 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesi ile davacıların talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin artırıldığı görülmektedir.
Öte yandan, ... hakkında düzenlenen 06/02/2017 tarihli Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma hastanesi engelli sağlık kurulu raporunda, ...'ın %32 oranında özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının bulunduğunun, raporun geçerlilik süresinin 1 yıl olduğunun belirtildiği; işbu dava açıldıktan sonra alınan Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27/04/2018 tarihli raporunda ise, "travma sonrası ıntrakranial kanama sekeli, sol hemiparezi, bomba patlaması sonucu Meram Tıp Fakültesinde plastik cerrahide opere edilmiş, protez göz takılmış, norolojik muayene sağda protez göz mevcut nöröşirurjik puan yok, ateşli silah yaralanması sonrası olan şikayetleri nedeniyle opere, sağ maksilla kemik kaybı, frontal kemik defekti, plak-vida ile rekontrüksiyon, yüzde maksillar sinüs kaybı vücutta yanık skarları mevcut, sağ protez göz (travmatik), sol tarafta güçsüzlüğü var, kafatasının sağ tarafında travma izleri var, yürümesi düz zeminde sınırlı, nondominant ince beceride azlık, sol üst ekstremitede" şeklinde bulgu, tetkik, bilgi ve teşhislere yer verilerek, ...'ın %77 engel oranının bulunduğunun tespit edildiği, raporun geçerlilik süresinin sürekli olduğu görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince, yaralanan ...'ın dava açıldıktan sonra alınan sağlık kurulu raporlarına göre engel oranının arttığı, bu durumda davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunduğundan, miktar artırım yoluyla manevi tazminat tutarının artırılması talebinin kabulü yönündeki değerlendirme Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bununla birlikte, Bölge İdare Mahkemesince, ... için 35.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle ...'ın uzun süre yanık tedavisi gördüğü, vücudunda yanık izler kaldığı, bir gözünü kaybettiği ve vücudunun sol tarafından kısmi felç geçirdiği de dikkate alındığında davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
B) Temyize Konu Kararın ...'ın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, … Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, yapılan başvuru üzerine Gaziantep Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 22/02/2017 tarih ve 27/01/2017/183 sayılı kararı ile ...'ın yaralanması sebebiyle 5233 sayılı Kanuna göre 13.448,14 TL tazminat önerisinde bulunulduğu, bu miktarın %32 engel oranı ve 60 günlük tedavi ve istirahat süresi baz alınarak hesaplandığı, bu açıdan önerilen tutarın Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi ve (b) bendine göre belirlenen tutarların toplamından oluştuğu (7000 X 0,096058 X 6 + 7000 X 0,096058 X 14 = 13.448,14), bu miktar üzerinden sulhname imzalandığı anlaşılmakla beraber dava açıldıktan sonra alınan rapora göre ...'ın engel oranı artarak tüm vücut fonksiyon kaybının %77 oranına yükseldiği görüldüğünden oluşan yeni duruma göre Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre yeniden maddi tazminat hesabı yapılması, daha önce %32 oranında engel oranına göre hesaplanıp sulhname sonucu ödenen tazminatın tenzil edilerek maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden yapılacak hesaplamada son işlem tarihi olarak İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun reddedildiği 02/06/2017 tarih tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun reddedildiği 02/06/2017 tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre davacının olay sebebiyle yaralanmasından kaynaklanan % 77 oranında iş gücü kaybı oranının Ek-D cetvelde karşılık gelen katı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan, daha önce % 32 oranında iş gücü kaybı için ödenen ve hesaplaması yukarıda izah edilen 9.413,68 TL'nin düşülmesi sonucu bulunacak maddi tazminatın davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, ...'ın maddi tazminat isteminin reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmının bozulması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, işbu bozma kararı sonrası hükmedilecek maddi ve manevi tazminat tutarının tamamına (miktar artırımına konu kısım dahil) davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların genel hükümler uyarınca idareye başvurduğu 26/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!