WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/28 E.  ,  2023/6592 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/28
Karar No : 2023/6592

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: I. Huk. Müş.Yrd. V. …

İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının esasa ilişkin kısmının onanmasına, faiz ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 20/05/2021 tarih ve E:2016/1830, K:2021/2435 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; İstanbul Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olaylar sırasında sol kulağının biraz üzerindeki temporal bölgeye gaz fişeği isabet etmesi neticesinde yaralandığından bahisle olayda idarenin hizmet kusuru olduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık şimdilik 1.500,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Gezi Parkı olayları sırasında eylemcilere müdahale eden çevik kuvvet ekibinin müdahale esnasında çevrede bulunan ancak eyleme katılmayan kişilerin de bundan zarar görmesine sebep olduğu, idarenin bu zararın meydana gelmesinde denetim görevini yerine getirmemekle dolaylı bir şekilde zarara sebebiyet verdiği, davacı tarafından maddi tazminat kalemlerinin kaybolan/çalınan bisiklet, kask ve sırt çantası ile sırt çantasında bulunduğu iddia edilen 1.200,00 TL tutarındaki para olarak açıklandığı ancak iddiaya ilişkin belge sunulamadığından maddi tazminat talebinin ispatlanamadığı ve davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi ve maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Taraflarca yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının onanmasına, kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden faiz talebine yönelik hüküm kurulmamasına ve maddi ve manevi tazminat istemli olarak bakılan davada davalı idare lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısımlarının bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından; İdare Mahkemesince davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilmekle birlikte hükmedilen manevi tazminat tutarının yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı, davalı idare tarafından; manevi tazminatın yasal koşulunun ağır zarar ve ağır kusurun bir arada bulunması olduğu, davacının yaralanmasına polis memurlarının sebebiyet verip vermediğinin tespit edilmediği, harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, davacının karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; 31/05/2013 tarihinde iş çıkışında bisikleti ile İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan İstiklal Caddesine gittiği, Ömer Ağa Camii'nin karşısındaki sokağın başında izleyici konumundayken polis tarafından şiddete maruz kaldığı, sol kulağının hemen üzerinden gaz fişeği ile vurulduğu, başından aldığı darbe sonrası yere düştüğü, çevredekiler tarafından Taksim İlkyardım Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, ilk müdahalenin burada yapıldığı, sol temporal bölgede çökme kırığı tespit edildiği ve ameliyata alındığı, 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldığı, iyileşme sürecinin uzun sürdüğü, işe gidemediği, İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/01/2014 tarihli raporunda kendisinde saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte ağır olduğunun belirtildiği ve olayın gerçekleşmesinde kusuru olduğu iddialarıyla davalı idareye yapılan 30/05/2014 tarihli başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için; ortada bir zararın bulunması, zarara sebebiyet veren işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması şartları aranmaktadır. Bu şartlardan birinin yokluğu, kural olarak idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı İdarenin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 20/05/2021 tarih ve E:2016/1830, K:2021/2435 sayılı kararının İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının onanmasına ve kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden faiz talebine yönelik hüküm kurulmaması yönünden bozulmasına dair kısımları kaldırılarak davalı idarenin temyiz istemi bu yönlerden yeniden incelendi:
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 31/05/2013 tarihinde emniyet güçlerince yapılan müdahale esnasında atılan gaz bombası nedeniyle yaralandığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu gaz fişeğinin atılma anına ilişkin görüntü kaydının bulunmadığı ve dosya kapsamında davacının iddiasını destekleyecek başkaca bilgi ve belge de olmadığı göz önüne alındığında, uğradığını iddia ettiği zararı doğuran eylemin idareden kaynaklandığına ilişkin davacının beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, açık, net ve somut bir delil bulunmadığı; bir başka anlatımla, iddia olunan zararın idarenin eyleminden kaynaklandığını ortaya koyan bir illiyet bağının olmadığı dikkate alındığında, olay nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı tarafından 2016/9422 başvuru numarası ile Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 13/02/2020 tarihli karar incelendiğinde, başvurunun dava konusu olay sebebiyle ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle eziyet yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olduğu, anılan kararda "olaya ilişkin kamera kayıtlarında gaz fişeğinin ne şekilde atıldığının açık olarak görülme olanağının bulunmadığı"nın belirtildiği dikkate alındığında savcılık dosyasında etkin soruşturma yapılıp yapılmadığına yönelik olarak verildiği anlaşılan ihlal kararının bakılmakta olan davada illiyet bağının varlığını göstermediği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabul edilmesinde hukuki isabet bulunmadığından İdare Mahkemesi kararının bu kısmının bozulması gerekmektedir.
