WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2280 E.  ,  2023/6708 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2022/2280
Karar No: 2023/6708

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi Adlarına Asaleten ... Adına Velayeten
1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Rektörlüğü / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların bebeği ...'in Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğü sırada enfeksiyon kaparak menenjit geçirmesinde ve bu hastalığın teşhis edilmeden ilerleyerek hidrosefali hastalığına neden olmasında, bu süreçte aşırı antibiyotik kullanımından kaynaklı akut böbrek yetmezliği gelişmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 20.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 23/10/2019 tarih ve E:2019/6107, K:2019/7074 sayılı bozma kararına uyularak, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu olayda davalı idarenin kusurunun bulunmadığı, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bebeklerinin yaşadığı sağlık sorunlarının ve vücudundaki kalıcı sekellerin Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan hatalı uygulamalardan kaynaklandığı, çoklu antibiyotik kullanımı sırasında bebeklerinin vücudunda ve yüzünde gözle görülür ve belirgin şişmeler meydana geldiği, sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde altı aylık bir tedavinin sonucunda hayata döndürülebildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan raporda çoklu antibiyotik kullanımına bağlı böbrek yetmezliği olduğunun açık bir şekilde belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi kayıtlarının hükme esas alınmamasının hukuka aykırı olduğu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun sadece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tanzim edildiği, hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyada mevcut epikriz kayıtlarına göre;
Davacı, anne Yelda Özgezerim 22/08/2010 tarihinde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 33-34 haftalık bradikardik bebek tanısı ile sezeryanla doğum yapmış, doğumu takiben bebekte solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine "Prematüre, RDS, fetal bradikardi, hipoksik iskemik ensefalopati" tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım servisinde takip ve tedaviye alınmış, çekilen kranial utrasonografide bilateral lataral ventriküllerde genişleme, sol koroid pleksusda 5 mm anekoik kistik görünüm olduğu saptanmış, 12/09/2010 tarihinde ailenin isteği ile "PM, RDS, Böbrek Yetmezliği" tanıları ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiştir.
Hacettepe Üniversitesinde "İyi tedavi edilmemiş menenjit, çoklu antibiyotik tedavisine bağlı olduğu düşünülen akut böbrek yetmezliği, tetraventriküler hidrosefali, hipotroidi" tanılarıyla tedavisi düzenlenmiş, burada çekilen kranial utrasonografi sonucu menenjit sekeli ile uyumlu gelmiş, ve BOS (beyin omirilik sıvısı) boyalı bakısı sonuçları menenjit ile uyumlu değerlendirilmiş, iyi tedavi edilmemiş menenjit olarak kabul edilen vakaya yönelik antibiyotik tedavisi düzenlenmiş, tedavi sürecinde bebeğe V-P şant takılmış, genel durumu düzelen bebek önerilerle taburcu edilmiştir.
Bu arada davacılar tarafından, 05/04/2011 tarihinde davalı idareye müracaat edilerek, ...'in Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gördüğü tedavi sırada enfeksiyon kaparak menenjit geçirmesinde ve bu hastalığın teşhis edilmeden ilerleyerek hidrosefali hastalığına neden olmasında, bu süreçte aşırı antibiyotik kullanımından kaynaklı akut böbrek yetmezliği gelişmesinde idarelerinin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunulmuş, talebin reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda, '' 29 yaşındaki annenin 1. gebeliğinden 1. yaşayan olarak 33 haftalık sezeryan ile 2200 gram olarak doğduğu, 1. dakikada ağladığı, Apgar skorlarının 4 ve 7 olduğu, solunum sıkıntısı olan hastanın yenidoğan yoğun bakıma alınarak izlendiği burada respiratuvar distres sendromu tanısı ile sürfaktan tedavisi ve menenjit tanısında da etkili olacak şekilde 2li antibiyotik (ampisilin, genta) verildiği, bu tedavinin tıbbı endikasyon olarak doğru ve yeterli olduğu, antibiyotik tedavileri ile birlikte diğer destek tedavilerini aldığı, 01/09/2010 tarihinde gönderilen kontrol CRP değeri yükselme olan ve genel durum bozukluğu tespit edilen hastanın antibiyoterapisi meronem+zyvoxid olarak değiştirildiği, ampisilin+genta ve meronem+zyvoxid antibiyoterapilerinin menenjit tedavisinde kullanılan ilaçlardan olduğu, dosyadan antibiyotiklerin verilme dozları kayıtlı olmadığından dozların uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı, bebek 5 günlükken böbrek fonksiyonlarında bozulma ortaya çıktığı ve diyaliz tedavisi önerildiği, akut böbrek fonksiyon bozukluğunun konjenital böbrek hastalığı, hipoksi, ilaç yan etkisi v.s. gibi nedenlerle ortaya