Davacının Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Davacının uğradığını iddia ettiği zararın, idarenin eyleminden kaynaklandığını ortaya koyan bir illiyet bağının bulunmaması nedeniyle İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, Danıştay Onuncu Dairesinin karar düzeltmeye konu kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmın onanmasına dair kısmına karşı davacı tarafından yapılan karar düzeltme isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle reddedilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının karar düzeltme isteminin gerekçeli REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
3. ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 07/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) - KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 31/05/2013 tarihinde iş çıkışında bisikleti ile İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan İstiklal Caddesine gittiği, Ömer Ağa Camii'nin karşısındaki sokağın başında izleyici konumundayken polis tarafından şiddete maruz kaldığı, sol kulağının hemen üzerinden gaz fişeği ile vurulduğu, başından aldığı darbe sonrası yere düşen davacının çevredekiler tarafından Taksim İlkyardım Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, ilk müdahalenin burada yapıldığı, sol temporal bölgede çökme kırığı tespit edildiği ve ameliyata alındığı, 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldığı, iyileşme sürecinin uzun sürdüğü, işe gidemediği, İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/01/2014 tarihli raporunun davacıda saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte ağır olduğu yönünde olduğu, olayın gerçekleşmesinde idarenin kusuru olduğundan bahisle davalı idareye yapılan 30/05/2014 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından dava konusu yaralanma olayı sebebiyle yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 2016/ 9422 başvuru numaralı ve 13/02/2020 tarihli ihlal kararında; "...Kargaşa ortamlarında kolluk görevlilerinin kontrollü hareket etme ve müdahaleyi gerektiren duruma yol açan kişiler dışındakilerin müdahaleden mümkün olduğunca etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülükleri bulunmaktadır. Olay nedeniyle dinlenilen kolluk görevlileri başvurucunun yaralanmasından haberleri dahi olmadığını, başından yaralanan kimseyi hatırlamadıklarını beyan etmiş, başvurucunun müdahaleyi gerektiren bir davranış biçiminden bahsetmemişlerdir. Bu durumda kolluğun yakalamaya veya etkisiz hâle getirmeye çalışırken başvurucuyu yaraladıkları yönünde bir bulguya rastlanmamıştır. Dolayısıyla kargaşa ortamına yol açtığı ileri sürülmeyen başvurucunun başından yaralanması olayında kolluğun gerekli tedbirleri almadığı ve kontrolsüz bir şekilde gaz fişeği atmak suretiyle başvurucunun yaralanmasına sebep olduğu değerlendirilmektedir. Somut olayın gerçekleşme koşulları ve özellikleri, başvurucunun yaralanmasının niteliği ile başvurucu üzerindeki muhtemel fiziksel ve ruhsal etkileri birlikte dikkate alındığında kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen muamelenin belli bir ağırlık derecesine ulaştığı ve olayda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının gerektirdiği asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı sonucuna varılmıştır..." tespiti bulunmaktadır. Her ne kadar söz konusu karar savcılık soruşturmasına ilişkin olsa da kararda kolluk kuvveti tarafından atılan gaz fişeğinin davacının yaralanmasına sebep olduğunun tespitinin yapılmış olduğu dikkate alındığında dava konusu olay ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulü ile davacının zararının karşılanması gerekmekte olup, davacının karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.