çıkabileceğinin tıbben bilindiği, asfiktik doğan, erken doğan, mekanik ventilatöre bağlanan yoğun bakım hastalarında akut böbrek hasarı riskinin arttığının tıbben bilindiği, bebekteki böbrek hasarının etyolojisinin tıbben ayrımı yapılamamakla beraber verilen ilaçların yan etkisine bağlı geliştiğinin ve verilen ilaçların uygun dozlarda verildiğinin kabulü halinde bu yan etkinin her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, böbrek fonksiyon testleri ile takip edilmesi ve kontrol biyokimyada üre kreatinin değerleri yüksek olarak gelen hastanın GFR değerine göre antibiyotik tedavisinin değiştirilmesi ve dozu ayarlanmasının tıbben uygun olduğu, linezolid antibiyoterapisinin sepsisli akut böbrek hasarı olan hastalarda kullanılan etkili antibiyotiklerden biri olduğu, hasta tedavi ve takip altındayken aile yakınlarının istek ve onayları ile ileri merkeze gitmek üzere taburculuğu yapıldığı,
Beyin ultrasonografisinde 3. ve 4. ventrikül normalden geniş, ventrikul duvarları kalınlaşmış, ekojeniteleri artmış ve yer yer nodüller izlenmekte olduğu, bulgular geçirilmiş menenjit sekeli değişiklikler ile uyumlu olduğu şeklinde raporlandığı, baş çevresi takibinde artış olması nedeniyle yapılan beyin tomografisinde tetraventriküler hidrosefali ve sağ koroid pleksusa lokalize kanama tespit edilerek ventrikuloperitoneal şant uygulandığı, beyin manyetik rezonans görüntülemede chiari malformasyonu tespit edildiği, küçükte tespit edilen Chiari malformasyonu; beyin sapı ve serebellumun servikal spinal kanala doğru yer değiştirmesi ile birlikte olan art beyinin (hind brain) konjenital bir anomalisi olup ilerleyen nörolojik defisitler ve ek patolojiler bulunduğunda cerrahi tedavi gerekebilecek doğumsal bir hastalık olduğunun tıbben bilindiği, küçükteki mevcut hidrosefalinin konjenital bir anotomik bozukluk olduğu, menejitle ilişkilendirmenin tıbben uygun olmadığı, radyolojik olarak geçirilmiş menenjit tanısının kesin olarak söylenemeyeceği ancak BOS biyokimyasının menenjiti desteklediği, iyi tedavi edilmemiş menenjitin bir tanı olduğu ve antibiyotik tedavisi alan hastalarda menenjit bulgusu saptandığı durumlarda kullanıldığı, hastanın eksik yada yetersiz tedavi edildiğinin kanıta dayalı olarak söylenmesinin mümkün olmadığı göz önüne alındığında küçüğe Dicle Tıp Fakültesi Hastanesinde bebeğin doğum ve takibinde görevli sağlık personellerinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı'' yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, yukarıda aktarılan değerlendirmeler doğrultusunda hekime herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinden bu yolla idarenin de hizmet kusuru bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bebeğin doğum ve takibinde görevli sağlık personellerinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığının belirtilmesi karşısında, davacılardan ...'e doğumundan sonra konulan tanıların davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi için gereken koşullar oluşmamıştır.
Bununla birlikte, olaya yönelik olarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle, " dosyadan antibiyotiklerin verilme dozları kayıtlı olmadığından dozların uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı, bebek 5 günlükken böbrek fonksiyonlarında bozulma ortaya çıktığı ve diyaliz tedavisi önerildiği, akut böbrek fonksiyon bozukluğunun konjenital böbrek hastalığı, hipoksi, ilaç yan etkisi v.s. gibi nedenlerle ortaya çıkabileceğinin tıbben bilindiği, asfiktik doğan, erken doğan, mekanik ventilatöre bağlanan yoğun bakım hastalarında akut böbrek hasarı riskinin arttığının tıbben bilindiği, bebekteki böbrek hasarının etyolojisinin tıbben ayrımı yapılamamakla beraber verilen ilaçların yan etkisine bağlı geliştiğinin ve verilen ilaçların uygun dozlarda verildiğinin kabulü halinde bu yan etkinin her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği " yönünde görüş bildirilmiştir.
Bakılan davada, davacılardan ...'in Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yeni doğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğü süreçte verilen antibiyotiklerin verilme dozlarının kayıtlı olmaması sebebiyle dozların uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığından, olaydaki bu tıbbi kayıt eksikliği nedeniyle davacıların, ...'de tedavi gördüğü süreçte meydana gelen böbrek hasarının nedenine hiçbir zaman ulaşamayacakları ve ömür boyu şüphe duyacakları açıktır.
Bu durumda; oluşan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği de gözetilmek suretiyle tazmini gerekirken, manevi tazminat talebinin reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının oy birliğiyle ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının oy çokluğuyla BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2023 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup, kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.